İman Esasları

İslam Dininin Şartları

Türkçe anlamı: “Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.”

: “ Kovulmuş olan şeytandan Allah’a sığınırım.”

Euzü’nün (Sığınırım’ın) =İstiazenin Tefsiri:

a-  İnatçı ve kibirli olan şeytanın din ve dünya işleriyle ilgili konularda bana zarar vermesinden veya yapmam emir olunan şeylerden beni alıkoymasından Allah!a sığınır ve onun yardımıyla korunurum.  Racim: Kovulmuş.

b-Şeytanın arkadan çekiştirmesi ,yüze karşı alay etmesi ,vesvese vermesinden de yine her şeyi yaratan ,işiten ,bilen yüce Allah’a sığınırım.Çünkü onun insanlara zarar vermesini alemlerin rabbi olan Allah’tan başkası önleyemez.

Besmele

Surelerin başındaki besmeleler,başlı başına birer ayettir.Başında bulunduğu surelerin bir parçası değildir.Ayrıca surelerin başlangıç ve bitiş yerlerini belirtmek için vahiy edildiği de söylenmiştir.

Besmele ilk vahiy edilen ayettir. Besmeleden sonra Alak Suresinin ilk beş ayeti vahiy edilmiştir.İkinci vahiy edilen sure ise Müddesir suresidir.

Besmelenin anlamı:Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın ismi ile başlarım.

Besmelenin Tefsiri:Besmelenin ”B” si harfi cerdir.Müteallakı mahfuzdur (gizlidir)Okunduğu yere göre müteallakı değişir.Onun için  besmelenin manası çok geniş ve derindir.Kuran okurken okurum ve başlarım manasına gelmektedir.Yine okunduğu yere göre işlerim,içerim…gibi manalara gelmektedir( Müteallak:Bir işin yapılış sebebi,nedeni demektir.)

Allah ismi bütün varlıkların yaratanı olan  Rabbimiz’ in özel ismidir.

Rahman ve rahim kelimeleri “rahmet” kelimesinden türetilmiş iki sıfattır. Bunların her birinde diğerinde bulunmayan ayrı ayrı manalar vardır.Bu iki kelime Allah lafzının sıfatlarıdır.Mübalağa için söylenmiş isimlerdir.Fazlalık ve ihsan manalarına gelirler.

A-Rahman kelimesi : Rahmeti büyük manasındadır.bu rahmetin büyüklüğü onun sürekliliğini gerektirmez. Rahman sıfatı iki şekilde açıklanır.

1- Rahman ; dünyada Müslümanlara ve kafirlere ve bütün mahlukata ihsan eden , rızkını veren demektir.Ahirette ise sadece Müslümanlara ihsan eden ,nimetler veren Allah demektir.

2- Rahman ; Dünyada az ihsan eden nimetler veren Allah  demektir.Çünkü dünya nimetleri ne kadar çok olursa olsun ahirette ki nimetlere göre çok küçük bir parçadır. Ahiret nimetleri o kadar büyüktür ki dünya nimetleri onun yanında çok küçük bir parça kalır.

B-Rahim kelimesi:Rahmeti devamlı demektir.bu sıfat süreklilik ifade eder. Allah’ın rahim sıfatı sadece Müslümanları içine alır.Ahirette nimetlerini sadece müminlere veren manasınadır.Allah dünyada herkese nimet verdiği halde , kendisine inananlara ahirette özel muamele yapacaktır.Kuranda geçen “Rahman” ve  “Rahim” kelimeleri hep bu anlamda kullanılmıştır.

Bu Açıklamalara Göre Besmelenin Manaları:

1-Dünyada müminlere ve kafirlere ,ahirette yalnız Müslümanlara ihsan eden Allah’ın ismi ile okur ve yazarım.

2-Kullarına dünya ve ahirette rızklarını ihsan eden(veren),dünyada az veren Allah’ın ismi ile olur ve yazarım.

Demek ki her iş ve her hareket ve zamana göre besmelenin anlamı değişir ve değerlendirilir.

Besmele lafız itibariyle çok kısadır.Mana itibarıyla çok geniştir.Besmele her helal olan şeylerin anahtarıdır.Besmele ile başlanmayan bütün işler yarım ve eksiktir.

Besmelenin hükümleri:Besmele ile amel konusunda Müslümanlar üzerine beş hükmün geçerli olduğu söylenir.

1-Hayvan kesileceği zaman ,av hayvanına ateş edileceği zaman veya av köpeği av üzerine salınacağı zaman besmele çekmek farzdır.Bu sayılan şeyler yapılırken bile bile besmele söylenmezse  o hayvanın eti yenmez. Ancak unutularak söylenmezse bir şey olmaz.o hayvanın eti yenir.Bu hallerde besmele söylemek farz olsa bile Allah ismini söylemek fazdır.Bu hallerde en faziletli olan şey “Bismillahi Allahu Ekber” demektir.Kuran yazılırken her surenin başına besmele yazmak farzdır.Tövbe suresinin başına besmele yazılmaz.

2-  Besmelenin okunacağı yerlerin hükmü  konuda farklı görüşler de vardır Bunlar:

a-Besmelenin fatiha suresinin bir ayeti olduğu göz önüne alınarak Fatiha’dan önce okuması vaciptir.

b- Namazın dışında kuran okunurken Euzü  besmele okumak vaciptir .

c- Namaz dışında kuran okunurken Euzu Besmele çekmek sünnettir.

d- Her işin öncesinde besmele söylemek sünnettir.

e-Namaz kılarken Fatiha Suresinden önce Euzü Besmele okumak sünnettir.

3-Namazda fatiha ile sur arasında ,yürümek ve helal olan günlük işlerimiz yaparken besmele okumak mubahtır.(güzeldir).

4-Allah’ın yapılmasını haram saydığı şeyleri yaparken besmele okumak haramdır.Haram bir işi yaparken besmele çekmeyi helal sayan bir kimse kafir olur.Haram bir işi yaparken besmele  söylemenin helal olduğunu söylemeden ,besmele söylerse kafir olmaz.Ancak tövbe etmesi gerekir. Çalınan veya zorla alınan bir mal ödenirken besmele çekmek haramdır.Yaptığı bir suçu ve o suçu yaparken Allah’ın ismini küçümseyerek besmele çeken bir kimse kafir okur.Bir hırsız çaldığı bir havyanı boğazlasa ve bu boğazlanmış hayvanı sahibi bulsa bu hayvanın eti yenmez.

5-Tövbe suresinin başında besmele söylemek güzel değildir(Kerahettir)Ayetleri arasında besmele söylemek müstehaptır. (güzeldir.)

                 İmam Azam Ebu Hanife ve İmam Şafi’ye Göre Besmelenin Hükmü.

1-Ebu Hanife’nin ve bir gurup fıkıh bilginine göre besmele, Fatiha’dan ve diğer surelerden bir ayet degildir.Sadece Neml Suresinin 30cu ayetinde geçen besmele ayettir. Diğerleri sure başlarında sureleri bir birinden ayırmak için yazılmıştır.Onun için namazlarda sesli okunmaz.

2-İmam Şafi’nin ve bir gurup fıkıh bilginine göre ,besmele Fatiha ve diğer surelerin ilk ayetidir.Şafi mezhebinden olanlar besmele’yi namazda sesli okurlar.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

1- Namaz

Namaz Abdestinin Farzları.

1-Yüzü bir defa yıkamak.

2-Kolları dirseklerle beraber yıkamak.

3-Başın dörtte birine bir defa mesh etmek

4-Ayakları topuklarla beraber yıkamak.

Gusül Abdestinin Farzları.

1-Ağzımızı boğazımıza kadar bir defa  su ile yıkamak

2-Burnumuzu bir defa genzimize kadar su ile yıkamak

3-Vücudumuzun dışını hiç kuru yer kalmayacak şekilde su ile yıkamak.

 (*** Ek Bilgi:Gusül abdestinde vücudumuzun dışı; su ile hiç kuru yer kalmayacak şekilde yıkanır.Hanefi mezhebine göre ; ağzın içi ile burnun içi vücudun dışından sayılır.***).

Teyemmüm Abdestinin Farzları:

1-Niyet etmek.

2-Ellerimizi temiz toprağa veya toprak c,insinden bir şeye vurup yüzümüzü bir defa mesh etmek.

3-Ellerimizi temiz toprağa veya toprak c,insinden bir şeye vurup kollarımızı bir defa mesh etmek.

 

                                         Mest Üzerine Mesh Etmek.

Yolcu olmayanlar için mest üzerine mesh etmenin süresi 24 saattir.Yolcu olanlar için bu süre 72 saattir.

Yolculukta Mesh Süresi Ne Zaman Başlar?

Bu süre mestleri ayağımıza giydiğimiz andan itibaren başlamaz.Abdestli olarak meshleri ayağımıza giydikten sonra ,abdestimiz bozulduğu andan  sonra başlar.Örnek:Sabah saat 8.00 da abdest alıp mestlerimizi ayağımıza giydikten sonra abdestimiz saat 10.00 da bozulsa .Bu belirtilen süreler saat 10.00 da başlar.

Sargı Üzerine Mesh:Herhangi bir sağrı üzerine mesh etmenin süresi yoktur.Yani rahatsızlık geçinceye kadar sağrını üzerine mesh edilir

Namazın Dışındaki Farzları

       1-Hadesten Taharet: Namaz Abdesti ve Gusül Abdesti almış olmak

2-Necasetten Taharet:Ütümüzün başımızın ve namaz kılacağımız yerin temiz olması.

3-Setri Avret:Kadınların el ,yüz ve ayakları hariç bütün yerlerinin örtülü olması.Erkeklerin göbek ve diz kapakları arasının örtülü olması.

4-İstikbali Kıble:Kıbleye yönelmek.

5-Vakit:Kılacağımız namazın vaktinin girmiş olması.

6-Niyet:Hangi namazı kılacaksak o namaza niyet etmek.

            Namazın İçindeki Farzları

        1-Başlama Tekbiri:Namaza “Allahü Ekber “diye başlamak.

        2-Kıyam:Namazda ayakta dik durmak.

        3-Kıraat:Namaz kılarken Fatiha Suresini okumak  ; Kuran’dan kısa bir sure veya bu sure uzunluğuna denk bir ayet okumak veyahut bu kısa sure uzunluğuna denk üç kısa ayet okumak

a-Hanefi mezhebine göre ; namaz kılarken Fatiha Suresini okumak vaciptir.Kuran’dan sure ve ayet okumak ise farzdır.

b- Diğer mezheplerde vacip kavramı yoktur.Bu bakımdan bu mezheplere göre; Fatiha Suresinin okuması Farzdır.Yine Kuran’dan ; ayet ve sure okumak farzdır.Farz olan kıraatin ölçüsü  bu mezheplere göre değişiklikler gösterir.

4- Rüku:Kıyamdan sonra ellerimizi dizlerimize koyarak baş ve sırtın düz olması.Kadınların ellerini baldırlarının ortasına koyarak vücutlarını hafifçe eğmesi.

5-Secde:Erkek ve kadınların namaz kılarken ; ayak uçlarının dizlerinin,ellerinin ,alın ve burunlarının yere koymasıdır.

Secde sırasında baş iki elimizin arasında olur. Erkeklerin belleri düz kolları ik yana açık olur. Kollarını yere koymazlar. Kadınların belleri büzüşük , kolları yanlarına yapışık başları elleri arasında  ve kolları yere değer halde olu.Secde yapılarak yerin sert olması yani secde yapılan yerin sertliğini alnımızda ve diğer organlarımızda hissetmemiz gerekir.

      6- Kadei Ahire:Namazdan çıkacağımız zaman Ettehiyyatü Duasını okumak ve bu duayı okuyacak kadar bir süre beklemektir.

            Namaz Abdestinin Sünnetleri

1-Elleri bileklere kadar üç kere yıkamak.

2-Abdeste başlarken: “Bismillahülazim velhamdülillas ala dinil İslam .” demek ve dişleri misvak veya  fırçalamak .

3-Ağza ve burna su vermek.

4-Parmakları hilallemek.(Parmakların hilallenmesi;ellerimizi yıkarken bir elin parmaklarını , diğer elin parmakları arasına geçirip ileri geri hareket ettirmektir.).

5-Yüzümüzü yıkarken niçin abdest alıyorsak o iş için abdeste niyet etmek.

6-Ağzı burnu ve kolları ve ayakları üçer defa yıkamak.

7-Başın her tarafını mesh etmek.

8-Tertibe uymak.Yani evvela yüzü ,sonra kolları yıkayıp başa mesh etmek ve daha sonra ayakları yıkamak.

9-Şahadet parmağı ile kulağın içini ve baş parmağı ile kulağın dışını mesh etmek.

10-Bir kimse önce ayağını veya kollarını yıkasa ,daha sonra da ,diğer abdest azalarını yıkasa Abdesti geçerlidir.Yalnız sünnete uymamış olur.

          Namaz Abdestinin Müstehabları

1- Parmakta bulunan yüzük geniş ise oynatmak,altına su geçmeyecek kadar dar ve oynatmakla altına su geçirmek mümkün ise oynatarak, değilse parmaktan yüzüğü çıkarıp altını yıkamak farzdır.

2-Abdest alırken kıbleye dönmek.

3-Yüksek bir yere oturarak abdest almak

4-İbrikle  abdest alıyorsak , ibriğin sapını üç kere yıkamak

5-Ne iş için abdest alıyorsak , o işin adını kendi duyabileceğimiz bir sesle söylemek.

6-Her azayı besmele veya Kelimei Şahadetle yıkamak.

7-Özrümüz yoksa , abdestimizi önceden alıp namaza hazır olmak.

8-Abdest alırken mecbur kalmazsak konuşmamak .

9-Oruçlu değilken ağzımızı çalkalarken ve burnumuza su çekerken aşırı davranmak ,yani mübalağa etmemek.

10-Ağza ve buruna sağ elimizle su vermek.

11- Sol elimizle sümkürerek.

12-Kulaklarımızı mesh ederken küçük parmaklarımızı kulaklarımıza sokmak.

13-El ve ayaklar  yıkanırken sağdan başlamak.Biliyorsak namaz abdesti dualarını okumak.

           Namaz Abdestinin Mekruhları

1-Özürsüz olarak abdest alırken konuşmak.

2-Sağ elle sümkürmek.

3- Abdest azalarını üçten az veya fazla yıkamak.

4-Özürsüz olarak başkasından yardım istemek .

5- Suyu yüzüne şiddetli vurmak.

6-Tertibe uymadan abdest almak.

           Namaz Abdestini Bozan Şeyler

1-Önden ve arkadan çıkan pislik ve arkamızdan çıkan yel.Her azadan çıkan kan ,irin ve sarı suyun çıktığı yerde durmayıp çevresine yayılması.

2-Ağız dolusu kusmak.Ancak boğazdan çıkan balgam abdesti bozmaz.

3-Yatıp uyumak. Veyahut dayanıp , dayandığı şey alındığı zaman düşecek kadar uyumak.

4-Sarhoş olmak.

5-Bayılmak.

6- Namaz kılarken yanımızdaki ada işitecek kar sesle gülmek.Cenaze namazı kılarken veya okuma secdesi(tilavet secdesi) yaparken yanımızdaki adam işitecek kadar bir sesle gülersek abdestimiz bozulmaz.

7- Bir  kimsenin bir yerinden kan ve irin veya sarı su çıksa d etrafa dalmadan bir bezle alsa , bu şeylerin çevreye yayılma ihtimali olduğundan , bu şeyler çevreye yayılmış hükmünde olanda Abdesti bozulur.

Namaz Abdestini ve Orucu Bozan Şeylerin Kısa Olarak Anlatımı.

1-Namaz Abdesti vücudumuzdan çıkan ; nefes , ter , tükürük , sümük hariç her şeyden bozulur.

2-Oruç vücudumuza giren ; nefes , tükürük ,genzimizi temizleyerek yuttuğumuz  burnumuzun kökündeki akıntı (sümük) hariç her şeyden bozulur.

3- Yenmesinin vücudumuza gıda olarak faydası olmayan şeyleri yutmakla orucumuz bozulur Bu bozulan orucun güne gün kazası gerekir Örnek:Bir oruç bozmuşsak ramazan ayı bitip bayram geçtikten sonra bir gün kaza orucu tutarız.Atmış bir gün kefaret orucu tutmak gerekmez.

Çünkü bu şeyleri yutsak bile kabuklarını midemiz eritip gıda haline getiremez.Bu yiyecekler bir süre sonra bağırsaklarımızdan atılır.Örnek:Kabuklu fındık,kabuklu ceviz,kabuklu badem ,ezilmemiş kabuklu susam , kabuğu kırılmamış meyve çekirdekleri gibi.Bunların yutulması ile orucumuz bozulur.Güne gün kaza orucu tutarız.Atmış bir gün kefaret orucu tutmayız.

           Namazın Vacipleri

1-Namaza  “Allahu Ekber” lafzıyla başlamak

2-Her namazın her rekatında Fatiha Suresini okumak.

3-Fatiha suresini her rekatta bir defa okumak.

4-Fatiha Suresini , farz olan kraattan önce okumak.

5- Farz namazların ilk iki rekatında ,diğer namazların her rekatında Fatiha suresinden sonra farz olan kraati okumak.

Dikkat: [Farz olan kıraat:Bir kısa sure veya bir uzun veyahut üç kısa ayet okumaktır.]

6-Üç veya dört rekatlı farz namazların birinci ve ikinci rekatlarında Fatiha Suresinden sonra , farz olan kıraati okumak.

7-Rükuda bir kere ; “Sübhane rabbiyel azim” diyecek kadar durmak.

8-Rükudan doğrulduğumuz zaman ;bir defa “Sübhanallah” diyecek kadar hareketsiz durmak. (Bu duruşa ;Koma’yı yerine getirmek de denir.).

9-Secdede üç defa “Sübhane rabbiyel ala” diyecek kadar durmak.

10-İki secde arasında ki dizler üzerine oturmayı yerine getirmek.

11-İki secde arasında doğrulduğumuz vakit ; dizlerimiz üzerinde oturduğumuz zaman bir defa “Subhanallah” diyecek kadar durmak. (Bu duruşa ; Celseyi yerine getirmek de denir.).

12-Birinci oturuşta  (Kadeyi ulada) Ettehiyyatü Duasını okuyacak kadar oturmak.

13-Birinci Oturuşta (Kadei Ula’da ) ve İkinci Oturuşta (Kadei Ahirede );Ettehiyyatü Duasını okumak.

14-İmam Ebu Yusuf’a ve İmam Muhammed’e göre namazdan kendi isteğimizle çıkmak.

15-Namazdan her iki tarafımıza selem vererek çıkmak.

16-Sabah ,akşam,yatsı namazlarının farzlarını kılarken ve Cuma , bayram ve teravih  namazlarını kılarken imamın sesinin cemaatin işitebileceği bir yükseklikte olması.

17-Öğlen ve ikindi namazlarının gizli okuyuşla kılınması.

18-Bayram namazlarını kılarken her kıtaatta “tekbiri zevadi” söylemek.

19-Namaz kılarken farzın tehiri (geciktirilmesi) , vacibin terki veya tehiri durumunda sehiv secdesi yapmak.

20-Vitir namazını kılarken Kunut Dualarını okumak için ; “Allahu  Ekber” diye tekbir almak.

21-Tekbir aldıktan sonra Kunut Dualarını okumak.

22-Namaz kılarken secde ayetini okuduktan sonra ; üç ayet miktarı okumak niyetinde isek,secde ayetini okuduktan sonra hemen secdei tilaveti ( Okuma Secdesini) yapmak.

Namazın Sünnetleri

1-Bütün namazların başlama tekbirini söylerken; erkeklerin  ellerini kıbleye karşı kulak memeleri hizasına ,kadınların ise omuzları hizasına kadar kaldırmaları.Tekbiri söylerken erkeklerin parmaklarını hafifçe açmaları, kadınların parlarını açmamaları.

2-Her namazın birinci rekatında kendi duyabileceğimiz bir sesle Sübhaneke Duasını okumak.

3-Fatiha Suresini okumadan önce yavaşça Euzü Besmele çekmek.

4-Kıyamda sağ eli sol el üzerine koyarak erkeklerin elerini göbek üzerinde ,kadınların göğüsleri üzerinde tutmaları.

5-Fatiha suresini okuduktan sonra yavaşça amin demek.

6-Namazın içinde rüku ve secde ederken ve secdeden kalkarken “Allahü Ekber” demek.

7-Rükuda erkeklerin parmaklarını açarak dizlerini tutması ,kadınların parmakları açmadan ellerini baldırlarının ortasına koymaları.

8-Erkeklerin rükuda baş ve sırtlarını aynı hizada tutmaları.Kadınların başlarını ve sırtlarını biraz eğerek tutmaları .

9-Rükuda üç defa “Subhane Rabbiyel azim demek.

10- Rükudan kalkarken imam ise ;“Semiallahü limen hamide”, imama uyuyor ise “Rabbena lekel hamd” , yalnız namaz kılıyor ise  her ikisini de söylemek.

11-Secdede alnı ve burunu elleri arasında yere koymak.

12-Secdede elleri ve dizleri yere koymak.

13-Secdede ayak parmaklarını kıbleye doğru çevirmek.

14- Erkeklerin karınlarını oyluklardan çekip , kollarını hafifçe yana açıp yerden kaldırmaları.

15-Kadınların karınlarını oyluklarına yapıştırıp kollarını yanlarına yapıştırıp yere koymaları.

16-Secdede üç defa “Sübhane Rabbiyel ala” demek

17-Sünneti gayri müekkede olan ; ikindi namazının dört rekatlık sünneti ile yatsı namazının dört rekatlık ilk sünnetinin birinci oturuşlarında(Kadei Ulalarında),Ettehiyyatü Duasından sonra ; Allahümme Salli ve Allahümme Barik dualarını okumak.

18-Sünneti Gayri Müekkede olan ;ikindi namazının dört rekatlık sünneti ile yatsı namazının dört rekatlık ilk sünnetinin üçüncü rekatlarına kalkınca önce Sübhaneke Duasını ve Euzü Besmeleyi yavaşça okumak.

19-Her namazın Kadei Ahiresinde ,Ettehiyyatü Duasını okuduktan sonra (teşehhüdden) ; Allahümme Salli ve Allahümme Barik Dualarını okumak.

(Salavat Duaları= Allahümme Salli ve Allahümme Barik Duaları.)

20-Allahümme Salli ve Allahümme Barik Dualarını okuduktan sonra ;Rabbena Dualarını okumak.( Rabbena Duaları =Ed’iyei Mansure.)

21-İmamın : Tekbirleri ,Temsileri ve Selamı yüksek sesle söylemesi.

Tekbirleri =Allahü Ekber.

Temsi=Semialla hülümen hamideh.

Selam=Esselamü aleyküm verahmetullah.

22- Namazdan çıkarken önce sağa sonra selam vermek.

23- Her iki yanımıza selem verdikten sonra; “Allahümme entesselame ve minkesselam tebareke ya zülcelel velikram”demek.

Namazın Müstehabları

1-Müezzin ikamet ederken; “Hayye alesselah” dediği zaman cemaatin hemen durmayıp ayağa kalkması.

2-İmam mihraba giderken önünden geçtiği adamın ayağa kalkması.

3-Başlama tekbiri alırken elinin baş parmaklarını kulağın yumuşak yerine değdirmek.

4-Müezzin “Kadkametüssalat” dediği zaman namaza başlamak.

5-Kıyamda erkeklerin sağ ellerinin baş parmağı ile küçük parmaklarını halka edip sol elin bileğinden sıkı bir şekilde tutmak.Kadınların ise sağ ellerinin parmaklarını birbirine yapışık olduğu halde sol ellerinin üzerine koymak.

6-Cemaatle namaz kılarken imamın yüksek sesle söylediği tekbirleri kendi duyabileceğimiz bir sesle tekrarlamak.

7-Kıyamda secde edeceğimiz yere , Rükuda ayak uçlarına,Secde ederken buruna  bakmak.

8- Secde ederken yere önce dizleri,sonra elleri koymak.

9-Birinci ve ikinci oturuşlarda (Kadede) kucağa,Selam verirken omuz başlarına bakmak.

10-Sağ  tarafımıza selem verdikten sonra sol tarafımıza da selem vermek.(Namazdan çıkmak için sağ tarafımıza selem vermek gerekir.Bu selamı sol tarafımıza da vermek müstehebdır.Buna selamı tekrarlamak denir).

11-Esneme geldiği zaman ağzımızı açmak zorunda kalırsak , sağ elin içi veya dışı ile ağzı tutmak.

12-Mümkün olduğu kadar öksürmemeye çalışmak

13-İmkanımız ölçüsünce güzel elbise giyerek namaz kılmak.

Namazın Mekruhları

1-Namaz kılarken elbisemizi giymeksizin omzumuz üzerine almak.

2-Esnemek, gerinmek.

3-Sünnet veya müstehab olan şeyleri terk etmek Tenzihen Mekruhtur.

4-Özürsüz öksürmek.

5-Namazın içinde boynunu eğip iki tarafa bakmak.

6-Elbise ,ağız veyahut vücudu ile oynamak.

7-Kıraate mani  olmayacak derecede ağzında bir şey bulundurmak.

8-Yüzünü kıbleden çevirmek.

9-Devlet büyüklerinin önüne çıkılmayacak elbise ile namaz kılmak.

10-Elini böğrüne koymak.

11- Parmaklarını çıtlatmak.

12- İnsan yüzüne ve etrafı herhangi bir yapı malzemesi ile çevrilmemiş, mezara karşı namaz kılmak.( mezar= kabir)(Etrafı herhangi bir şeyle çevrilmemiş, örülmemiş   =Hailsiz).

13-Mum, kandil, gaz lambası ,soba ve içi kor dolu mangal hariç boşta yanan ateşe karşı namaz kılmak.

14-Namaza durulan yerin yukarısında, karşısında insan ve hayvan resimlerinin olması.

15-Vücudumuzun derisine yapıştırılmış veya çizilmiş veyahut giydiğimiz elbisenin üzerinde insan ve hayvan resimleri bulunduğu halde namaz kılmak.

16-Bir veya iki kere bir yerimizi kaşımak.

17- Özürsüz bağdaş kurmak.

18-Oyluklarını yere koyup iki dizini dikerek ellerini iki tarafından yere koymak Tahrimen Mekruhtur.

19-Gözlerini yummak.

20-Sadece el parmaklarını birbirinden ayırmak.

21-Ön saflarda açık yer varken safın arkasında namaz kılmak.

22-Kadınla, aramızda bir engel  (sürte) olmadan bir hizada durup başka başka namaz kılmak.

(engel=sürte=hailsiz).

23-Büyük veya küçük tuvalet ihtiyacı varken o halde namaz kılmak . (kazayı hacet telaşı varken)

24-Secde yaparken bir ayağını yerden kaldırmak .

25—Secdeye varmak için alışkanlıkla pantolonunun paçalarını toplamak.

26-İmamdan önce rükuya gitmek.

27-İmamdan önce (evvel) secdeden kalkmak.

28- İmamdan önce secdeye gitmek.

29-İmamdan önce (evvel) secdeden kalkmak.

30-Sarık üzerine secde etmek.

31-Rükuya varırken veya rükudan kalkarken ellerini kaldırmak.

32-Secdeye inerken ellerini dizlerinden önce yere koymak.

33-Secdeden kalkarken dizlerini ellerinden önce yerden kaldırmak.

34-Rüku ve secde tespihlerini üçten noksan yapmak.

35- Özür yok iken alnından  toprak veya ter silmek.

36-Secdede erkeklerin dirseklerini yere koymaları.

37- Ağzını ve burnunu örterek namaz kılmak Tahrimen Mekruhtur.

38-Namaz kılan bir kimseye selam verildiği zaman eliyle veya başıyla verilen selamı reddetmesi.(Bana selem verme anlamında).

39-Secde yapacağı yerdeki taşları namaz kılarken eliyle bir başka yere itmesi veya eliyle süpürmesi.

40-Bilerek bir sure veya ayeti atlamak.

41- İkinci rekatta birinci rekatta okuduğu sure veya ayetten daha uzun bir sure veya ayet okumak.

42-Sağa sola sallanmak.

43-İmama uyduktan sonra onunla beraber sure veya ayet okumak.

44-Kıyamda özür yok iken değnek veya duvara dayanmak.

45-Kollar ve ayaklar sıvalı namaz kılmak.

46-Namaz kılan kişinin ,namaz içinde okunan sure veya ayetleri veyahut tespihleri parmakla sayması.

(Tespih:Namaz içinde söylediğimiz ; “Subhane rabbiyel azim” , “Semialla hilimen hamideh” , “Rabbene lekel hamd” , “Subhane rabbiyel ala” demektir.Tekbir: “Allahu ekber” demektir.)

47-Sübhaneke ,Euzü-besmele ve anini yüksek sesle söylemek.

48-Kıyamda bir ayak üzerinde durmak.

49-İmamın ; cemaatin hepsinden bir metreye yakın bir yükseklikte namaz kılması.

50-Cemaatin hepsinin ; imamdan bir metreye yakın bir yükseklikte namaz kılması.

51-Kıraatini rükuya giderken bitirmek.

52-Özürsüz olarak imamın mihraptan bir başka yerde namaz kılarak cemaate imamlık yapması.

53-Rüku ve secde tespihlerini başını kaldırdıktan sonra söylemek

54-Tekbirleri söylememek.

55-Okuyacağı sure ve ayetleri okuması  gereken yerde okumamak.

56-Bütün vücudunu ; el ,yüz ve ayaklar dahil örten bir şey ile örtülerek namaz kılmak.

57-Çıplak başına sarık ve benzeri bir şey sarıp başının tepesini açık bırakmak.

58-Tükürmek.

59-İşitilmeyecek derecede üfürmek.İşitilecek derecede üfürürsek namazımız bozulur.

60-Bir şey koklamak.

Namazı Bozan Şeyler.

1-Bir eliyle bir kimseye vurmak.

2-Bilerek veya bilmeyerek düna kelamı söylemek(konuşmak).

3-Kendi işitecek kadar gülmek.

4-Dua etmek.

5-Ağrı ve sızıdan dolayı ah edip inlemek.

6-Ağrı ve sızıdan dolayı ağlamak.

7-Aksıran bir kimseye ; “Yerhamekallah”diyerek cevap vermek.

8-Biz zorunluluk olmadanve özürsüz olarak öksürmek ,boğazını temizlemek.

9-Sakız çiğnemek.

10-Bir namazı kılıp bitirmeden bir başka namazı kılmaya başlamak.

11-Bir rekatta üç defa saç veya sakal kaşımak.

12-Pislik veya pis bir şey üzerine secde etmek.

13-Her bir rekatta el kaldırarak bir yerini üç defa kaşımak.

14-Bir rekatta üç defa kıl koparmak

15-Secdede ayagının birini diğerinin üzerine koymak

16-Bir ayakla üç kere bir şeyi tepmek.

17-Salata haricinde yadiği şeylerden dişleri arasında kalmış bulunan nohut büyüklüğündeki bir şeyi namaz  sırasında yutmak.

18-Secdede iki ayagını yerden kaldırmak.

19-Selam kasdıyla bir eliyle bir kimse ile tokalaşmak.

20-İmamdan ileriye geçmek.Yani imama namaz kılam için uymuş bir kimseninökçesinin imamın ökçesinden ileride bulunmazı.

21-Bir rekattai iki saf kadar yürümek.

22-Elimizde olamadan üç tesbih miktarı(üç defa subhanallah diyecek kadar)avret yerimizin dörtte birinin açık olması namazı bozar (ifsad eder).Hemen o namazı yeniden kılamak gerekir.Bu açılma işi elimizde olmadan ortaya çıktığı için günaha girmiş sayılmayız. Fakat kendi istegimizle bu yerlerimizi açartsak o anda namazımız bozulur(fasid olur).Yeniden bu namazı kılmamız gerekir. Ve haram yerlerimizi açtığımız için günaha girmiş oluruz.

23-Bir imama uydukları halde aralarında bir sürte (hail) yani bir engel olamasızın veya aralarında bir adam sığacak kadar açık yer bulunmaksızın ; “Subhanallah” diyecek kadar bir kadınla aynı hizada bulunan erkegin namazı bozulur.Kadının namazı bozulmaz.

24-Erkek imam olur ve imamlığa niyet ederken ; “Bana uyan erkek ve kadınlara imamlığa “diye br niyette bulunmayan bir imama bir kadın gelir ve namaz kılmak için uyarsa hem imamın hem kadının namazı bozulur.

25-Özür yok iken gögsünü ve yüzünü kıbleden başka bir yöne çevirmek.

26-Namaz kılarken uyduğu imamı bırakıp bir başka kimseyi imam kbul edip ona uymak.

27-İmama uhduğu halde Kurandan kendine göre ayet ve sure okumak.

28-Selem vermek.

29- Bilerek verilen selamı almak.

30-Bir şey yemek içmek.Susam tanesi kadar dahi olsa namazı bozar.

31-Manası bozulacak kadar Kuranı süratli ve yanlış okumak.

 

Namazın Dışındaki Farzları

       1-Hadesten Taharet: Namaz Abdesti ve Gusül Abdesti almış olmak

2-Necasetten Taharet:Ütümüzün başımızın ve namaz kılacağımız yerin temiz olması.

3-Setri Avret:Kadınların el ,yüz ve ayakları hariç bütün yerlerinin örtülü olması.Erkeklerin göbek ve diz kapakları arasının örtülü olması.

4-İstikbali Kıble:Kıbleye yönelmek.

5-Vakit:Kılacağımız namazın vaktinin girmiş olması.

6-Niyet:Hangi namazı kılacaksak o namaza niyet etmek.

            Namazın İçindeki Farzları

        1-Başlama Tekbiri:Namaza “Allahü Ekber “diye başlamak.

        2-Kıyam:Namazda ayakta dik durmak.

        3-Kıraat:Namaz kılarken Fatiha Suresini okumak  ; Kuran’dan kısa bir sure veya bu sure uzunluğuna denk bir ayet okumak veyahut bu kısa sure uzunluğuna denk üç kısa ayet okumak

a-Hanefi mezhebine göre ; namaz kılarken Fatiha Suresini okumak vaciptir.Kuran’dan sure ve ayet okumak ise farzdır.

b- Diğer mezheplerde vacip kavramı yoktur.Bu bakımdan bu mezheplere göre; Fatiha Suresinin okuması Farzdır.Yine Kuran’dan ; ayet ve sure okumak farzdır.Farz olan kıraatin ölçüsü  bu mezheplere göre değişiklikler gösterir.

4- Rüku:Kıyamdan sonra ellerimizi dizlerimize koyarak baş ve sırtın düz olması.Kadınların ellerini baldırlarının ortasına koyarak vücutlarını hafifçe eğmesi.

5-Secde:Erkek ve kadınların namaz kılarken ; ayak uçlarının dizlerinin,ellerinin ,alın ve burunlarının yere koymasıdır.

Secde sırasında baş iki elimizin arasında olur. Erkeklerin belleri düz kolları iki yana açık olur. Kollarını yere koymazlar. Kadınların belleri büzüşük , kolları yanlarına yapışık başları elleri arasında ve kolları yere değer halde olu.Secde yapılacak yerin sert olması secde yapılan yerin sertliğini alnımızda ve diğer organlarımızda hissetmemiz gerekir.

      6- Kadei Ahire:Namazdan çıkacağımız zaman Ettehiyyatü Duasını okumak ve bu duayı okuyacak kadar bir süre beklemektir.

            Namaz Abdestinin Sünnetleri

1-Elleri bileklere kadar üç kere yıkamak.

2-Abdeste başlarken: “Bismillahülazim velhamdülillas ala dinil İslam .” demek ve dişleri misvak veya  fırçalamak .

3-Ağza ve burna su vermek.

4-Parmakları hilallemek.(Parmakların hilallenmesi;ellerimizi yıkarken bir elin parmaklarını , diğer elin parmakları arasına geçirip ileri geri hareket ettirmektir.).

5-Yüzümüzü yıkarken niçin abdest alıyorsak o iş için abdeste niyet etmek.

6-Ağzı burnu ve kolları ve ayakları üçer defa yıkamak.

7-Başın her tarafını mesh etmek.

8-Tertibe uymak.Yani evvela yüzü ,sonra kolları yıkayıp başa mesh etmek ve daha sonra ayakları yıkamak.

9-Şahadet parmağı ile kulağın içini ve baş parmağı ile kulağın dışını mesh etmek.

10-Bir kimse önce ayağını veya kollarını yıkasa ,daha sonra da ,diğer abdest azalarını yıkasa Abdesti geçerlidir.Yalnız sünnete uymamış olur.

          Namaz Abdestinin Müstehebları

1- Parmakta bulunan yüzük geniş ise oynatmak,altına su geçmeyecek kadar dar ve oynatmakla altına su geçirmek mümkün ise oynatarak, değilse parmaktan yüzüğü çıkarıp altını yıkamak farzdır.

2-Abdest alırken kıbleye dönmek.

3-Yüksek bir yere oturarak abdest almak

4-İbrikle  abdest alıyorsak , ibriğin sapını üç kere yıkamak

5-Ne iş için abdest alıyorsak , o işin adını kendi duyabileceğimiz bir sesle söylemek.

6-Her azayı besmele veya Kelimei Şahadetle yıkamak.

7-Özrümüz yoksa , abdestimizi önceden alıp namaza hazır olmak.

8-Abdest alırken mecbur kalmazsak konuşmamak .

9-Oruçlu değilken ağzımızı çalkalarken ve burnumuza su çekerken aşırı davranmak ,yani mübalağa etmemek.

10-Ağza ve buruna sağ elimizle su vermek.

11- Sol elimizle sümkürerek.

12-Kulaklarımızı mesh ederken küçük parmaklarımızı kulaklarımıza sokmak.

13-El ve ayaklar  yıkanırken sağdan başlamak.Biliyorsak namaz abdesti dualarını okumak.

           Namaz Abdestinin Mekruhları

1-Özürsüz olarak abdest alırken konuşmak.

2-Sağ elle sümkürmek.

3- Abdest azalarını üçten az veya fazla yıkamak.

4-Özürsüz olarak başkasından yardım istemek .

5- Suyu yüzüne şiddetli vurarak.

6-Tertibe uymadan abdest almak.

           Namaz Abdestini Bozan Şeyler

1-Önden ve arkadan çıkan pislik ve arkamızdan çıkan yel.Her azadan çıkan kan ,irin ve sarı suyun çıktığı yerde durmayıp çevresine yayılması.

2-Ağız dolusu kusmak.Ancak boğazdan çıkan balgam abdesti bozmaz.

3-Yatıp uyumak. Veyahut dayanıp , dayandığı şey alındığı zaman düşecek kadar uyumak.

4-Sarhoş olmak.

5-Bayılmak.

6- Namaz kılarken yanımızdaki ada işitecek kar sesle gülmek.Cenaze namazı kılarken veya okuma secdesi (tilavet secdesi) yaparken yanımızdaki adam işitecek kadar bir sesle gülersek abdestimiz bozulmaz.

7- Bir  kimsenin bir yerinden kan ve irin veya sarı su çıksa d etrafa dalmadan bir bezle alsa , bu şeylerin çevreye yayılma ihtimali olduğundan , bu şeyler çevreye yayılmış hükmünde olanda Abdesti bozulur.

Namaz Abdestini ve Orucu Bozan Şeylerin Kısa Olarak Anlatımı.

1-Namaz Abdesti vücudumuzdan çıkan ; nefes , ter , tükürük , sümük hariç her şeyden bozulur.

2-Oruç vücudumuza giren ; nefes , tükürük ,genzimizi temizleyerek yuttuğumuz  burnumuzun kökündeki akıntı (sümük) hariç her şeyden bozulur.

3- Yenmesinin vücudumuza gıda olarak faydası olmayan şeyleri yutmakla orucumuz bozulur Bu bozulan orucun güne gün kazası gerekir Örnek:Bir oruç bozmuşsak ramazan ayı bitip bayram geçtikten sonra bir gün kaza orucu tutarız.Atmış bir gün kefaret orucu tutmak gerekmez.

Çünkü bu şeyleri yutsak bile kabuklarını midemiz eritip gıda haline getiremez.Bu yiyecekler bir süre sonra bağırsaklarımızdan atılır.Örnek:Kabuklu fındık,kabuklu ceviz,kabuklu badem ,ezilmemiş kabuklu susam , kabuğu kırılmamış meyve çekirdekleri gibi.Bunların yutulması ile orucumuz bozulur.Güne gün kaza orucu tutarız.Atmış bir gün kefaret orucu tutmayız.

           Namazın Vacipleri

1-Namaza  “Allahu Ekber” lafzıyla başlamak

2-Her namazın her rekatında Fatiha Suresini okumak.

3-Fatiha suresini her rekatta bir defa okumak.

4-Fatiha Suresini , farz olan kraattan önce okumak.

5- Farz namazların ilk iki rekatında ,diğer namazların her rekatında Fatiha suresinden sonra farz olan kraati okumak.

Dikkat: [Farz olan kraat:Bir kısa sure veya bir uzun veyahut üç kısa ayet okumaktır.]

6-Üç veya dört rekatlı farz namazların birinci ve ikinci rekatlarında Fatiha Suresinden sonra , farz olan kıraati okumak.

7-Rükuda bir kere ; “Sübhane rabbiyel azim” diyecek kadar durmak.

8-Rükudan doğrulduğumuz zaman ;bir defa “Sübhanallah” diyecek kadar hareketsiz durmak. (Bu duruşa ;Koma’yı yerine getirmek de denir.).

9-Secdede üç defa “Sübhane rabbiyel ala” diyecek kadar durmak.

10-İki secde arasında ki dizler üzerine oturmayı yerine getirmek.

11-İki secde arasında doğrulduğumuz vakit ; dizlerimiz üzerinde oturduğumuz zaman bir defa “Subhanallah” diyecek kadar durmak. (Bu duruşa ; Celseyi yerine getirmek de denir.).

12-Birinci oturuşta (Kadeyi ulada) Ettehiyyatü Duasını okuyacak kadar oturmak.

13-Birinci Oturuşta (Kadei Ula’da ) ve İkinci Oturuşta (Kadei Ahirede );Ettehiyyatü Duasını okumak.

14-İmam Ebu Yusuf’a ve İmam Muhammed’e göre namazdan kendi isteğimizle çıkmak.

15-Namazdan her iki tarafımıza selem vererek çıkmak.

16-Sabah ,akşam,yatsı namazlarının farzlarını kılarken ve Cuma , bayram ve teravih  namazlarını kılarken imamın sesinin cemaatin işitebileceği bir yükseklikte olması.

17-Öğlen ve ikindi namazlarının gizli okuyuşla kılınması.

18-Bayram namazlarını kılarken her kıratta tekbiri zevadi söylemek.

19-Namaz kılarken farzın tehiri (geciktirilmesi) , vacibin terki veya tehiri durumunda sehiv secdesi yapmak.

20-Vitir namazını kılarken Kunut Dualarını okumak için ; “Allahu  Ekber” diye tekbir almak.

21-Tekbir aldıktan sonra Kunut Dualarını okumak.

22-Namaz kılarken secde ayetini okuduktan sonra ; üç ayet miktarı okumak niyetinde isek,secde ayetini okuduktan sonra hemen secdei tilaveti ( Okuma Secdesini) yapmak.

Namazın Sünnetleri

1-Bütün namazların başlama tekbirini söylerken; erkeklerin  ellerini kıbleye karşı kulak memeleri hizasına ,kadınların ise omuzları hizasına kadar kaldırmaları.Tekbiri söylerken erkeklerin parmaklarını hafifçe açmaları, kadınların parlarını açmamaları.

2-Her namazın birinci rekatında kendi duyabileceğimiz bir sesle Sübhaneke Duasını okumak.

3-Fatiha Suresini okumadan önce yavaşça Euzü Besmele çekmek.

4-Kıyamda sağ eli sol el üzerine koyarak erkeklerin elerini göbek üzerinde ,kadınların göğüsleri üzerinde tutmaları.

5-Fatiha suresini okuduktan sonra yavaşça amin demek.

6-Namazın içinde rüku ve secde ederken ve secdeden kalkarken “Allahü Ekber” demek.

7-Rükuda erkeklerin parmaklarını açarak dizlerini tutması ,kadıların parmaklarını açmadan ellerini baldırlarının ortasına koymaları.

8-Erkeklerin rükuda baş ve sırtlarını aynı hizada tutmaları.Kadınların başlarını ve sırtlarını biraz eğerek tutmaları .

9-Rükuda üç defa “Subhane Rabbiyel azim demek.

10- Rükudan kalkarken imam ise ;“Semiallahü limen hamide”, imama uyuyor ise “Rabbena lekel hamd” , yalnız namaz kılıyor ise  her ikisini de söylemek.

11-Secdede alnı ve burunu elleri arasında yere koymak.

12-Secdede elleri ve dizleri yere koymak.

13-Secdede ayak parmaklarını kıbleye doğru çevirmek.

14- Erkeklerin karınlarını oyluklardan çekip , kollarını hafifçe yana açıp yerden kaldırmaları.

15-Kadınların karınlarını oyluklarına yapıştırıp kollarını yanlarına yapıştırıp yere koymaları.

16-Secdede üç defa “Sübhane Rabbiyel ala” demek

17-Sünneti gayri müekkede olan ; ikindi namazının dört rekatlık sünneti ile yatsı namazının dört reketlık ilk sünnetinin birinci oturuşlarında(Kadei Ulalarında),Ettehiyyatü Duasından sonra ; Allahümme Salli ve Allahümme Barik dualarını okumak.

18-Sünneti Gayri Müekkede olan ;ikindi namazının dört rekatlık sünneti ile yatsı namazının dört rekatlık ilk sünnetinin üçüncü rekatlarına kalkınca önce Sübhaneke Duasını ve Euzü Besmeleyi yavaşça okumak.

19-Her namazın Kadei Ahiresinde ,Ettehiyyatü Duasını okuduktan sonra (teşehhüdden) ; Allahümme Salli ve Allahümme Barik Dualarını okumak.

(Salavat Duaları= Allahümme Salli ve Allahümme Barik Duaları.)

20-Allahümme Salli ve Allahümme Barik Dualarını okuduktan sonra ;Rabbena Dualarını okumak.( Rabbena Duaları =Ed’iyei Mansure.)

21-İmamın : Tekbirleri ,Temsileri ve Selamı yüksek sesle söylemesi.

Tekbirleri =Allahü Ekber.

Temsi=Semialla hülümen hamideh.

Selam=Esselamü aleyküm verahmetullah.

22- Namazdan çıkarken önce sağa sonra selam vererek.

23- Her iki yanımıza selem verdikten sonra; “Allahümme entesselame ve minkesselam tebareke ya zülcelel velikram” demek.

Namazın Müstehabları

1-Müezzin ikamet ederken; “Hayye alesselah” dediği zaman cemaatin hemen durmayıp ayağa kalkması.

2-İmam mihraba giderken önünden geçtiği adamın ayağa kalkması.

3-Başlama tekbiri alırken elinin baş parmaklarını kulağın yumuşak yerine değdirmek.

4-Müezzin “Kadkametüssalat” dediği zaman namaza başlamak.

5-Kıyamda erkeklerin sağ ellerinin baş parmağı ile küçük parmaklarını halka edip sol elin bileğinden sıkı bir şekilde tutmak.Kadınların ise sağ ellerinin parmaklarını birbirine yapışık olduğu halde sol ellerinin üzerine koymak.

6-Cemaatle namaz kılarken imamın yüksek sesle söylediği tekbirleri kendi duyabileceğimiz bir sesle tekrarlamak.

7-Kıyamda secde edeceğimiz yere , Rükuda ayak uçlarına,Secde ederken buruna  bakmak.

8- Secde ederken yere önce dizleri,sonra elleri koymak.

9-Birinci ve ikinci oturuşlarda (Kadede) kucağa,Selam verirken omuz başlarına bakmak.

10-Sağ  tarafımıza selem verdikten sonra sol tarafımıza da selem vermek.(Namazdan çıkmak için sağ tarafımıza selem vermek gerekir.Bu selamı sol tarafımıza da vermek müstehebdır.Buna selamı tekrarlamak denir).

11-Esneme geldiği zaman ağzımızı açmak zorunda kalırsak , sağ elin içi veya dışı ile ağzı tutmak.

12-Mümkün olduğu kadar öksürmemeye çalışmak

13-İmkanımız ölçüsünce güzel elbise giyerek namaz kılmak.

Namazın Mekruhları

1-Namaz kılarken elbisemizi giymeksizin omzumuz üzerine almak.

2-Esnemek, gerinmek.

3-Sünnet veya müstehab olan şeyleri terk etmek Tenzihen Mekruhtur.

4-Özürsüz öksürmek.

5-Namazın içinde boynunu eğip iki tarafa bakmak.

6-Elbise ,ağız veyahut vücudu ile oynamak.

7-Kıraate mani  olmayacak derecede ağzında bir şey bulundurmak.

8-Yüzünü kıbleden çevirmek.

9-Devlet büyüklerinin önüne çıkılmayacak elbise ile namaz kılmak.

10-Elini böğrüne koymak.

11- Parmaklarını çıtlatmak.

12- İnsan yüzüne ve etrafı herhangi bir yapı malzemesi ile çevrilmemiş, mezara karşı namaz kılmak.( mezar= kabir)(Etrafı herhangi bir şeyle çevrilmemiş, örülmemiş   =Hailsiz).

13-Mum kandil gaz lambası ,soba ve içi kor dolu mangal hariç boşta yanan ateşe karşı namaz kılmak.

14-Namaza durulan yerin yukarısında, karşısında insan ve hayvan resimlerinin olması.

15-Vücüdümüzun derisine yapıştırılmış veya çizilmiş veyahut giydiğimiz elbisenin üzerinde insan ve hayvan resimleri bulunduğu halde namaz kılmak.

16-Bir veya iki kere bir yerimizi kaşımak.

17- Özürsüz bağdaş kurmak.

18-Oyluklarını yere koyup iki dizini dikerek ellerini iki tarafından yere koymak Tahrimen Mekruhtur.

19-Gözlerini yummak.

20-Sadece el parmaklarını birbirinden ayırmak.

21-Ön saflarda açık yer varken safın arkasında namaz kılmak.

22-Kadınla, aramızda bir engel  (sürte) olmadan bir hizada durup başka başka namaz kılmak.

(engel=sürte=hailsiz).

23-Büyük veya küçük tuvalet ihtiyacı varken o halde namaz kılmak . (kazayı hacet telaşı varken)

24-Secde yaparken bir ayağını yerden kaldırmak .

25—Secdeye varmak için alışkanlıkla pantolonunun paçalarını toplamak.

26-İmamdan önce rükuya gitmek.

27-İmamdan önce (evvel) secdeden kalkmak.

28- İmamdan önce secdeye gitmek.

29-İmamdan önce (evvel) secdeden kalkmak.

30-Sarık üzerine secde etmek.

31-Rükuya varırken veya rükudan kalkarken ellerini kaldırmak.

32-Secdeye inerken ellerini dizlerinden önce yere koymak.

33-Secdeden kalkarken dizlerini ellerinden önce yerden kaldırmak.

34-Rüku ve secde tespihlerini üçten noksan yapmak.

35- Özür yok iken alnından  toprak veya ter silmek.

36-Secdede erkeklerin dirseklerini yere koymaları.

37- Ağzını ve burnunu örterek namaz kılmak Tahrimen Mekruhtur.

38-Namaz kılan bir kimseye selam verildiği zaman eliyle veya başıyla verilen selamı red etmesi.(Bana selem verme anlamında).

39-Secde yapacağı yerdeki taşları namaz kılarken eliyle bir başka yere itmesi veya eliyle süpürmesi.

40-Bilerek bir sure veya ayeti atlamak.

41- İkinci rekatta birinci rekatta okuduğu sure veya ayetten daha uzun bir sure veya ayet okumak.

42-Sağa sola sallanmak.

43-İmama uyduktan sonra onunla beraber sure veya ayet okumak.

44-Kıyamda özür yok iken değnek veya duvara dayanmak.

45-Kollar ve ayaklar sıvalı namaz kılmak.

46-Namaz kılan kişinin ,namaz içinde okunan sure veya ayetleri veyahut tespihleri parmakla sayması.

(Tesbih:Namaz içinde söylediğimiz ; “Subhane rabbiyel azim” , “Semialla hilimen hamideh” , “Rabbene lekel hamd” , “Subhene rabbiyel ala” demektir.Tekbir: “Allahu ekber” demektir.)

47-Subhaneke ,Euzü-besmele ve anini yüksek sesle söylemek.

48-Kıyamda bir ayak üzerinde durmak.

49-İmamın ; cemaatin hepsinden bir metreye yakın bir yükseklikte namaz kılması.

50-Cemaatin hepsinin ; imamdan bir metreye yakın bir yükseklikte namaz kılması.

51-Kıraatini rükuya giderken bitirmek.

52-Özürsüz olarak imamın mihraptan bir başka yerde namaz kılarak cemaate imamlık yapması.

53-Rüku ve secde tespihlerini başını kaldırdıktan sonra söylemek

54-Tekbirleri söylememek.

55-Okuyacağı sure ve ayetleri okuması  gereken yerde okumamak.

56-Bütün vücudunu ; el ,yüz ve ayaklar dahil örten bir şey ile örtülerek namaz kılmak.

57-Çıplak başına sarık ve benzeri bir şey sarıp başının tepesini açık bırakmak.

58-Tükürmek.

59-İşitilmeyecek derecede üfürmek.İşitilecek derecede üfürürsek namazımız bozulur.

60-Bir şe koklamak.

Namazı Bozan Şeyler.

1-Bir eliyle bir kimseye vurmak.

2-Bilerek veya bilmeyerek dünya kelamı söylemek(konuşmak).

3-Kendi işitecek kadar gülmek.

4-Dua etmek.

5-Ağrı ve sızıdan dolayı ah edip inlemek.

6-Ağrı ve sızıdan dolayı ağlamak.

7-Aksıran bir kimseye ; “Yerhamekallah” diyerek cevap vermek.

8-Biz zorunluluk olmadan ve özürsüz olarak öksürmek ,boğazını temizlemek.

9-Sakız çiğnemek.

10-Bir namazı kılıp bitirmeden bir başka namazı kılmaya başlamak.

11-Bir rekatta üç defa saç veya sakal kaşımak.

12-Pislik veya pis bir şey üzerine secde etmek.

13-Her bir rekatta el kaldırarak bir yerini üç defa kaşımak.

14-Bir rekatta üç defa kıl koparmak

15-Secdede ayağının birini diğerinin üzerine koymak

16-Bir ayakla üç kere bir şeyi tepmek.

17-Salata haricinde yediği şeylerden dişleri arasında kalmış bulunan nohut büyüklüğündeki bir şeyi namaz  sırasında yutmak.

18-Secdede iki ayağını yerden kaldırmak.

19-Selam kastıyla bir eliyle bir kimse ile tokalaşmak.

20-İmamdan ileriye geçmek.Yani imama namaz kılmak için uymuş bir kimsenin ökçesinin imamın ökçesinden ileride bulunmazı.

21-Bir rekatta iki saf kadar yürümek.

22-Elimizde olamadan üç tespih miktarı(üç defa subhanallah diyecek kadar)avret yerimizin dörtte birinin açık olması namazı bozar (ifsat eder).Hemen o namazı yeniden kılmak gerekir.Bu açılma işi elimizde olmadan ortaya çıktığı için günaha girmiş sayılmayız. Fakat kendi isteğimizle bu yerlerimizi açarsak o anda namazımız bozulur(fasit olur).Yeniden bu namazı kılmamız gerekir. Ve haram yerlerimizi açtığımız için günaha girmiş oluruz.

23-Bir imama uydukları halde aralarında bir sürte (hail) yani bir engel olmaksızın veya aralarında bir adam sığacak kadar açık yer bulunmaksızın ; “Subhanallah” diyecek kadar bir kadınla aynı hizada bulunan erkeğin namazı bozulur.Kadının namazı bozulmaz.

24-Erkek imam olur ve imamlığa niyet ederken ; “Bana uyan erkek ve kadınlara imamlığa “diye bir niyette bulunmayan bir imama bir kadın gelir ve namaz kılmak için uyarsa hem imamın hem kadının namazı bozulur.

25-Özür yok iken göğsünü ve yüzünü kıbleden başka bir yöne çevirmek.

26-Namaz kılarken uyduğu imamı bırakıp bir başka kimseyi imam kabul edip ona uymak.

27-İmama uyduğu halde Kurandan kendine göre ayet ve sure okumak.

28-Selem vermek.

29- Bilerek verilen selamı almak.

30-Bir şey yemek içmek.Susam tanesi kadar dahi olsa namazı bozar.

31-Manası bozulacak kadar Kuranı süratli ve yanlış okumak.

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

             Tilavet (Okuma) Secdesi:

         Kuranı Kerimde 14 yerde secde ayeti vardır.Bu secde ayetlerini okuyan ve duyan mükellef (aklı başında ve buluğa ermiş ) Müslümanların yapmaları gereken VACİP bir secdedir . Yani bu ayetler okunduğu zaman secde yapılması vaciptir.Bu secdeyi yapmayan bir vacibi terk ettiği için günaha girer.

  .                                 Tilavet Secdesinin Farzları

1-Tilavet Secdesinin farzı(rüknü) alını bir kez yere koymaktır.

2-Hasta için Tilavet Secdesinin farzı(rüknü) işaret(ima)ile secde yapmaktır.

3-Namaz kılan kişi ,namaz içinde RUKUYA gider.Böylece Tilavet Secdesinin farzını yerine getirmiş olur.

                        Tilavet Secdesinin Sünnetleri

1-Tilavet secdesine namazın dışında dil ile niyet etmek sünnettir.

2-Namazın dışında Okuma Secdesi yapacağımız zaman hem dil ile hem kalp ile niyet sünnettir.

a-Bazı din bilginlerine göre namaz kılarken Okuma Secdesine niyet edilmesi veya edilmemesi birdir.Yaptığımız Okuma Secdesi geçerlidir.Vacip olan Okuma Secdesini yerine getirmiş sayılırız.

3-Okuma Secdesi yaparken ,secdede üç defa “Sübhane Rabbiyel Ala “demek sünnettir.(Okuma Secdesi yaparken bir defa “Subhane Rabbena İn Kane Vadü Rabbina Lemef’ula” da denebilir.)

                  Tilavet Secdesinin Müstehabları

1-Secdeden kalkarken ”Gufraneke Rabbena Ve İleykel Masir”   (Senin Gufanını dilerim.Dönüş ancak sanadır.)demektir.

2-Secdeye giderken ve secdeden kalkarken ”Allahu Ekber” demektir.

3-Secde yapacak kişinin; Secde yapmadan önce ayağa kalkıp dikilmesi ve hemen secde yapması müstehabdır.                                                                                                                                 4- Secde yaptıktan sonra ayağa kalkıp dikilmesidir.   

Tilavet Secdesi iki şekilde yapılır.

1-Namazın Dışında:Namazın dışında secde ayetlerini okuduğumuz zaman tilavet secdesini hemen yapabildiğimiz gibi daha sonrada yapabiliriz.Hemen yapılması daha faziletlidir.

2-Namazın İçinde:

    a-Namazın içinde secde ayetini okuduktan sonra üç ayetten az ayet okursak ayrıca secde yapılması gerekmez.Yaptığımız rüku secde yerine geçer.

    b-Secde ayetinden sonra üç veya daha fazla ayet okursak secde ayetini okur okumaz  “Allahü Ekber” diyerek secdeye gideriz.Secde yaptıktan sonra tekrar ayağa kalkarak kaldığımız yerden okumaya devam ederiz.Namaz sırasında yapılmayan tilavet secdesinin kazası yoktur.

 Okuma Secdesinin Rüku İle Yapılışı

1-Namazın içinde secde ayeti okununca hemen rükuya gideriz(eğiliriz).Rükuda üç defa “Subhane Rabbiyel Azim” deriz.Daha sonra hemen doğrularak(Kıyama kalkarak)secde ayetinden sonraki ayetten okumaya devam ederiz.Ve daha sonra yapmamız gereken rüku ve secdeleri yaparak namazımız devam ederiz.Veya Son Oturuşumuzu(Kadei Ahireyi) yerine getirerek namazımızı tamamlarız. .

Okuma Secdesi Yapılırken Cemaat Yanılırsa

1-Secde ayeti okunduğunda hemen okuma secdesini yapamayacaksak “Semi’na Ve Eta’na Gufraneke Rabena Ve İleykel Masir” demek  müstehaptır (İyidir).

2-Namaz kılarken bir secde ayeti tekrarlanırsa bir secde yapılır. İster bir rekatta olsun ,ister başka, başka rekatlarda olsun hiçbir şey fak etmez.

3-Secde ayeti okunduğunda secdeye giden cemaat yanılarak peşi peşine iki secde yapsalar  namazları bozulur.

4-İmam secde ayetini okuduktan sonra secdeye gittiğinde ,cemaat imamın  rüku ve secdeye gittiğini sanarak ,rüku ve secdeye gitseler cemaatin namazı bozulmaz. .                                                                                                                                  

Bir Secde Ayetini ,Aynı Anda Bir Yerde , Birden Fazla Okumak:

Aynı anda , bir yerde , aynı secde ayeti birden çok tekrar edilmiş ise ; bütün okumalar için sadece bir secde yapmak yeterlidir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 

A-Bazı Yön ve Zaman Bilgileri:

Kıble Saati:Takvimlerde her şehrin kıble saati yazılıdır.O şehir için yazılan kıble saati vaktinde ,güneşe doğru dönen kimse ,KABE yönüne dönmüş  ve O yerin kıblesini bulmuş olur.O yöne doğru dönerek namazını kılar.Örnek:14 Ekim 2003 Salı günü Ankara’nın Kıble saati takvimlerde 11.32 olarak yazılıdır. Ankara’da yaşıyorsak ,belirtilen saatte  yani 11.32 de yüzümüzü güneşe doğru dönüp tam güneşi gördüğümüz yön ;aynı zamanda KABEY’E  doğru durduğumuz yöndür.O yöne dönerek namazımızı kılabiliriz.Kıblemizi doğru olarak bulmuş oluruz

Kabe’den Uzaklarda Yaşayan Kimseler İçin Kıble; Kabe’nin bulunduğu yöne dönmektir.Kabe ile tam olarak aynı çizgi üzerinde bulunma zorunluluğu yoktur.Aslında Kabe ile aynı çizgi üzerinde bulunmak insanlar için çok zordur.Bu zorluk geometri bilgileri kullanılarak kolayca anlaşılabilir.İslam Dini kolaylık dinidir.

Namaz Vakitleri İle İlgili Baz Bilgiler

1-Kerahet Vakti(İşrak Vakti):Güneşin doğması ile başlayan ve bir veya iki mızrak boyu yükselmesine kadar geçen namaz kılamadığımız süreye denir

***(Dikkat:Orta boylu bir mızrağın uzunluğu on iki karıştır.(Bir karış ortalama yirmi santim uzunluğunda olduğuna göre ,demek ki bir mızrak boyu ortalama 240 santimdir.Büyük boy mızrakların uzunluğu ise üç metreye yakındır. Veya üç metrenin biraz üzerindedir.)***.

a-İmamı Azam Ebu Hanife’ye göre; Kerahet Vakti güneş doğduktan iki mızrak boyu geçen yükselinceye kadar süredir

b-Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e göre;Kerahet Vakti güneş doğduktan sonra bir mızrak boyu yükselinceye kadar geçen süredir.(EbuYusuf ve İmam Muhammed=İmameyn) Türkiye’de Kerahet Vakti güneş doğduktan sonra 40 ila50dakika geçinceye kadar devam eder.

2-Kuşluk Vakti(Duha Vakti): Güneşin doğmasından başlayarak Şeri Günün(Dini Günün) dörtte biri kadar bir zaman geçmesiyle başlayan vakte denir.Örnek:Şeri Gün12saat olsa ,bu günün kuşluk Vakti güneş doğduktan 3 saat sonra başlar.Kuşluk Namazı bu andan itibaren istiva zamanına kadar kılınır.Kuşluk Namazının kılınma zamanının başlama ve bitişi  Şeri Güne göre hesaplanır.3-İstiva Vakti:Şeri Günün ortasına  denir.                                                                                              4-Şeri Gün:Fecri Sadıktan (İmsak Vaktinden) başlayıp güneşin batmasına kadar geçen süredir.Bu sürenin ortası Şeri Günün ortası sayılır.Şeri Günün ortası olduğu zaman güneş daha tepe noktasına gelmemiştir.

5-Zeval Vakti:Örfü Günün ortasına denir.Örfü Günün orası olduğu zaman güneş tam tepe noktasına gelmiş olur.                                                                                                                          6-Örfü Gün:Güneşin doğmasından batışına kadar geçen süredir.Örfü Gün, Şeri Günden  bir saat 45 dakika daha kısadır.Örfü Gün ile Şeri Günün ortası bir değildir.

***Öğlenin Kerahet Vakti:İstiva Vakti ile Zeval Vakti arasındaki “Öğlenin Kerahet Vakti” dediğimiz süre Türkiye’de yaz aylarında  yani uzun günlerde daha uzundur.  Uzun günlerde bu zaman ortalama 50 dakikadır.Kısa günlerde yani kış aylarında bu süre 50 dakikanın altına düşer.

Öğlenin Kerahet Vaktinin” Belirlenmesi Hakkındaki Farklı Görüşler:

a-Bazı din bilginlerine göre “Öğlenin Kerahet Vaktinin” belirlenmesinde Örfü Gün esas olarak alınır.Güneş tam tepe noktasına geldiği andır(andan ibarettir).Gölge doğuya döndükten sonra yani Öğlen Namazı vakti girince sona erer.Bundan dolayı tam “Zeval Vaktine” , “İstiva Vakti” denir.Bu zamanda namaz kılınmaz. ***Öğlen namazı vakti zeval vaktinden 10 dakika sonra girer.***

b-Harzem Fıkıh Bilginlerine Göre ;“Öğlenin Kerahet Vaktinin” belirlenmesinde Şeri Gün esas alınır Şeri Günde İstiva Vakti, Zeval Vaktinden bir hayli önce meydana gelir.Bu duruma göre İstiva Vaktinden başlayarak Zeval Vaktine kadar geçen süre “Öğlenin Kerahet Vaktidir”.Bu iki vakit arasında namaz kılınmaz.Öğlen Namazı Vakti girdikten sonra her çeşit namaz kılmak serbest olur. İstediğimiz kadar ,istediğimiz namazı kılabiliriz.

***Türkiye’nin için bulunduğu enlem kuşağında güneşli bir günde yere 90derece diklikte dikilen bir cismin gölgesi doğuya döndükten sonra kendi uzunluğunun yarısı kadar olduğunda  bu yarı gölgeye Feyi Zeval denir.Zeval vakti girmiş demektir. Feyi Zeval ile Öğlen Namazı vakti arasında kalan bu surede namaz kılınmaz.Çünkü bu bir kerahet vaktidir. İşte bu Feyi Zevalin  uzamaya başlamasıyla Öğlen Namazının vakti girer.. (Fey:Dönmek demektir.Her şeyi gölgesi batıdan doğuya döndüğü  için bu ad verilmiştir.  Güneşin batıya doğru dönmesi ile birlikte ;gölgede doğuya doğru dönmüştür.).Bu gölge ekvator bölgesinde hiç olmaz Çünkü ekvatora güneş ışıkları dik gelir.

***a-İmamı Azam Ebu Hanife’ye göre Türkiye’de öğlen namazının vakti gölgemiz boyumuzun iki buçuk misli oluncaya kadar devam eder.Gölgemiz iki buçuk misli olduktan sonra ikindi namazının vaki girer.Ekvator bölgesinde öğlen namazının vakti gölgemiz boyumuzun iki misli oluncaya kadar devam eder. Bu vakitten sonra ikindi namazının vaki girer.( Bu vakte Asrı Sani denir.).(Vaktin Sonu=Asrı Sani)

***b-Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e göre(İmameyne göre) Türkiye’de öğlen namazının vakti gölgemiz boyumuzun bir buçuk misli oluncaya kadar devam eder.Bu vakitten sonra ikindi namazının vakti girer.(Bu vakte Asrı Evvel denir.).Türkiye’de ikindi namazının ezanı  bu görüşe göre okunur.(Vaktin Evveli=Asrı Evvel)

***Asrı Sani ile Asrı Evvel arasındaki zaman farkı uzun günlerde 72 dakikadır.               .         ***Asrı Sani ile Asrı Evvel arasındaki zaman farkı kısa günlerde 36 dakikadır.

***Öğlen namazını Asrı Evvelden önce kılmak daha iyidir.

***İkindi namazını Asrı Saniden sonra kılmak iyidir.

***Yaz günlerinde öğlen namazını serinlikte kılmak iyidir.Yani Asrı Sanide kılmak iyidir.

***Kış günlerinde öğlen namazını gölgemiz bizim bir buçuk misli olmadan kılmak iyidir.Yani Asrı Evvelde kılmak iyidir.

***Asrı Evvelde kılınmamış bir öğlen namazını ikindi ezanı okunduktan sonra kılsak uygun olur.İkindi namazını da İmamı Azam Ebu Hanife’nin görüşüne uyarak gölgemiz boyumuzun iki buçuk misli olduktan sonra kılmak iyidir.                                                                      .           *** Fecri Kazib (Yalancı Aydınlık..Fecr:Aydınlık.Kazib:Yalancı ): Gece karanlığından sonra ,sabah olmadan  önce doğu  ufkunda dikey olarak beliren aydınlıktır(beyazlıktır).Bu beyazlık kısa sürede kaybolur.

***Fecri Sadık(Doğru Fecr.Sadık:Doğru,gerçek,yalan söylemeyen):Doğu ufkunda yatay olarak bir aydınlığın(beyazlığın) belirmesidir.Sabah Namazının vaki bu aydınlığın belirmesi ile başlar.Şeri Günün başlangıcı bu aydınlığın belirmesidir.Fecri Sadık’a biz İmsak Vakti de deriz.Bu vakit aynı zamanda oruçluya yeme içmenin haram olduğu vakittir.Türkiye’de Fecri Kazib ile Feri Sadık arasında yaz aylarında 20 dakikalık bir zaman vardır.Kış aylarında ise 15 dakikalık bir zaman vardır.

Kerahat Vakitleri

           A-Hiç Bir Namazın Kılınmadığı Kerahat Vakitleri:

1-Güneş doğduğu andan itibaren 40-50 dakikalık süre.

2-Öğle ezanına 40-50 dakika kalıncaya kadar ki süre. “(Harzem Bilginlerine Göre)”.

3- Akşam zanına 40-50 dakika kalıncaya kadar ki süre.

1-Hiçbir Namazın Kılınamadığı Kerahet Vakitleri:

a-Güneş doğarken.

b-Güneş batarken.

c-Güneşin doğuşu ile batışı arasındaki zamanın ortası.(Bu zaman kısa bir süredir. Bu süreye güneşin  istiva (orta)zamanı denir.).

d-Güneşin gözleri kamaştırmayacak  ölçüde sararmasından başlayarak ,batıncaya kadar geçen süredir.Ancak o günkü ikindi namazının farzı güneş batarken bile kılınır.(İkindi namazının farzının güneş batarken  kılınması Kerahetle Caizdir).

e-Güneşin dogması vaktinden ,güneş bir mızrak boyu yükselinceye kadar geçen sürede sabah namazının sünneti ve farzı kılınmaz. Sabah namazı kılınırken güneş doğsa ,namaz bozulmuş olur.Bu namazın kaza edilmesi gerekir.(Ülkemizdeki kerahet vakti konusunu ayrıntısıyla yaz.)

        a-İkindi Namazının Farzının Kılınma Süresi.

O günkü kılamadığımız ikindi namazının farzı tahrimen mekrun olmasına rağmen bu kerahat vaktinde kılınması gerekir.Çünkü kazaya bırakmak haramdır.

b-Kerahat Vakitlerinde Tilaver Secdesi.

Kerahat vakitlerinde okunan tilavet secdesi yapılabilir.

        c-Kerahat Vakitlerinde Hazırlanmış Cenaze .

Kerahat Vakitlerinde Hazırlanmış Cenazelerin ,de cenaze namazları kılınır .

B-Sünnet ve Nafile Namazların Kılınmasının Mekrun Olduğu Vakitler.

1-Sabah namazı vakti girdiğinde (imsak olduğunda)sabah namazının sünneti hariç ,hiçbir sünnet ve nafile namaz kılınmaz.

2-Sabah namazının farzı kılındıktan sonra sabah namazının sünneti dahi hiçbir sünnet ve nafile namaz kılınmaz.

3-İkindi namazının farzı kılındıktan sonra ikindi namazının sünneti dahil hiçbir sünnet ve nafile namazı kılınmaz.

4-Akşam namazının farzından önce hiçbir sünnet ve nafile namazı kılınmaz.

5-Yatsı namazının farzından önce teravih namazı kılınmaz.

6-İman Cuma hutbesine çıktığı anda sünnet namazları kılınmaz.

7-Kişinin karnı aç olduğunda ,yemek hazır olduğunda sünnet namazı kılınmaz.

Sabah ve İkindi Namazı İle İlgili Özel Durum:

a-Sabah namazı kılarken güneş doğar ,ise namaz bozulur.Çükü tam bir namaz vaktinden kerahat vaktine geçilmiştir.(tam bir vakitten nakıs bir vakte geçilmiştir.).

b-İkindi namazı kılınırken  güneş batsa namazımız bozulmaz.Çünkü kerahat vaktinden tam bir namaz vaktine geçilmiştir.(nakıs bir vakitten kamil bir vakte geçilmiştir.).

Su Bulunduğu Zaman Hangi Namazlar Teyemmüm Abdesti İle Kılınır.

a- Su bulunduğu halde;  bayram ve cenaze namazlarına yetişememe durumu olursa ; bu namazlar teyemmüm abdesti ile kılınır.Su ile abdest alınmaya çalışılmaz.Çünkü bu namazların kazası yoktur.Yerine geçecek bir namaz yoktur.

b-Böyle bir durumda cenaze sahibi teyemmüm abdesti ile cenaze namazı kılamaz.

c- Beş vakit namaz ile Cuma namazını kaçırma durumu olursa, su bulunduğu halde teyemmüm abdesti ile bu namazlar kılınmaz.Çünkü bu namazların kazası vardır. Ve yerine geçen namaz vardır.(Yani bu namazları tek başımıza da kılabiliriz.Cuma namazını kılamazsak o günkü öğlen namazını kılarız.).

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

2- ORUÇ

Dinimize Göre Oruç:;şafak vaktinden güneş batmasına kadar.yeme içme ve bazı bedensel istek ve arzulardan uzak durmak demektir.

Orucun Özellikleri:a- Şafak vaktinde başlar,güneş batıncaya kadar sürer.

b-Bu süre içinde oruçlu olan bir şey yiyip içmez.Bazı istek ve           .                                                arzularından uzak durur.

Oruç Nasıl Bir İbadettir:Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yaptığımız bir ibadettir.

Oruç Kimlere Farzdır:Yılda bir ay oruç tutmak ; sağlıklı , yetişkin(buluğ çağına gelmiş) ve aklı başında her Müslüman’a farzdır.

Oruç Kimlere Farz Değildir:Hastalara ,yaşlılara, çocuklara ,yolculara ,oruç tutmak farz değildir.

Kaza Orucunu Kimler Tutarlar:Hastalar iyileşince tutamadıkları kadar orucu güne gün kaza ederler. Yolcular evlerine döndükten sonra tutamadıkları kadar orucu güne gün kaza ederler .Yaşlılarsa hiç oruç tutmazlar.Bunun yerine yoksullara yardım ederler.Yani tutamadıkları her oruç için maddi güçlerine göre her oruç için bir fitre verirler.

Oruca Niyet Nedir:Oruçlu sayılabilmek için niyet etmek gerekir.Niyet etmeden gün boyu bir şey yemesek içmesek oruç tutmuş sayılmayız.Oruca sahur vakti niyet ederiz.

a- Farz olan ramazan ayı orucu ile Ramazan ayı dışında tutulan nafile oruçlara niyet zamanı akşam ezanından sonra başlar ertesi günü öğle ezanına 40-50 dakika kalıncaya kadar devam eder..

b-Eğer sahur vakti niyet etmeyi unutursak ertesi günü öğle ezanına 40-50 dakika kalıncaya kadar aklımıza geldiği vakit de niyet ederiz.Aslında oruç tutmak için sahura kalmamız da bir bakıma oruç tutmaya niyettir.

c- Ramazan ayında tutmamız gereken farz oruçların kazası ile adak oruçlerına niyet zamanı ;akşam ezanı okunduktan sonra başlar.İmsak atıncaya kadar devam eder.Ancak bu oruçlara niyetleri imsak vaktinden önce yapmak daha sevaptır.

Oruç Nasıl Bozulur:Oruca niyet eden kimse bilerek bir şey yer ve içerse orucu bozulur.

Orucu Bozmayan Davranışlar:Oruç tutan kimse unutarak bir şey yer ve çerse orucu bozulmaz.Oruçlu olduğunu hatırladığı zaman hemen yeme ve içmeye son verir.Ağzını su ile çalkalar ve orucuna devam eder.Ancak oruçlu olduğunu hatırladıktan sonra da yeme ve içmeye devam ederse orucu bozulur.Ramazan ayında sonra kefaret orucu tutması gerekir.

Kaza Orucu:Yolcu veya hastalık gibi herhangi bir nedenle oruç tutmayan kimseler , ramazan ayı çıktıktan sonra tutamadıkları güne gün sayısı kadar oruç tutmalarına Kaza Orucu adı verilir.

Orucu Bozmayan Bazı Davranışlar:a-Çiçek , kolonya , parfüm v.b. şeyleri koklamak.

b-Dişleri fırçalamak,banyo yapmak ,denize girmek.Ancak denize girdiğimizde ağzımıza su kaçarsa orucumuz bozulur.c-Oruçlunun boğazına su kaçırmamak suretiyle ağzını çalkalaması.

Orucun Yararları:a-Kişinin kendini tanımasını ve iradesini güçlendirmesini sağlar.            b-Toplumsal dayanışmayı güçlendirir.

Hadis : “ Her şey için bir zekat vardır.Bedenin zekatı da oruçtur.Oruç sabrın yarısıdır.”

Hadis: “Hilali gördükten sonra oruç tutunuz ve hilali gördükten sonra iftar ediniz(Bayram yapınız).Siz hava kapalı olunca da , Şaban ayını otuza tamamlayınız.”.

Oruca Başlama Zamanı: Batı ülkelerinde oturan Müslümanlar hilali görecek olsalar , bunu haber alan doğu ülkelerinde oturan Müslümanlar oruca başlarlar.Bu durumun o ülkenin dini konuda yetkili kişilerince ilan edilmesi gerekir.

     Oruç Tutmamayı Mübah Kılan Durumlar.

1-Yolculuk:Ramazan ayında en az üç (3) günlük [ yani on sekiz (18) saatlik doksan (90) kilometrelik ]  bir yere gidecek olan kişi o gün oruca niyet etmeye bilir.Kısacası oruç tutmayabilir.Fakat bir kimse oruç tuttuktan sonra , gündüzün yolculuğa çıksa ,bu yolculuk o kişi için bir özür sayılmaz.Orucunu tutmaya devam etmesi gerekir.Ancak o gün yola çıkar da  ,  ondan sonra orucunu bozarsa  , bu kişi için kefaret orucu tutmak gerekmez.Sadece güne gün orucunu kaza etmesi gerekir.Bu yol yayan yürünecek durumlar için tespit edilmiştir.inimizce.Bu yolu hangi vasıta ile girersek gidelim bu durum değişmez..2-Hastalık.3-Savaş.4-Zorlama hakinde orucu bozmak.5-Kıtlık. 6-Hamilelik. 7- Kadınlar özel haller. 8- Ziyafet.9-Bir başkasının tuttuğu “Nafile ve Kaza Orucunu” bozmasını sağlamak kastıyla  ;boşanma yemini eden kimse için “Nafile ve kaza orucu tutan kişi tuttuğu orucu” bozar. 10-Yaşlılık.

“***Ek Bilgi : Orucu Bozan Şeyler : Nefes,tükürük ve sümük haricinde vücuda giren her şey orucu bozar.***.”

“***Ek Bilgi :Niyetin Önemi:İslam Dinine göre herhangi bir ibadeti yapabilmek için o ibadeti yapmaya niyet etmek gerekir.Niyetsiz ibadet olmaz.Niyeti kalbimizden geçirebildiğimiz gibi hem kalbimizden geçiririz hem de dilimizle söyleyebiliriz..***”.

“***Ek Bilgi :Oruç Tutmaya Nasıl Niyet Edilir: “Niyet ettim Allah rızası için yarınki orucu tutmaya.” dediğimizde  veya “Niyet ettim Allah rızası için  oruç tutmaya”. dediğimizde tutacağımız oruca niyet etmiş sayılırız.***”.

       Haram Aylar:Zilkade ,Zilhicce,Muharrem ve Recep aylarıdır.Ramazan bayramının birinci (1) günü ve Kurban bayramının dört (4) günü oruç tutmak TAHRİMEN mekruhtur.

Kameri aylar (Ay takvimine göre aylar) bazen otuz (30) bazen yirmi dokuz (29) çekerler.Her yeni ayın bir,iki ve üçüncü gecesine hilal denir.Yine her ayın yirmi altı (26) ,yirmi yedi (27) ve yirmi yedinci (27) gecelerine de hilal denir.Diğer günlere sadece ay (kamer) denir.

Her kameri ayın başlangıcı ,ya hilali görmekle veya hava bulutlu ise , ondan önceki ayın günlerini otuza (30) tamamlamakla tespit edilir.Ramazan orucuna başlamak için hilalin güneşin batışından sonra görülmesi gerekir.

Haram Aylar:  “Zilkade. Zilhicce. Muharrem..Recep      (Tevbe.36)” –                                                   .                          “Zilhicce.Muharrem.Safer.Rebiül Evvel.(Tevbe.5)”-

                            “ Zilkade”                                                  (Bakara.194)-

                            “Recep.Zilkade.Zilhicce .Muharrem.     (Maide.2)”

Kameri aylar şunlardır:1-Muharrem.2-Safer.3-Rebiül Evvel.4-Rebiül Ahir.                             5-Cemaziül Evvel. 6-Cemaziül Ahir.7-Recep.8-Şaban.9-Ramazan.10-Şevval.11-Zilkade.                     12-Zilhicce.

a- Muharem ayının ilk hilalinin görüldüğü gün,  hicri yılbaşıdır.                                              .        b-Recep ayının ilk hilalinin görüldüğü gün üç aylar başlar.

c-Ramazan ayının ilk hilalinin görüldüğü gün Ramazan orucu başlar.

d-Şevval ayının ilk hilalinin görüldüğü gün Ramazan Bayramı başlar.

e-Zilhicce ayının ilk hilalinin görüldüğü gün Kurban Bayramı başlar.

Hac Ayları: Şevval ,Zilkade ve Zilhicce’den on gün içinde yapılır.Konuyla ilgili ayet: “Bakara Suresi Ayet:197. “ Hac belli aylarda olur.( Şevval ,Zilkade ve Zilhicce’den on gün).O aylarda hacca niyet edenler bilsinler ki , hacda kadına yaklaşmak ,kötülük etmek ve döğüşmek  yoktur.İşlerdiğiniz hayırları Allah bilir.(Hac için)azık hazırlayın .Ama azığın en iyisi takva(Allah korkusu)dur.Ey idrak sahiplari benden korkun.” (Bakara Suresi.Ayet:197).

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

                   3-Hac

“(Bakara – 197).Hac belli aylarda olur.(Şevval.Zilkade.ayları ve Zilhicce’den on gün.) O aylarda hacca niyet edenşer bilsinler ki , hacda kadına yaklaşmak,kötülük etmek  ve döğüşmek yoktur.İşlediğiniz hayırları Allah bilir.(Hac için ) azık hazırlayın.Ama azığın en iyisi takva (Allah korkusudur.)dır.Ey idrak sahipleri.benden korkun.”.

          Telbiye: Anlamı:Allah’ım ! davetine isteyerek uydum.Emrine amadeyim ,eşin ve ortağın yoktur.Sana yöneldim , hamd senin ,nimet senin , mülk senindir.Eşin ve ortağın yoktur.”.

            İhram :İhramın rüknü ikidir.

1-Niyet etmek:Yapmak istediği hac veya umreyi kalben tayin etmektir.Bunu dil ile söylemek müstehebdır.

2-Telbiye:Hac veya umreye veya her ikisine birden niyet edip telbiye getirmekle ihrama girilmiş  ve haccın ilk farzı yerine getirilmiş olmaz.

Şu Şartları Taşıyan Müslümanlar Hac İbadetini Yapmaları Farzdır.

1-Akıllı olmak.

2-Erginlik çağına girmiş olmak

3-Özgür olmak.

4-Uzun bir yolculuğa dayanabilecek ölçüde sağlıklı olmak.

5-Hac için gerekli masrafları karşılayabilecek ölçde parasının olması.

6-Hacca gidip gelinceye kadar ailesinin geçimini sağlayacak parasının olması.

7-Hac yolunda gerekli güvenliğin olması.

8-Hacca gitmek için herhangi bir engelinin olmaması.

 

Haccın Farzları.

Haccın farzları birisi şart ,ikisi rükün olmak üzere üçtür.

1-İhrama girmek.

2-Arafat’ta vakfe yapmak.

3-Kabe’yi tavaf etmek.

İhramın Vacipleri.

1-Mikatı ihramsız geçmemek.

2-İhram yasaklarında sakınmak.

Cemi Takdim:Arafat’ta öğle ve ikindi namazlarını bir ezan ve iki kametle öğle vaktinde kılmaya denir.

Cemi Takdim şöyle kılınır:Öğle ezanı okunur.Önce öğlen namazının ilk sünneti kılınır.Sonra kamet getirilir.Öğlen namazının farzı kılınır.Öğlen namazının farzını kılıp bitirdikten sonra yeniden kamet getirilir.İkindi namazının farzı kılınır.İkindi namazı için ayrıca ezan okunmaz.Bu iki namaz arasında sünnet namazı kılınmaz.Böylece öğlen namazının son sünneti terk edilmiş olur.İmamı Azam’a göre böyle kılabilmemiz için Arafat günü hac için ihramlı olarak Arafat’ta bulunmalıyız ve Mescidi Nemire’da imam ile kılmamız gerekir.

Cemi Tehir:Hacılar Arefe günü güneş battıktan sonra ; Arafat’tan  Müzdelife’ye gelirken  Burada akşam ile yatsı namazını yatsı vaktinde birlikte kılmasıdır.Buna Cemi tehir denir.Bunun böyle yapılması vaciptir.İki vakit için bir ezan okunur.Ve bir kamet getirilir.Önce akşam namazının farz kılınır.Hemen arkasından yatsı namazının farzı kılınır.İki farzın arasında sünnet namaz kılınmaz.Ancak yatsı namazının farzından sonra yatsı namazının son sünneti ile vitir namazı kılınır.

Hacla İlgili Terimler.

1-İzar:Belden aşağı sarılan havludan ibarettir.

2-Rida:Belden yukarı vücudun üst kısmını örten havludan ibarettir.Bu ikisi erkekler içindir.

3-Tevriye Günü:Zilhicce ayının sekizinci (8) günüdür.

4-Şavt:Hacerül Esved’in hizasından başlayarak Kabe’yi sola almak suretiyle bir defa Kabe’nin etrafını dönmektir.Yedi (7) şavt bir tavaftır.

5-Afaki:Mikat dışından gelen hacı adaylarıdır(yabancılardır).

6-Say:Safa ve Merve denilen iki tepe arasında yedi defa gidip gelmeye denir.

7-İstilam:Hacerül Esved’e el sürmek ve öpmek.

Ek Bilgi:Tavafa başlarken ve her bir şavtı tamamlayıp Hacerül Esved’in hizasına geldikçe ve tavaf namazından sonra ve Hacerül Esved’e dönülür.Namaza durur gibi tekbir ve tehlil getirilip eller kaldırılarak üzerine konur ve öpülür.Hacerül Esved’e başkasını rahatsız etmeden yaklaşmak mümkün olmadığı takdirde uzaktan Hacerül Esved’e dönülerek avuçların içi Kabe’ye verilir.Eller kulaklar hizasına kaldırılır. “Bismillahi Allahu Ekber.” denilerek Hacerül  Esved selamlanır.Ve sağ elin içi öpülür.

          8- İztiba:Belden yukarı sarılan ihramın bir ucunu sağ koltuk altından geçirip sol omuz üzerine atarak sağ omuz ve kolu dışarıda bırakmaktır.

9-Remel:Sadece erkeklerin ; tavafın ilk iç (3) şavtında kısa adımlarla koşarak ve omuzları silkerek çalımlı ve çabuk yürümeleridir.

10-Hervele: Sadece erkeklerin;Safa ve Merve tepeleri arasında yeşil ışıkla aydınlatılmış sütunlar arasında kısa adımlarla koşarak yürümektir

Cinayet:İhram veya Harem sebebiyle yapılması yasak olan şeyler.

Bedene:Deve veya sığır kurban etmeyi gerektiren cinayetlerdir.

Dem:Koyun ve keçi kurban etmeyi gerektiren cinayetler.

Hedy:Hac ve umrede kesilen kurbanlara denir.

Şükür Kurbanı:Temuttu veya kıran haccı yapanların kestiği kurbandır.

Ceza Kurbanı:Haccın vaciplerinden birinin terk edilmesinden dolayı kesilen kurbandır.

İhsar Kurbanı:Hac veya umre yapmak için ihrama girdikten sonraherhangi bir nedenle vakfe veya tavaf yapmadan ihramdan çıkmaya mecbur kalan kimsenin kestiği kurbandır.

Nezir Kurbanı:Harem bölgesinde kesilmek üzere adanan kurbandır.

 

Kurbanla İlgili Hükümler.

1-Koyun ve keçi bir ( 1 ) yaşını doldurmuş olmalıdır.Bu ölçü ay takvimine göredir. Ancak koyunlar altı ( 6 ) ayını doldurmuş ve anası kadar da gösterişli ise kurban edilebilir. Ancak keçi ne kadar gösterişli olursa olsun bir ( 1 ) yaşını doldurması gerekir.

2-Büyük baş hayvanların iki ( 2) yaşını doldurması gerekir.[(Yani yirmi üç ay on gün        ( 23 ay 10gün).].

3- Devenin kurban olması için beş ( 5 ) yaşını doldurması gerekir.[Dört (4)sene on (10) ay].

4-Küçük baş hayvanlar (koyun ve keçi cinsi)ne kadar büyük olurlarsa olsunlar bir kişi tarafından kurban edilebilir.

5-Büyük baş hayvanlar ise en fazla yedi ( 7 ) kişi tarafından kurban edilirler.

[[Dikkat: Bu sayının tek olması yani (1 ,3 , 5 , 7)olması. ile çift olması  yani(2 ,4 ,6) olması arasında herhangi bir fark yoktur.]]

6-Ortak olarak kesilen bu kurbanın etleri göz kararıyla pay edilmez.Tartı ile pay edilmesi şarttır.Ancak bu ortaklar aynı aileden olursa tartıya gerek yoktur.

7-Bu ortakların hepsinin niyeti ibadet olmalıdır.Bunların içinden bir tanesinin niyeti ibadet dışı olursa yani sadece et alma niyeti olursa diğer ortakların kurban ibadeti geçersiz olur.

8-Ortakların aynı ibadete niyet etmiş olmaları şart değildir.Şöyle ki;

Örnek:

                        a-Bu ortaklardan birkaçı ; Kurban Bayramı  kurbanına niyet etse ,

b-Bir tanesi de ; adağının yerine getirilmesine niyet etseler ,

c- Bir tanesi de ;  ölmüş bir yakınının adına kesmiş olsa bu kurban geçerlidir.Çünkü hepsinin niyeti Allah içindir.

9-Bir birlerini süsmemeleri için doğduğu andan itibaren ;boynuzları yakılan hayvanların kurban olması konusunda ;yapılan işlemin bir kusur olmadığını ve böyle hayvanların kurban edilebileceğini Diyanet İşleri Başkanlığı Açıklamıştır.

10-Doğduğu anda kuyrukları  bağlanıp ; yağın vücutlarına dağılmasını sağlamak için yapılan işlemin bir kusur olmadığını ve böyle hayvanların kurban edilebileceğini Diyanet İşleri Başkanlığı Açıklamıştır.

11-Kurban edilen hayvanın karnından ; canlı ve hiçbir eksiği olmayan ayağa kalkıp yürüme ve yaşama özelliğine sahip bir yavru çıkarsa ; bu durumda iki türlü hareket edilir:

a-O yavru da kesilir.

b-Yavru kesilmeyip fakirlere sadaka olarak verilir.

12-Adak kurbanın etlerinden :

a-Adak kurbanını kesen ,

b- Adak kurbanını kesen , kişinin karısı ,

c-Çocukları ,torunları ,

d-Babası , anası ,dedesi ,ninesi yiyemez.(Usul ve furuğu ;yiyemez.)

13-Bir kişi hayatta iken vasiyette bulunur ve kurban edilecek parayı da bırakırsa o kurbanın kurban bayramı günlerinde kesilmesi gerekir.Ve bu kurbanın etinden ölenin mirasçıları yiyemez.Zenginler yiyemez.B u kurbanın bütünü fakirlere dağıtılması gerekir.

a-Ancak ölen kendisi adına kurban kesilmesini vasiyet etmişte ; para bırakmamışsa veya ölenin vasiyeti olmaksızın , varisleri onun adına kurban keserlerse ; kesilen kurbanın etinden kendisi yiyebileceği gibi çoluk çocuğu da yer.Zenginler de yer.Bu kurbanın Kurban Bayramı  günleri dışı da kesilmesi caizdir.

14-Kurban olarak alınan hayvan ; herhangi bir nedenden dolayı KURBAN Bayramı günlerinde kesilmemişse bir daha kesilemez .Değeri fakirlere sadaka olarak verilir.Veya hayvan canlı olarak fakirlere verilir.

15-Ortaklaşa kurban kesenlerden bir kısmı edaya ,bir kısmı da kazaya niyet ederse ; bu kurbanın tamamını kesenler ve yakınları tarafından yenmez.Sadaka olarak fakirlere dağıtılır.

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

4- Zekat

Zekat artış ,temizlik demektir.Zekatı dini ölçülere göre zengin sayılan Müslümanlar verir.

Allah Tevbe Suresinin 103. ayetinde mealen: “Onların mallarından bir miktar sadaka(zekat) al ki ,onunla onları temizleyesin.”buyurmaktadır..

Allah Bakara Suresinin 110.ayetinde: “Namaz kılın, zekatı verin ,kendiniz için yapıp gönderdiğiniz her hayırı ,Allah’ın yanında bulursunuz.Allah yaptıklarınızı görür.”

Zekat Kimlere Farzdır.

1-Akıllı ve erginlik çağına gelmiş olanlar.

2-Hür olanlar

3-Zengin olmak.(Zaruri ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra ve borçlarını ödedikten sonra zekat verilebilecek mal ve paraya sahip olmak gerekir.Buna nisap denir.Nisap dinen zengin sayılmanın bir ölçüsüdür

Zekat Verilecek Kimseler.

1-Yoksullar.

2-Gelir yetersizliği nedeniyle geçinemeyecek durumda olan kimselere

3-Borcunu ödemekte sıkıntı çeken kimselere

4-Ülkelerinde zengin olsalar bile yolda parasız kalmış yolculara.

 

Zekat Şu Mallardan Verilir.

.Zekat nisap ölçüsüne ulaşmış ve üzerinden bir yıl geçmiş olan şu tür mallardan verilir.

           Nisab Miktarı:

Altın:80,18 g.r.(20 miskal).

Gümüş:561 g.r.(200dirhem).

Koyun ve keçi:40 tane koyun ve keçi.

Sığır:30 sığır.

Deve:5 deve.

           Koyun ve Keçilerin Zekatı;

40 koyun ve keçi 1 koyun veya keçi.

40 -120 koyun ve keçi 1 koyun veya keçi.

121 -200e kadar , koyun ve keçi 2 koyun veya keçi.

201 -399a kadar , koyun ve keçi 3 koyun veya keçi.

400  koyun ve keçi 4 koyun veya keçi.400 koyun ve keçiden sonra her yüz adet hayvan için birer (1er) hayvan zekat verilir.

Koyun keçilerin erkek ve dişileri arasında bir fark yoktur.Sürüdekş koyun ve keçilerden hangisi daha fazla ise zekatın ondan verilmesi daha iyi olur.

Bir (1) yaşına girmeyen koyun ve keçilere zekat düşmez.Ancak aralarında bir (1) tane yaşını doldurmuş varsa bütün sürü zekata tabi olur.Sürünün zekatını vermek gerekir.Örneğin:Bir sürüde ; 39 tane bir (1) yaşını doldurmamış  ve bir (1) tane de bir (1) yaşını doldurmuş hayvan varsa ;bütün sürüye zekat vermek farz olur.Ve zekat olarak da yaşını doldurmuş olan hayvan (koyun veya keçi) verilir.

Sığırların Zekatı.

30-39 sığır için ; iki (2) yaşına basmış erkek veya dişi  bir (1) dana verilir.

40-59 sığır için ; üç(3) yaşına basmış erkek veya dişi  bir (1) dana verilir.

60-69 sığır için ; iki ( 2 ) yaşına basmış erkek veya dişi  iki (2) dana verilir

70-79 sığır için ; üç(3) yaşına basmış erkek veya dişi  bir (1) dana ile iki (2) yaşına basmış bir dana verilir. Verilir

80-89 sığır için ; üç (3) yaşına basmış erkek veya dişi  iki (2) dana verilir.

90-99 sığır için ; iki (2) yaşına basmış erkek veya dişi  üç (3) dana verilir.

100 sığır için ; iki (2) yaşına basmış erkek veya dişi  bir (1) dana ile üç (3)yaşına basmış  iki (2) dana verilir.

Zekat konusunda mandalarda sığır gibi zekata tabidirler.

Toprak Ürünlerinin Zekatı.

a-      Ürünü onda biri zekat olarak verilir.Yılın çoğunda arazi yağmur veya nehir suyu ile sulanıyorsa onda bir(1/10 zekat verilir.

b-Eğer arazi bu şeklin dışında sulanıyorsa ürünün yirmide biri(1/20) zekat olarak verilir.

Ek Bilgi:Ürünlerin hepsi helak olursa zekat gerekmez.Bu ürünlerin üzerinden bir (1) yıl geçmesi beklenmez.Çünkü çürüyen malların zekatı olmaz.

Örneğin:Zamanımızda arazilerdeki ürünler için yüksek meblağ tutan ilaçlama ve gübreleme gibi konular karşımıza çıkmaktadır.Bu konuda iki görüş vardır:1-Gübre ve ilaçlama ve diğer masraflar çıkarıldıktan sonra onda bir veya yirmide bir uygulaması yapılır.

2-İlaç ve gübre parası ve diğer masraflar çıkarılmadan onda bir veya yirmide bir uygulaması yapılır.Zamanımızdaki uygulama için birinci görüş daha uygundur.

Alacakların Zekatı.

Alacaklar üç kısma ayrılır.1-Kuvvetli alacak.2-Orta Derece Alacak.3-Zayıf Alacak.

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

5-Kelimei Şahadet

“Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resuluh”

Ben şahadet ederim ki ,(şüphesiz bilirim ve bildiririm ki )Allah’tan başka ilah yoktur.Ve yine şahadet ederim ki ,H.z.Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir.

Kelimei şahadeti diliyle açıkça söyleyip kalbiyle şüphesiz bir şekilde inanmakır.

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 

İslam’ın İman Esasları.

                                           İslam Dininin İman Esasları

İslam Dininin iman esaslarının topluca anlatıldığı yazıya (metine) Amentü veya Amentü Duası adı verilir.

 

 

Amentü (Ben İnandım,Kabul Ettim)

Amentü billahi ve melaaiketihi ve kütübihi ve rusulihi ve’l yevmil ahiri ve bil kaderi hayrihi ve şerrihi mi’n Allahi Teaala ve’l b’sü badel mevt,hakkun. “Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resuluh”

 

Türkçe anlamı:Ben Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine , Ahiret gününe ,kadere,hayır v şerrin Yüce Allah’tan olduğuna ve öldükten sonra dirilmenin gerçek olduğuna inandım.Bunların hepsi doğru ve gerçektir.

Ben şahadet ederim ki ,(şüphesiz bilirim ve bildiririm ki )Allah’tan başka ilah yoktur.Ve yine şahadet ederim ki ,H.z.Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir.

            

     Amentü’nün Açıklaması.

               1-Allah’ın Varlığına İman     

               1-Allah’a İnanma İhtiyacı.

İslam Dininin inanç esaslarının birincisi Allah’ın varlığına ve birliğine inanmaktır. Allah’ın varlığını ve birliğini inkar eden  kimse İslam Dininden çıkar ,kafir olur.                                            .            İnsan Allah’ın varlığın inanmak mecburiyetindedir.Allah’ın varlığına inanan insan daima rahat ve huzurlu olur.Hayatın bütün maddi ve manevi güçlüklerine karşı koyar.Allah’a inanan insan kendisinin bir insan olarak ;en mükemmel bir şekilde yaratıldığını bilir.Allah insanı bütün varlıklardan üstün olarak en mükemmel bir şekilde yaratmıştır.İnsan hem ruhtan ,hem bedenden yaratılmış bir varlıktır.

a-İnsan Ruhunun İhtiyaçları Şunlardır:

İnsan ruhunun bir takım ihtiyaçları vardır.Bu ihtiyaçlar inanmak,sevilmek,mutu olmak, diğer insanların yardımına koşmak,diğer insanların faydalanacağı hayır eserlerini ortaya koymak gibidir.

b- İnsan Bedeninin İhtiyaçları Şunlardır:

               İnsan bedeninin ihtiyaçları;yemek yemek,su içmek,nefes alıp vermek,uyumak ,dinlenmek, sıcaktan korunmak,soğuktan korunmak,böceklerin ısırmasından korunmak , çeşitli  nedenle vücudumuz yaralandığında sağlığımıza kavuşmak için tedavi olmak ve sağlığımıza kavuşmak gibidir.

2-İnsan Toplulukları ve Allah’a İman.

İnsanlar ve insan toplulukları bütün tarih çağları boyunca Allah’a inanmışlardır . İnançsız hiçbir topluluk yoktur.Ancak bazı topluluklar gerçek Allah’a inanmış, bu dünya ve ahiret’te rahata kavuşmuşlardır.Bir kısmı ise nefislerinin ve şeytanın etkisiyle kendi uydurdukları şeylere Allah demişlerdir.Bu dünyada ve ahiret’te perişan olmuşlardır.

a-Yanlış Şeylere Allah Diyenlerin Durumları:

Şu anda yanlış şeylere Allah diyenler hayatlarını sıkıntıyla geçiriyorlar.Zenginlik içerisinde olsalar dahi rahat ve huzur bulamıyorlar.Öldüklerinde Kıyamete kadar kabir azabı çekecekler.Kıyametten sonra  Ahiret’te hesap verdikten sonra da cehennemde ebedi olarak kalacak azap çekecekler.

b- Gerçek Allah’a İnanların Durumları:

             Müslümanlar ve Müslüman toplumları bu dünyada fakir dahi olsalar mutludurlar. Çükü gerçek Allah’a inanıyorlar.Öldükten sonra rahat bir kabir hayatı yaşayacaklar.Kıyamet koptuktan sonra da rahatça Allah’a hesap verip cennete gideceklerdir.

             c-Allah’a İnancında  Önemli Olan Nedir ?

             Allah’a  inanmada en önemli olan gerçek Allah’ inanmaktır.Gerçek Allah’a inanmazsak kendimizi kandırırız.Allah’a inanan insan hayatın her çeşit sıkıntılarıyla baş eder ve bu sıkıntılarla başa çıkmasını bilir.Çünkü gerçek Allah’a inanmak insanı daima güçlü yapar.

3-Allah’ın Varlığı.

Hislerinin ve çevresinin etkisinde almadan düşünen insanlar ,kolaylıkla Allah’ın varlığını akıllarıyla bulurlar ve Allah’ın varlığına inanırlar.Kainattaki hiçbir şey kendiliğinden meydana gelmez.Biz olmasak kalemimiz defterimizin sayfalarına yazı yazmaz.Gökyüzünde gördüğümüz küçücük bir uçurtmanın ipini tutan,onu yapan bir çocuk olduğunu biliriz.Sadece uçurtmayı görsek dahi ipi tutan çocuğun varlığından şüphe etmeyiz.

             Gökyüzünde uçan küçücük bir uçurtmanın ; bir yapanı ve ipinden tutup uçurtanı olduğunu  , insan kabule mecburdur.Aynı şekilde de dünyayı ve gökyüzündeki milyonlarca yıldızları yaratan ,onları en mükemmel bir şekilde idare eden Allah’ın varlığını kabule mecburdur.

4-Görmediğimiz Şeylerin Varlığını Nasıl Anlarız.

Görmediğimiz şeyleri inkara kalkarsak herkes bize güler.Gökyüzündeki uçurtmayı yapan ve idare eden çocuğun varlığını inkar etmemiz gerekir.Yine aklımızı, ruhumuzu, canımızı  inkar etmemiz gerekir.Namus,şeref,haysiyet,iyilik,kötülük gibi kavramları da inkar etmemiz gerekir.Bunların hiç birini gözle göremiyoruz.

            En kolay olan bir şeyin varlığını kabuldür.Varlığını inkar ettiğimiz şey gerçekten yoksa biz nereden yok olduğunu biliyoruz?Yok denilen şeyin varlığı önce kabul edilir.Daha sonra çeşitli sebeplerden dolayı herhangi bir yerde yok deriz.

Yok dediğimiz şey bir başka yerde kesinlikle vardır.Yanımızdaki arkadaşımız bir gün sınıfa gelmese;arkadaşımız gelmedi,sınıfta yok deriz.Sınıfta yok olan arkadaşımız evlerinde vardır.Veya bir tanıdığının yanındadır.Bu bakımdan en zor olan herhangi bir şeyin yokluğunu ispattır. Allah yok diyenin önce ,bu yokluğu ispat etmesi gerekir.

5-Her Şeyi Allah Yaratmıştır.

Kainatta ve dünyada gördüğümüz her şey Allah tarafından yaratılmıştır.Allah tarafından yaratıldığına en güzel  şahit;her şeyin belli bir düzen içinde meydana gelmesidir.Rasgele meydana gelmiş hiçbir şey yoktur.Şimdiye kadar bir nehrin üzerinde suyun akıntısıyla sürüklenen ağaçların;tesadüfen bir araya gelerek bir sal yaptıkları,bir köprü kurduğu görülmemiştir.

            6-Allah’a İman Bize Ne Kazandırır.

Allah’a iman insan ruhunu yücelir.Onu layık olduğu yüce mertebelere ulaştırır.Allah’a iman sayesinde insan gerçek manada şerefli,haysiyetli ve kuvvetli olur.İnsan haysiyetine yakışmayan bütün davranışlardan  uzaklaşır.Onları yapmaz.Tembellik ve ümitsizlik Allah’a inanan insanlarda bulunmaz.Allah’a inanan insan daima kendini yaratan Allah’a güvenir. Tevekkül sahibidir.Tevekkülün ne olduğunu doğru olarak öğrenir ve ona göre çalışır.

Allah’a inanmak insanı putlara,ağaçlara veya kendi uydurduğu şeylere tapmaktan alıkoyar.Çünkü Allah’tan başka bir varlığa tapmak insan şeref ve haysiyetini ortadan kaldırır.Bütün varlıklardan daha aşağı bir duruma düşürür.Her türkü kötülüğü yaptırır.

7-Allah’a İman Hayatımızı Nasıl Düzenler.

Allah’a iman insan hayatının ışığıdır.Yol göstericisidir.Kalbinin nurudur.Allah’a inanan insanlar daima iyi ve güzel olan işler yapar.Kötü işlerden uzaklaşır.Ellerinden ve dillerinden insanlara faydalı şeyler ortaya çıkar.Kanunlara saygılıdır.

8-Allah Sevgisi. Ne Demektir ?

Allah sevisi ,sevgilerin en kutsalıdır.Allah’ı seven kişi onun verdiği nimetlere şükreder.Allah’ı seven Peygamberini sever.Allah’ın emir ve yasaklarına uyar.Peygamberimizin sünnetini (Peygamberimizin ;peygamber sıfatı ile yaşadığı dini hayatı ) öğrenir Onun gibi yaşamaya çalışır.Allah’ı seven yurdunu ,devletini, ordusunu ,milletini sever.Allah sevgisi bütün sevgilerin kaynağıdır.Allah’ı seven merhametlidir.

 

          9-Allah’ın Sıfatları.

Allah’a inanmak sıfatlarına inanmakla olur.Allah’a tam anlamıyla inanmak Allah’ın Sıfatlarını yeterince bilip ,onları kabul etmekle mümkündür.Çünkü Allah elle tutulup gözle     görülmez.İnsanlar Allah’ı görecek şekilde yaratılmamıştır.Ancak Allah’ın varlığını akıllarıyla anlayıp bulurlar.Allah’ın Sıfatları iki bölümde incelenir.

A-Zati Sıfatları.

Bu sıfatlar sadece Allah’a mahsustur.Başka hiçbir varlıkta bulunmazlar.Allah’ın Zati Sıfatlarının  sınırı ve vasıtası yoktur.Ezeli ve ebedidir.

1-Vücut Sıfat:Allah’ın var olması demektir.O’nun varlığı kendisindendir.Var olması mecbur olan bir varlıktır.Var olması için bir başka varlığa muhtaç değildir.O’nun yok olduğu bir an düşünülemez.Varlığını devam ettirmek için de hiçbir kimseye muhtaç değildir.Var olması zatının gereğidir.

2-Kıdem Sıfatı: Varlığının ezeli olmasıdır.Varlığının başlangıcının olmamasıdır.Hiç bir şey yok iken Allah vardı.

3-Beka Sıfatı:Allah’ın varlığının sonsuza kadar ebedi olarak var olması demektir. Allah’ın yok olduğu bir zaman düşünülemez.O her zaman var olacaktır.

           4-Vahdaniyet Sıfatı:   Allah’ın bir tek olmasıdır.Ondan başka tanrı yoktur.Ortağı yoktur. İşinde bir tek olup eşi ve benzeri yoktur. Her şeyi tek başına yaratmıştır.

5-Kıyam Binefsihi:Varlığının kendisinden olması demektir.Allah var olabilmek içi başkasına muhtaç değildir. Varlığını devam ettirmek için bir başkasına muhtaç değildir.

   6-Muhalefetün Lilhavadis Sıfatı:Allah sonradan yaratılan varlılara benzemez.Allah’ı nasıl düşünürsek düşünelim,hatır ve hayalimizden geçen şeylerin hepsinden başkadır.Allah bizim hayal ettiğimizin hiçbirine benzemez.Unutmayalım ki insanlar sadece Allah’a iman edecek  ve O’nun emir ve yasaklarını yerine getirecek özellikte yaratılmıştır.Ayrıca insanlar Allah’ın sıfatlarını akıllarıyla kavrayabilecek şekilde yaratılmışlardır.

B-Subuti ıfatları:                                                                                                                   .               Bu sıfatların benzeri olan sıfatlar vasıtalı ve sınırlı olarak da insanlara verilmiştir.Ancak Allah’ın kendinse has olan sıfatları vasıtasız ve sınırsızdır.Ezeli ve ebedidir.

1-Hayat Sıfatı:Allah’ın diri ve canlı olmasıdır.Hayat sahibi olmasıdır.Allah ezeli ve ebedi olarak diri ve canlıdır.Allah için ölüm,uyku uyuklama ,dalgınlık,gaflet gibi şeyler düşünülemez. Allah her türlü eksiklik ve noksanlıkta uzaktır.Allah’ın hayat sıfatı ezeli ve ebedidir.Vasıtasız ve sınırsızdır.

2-İlim Sıfatı:Allah ilim sahibidir.Kainattaki her şeyi bilir.Allah’ın ilmi her şeyi kuşatmıştır.O’nun ilmin dışında hiçbir şey olamaz.İlmi ezelidir , ebedidir ve sınırsızdır.Allah her şeyi yanlışsız bilir.O’nun ilmi için gizli ve açık diye bir şey yoktur.Allah’ın ilminde artma ve eksilme diye bir şey olmaz. Kısacası Allah’ın ilmi kusursuzdur.Allah’ın ilim sıfatı ezeli ve ebedidir Vasıtasız ve sınırsızdır.

3-Semi Sıfatı:Allah’ın her şeyi işitmesi ve duyması demektir.İşitmesi ve duymasında sınır yoktur.Bütün sesleri aynı anda duyar İşitmesi için bir araca ve organa ihtiyacı yoktur.Allah her türlü sesi doğrudan doğruya duyar.Allah’ın duyması ezeli ve ebedidir.Vasıtasız ve sınırsızdır.

4-Basar Sıfatı:Allah’ın görme sıfatıdır.Allah her şeyi kusursuz olarak görür.Allah’ın görmesinde uzaklık,kapalılık,gizlilik diye bir şey yoktur.Allah her yerde olanı biteni görür, bilir,haberi olur. Allah’ın görmesini karanlık ve aydınlık etkilemez.Allah olan  bütün şeyleri aynı anda görür.Bir şeyi görmesi bir başka şeyi görmesine engel değildir.Allah’ın görmesine hiçbir şey engel olamaz.Allah’ın görmesi ezeli ve ebedidir.Vasıtasız ve sınırsızdır.

5-İrde Sıfatı:Allah irade sahibidir.Allah dilediği gibi hüküm eder.Dilediğini yapıp ,dilediği ve istediğini yaparken hiçbir şeye ve kimseye muhtaç değildir.Hür ve serbest olarak dilediğini yapar, dilediğini yapmaz.O’na kimse karışamaz. Kainattaki her şey Allah’ın bu sıfatı ile yaratılmaktadır.Allah’ın istediği şey anında olur.Allah’ın iradesinin sonu yoktur.Allah bir şeyin olmasını istediği zaman ona  “OL” der .O da hemen oluverir.Allah’ın iradesi ezeli ve ebedidir.Vasıtasız ve sınırsızdır.

6-Kudret Sıfatı:Allah’ın her şeyi yapmaya gücü yetmesi demektir.Allah’ın gücü dilediği her şeyi yapmaya yeter.Allah’ın gücünün sonu yoktur.Allah’ın ezeli güç ve kudretinin dışında hiçbir şey kalmaz. Allah kainatı dilese yok eder.Dilerse bu kainat gibi daha birçok kainat yaratır.Allah’tan daha güçlü ve kudretli hiç bir şey yoktur.Bütün varlıklar Allah’ın gücü ve kudreti karşısında aciz kalırlar.Allah’ın kudreti ezeli ve ebedidir.Vasıtasız ve sınırsızdır.

7-Kelam Sıfatı:Allah seslere harflere ve kelimelere ihtiyaç duymadan konuşur.İstediğini bu ezeli ve ebedi sıfatı ile peygamberlere söylemiş, emir ve yasaklarını bildirmiştir.Allah’ın konuşmaktan aciz olması ve dilsiz olması diye bir şey yoktur.Allah insanlarla vahiy yoluyla konuşmuştur.Bu emir ve yasakları insanlar kutsal kitaplardan öğrenirler. Allah’ın kelam sıfatı ezeli ve ebedidir.Vasıtasız ve sınırsızdır.

8-Tekvin Sıfatı:Allah’ın yaratması var etmesi demektir.Bu sıfatı ile bütün yarattığı varlıklara rızık verir.Azap eder,af eder,öldürür,diriltir.Kısacası Allah’ın saydığımız ve saymadığımız bütün işleri bu sıfatın gereğidir.Kainattaki her şey Allah’ın bu sıfatının gereği olarak yaratılmıştır.Allah’ın tekvin sıfatı ezeli ve ebedidir.Vasıtasız ve sınırsızdır.               (Tekvin Sıfatı=Yaratma Sıfatı).

Ooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo

ooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo

2- Meleklerin Varlığına İman        

                1-Meleklerin Özellikleri.

İslam ininin inanç esaslarının ikincisi meleklerin varlığına inanmaktır.İslam dinine göre meleklerin varlığını inkar eden kimse İslam Dininden çıkar.,kafir olur.Melekler ışıktan (nurdan)yaratılmış varlıklardır.özle görülmezler.Erkeklik ve dişilikleri yoktur.Yemezler ve içmezler.Allah’ın emrettiği şeyleri aynen yaparlar.Günah işlemezler.Çok uzak mesafelere çok kısa bir zamanda giderler.Çok büyük işleri bir anda yaparlar.Melekler daima Allah’ın yapılmasını emrettiği iyi ve güzel işlerin yapılmasından hoşlanırlar. Kötü işlerden kesinlikle hoşlanmazlar.

Allah’ın yarattığı meleklerin sayısını ancak Allah bilir.Allah  Kuran’da bazı meleklerin adlarını ve yaptıkları işleri açıklamıştır. Bizler meleklerin varlığını ve yaptıkları işleri Kurandan öğrenmekteyiz.Bu konuda Peygamberimizin hadisleri de bize melekler hakkında bilgi vermektedir.

 

.

a-Meleklerin varlığı:

Gücü ve kudreti sonsuz olan Allah görülen varlıkları yaratmıştır.Yine görülmeyen varlıkları da yaratmıştır.Bütün kainatı Allah’ın yarattığını kabul eden insan ;görülmeyen varlıkları da Allah’ın yarattığını kabule mecburdur.Görmediğimiz şeyleri inkar edersek önce inkar ettiğimiz varlıkların yokluğunu ispat etmemiz gerekir.

İnsan oğlu her şeyi görecek ve işitecek şekilde yaratılmamıştır.Bizim görmemizin ve işitmemizin sınırı vardır.İnsanoğlu görmediği ve işitmediği varlıkların;var olduğunu bazen aklıyla bulur.Bazen de o görmediği varlığın eserine bakarak var olduğunu bilir.Biz de bu bakımdan meleklerin varlığını aklımızla buluruz.Var olduklarını kabul ederiz.Biz Müslümanlar Kuran’da var olduğu bildirilen her şeyin varlığını kabul ederiz.Varlığını görmesek bile,var olduklarına inanırız.

2-Kuran’da Adı Geçen Melekler ve Özellikleri.

A- Kuranda adı geçen dört büyük melek bulunmaktadır:

a-Cebrail:Vazifesi Allah’la peygamberleri arasında elçilik yapmaktır.Bütün peygamberlere vahiy getirmiştir.Allah’ın emirlerini ve yasaklarını bildirmiştir.Cebrail’e “vahiy meleği “de denir.

b-Mikail:Vazifesi tabiat olaylarının meydana gelmesini sağlamaktır.Yağmurun yağması,fırtına,kar,hava durumları ve mevsimlerin   meydana gelmesini Allah’ın izniyle Mikail düzenler.

c-Azrail:Eceli (ölüm vakti)gelmiş insanların ruhunu bedeninden ayıran melektir.Yani Azrail insanların ruhlarını alarak onların dünya hayatını sona erdirir.Böylece insanlar ikinci bir hayata başlarlar.Bu hayatın adına bizle Kabir Hayatı diyoruz.

d-İsrafil:Adına  “Sur” denilen bir şeyi üfleyerek ; kainatta ki (evrende ki) hayatın ve  dünya hayatının sona erdiğini ilan edecek olan melektir.İsrafil  sur’a ikinci bir defa daha üfleyerek Ahiret Hayatının başladığını  ilan edecektir.

B- Kuran’da Dört Büyük Meleğin Dışında Adları ve Yaptıkları İşler Belirtilen Melekler Şunlardır:

            a-Hafaza Melekleri (Koruyucu Melekler):

Bu melekler Allah’ın izniyle insanları kaza ve belalardan korurlar.Ayrıca hafaza meleklerinden ikişer tanesine  “Kiramen Katibin” melekleri adı verilir

b- Kiramen Katibin Melekleri.(Yazıcı melekler):

Bu melekler insanların dünyada yaptıkları iyi ve kötü amelleri ,amel defterine yazarlar.Sağ taraftaki yazıcı melek iyi amellerimizi yazarlar.Sol taraftaki yazıcı melek kötü amellerimizi yazar.Bu melekler yaptığımız bütün amelleri yani işleri eksiksiz olarak yazarlar.Dünya hayatı boyunca yaptığımız işlerin yazılı olduğu bu defterler,Mahşer Meydanında bizlere dağıtılacaktır.Daha sonra Allah’ın huzurunda yaptığımız her işin hesabını vereceğiz.

c-Münker ve Nekir Melekleri(Kabir Melekleri):

Ölümden sonra yaşamaya başlayacağımız Kabir Hayatının ilk başladığı anda bu melekler ölen herkesi kabir sorgusuna çekerler.Allah’ın emirlerine uyan Müslümanlar bu sorguyu rahatça geçerler.Sorulan  her şeye olaylıkla cevap veririler.Günahkar Müslümanlar bu sorguda biraz ıkıntı çekerler.Kafirleri ise meleklerin sorularına cevap veremezler.Çok büyük kabir azabı çekerler.

          3-Meleklerin Dışında Allah’ın Yarattığı Görülmeyen Varlıklar:

a-Şeytan:Şeytan ateşten yaratılmıştır.Daha Allah’a isyan etmeden meleklerle birlikte yaşamış ,onlar arasında bulunmuştur.

İlk insan ve ilk Peygamber olan H.z.Adem yaratıldıktan sonra Allah ,H.z.Adem’e karşı secde etmelerini meleklerden ve şeytandan istedi.Melekler Allah’ın emrine uyup H.z.Adem’e secde ettiler. Şeytan ,Allah’ın emrine uymayıp H.z.Adem’e secde etmedi, kibirlendi büyüklendi.

“Adem çamurdan ben ise ateşten yaratıldım.Ben ondan üstünüm önünde eğilmem.” dedi. Bunun üzerine Allah ,şeytanı kendi huzurundan kovdu.Şeytan af dilemedi.Bilakis Kıyamete kadar süre istedi.Allah’ta ona istediği süreyi verdi.Şeytan bu süre içinde daima insanları Allah’ın yolundan çevireceğine dair yemin etti.O günden beri insanları Allah’ın yolundan ve peygamberlerin yaşadığı örnek hayattan çevirme için çalışır.İnsanlara kötü şeyleri ve İslam Dininin yasakladığı her şeyi iyi göstermeye çalışır.Şeytana uyan insanların bu dünya hayatları sefalet içinde geçer.Kabir Hayatları ve Ahiret Hayatları da Cehennem azabı ile geçer.

b-Cinler:Cinler Allah’ın ateşten yarattığı kullarıdır.Yeme ve içmeleri vardır.Erkeklik ve dişilikleri vardır.Aile hayatları vardır.Doğar ,büyür ,yaşlanır ve ölürler.Cinler insanlar gibi Allah’ın emirlerine uymak mecburiyetindedirler.Müslüman olanları vardır.Allah’a isyan edip kafir olarak yaşayanları vardır.

Kıyamet koptuktan sonra cinler de hesaba çekileceklerdir.Günahkarları cehenneme gideceklerdir Müslüman olup sevap işleyenleri cennete gireceklerdir.

1-Cinler Ne Zaman Müslüman Oldu.

Allah Cin Suresinde bir gurup cin’in Peygamberimizden Kuran dinleyip ona iman ettiklerini bildirmektedir.Bu iman eden cinler daha sonra diğer cinleri İslam Dinine uymaya çağırmışlardır.Onlar arsında İslam Dini yayılmıştır.

İnsanlar gibi cinlere de peygamberler gelmiştir.Onları Allah’ın emirlerini  yerine getirmeye çağırmışlardır.Bu konuda Allah Enam Suresinin 130cu ayetinde mealen: “Ey cin ve insan topluluğu! Size kendi içinizden ayetlerimi anlatan ve bu günle karşılaşacağınızı size ihtar eden Peygamberler gelmedi mi ?”. Onlar : “Kendi aleyhimize şahadet ediyoruz.”diyeceklerdir.Dünya hayatı onları aldatmış ve kafir oldukları hususunda kendi aleyhlerine şahitlik etmişlerdir.”buyurmaktadır.

2-İnsan ve Cin İlişkileri(Münasebetleri):

Cinler ateşten yaratılmış varlıklardır.İnsanlara göre bir takım zor işleri yapabilirler. Uzak mesafelere kısa bir zamanda gidip gelebilirler.Ömürleri insan ömürlerinden daha uzundur.Yani uzun bir hayatları vardır.  Cinler daha öncelerden göklerden haberler dinlerler  ve öğrendikleri haberleri insanlara bildirirlerdi. Bu esnada çokça da yalan söylerlerdi. Peygamberimize , peygamberlik geldikten sonra  cinlere gök yüzünden haber dinlemek yasaklanmıştır.

Bu konuda Allah Cin Suresinin 9cu ayetinde mealen: “Halbu ki biz önceden göğün haberlerini dinlemek için onun oturulacak yerlerine otururduk; Şimdi ise kim dinlemek istese ,kendisini Gözetleyen bir alev buluyor.” buyurmaktadır.

İnsanların cinlerden yardım alarak gelecekten haber vermeleri diye adlandırılan işleri tamamıyla asılsızdır.Ayette de belirtildiği gibi gökler cinlere yasaklanmıştır.Allah’ın emrine uyan insan Allah’tan başka kimseden korkmaz.Kuran okuyan ,namaz kılan, İslam Dininin temizlik şartlarına uyan insana Allah’tan  başka kime zarar veremez.Dinimiz ne şekilde olursa olsun ,cinlerden yardım almayı ,onlara sığınmayı yasaklamıştır.

Fatiha Suresinde Allah kendinden başka kimselerden yardım istemeyi ve sığınmayı yasaklamıştır.Müslüman her zaman güçlü olacaktır.İmanını güçlendirmek için Allah’ın emir ve yasaklarına uyacaktır.Bedenin güçlendirmek için hem hayvani gıdaları yiyecektir.Hem de bitkisel gıdaları yiyecektir.Bedeni ve imanı güçlü olan insana Allah’tan başka hiçbir varlık zarar veremez.

Allah’ın Yarattığı Bazı Varlıkların Hızları

İnsanların ,Cinlerin ve Meleklerin Hareketlerindeki Hızın ; Bir Fikir Verebilmek İçin Rakamlarla Kabaca ve Kesin Olmayan Şekilde Anlatımı.

a-  İnsanlar topraktan yaratılmıştır.Toprak ağır Bir maddedir.Bir avuç toprağın bahçenin bir ucundan diğer ucuna hiçbir etki olamadan gitmesi imkansızdır.İnsanların hareketinin toprağın hareketine göre kıyaslanmasında toprağın hareketini bir (1 ) olarak aldık. İnsanların toprağa göre hızı kıyaslanmayacak ölçüde süratlidir..Biz bu durumda insanların hareketini bin (1000) olarak aldık.Ve insanların toprağa göre hareketini bin (1000)  üssü bir ( 1 ) olarak gösterdik.

( 1)

(1) ——— (1000 )           İnsanın toprağa göre hızı rakamlarla bu şekilde gösterilir.

 

b-   Cinler dumansız ateşten yaratılmıştır.Cin ve şeytan aynı cinstendir. Dumansız ateş oldukça süratli bir maddedir. Toprağa göre ise çok süratlidir.Biz dumansız ateşin hızını toprağın hızıyla kıyaslarken , toprağın  hızının on katı olarak aldık .Ve dumansız ateşin hızını on ( 10 ) olarak gösterdik.Bu durumda dumansız ateşin hızı , toprağın hızının on katı oldu. İnsanların hızı toprağı hızına  göre çok yüksekti ve toprağın hızının bin katıydı. Bu durumda cinlerin hareketi üslü ifade ile bin (1000) üzeri bir ( 1 )  üzeri on ( 10 ) olarak gösterilir.

( 10 )

( 1 )

(10) ———- (1000)

 

c-Melekler nurdan  (ışıktan )yaratılmıştırlar.Işık çok süratli bir maddedir saniyedeki hızı şu andaki ölçümlere göre üç yüz bin (300 000)  kilometredir.(Gelişmiş teknikler kullanıldığında bu ölçümler beklide değişebilir).Işık topraktan ve dumansız ateşle kıyaslanmayacak ölçüde çok hızlıdır.Biz Işığın hızını dumansız ateşin hızının on katı aldık ve ışığın hızını yüz olarak gösterdik.Bu durumda ışığın hızı   toprağın hızının yüz katı ve dumansız ateşin hızının on katı oldu. İnsanların hızı toprağı hızına  göre çok yüksekti ve toprağın hızının bin katıydı.Ve insanın hızı üslü ifade olarak bin (1000) üssü bir ( 1 )olarak gösterildi. Ve cinlerin hareketi üslü ifade ile bin (1000) üzeri bir ( 1 )  üzeri on ( 10 ) olarak gösterildi.Işığın hızı toprağın hızının yüz katıydı Dumansız ateşin hızının on katıydı.Bu durumda meleklerin hareketi üslü ifade ile bin (1000) üzeri bir ( 1 ) ; üzeri  bin (1000) üzeri bir (1) üzeri on (10) ; üzeri  yüz (100) olarak gösterilir.Elde edilen rakam dehşet verici bir hızı ve sürati gösterir ki bu bizim meleklerin hızı için bir kıyaslama yapabilmemiz için basit bir düşünme yoludur.Yoksa bu hareket şekli kesindir diye bir şey yoktur.Cinler de bir hayli hızlı varlıklardır.Ama Meleklerin hızıyla hiçbir şekilde kıyaslanamazlar İnsanlar zaten yavaş varlıklardır.Buna kimsenin bir diyeceği yoktur.

(100)

(10)

( 1 )

( 1000 )

( 1 )

(100 )———- (1000)

 

Işığın saniyedeki hızı 300 000 kilometredir.300 000 bin ile 100 çarpıldıktan sonra çıkan rakam ; bin (1000) üzeri bir ( 1 ) ; üzeri  bin (1000) üzeri bir ( 1 )  üzeri on (10) ; üzeri  yüz (100) ile çarpılırsa meleklerin hareketlerindeki hız hakkında kabaca bir fikir sahibi oluruz.Yani melekler bir anda kainattaki her yerdedir demektir ki , bunu insan anlamakta güçlük çekebilir en doğrusu Allah’ın yarattığı her şeyi Allah’ın yarattığı hal üzerine kabul edip, Allah’ın yarattığı her şeye tereddütsüz ve şüphesiz inandım emektir.Allah her şeyi en iyi bilendir .Gücü, kudreti ,ilmi iradesi, sonsuzdur.Biz ancak kulluk görevimizi eksiksiz yaparsak gerçek Müslüman oluruz ve ahirette kurtuluşa ereriz.

 

ooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo

ooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo

       3-Kitaplara İman

           1-İlahi Kitaplara Niçin İnanmalıyız:

İlahi Kitaplara iman İslam Dininin inanç esaslarının üçüncüsüdür.İlahi Kitapların varlığını inkar eden kişi İslam Dininden çıkar ,kafir olur. İlahi Kitaplardan Allah’ın emir ve yasaklarını öğreniriz.Neye inanacağımızı , nasıl ibadet edeceğimizi ,kabir hayatını, ahiret hayatını öğreniriz.Bizim göremediğimiz değişik yaratılıştaki melek, şeytan, cin, ruh gibi şeyleri öğreniriz.Kitaplardan bunlar hakkında insanlara gerekli olan bütün bilgileri eksiksiz öğreniriz.

a- İlahi Kitaplarla İnsan İlişkileri:

İlahi Kitaplar insanların dünyada iken yaşayacakları hayatları için rehberdir. Müslümanlar dünya hayatlarında kutsal kitaplarına uygun yaşarlar. Kabir Hayatlarında ve Ahiret Hayatlarında bu yaşayışlarının mükafatını görürüler.

Allah’ın gönderdiği kutsal kitaplar daima insanlara rehberdir.İnsanın aklıyla öğreneceği ve bulabileceği bilgiler vardır.Bir de Allah’ı öğretmesi ve bildirmesiyle öğrenilip bulunulacak bilgiler vardır.İşte ilahi kitaplar Allah’ın öğretmek istediği bilgileri insanlara öğretir.Aklını kullanıp mantıklı düşünen zeki insanlar ,Allah’ın gönderdiği Kutsal Kitaplara inanırlar.İçlerindeki bilgileri okur ,öğrenir ve hayatlarında uygularlar.Böylece hem dünyada hem Kabir Hayatlarında,hem de Ahiret Hayatlarında mutlu olurlar.

          2-İlahi Kitaplara İmandan Ne Anlıyoruz?

İslam Dinine göre Allah’ın gönderdiği herhangi bir ilahi kitabı kabul etmeyen kimse İslam Dininden çıkar.Yine Kurandan bir ayeti inkar eden kimse de İslam Dininden çıkar. Biz Müslümanlar  Allah’ın gönderdiği ilahi kitapların tamamına  inanırız.                             (Kutsal Kitapların = İlahi kitapların)

Müslümanlar  İlahi kitapların, Allah tarafından ilk gönderildiği bozulmamış haline inanır.İlahi Kitaplara iman etmek deyince bunu kast ederiz.Yoksa insanlar tarafından defalarca değiştirilmiş İncil’in ,Tevrat’ın ,Zebur’un bugünkü haline imanı kast etmeyiz.Bu kitapların bu günkü hali bizim iman ettiğimiz ilk hallerinden tamamıyla farklıdır.Allah’ın gönderdiği İlahi  Kitaplar ;Suhuflar ve Büyük Kitaplar diye ikiye ayrılırlar.

A-Suhuflar (Küçük İlahi Kitaplar = Küçük Kitaplar)

İlahi Kitapların önceleri sayfaları azdı Az sayfalı kitaplar suhuf olarak adlandırılmıştır.Suhufların içlerindeki konular o,zamanın ihtiyacını karşılayacak kadardı.Toplumun o günkü ihtiyaçlarına cevap veriyorlardı.Yani hükümleri belli bir zaman göre ayarlanmıştı.Hükümleri içlerindeki konuları basitti.Yine insanlara ihtiyaç duydukları çeşitli bilgiler veriyorlardı.

1-Suhufların İçindeki Konuların ve Bilgilerin Özellikleri.

Her bir suhuf  bir konuyu anlatıyordu.Yani H.z.Adem peygambere on suhuf geldi dediğimizde ; bu  peygambere on konuyu anlatan ; onlara on konu hakkında ihtiyaçlarını karşılayacak ,daha sonraki insanların da ihtiyaçlarını karşılayacak her türlü bilgiler veren on tane  sayfa sayısı az olan kitap gelmiş diye anlamamız gerekmektedir.İlahi Kitaplardaki hükümler belli bir zamana göre olabilir. Bu hükümler zamanı geçtikten  sonra geçersiz sayılır.Ancak bilgiler devamlıdır.Bilgilerin zamanının geçmesi diye bir şey yoktur.

2-Peygamberlere Gelen İman Esaslarının Özellikleri.

Bütün peygamberlere gelen iman esasları aynıdır.Allah her zaman insanları :                         “1-Allah’ın var ve bir olduğuna, 2-Meleklerin varlığına, 3-İlahi Kitaplara, 4-Peygamberlere , 5-Ahiret Gününe, 6-Kadere,Hayrın ve Şerrin Allah’tan olduğuna ve Öldükten sonra dirilmenin  gerçek olduğuna inanmaya çağırmıştır.

Yani bütün peygamberler , insanlara İslam Dininin iman esaslarını anlatmıştır.İman etmelerini istemiştir.İman esaslarının değişen tek hükmü ; zamanın peygamberine iman etmekti.Çünkü insanlar zamanlarında ; insanları Allah’ın emirlerine uymaya çağıran peygamberlere iman etmek zorundadırlar.Ancak son peygamber H.z.Muhammed peygamberliğini ilan ettikten sonra ; İslam Dini hakkında bilgi sahibi olan bütün insanlar kıyamete kadar H.z.Muhammed’in dinine ve Onun peygamberliğine inanmak zorundadırlar.

          3-Peygamberlerin İnsanlara Tebliğ Ettiği (Hükümlerine Uymaya Çağırdığı) Dinlerin Özellikleri.

Bütün peygamberlerin insanlara öğrettiği tek din “İslam Dinidir”.Ancak “İslam” kelimesi en son dini getiren H.z.Muhammed’in insanlara bildirdiği dine özel ad olarak Allah tarafından verilmiştir.Ve bu dine  “İslam Dini” denmiştir.

4-Kuran’da ve Peygamberimizin Hadislerinde Bizlere Bildirilen Suhuflar.

Günümüze kadar suhuflardan gelen olmamıştır.Zamanla unutulmuş , kaybolmuşlardır. Suhufların varlığını bize Peygamberimizin hadisleri ve Kuranı Kerim bildiriyor.

Kendisine Suhuf Gelen Peygamberler:

1-H.z.Adem Peygambere 10 sayfalık suhuf gelmiştir.Yani her birinde bütün yönleriyle bir konu anlatılan ve çeşitli bilgiler verilen on tane sayfası az Suhuf adı verilen kitap gelmiştir.

2-H.z.Şit Peygambere 50 sayfalık suhuf gelmiştir.Yani her birinde bütün yönleriyle bir konu anlatılan ve çeşitli bilgiler verilen elli tane sayfası az Suhuf adı verilen kitap gelmiştir.

3-H.z.İdris Peygambere 30 sayfalık suhuf gelmiştir.Yani her birinde bütün yönleriyle bir konu anlatılan ve çeşitli bilgiler verilen otuz tane sayfası az Suhuf adı verilen kitap gelmiştir.

4-H.z.İbrahim Peygambere 10 sayfalık suhuf gelmiştir.Yani her birinde bütün yönleriyle bir konu anlatılan ve çeşitli bilgiler verilen on tane sayfası az Suhuf adı verilen kitap gelmiştir.

B-Büyük İlahi Kitaplar (Büyük Kitaplar=İlahi Kitaplar)

a- Büyük İlahi Kitapların sayfa adedi suhuflardan çok fazladır.Yine Büyük İlahi Kitapların içindeki konular çok geniştir.İnsanların bütün ihtiyaçlarına cevap verecek özelliktedir.Kitaplar gelişmiş olan insanlığın ihtiyacını karşılayacak hükümleri içinde bulundurmaktadır.

b- Suhuftan Büyük İlahi Kitaplara geçilirken konular ve sayfa adedinde bir değişme ve gelişme olmuştur.Ancak gerek suhuflar da ,gerekse Büyük İlahi Kitaplarda iman esasları aynı kalmıştır.Değişme ve gelişmeler sadece konularında ve sayfa adedindedir.

c- Suhuflar ve Büyük İlahi Kitaplar zamanla insanlar tarafından bütünüyle bozulmuştur. Allah tarafından korunan Kuranı Kerim ise bozulmamıştır.Kıyamete kadar da bozulmayacaktır.

d-Gelip geçmiş bütün suhufların ve Büyük İlahi Kitapların özü Kuran’da toplanmıştır.Kıyamete kadar insanlığın bütün ihtiyacını karşılayacak ve kendine uyanları  mutlu edecektir.Dünya Hayatları,Kabir Hayatları Ahiret Hayatları sevinç ve rahatlık içinde geçecektir.

     Kuran’da Haber Verildiğine Göre Büyük İlahi Kitaplar V e Geldikleri Peygamberler  Şunlardır:

1-Tevrat:Tevrat H.z.Musa’ya gönderilmiştir.İsrail Oğullarının kutsal kitabıdır.İsrail Oğulları zamanla Tevratı bozmuşlardır.Peygamberler için Tevrat’ın içine kötü şeyler yazmışlardır.Müslümanlar Tevrat’ın H.z.Musa’ya gönderildiği haline inanırlar.

2-Zebur:H.z.Davud’a gönderilmiştir.İsrail Oğulları Zebur’u da bozmuşlardır.Buğün Zebur Tevrat’ın sonuna ilave edilmiştir.Tevrat’tan bir kısım haline gelmiştir.Müslümanlar Zebur’un H.z.Davud’a gönderildiği haline inanır.Zebur’un içinde daha çok ilahiler vardır.Bir de Allah’ı zikir etme  (Allah’ın adını söyleme) konuları vardır.

3-İncil:İncil H.z.İsa’ya gönderilmiştir.İncil H.z.İsa’nın göğe alınmasından sonra bozulmuştur.Bugün yeryüzünde ki İnciller birbirini tutmaz.Çok sayıda İncil çeşidi vardır.Müslümanlar İncil’in H.z.İsa’ya gönderildiği haline inanır.Bugünkü İnciller H.z.İsa’ya gelen incilin tercümeleridir.En eski İncil yazması Yunancadır.Halbuki H.z.İsa o günkü İsrail Oğullarının konuştuğu dili konuşuyordu.Yani Aramice konuşuyordu.Dolayısı ile bugünkü İnciller Hakiki incilin tercümesinin,tercümesinin tercümeleridir.Ve H.z.İsa’ya gönderilen İncil’le benzerlikleri yok denecek kadar azdır.İlahi özelliği bütünüyle yok edilmiştir.Allah ve peygamberlik konusunda bütünüyle ilahi olma özelliğini yitirmiştir.

          4-Kuranı Kerim:Kuranı Kerim H.z.Muhammed’e gönderilmiştir. Kuranın bir harfi dahi değişmemiştir.Allah’ın H.z.Muhammed’e gönderdiği halini muhafaza etmektedir. Kuranı Kerim ,Allah’ın insanlara en son olarak gönderdiği İlahi kitaptır. Ondan  başka daha İlahi Kitap gelmeyecektir.En son gelen Kutsal Kitap,kendinden önceki Kutsal Kitapların hükmünü kaldıracaktır.

Kuranı Kerim’de bütün ilah kitapların hükmünü kaldırmıştır.Bundan sonra Allah katında hükümleri geçen tek İlahi Kitap Kuranı Kerimdir.

5-Kuran Kimlere Gönderilmiştir? Daha önceki Kutsal Kitaplar bir kavme,bir millete veya küçücük bir topluluğa gönderilmiştir.Bunun için hükümleri belli bir zamana aittir.O zaman geçtikten sonra hükümleri ortadan kalkmıştır.

Kuran ise bütün insanlığa gönderilmiştir.Hükümleri her zaman ,kıyamete kadar geçerlidir.Kuran daha önceki gelmiş bütün İlahi Kitapların eksikliklerini tamamlamıştır.Kuran insan topluluklarının bütün ihtiyaçlarını karşılayacak özelliktedir.

6- Kuran Bütün İlahi Kitapların Özüdür: aAllah bütün ilahi Kitapları özünü Kuranı Kerim’de toplamıştır.Kuran’da  dünya ile ilgili bilgiler vardır.Kabir Hayatı ile ilgili bilgiler vardır. Ahiret Hayatı ile ilgili bilgiler vardır.İnsan ruhu ile ilgili bilgiler vardır.Görülmeyen varlıklarla ilgili bilgiler vardır. Allah’ın varlığına ve birliğine güç ve kudretine örnek olsun ; insanlar bu saydığımız şeyleri daha iyi kavrasınlar diye her türlü şeyin yaratılışı ile ilgili bilgiler vardır.Bazı ilmi konularla ilgili bilgiler vardır.

b- Kendinden önceki gelen  İlahi Kitaplarla İlgili bilgiler vardır.Bu kitapların  insanlara anlattığı konular Kuran’da da vardır.Yine suhuflarla ilgili bilgiler vardır.Suhufların konuları Kuranda da anlatılır.Hatta Kuran her türlü konuyu içine alması ve her konuda insanlara bilgi vermesi bakımından kendinden önce gelmiş ilahi kitapların bir örneğidir..                                       .         c- Yine bir bakıma Suhufların da bir  örneğidir..Şöyle ki ;Kuran otuz cüzden oluşur.Bu cüzleri suhuflara benzetebiliriz.Kuran bütün büyük ve küçük İlahi Kitapların özü olduğu için ,Kuran cüzlerinde her türlü konu hakkında bilgi bulunur.                                                                                     .         d-Yine H.z.Adem ve H.z.Şit’e gelen Suhuflar İlahi yazı ve kalemle yazılmıştı.Daha dünya yazı ve dünya kalemi bulunmamıştı.Bu bakımdan bu iki peygambere gelen Suhuflar ilahi yazı ve ilahi kalemle yazılmıştı.Bu yazıları Allah ve Onun peygamberleri okuyabiliyordu ve anlamlarını biliyorlardı.İşte bu iki peygambere gelen Suhuflar’da ki bu yazılara örnekler de vardır Kuran’da.Bu iki Suhuf’un yazısına örnek  Kuranda bazı surelerin başında bunan Hurufu Mukatta harfleridir.Bu Hurufu Mukatta harfleri dünya yazısı ve Dünya kalemi ile yazıldığı halde bizler bunların anlamlarını bilemeyiz.Bu Hurufu Mukatta harflerinin anlamlarını Allah ve O’nun peygamberi olan H.z.Muhammed bilir deriz.Yine bu harflerden Allah ne murat etiyse onu aynan kabul ediyoruz diyerek kesin hükmümüzü ortaya koruz.

          C-Kuranla İlgili Bilgiler:

              a-Vahiy:Allah’ın kullarına bildirmek istediği emir ve yasakları peygamberlerinin kalbine manevi yollardan biriyle göndermesine vahiy denir.

Peygamberimiz  H.z.Muhammed’e Vahiy Şu Şekillerde Gelmiştir.

1-Vahiy’in Peygamberimize sadık rüyalar şeklinde bildirilmesidir.

2-Vahiy’in doğrudan doğruya Peygamberimizin kalbine bildirilmesi

3-Vahiy’in arada bir perde olmadan doğrudan doğruya konuşarak Peygamberimize bildirilmesi.

4-Çan sesini andıran bir sesten sonra vahiy’in Peygamberimizin kalbine bildirilmesi.

5-Cebrail’in melek suretinde vahiy getirmesi.

6-Cebrail’in insan suretinde(şeklinde) vahiy getirmesi.

b-Ayet:Kuranda yer alan cümle  veya cümle topluluklarına ayet denir.Ayetler uzun veya kısa olabilirler.Kuranda bir harften meydana gelen ayetlerde vardır.Bir sayfa olan ayetler de vardır.Ayetlerin sırası vahiyle bildirilmiştir.

c-Sure:Kuranda uzun veya kısa ayet topluluklarından meydana gelen bölümlere sure denir.Sureler birbirinden besmele ile ayrılır. En kısa sure  3 (üç)  ayettir.En uzun sure 286 (İki yüz seksen altı ) ayettir.

Surelerle İlgili Bilgiler:Kuranda üç ayetten oluşan Sure “ Asr Suresidir.” . Kuranın en uzun suresi  “Bakara Suresidir” . Tövbe Suresinin başında  “Besmele” yoktur. Mekke’de gelen surelere Mekki Sureler denir.Medine’de gelen Surelere Medeni Sureler denir.Surelerin sırası vahiyle bildirilmiştir.Surelerin her birinin bir adı vardır.Kuran’ın ilk suresi  Fatih Suresidir. Kuran’ın son suresi Nas Suresidir.

d- Kuran’ın Kısaca Tanıtı:Kuran Cebrail aracılığı il ramazan ayında Kadir gecesinde H.z.Muhammed’e gönderilmeye başlamıştır.Kuran’ın vahiyle gelmesi 610 yılında başlamış ; 22 sene 2 ay 22 günlük bir zaman içinde tamamlanmıştır.Kuranda 6666 ayet  ve 114 sure vardır.Sureler genellikle uzundan kısa olana doğru sıralanmıştır.Kuran 30 cüzdür.

Kuran’da iman ,ibadet,ahlak ve insanların karşılıklı ilişkilerine dair bilgiler vardır.Kuran ne şiir,ne düz yazıdır.O sadece Allah kelamıdır (sözüdür).  Okunuşu ve manası mucizelerle doludur.Kuran’ın , Müslümanlar tarafından bir harf hatasız ezberlenmesi ,O’nun ilahi bir kitap olduğundandır.

 

 

 

                e-Kuranın Yazılışı Ve Bir Kitap Haline Gelişi.

                 1-Gelen Vahiylerin Yazılışı:Cebrail’in getirdiği ayetler yani vahiyler Peygamberimizin kalbine hemen yerleşiyordu.Peygamberimiz bu vahiyleri hemen ezberliyordu.Daha sonra  sayıları kırkı bulan vahiy katiplerinden herhangi birine yazdırıyordu.Yazılan vahiyleri Peygamberimiz  tekrar okutarak dinliyordu.Bir yanlışlık olmasına meydan vermiyordu.Gelen vahiyleri daha sonra Peygamberimiz okuyarak diğer Müslümanlara bildiriyordu.Bu vahiyleri o devrin hafızları  hemen ezberliyordu.

2-Gelen Vahiylerin Yazıldığı Malzemeler:Peygamberimiz   zamanında kağıt bol olmadığından vahiyler çeşitli eşyalar üzerine yazılmıştır.Gelen vahiyler bazen kağıda ,bazen bez parçalarına,ceylan derilerine,düz taşlara,hayvanların kaburga ve kürek kemiklerine, tahtalara yazılmıştır.

3-Kuran’ın Bir Kitap Haline Getirilişi:Peygamberimize gelen vahiyleri ,her yıl ramazan ayında ;önce Cebrail Peygamberimize okurdu.Sonra Peygamberimiz Cebrail’e okurdu.Daha sonra Cebrail Peygamberimizin okuduğu vahiyleri yani Kuranın doğruluğunu tasdik eder ve giderdi.Peygamberimizin vefat edeceği yıl ramazan ayında bu işler iki defa yapıldı.Cebrail iki defa gelerek  Peygamberimize Kuran okudu ve peygamberimiz de O’na iki defa Kuran okudu .Cebrail e iki defa Kuran’ın doğru olduğunu tasdik etti.

Vahiylerin gelmesi devam ettiği için Peygamberimiz zamanında Kuran bir kitap haline getirilemedi.Çünkü Kuran tamamlanmamıştı.Kuran birinci halife H.z.Ebubekir devrinde , hafızlar kurulu tarafından bir kitap haline getirildi.

Üçüncü halife H.z.Osman zamanında bu kitaptan çok sayıda çoğaltılarak büyük şehir merkezlerine gönderildi.Diğer Kuran kitapları bu örnek kitaplardan çoğaltıldı.H.z.Osman insanların elindeki diğer Kuran cüzlerini ,sayfalarını toplatarak yaktırdı.Böylece Kuran’a kötü niyetli kimselerin zarar vermesi önlendi.

Bugün Türkiye Cumhuriyetinde ; Kuranı Kerimler , “Türkiye Cumhuriyeti  Diyanet İşleri Başkanlığı Mushafları İnceleme Kurulu” tarafından incelendikten sonra çoğaltılır.    Her Kuranı Kerim’in son sayfasında bu kurulun mührü vardır.

 4-Sure Ve Ayetlerin Tertibi Nasıl Olmuştur: Cebrail getirdiği ayetlerin hangi sureye ait olduklarını bildiriyordu.Ve hangi ayetten sonra olduğunu da bildiriyordu.Yine surelerin sırasını  bildiriyordu.Aslında ramazan  ayında Cebrail’in gelerek önce Peygamberimize Kuran okuması sonra da Peygamberimizin ,Ona Kuran okuması ve Cebrail’in Peygamberimizin okuduğu Kuranı tasdik etmesi sure ve ayetlerin sıralanışının Allah’ın izni ile Cebrail tarafından Peygamberimize bildirdiğini en güzel ve açık şekilde göstermektedir.(Bazı din bilginlerine göre surelerin adlarını Cebrail bildirmemiştir. Bu adlar daha sonra Peygamberimiz ve sahabe tarafından konmuştur.Veya başka din bilginleri tarafından konmuştur.).

Kurandaki ayetlerin sayısında en ufacık bir değişiklik olmaz Çünkü Kuranı Allah korumaktadır.Kuranı değiştirmeye ayetlerinde azlık veya çokluk yapmaya kimsenin gücü yetmez..Ancak bazı ayetlerin başlayış ve bitiş yerlerinin nereler olduğunda Kuran okuma konusunda ve Kuran ilimlerinde bilgin olan kimseler arasında görüş ayrılığı ortaya çıkmıştır.Bu görüş ayrılıkları ayetlerin yerlerinin belirlenmesinin din bilginlerinin istek ve arzuları ile olmasından değil ,bu bilginlere ulaşan peygamberimizin Kuran okuyuşu ile ilgili  bilgilerin (rivayetlerin) farklı oluşundan ileri gelmektedir.                                                                .           Farklı rivayetler ise Peygamberimizin değişik zamanlarda Kuran okuyuşlarındaki durak yerleri sebebiyle ortaya çıkmıştır.Peygamberimiz ilk  okuyuşunda ayet başlarını belirtmek için her ayetin sonunda dururdu.Ayetlerin okuyuşunu  çevresindeki sahabelere öğrettiğini anladıktan sonra ,ayetlerin manalarının bir sonraki ayette devam ettiğini göz önüne alarak ;ayetlerdeki konu bütünlüğünü sağlamak için ayetlerin sonunda durmayıp bir sonraki ayeti okumaya başlardı.Okunan ayetleri ilk defa duyan sahabe ise okunan bütün ayetleri bir ayet sanırdı.Bu durum daha sonra Kuran ayetlerinin sonlarının sayılarla belirtilmesinde  çeşitli görüşlerin çıkmasına neden oldu. Kısacası Kuran ayetlerinin farklı  sayıda olması ayetlerin başlangıç ve sonlarının nerede olduğu hakkındaki görüş ayrılığından ileri gelir..                                                                                                                                                         .           Bu görüşlere göre Kuran ayetleri farklı uzunlukta kabul edildiğinden bazı surelerdeki ayet sayılarında artma ve eksilmeler ortaya çıktı. Kuran’daki ayetlerin sayılarla ifadesinde bir azlık veya çokluk gibi görülmesine neden oldu.Aslında Kuran ayetlerinde bir değişiklik yoktur.Sadece bizim ayetleri oluşturan cümleleri farklı uzunlukta kabul etmemizden dolayı ortaya çıkan görünüşteki bir durumdur. Ayetlerin sayısının rakamlarla değişik şekillerde belirtilmesi Kuranda bir eksiklik veya fazlalık anlamına gelmez.Kurandaki ayetler hep aynı sayıdadır.Ancak ayetlerin bitim  yerlerine yazılan rakamların farklı olması o kadarda önemli değildir.Zaten biz Kuran okurken durak yerlerini gösteren Secavendi denen işaretlerle durulacak yerlerde dururuz veya geçeriz .Böylece Kuranı Cebrail’in getirdiği ayet sayısına göre okuruz. Ülkemizde bu kıraatlara göre ayet sayısı belirtilmiş Kuranlar vardır. .Bu Konudaki Farklı görüşlere göre Kuran ayetlerinin sayısı aşağıya şu şekilde çıkarılmıştır.

Kuran Ayetlerinin Tamamı  Zemehşeri’ye  göre 6666 ayettir

Kuran Ayetlerinin Tamamı  Kufi kırata göre      6236 ayettir

Kuran Ayetlerinin Tamamı  Mekki kırata göre   6220 ayettir

Kuran Ayetlerinin Tamamı  Şami kırata göre     6216 veya 6226 ayettir.

Kuran Ayetlerinin Tamamı  Medeni kırata göre  6217 veya (6214 veya 6210) ayettir.

Kuran Ayetlerinin Tamamı  Basri kırata göre      6204 veya (6205 veya 6219) ayettir.

Kuran Ayetlerinin Tamamı  Nafi’a  göre   6217 atyettir.

Kuran Ayetlerinin Tamamı  Şeybe’ye göre   6214 ayettir.

Kuran Ayetlerinin Tamamı  Mısırlılara  göre  6219 ayettir

Kuran Ayetleri Genel Olarak Kaç Tanesi Hangi Konu Hakkındadır.

Yapınız diye bize emir veren ayet  sayısı bin ( 1000 )tanedir

Yapmayınız diye bize emir veren ayet  sayısı bin ( 1000 )tanedir.

Bize cennet hakkında bilgi veren ayet sayısı bin ( 1000 )tanedir.

Bize cehennem hakkında bilgi veren ayet sayısı bin ( 1000 )tanedir.

Bize ibre almamız için misaller(örnekler)veren ayet sayısı bin ( 1000 ) tanedir.

Bize geçmişten haber veren kıssaları anlatan  ayet sayısı bin ( 1000 ) tanedir.

Bize helal ve haram konularını bildiren ayet sayısı beş yüz ( 500 )tanedir.

Bize Allah’ın adın anma (tesbih) ve Allah’a dua  konularını bildiren ayet sayısı  yüz     ( 100 ) tanedir

Bize Kurandaki nasih ve mensun ayetler hakkında bilgi veren ayet sayısı atmış altı (66 ) tanedir.

( *** Ek bilgi:Tesbih:Peş peşine(arka arkaya .aralık vermeden) bir şeyi söylemek.Veya peş peşi sıra  “Allah” adını veya  “Allah’ın Zati ve Subuti” sıfatlarını veya Allah’ın doksan dokuz ismini söylemek.***) .

Nasih:Kendinsen önce gelen bir ayetin hükmünü kaldıran ayet.

Mensuh:Kendinden sonra gelen bir ayet tarafından hükmü kaldırılan ayet.

Secavendi:Kuran satırlarının yani ayetlerin üzerinde yazılı olan küçük harflerdir.Bu harflere secvendi adının verilmesinin nedeni ; Kuran’ın daha anlaşılır bir mana bütünlüğü içerisinde okunmasını sağlamak için Doğu Türkistan’ın Secavend Kasabasında doğmuş olan bir Türk bilginin bu harfleri ilk defa Kuran ayetlerinin üzerine yazmayı bulmasından dolaydır.

 

f-Kuran’ın Anlaşılmasının Gerekliliği:Kuran Arapça olarak vahiy edilmiştir.Arapça olarak yazılmıştır.Peygamberimiz de Arabtır.İslam Dinini önce kendi milletine anlatmıştır.Onları Allah’ın emirlerine uymaya çağırmıştır.Unutmayalım ki Peygamberimiz bütün insanlara peygamber olarak gönderilmiştir.Dolayısı ile İslam Dinini bütün  insanların öğrenmesi ve İslam  Dininin yayılması gerekiyordu.İslam Dininin emir ve yasaklarının herkesçe anlaşılması gerekmektedir.Bunun için Kuran’ın diğer milletlerin dillerine çevrilmiştir.Bu çalışmalar yapılırken şu Kuran  bilimleri ortaya çıkmıştır.

1-Tercüme:Kuran’ın içinde geçen kelimeleri bir başka milletin dilinde ki aynı kelimelerle yazmaya yani ifade etmeye tercüme denir.Avrupa’da ki Kuran çevirilerinin bütünü tercümedir.

2-Meal:Kuran’ın içinde geçe kelimeleri bir başka milletin dilindeki aynı kelimelerle yazarken, anlamının (manasının)  daha iyi anlaşılması için parantez içinde kısa açıklamalar yapılarak yazmaya yani ifade etmeye meal denir.İslam Alemindeki Kuran çevirilerinin bütünü mealdir.Mealler ,tercümelerden daha üzen tefsirden kısadır.Arapça konuşan insanlar içinde Kuranı Kerim mealleri yazılmıştır.

 3-Tefsir:Kuran’ın gerek Arapça gerekse bir başka dilde çok geniş şekilde açıklanmasına tefsir denir.Tefsirler İslam Din bilginleri tarafından yapılır.Bu işle uğraşanlara müfessir adı verilir.Yani Kuranı tefsir eden(açıklayan) demektir.Yine Kuran tercümeleri ve mealleri de bu bilginler tarafından yapılır.

oooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo

            4-Peygamberlere (Resullere ) İman.

A-Peygamberlere İman Etmek Ne Demektir?

Peygamberlere İman etmek İslam Dininin inanç esaslarının dördüncüsüdür. Müslümanlar  Allah’ın Kuranda bildirdiği bütün peygamberlere inanırlar.Yine Peygamberimizin hadislerinde peygamberlerle ilgili olarak bildirilen bütün şeylere inanırlar.Peygamberlerden birini inkar etmek insanı İslam Dininden çıkarır.Kurana göre Allah pek çok peygamber göndermiştir.Bizler adları Kuran’da geçen ve geçmeyen Allah’ın gönderdiği bütün peygamberlere iman ederiz.Onların peygamberliğini kabul ederiz.

            a-Kuran’da Adı Geçen Yirmi Beş (25 ) Peygamberin Adları Sırasıyla Şunlardır:

1 –H.z.Adem.  2- H.z.İdri. 3- H.z.Nuh. 4- H.z.Hut. 5- H.z.Salih.  6- H.z. İbrahim.  7- H.z. Lut . 8- H.z.İsmail. 9- H.z.İshak .10- H.z. Yakub. 11- H.z.Yusuf. 12- H.z. Eyyub. 13-H.z. Şuayb.                                  14- H.z. Musa.  15- H.z. Harun . 16- H.z. Davud.  17- H.z. Süleyman.  18- H.z. İlyas .                19- H.z. Elyasa. 20- H.z. Yunus .  21- H.z. Zülkifl.  22- H.z. Zekeriyya.  23- H.z. Yahya.                   . 24- H.z. İsa.  25- H.z.Muhammed (s.a.v.).

            b-Peygamberliğinde İslam Bilginlerinin İhtilafa Düştükleri Kimseler.

            Kuranı Kerimde Üzeyir, Lokman ve Zülkarneyn adlı üç şahıstan bahsedilmektedir.Bu kişilerin peygamber mi  ,yoksa veli mi (  evliya mı) oldukları Kuranda açıkça belirtilmemiştir.Bu kişilerin peygamber veya veli oldukları konusunda İslam Bilginleri de bir karara varamamışlardır.Bu konuda ihtilafa (görüş ayrılığına) düşmüşlerdir.İslam Din bilginleri(alileri)arasında görüş birliği yoktur.

c-Peygamberimizin Hadisinde Adı Geçen Peygamberler.

Kendisine suhuf geldiği bildirilen H.z. Şit peygamberin adı Ebu Zer’den rivayet edilen bir hadiste geçer.Ve ona elli ( 50 ) sayfalık suhuf geldiği bildirilir.H.z.Şit adı Kuranda açıkça geçmez.Ancak peygamberliği Kuran’ın tefsiri ile bilinir.

Furkan Suresinin otuz yedinci (37ci ) ayetinde işaret olunan kişilerin H.z.idris ve H.z.Şit olduğunu Beyzavi ve Medarik adlı din bilginleri söyler.Yine H.z.Şit  hakkında Tevrat’ta geniş bilgi vardır.İbni Kesir tefsirinin Ayetel Kürsi ve Amenerresulü tefsirinde geniş bilgi vardır .Elmalılı Hamdi Yazır’ın Hak Din Kuran Dili adlı eserinin Sekizinci (8.) cildinin 5768ci sayfasında bilgi vardır.Necm Suresinin 36cı , 37ci ayetlerinde ve Ala Suresinin 14cü , 18ci ,19cu ayetlerinde de suhuflar hakkında da bilgi vardır.

             B-Peygamber , Resul   ve Nebi  Ne Demektir  ?

             a- Peygamber:Peygamber kelimesi Farsça bir kelimedir. “Haber getiren emektir”. Kuranda  peygamber kelimesi geçmez. Peygamber kelimesi yerine Kuran’da Arapça asıllı “Resul ve Nebi” kelimeleri kullanılır.

             Resul:Kendisine Allah’ın yeni bir kitap ve din verdiği peygamber demektir.

             Nebi:Allah’tan aldığı emir ve yasakları insanlara bildiren ancak kendisine yeni bir kitap ve din verilmeden ;kendisinden önceki bir peygamberin getirdiği kitap ve dinle amel eden peygamberdir.

(***Amel etmek:Allah’ın yaşanmasını istediği hayatı yaşayan ve insanlara yaşatmaya çalışan demektir.***).

Peygamberlik istemek ve çalışmakla elde edilmez.Allah vergisidir.Peygamberleri Allah seçer.Allah’ın peygamber seçtiği kimseye ;bu seçimini Cebrail adlı melek aracılığı ile  vahiy göndererek bildirir.Peygamber seçilen kimsenin peygamberliğini ispat etmesi için gerektiğinde mucize göstermesini sağlar.Mucizeler Allah’ın izniyle gösterilir.Peygamberler herkese Allah’ın emir ve yasaklarını bildirirler.Onlara Allah’ın dinini öğretirler.

          b-Peygamberlik ve Mucize:Mucize sadece peygamberlere mahsustur.Allah’ın izni ille Peygamberlerin elinde ortaya çıkarlar.En son peygamber H.z.Muhammed’in gösterdiği mucizelerin haricinde daha mucize gösterilmeyecektir.H.z.Muhammed’in kıyamete kadar kalıcı ve herkesin görebileceği en büyük mucizesi Kuranı Kerimdir.Bunun haricinde yer yüzünde bir başka mucize yoktur.Evliyaların elinde gösterilen harikulade (tabiat üstü) olan şeyler “keramet” olarak adlandırılır.

Bazı tesadüfler veya büyük olaylar neticesinde ortaya çıkan şeyler mucize olarak adlandırılmaz.Bu tür şeylere mucize demek İslam Dinine göre çok büyük hatadır.Trafik kazasından sağ olarak bir kişi kurtulsa buna mucize denmez.Burada vadesi yetmeyen(ölün vakti gelmeyen)bir insanın ölmemesi söz konusudur.Biliyoruz ki Allah’ın insanlara verdiği ömrü hiçbir kimse ne kısaltır.,ne de uzatır.Allah’ın takdiri değişmez.

c-H.z.Muhammed’in En Son Peygamber Olarak Özellikler:

H.z.Adem İlk peygamberdir.En son peygamber H.z.Muhammed’dir.H.z.Muhammed bütün kainata peygamber olarak gönderilmiştir.Bütün zamanlara , bütün mekanlara,bütün insanlara  peygamber olarak gönderilmiştir.H.z.Muhammed’den sonra hiçbir surette peygamber gelmeyecektir.H.z.Muhammed’in getirdiği İslam Dini kıyamete kadar devam edecektir.İslam Dininin emir ve yasaklarına uyanlar hem bu dünyada ,hem kabir hayatlarında,hem ahiret hayatlarında rahat edeceklerdir.H.z.Muhammed’in haricindeki bütün peygamberler belli bir zaman içinde ,belli bir millete gönderilmişlerdir.Getirdikleri dinin bütün hükümleri sınırlıdır.Bir başka peygamber tarafından o hükümler ortadan kaldırılmıştır.

                C-Peygamberlerin Sıfatları:

                a-Peygamberler  ve  Diğer  İnsanlar:

                Peygamberler bizler gibi insandır.Bizlerin sahip olduğu bütün insani özelliklere sahiptirler.Onlar insanlar içinden Allah’ın seçtiği, elçilik vazifesi yapan insandır.Peygamber olarak seçilen bu insanlarda yukarıda saydığımız her insanda bulunan özelliklerden başka şu beş sıfatın(özelliğin) de bulunması gerekir yani vaciptir.

               b-Peygamberlerde Bulunması Gereken Beş Sıfat.

                1-Sıdık(Doğruluk):Bütün Peygamberler insanlar arasında ki en doğru kişilerdir.İşleri ve düşünceleri doğrudur.İşleri ve düşüncelerinde en ufacık bir kötülük yoktur. Peygamberlikten önceki ve peygamberlikten sonraki hayatlarında en ufacık kötülük izine dahi rastlanmaz.

                2-Emanet(Güvenilir Olmak):Bütün Peygamberler güvenilir insanlardır.Kendilerine emanet edilen her şeyi korurlar.Emanete hıyanet etmezler.Peygamberimize Peygamberlik gelmeden önce “Muhammedül Emin” yani “Güvenilir Muhammed ” derlerdi.Peygamberlik geldikten sonra da Peygamberimize  “Muhammedül Emin” denmeye devam etmişlerdir.Peygamberimizin düşmanları  dahi onun güvenilir olduğu konusunda en ufacık bir şüpheleri olmamıştır.

                3-Tebliğ(Allah’tan  Aldığı Bilgileri Açıklamak):Bütün Peygamberler Allah’tan aldıkları bilgileri insanlara açıklarlar.En ufacık bir bilgiyi dahi saklamazlar. Allah’ın emir ve yasaklarını aynen eksiksiz olarak insanlara bildirirler. Kendilerinden hiçbir şey ilave etmezler.

                 4-Fetanet(Akıllılık):Bütün Peygamberler en akıllı ve en zeki insanlardır.Olayları ve Allah’ın yarattığı nice alemleri akılları sayesinde kolayca kabul ederler.Şaşkınlığa düşmezler.Karşılarındaki insanların ruh hallerini iyi bilirler.Ona göre davranırlar. Çok anlayışlıdırlar.

                 5-İsmet(Günahsızlık):Peygamberler günahsız insanlardır.Çünkü Peygamberler Allah’ın terbiyesi altında yetişmişlerdir.Onlar peygamberlikten önceki hayatlarında en ufacık bir günah izine rastlanmaz.Her türlü büyük ve küçük günahtan uzaktırlar.

               D-İnsanların Peygamberlere Olan İhtiyacı:Allah insanlara akıl vermiştir.İnsanlar kendi akıllarıyla Allah’ın varlığını ve birliğini anlayıp kavrayabilirler.Gördüğümüz ve görmediğimiz bütün varlıkların bir yaratanı olduğunu anlayabilirler.

İnsanlar akıllarıyla Allah’a nasıl kulluk edeceklerini ve nasıl ibadet edeceklerini bilemezler.Kabir hayatını, Ahiret Hayatını ,Ahiretteki mükafat ve cezanın nasıl olduğunu akıllarıyla bilemezler.Allah’ın sıfatlarını bilemezler.İşte insanlar  bu saydığımız şeyleri öğrenebilmeleri için peygamberlere muhtaçtırlar.

Peygamberler  insanlara akıllarıyla bilemediği şeyleri öğretir.Haramı helali öğretir.Peygamberler dünyada Allah’ın emirlerine uygun bir hayatı ; insanlara hem yaşayarak, hem anlatarak öğretir.İnsanlara Peygamberler daima örnek olmuştur.Bizlerin örnek   alacağı ve taklit edeceği en mükemmel insanlar Peygamberlerdir.

            Kuranda bizlere hayatı örnek olarak  anlatılan H.z.İbrahim; aklıyla Allah’ın varlığını bulmuştur.Ancak aklıyla peygamberlerin bizlere öğrettiği şeyleri bulmamıştır.Bu konuda Kuran’da en ufacık bir bilgi yoktur.Diğer şeyleri Allah’ın bildirmesi ile öğrenmiştir.   

              a-Peygamberlerden Uzak Kalan Milletlerin Yaptıkları Yanlışlar.

Peygamberlerden uzak kalan toplumlar kendi yaptıkları putlara taparlar.Onlara tanrı derler.Neyin haram,neyin helal olduğunu bilemezler.Zulüm ve haksızlığa ,ahlaksızlığa saparlar.Melek,ruh,cin,şeytan,ölüm,kabir hayatı,ahiret hayatı gibi şeyleri doğru olarak bilemezler. Veya bu konular hakkında hiçbir bilgileri yoktur.Bizim anladığımız manada temizlik kaidelerine uymazlar.Şu dünyada perişan bir hayat yaşarlar.

(***Hadislerde Peygamberlerin sayısı:Hadislerde Peygamberlerin sayısının124bin veya 224 bin olduğu bildirilir. Bunlardan 315 adedinin resul,diğerlerinin nebi olduğu belirtilir.İslam Din bilginleri arasında bu konuda bir anlaşma yoktur.Peygamberlerin kesin sayısını Allah bilir.Kesin olan şudur ki Allah  hiçbir topluluğu peygambersiz bırakmamıştır.***).———————

 

 

 oooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo   ooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo                       

                 5- Ahiret Gününe İman

           1-Ahiret :İslam Dininde üzerinde yaşadığımız dünyadan sonra sonsuz bir hayatın olduğu başka dünyaya Ahiret denir.

İslam ininin inanç esaslarının beşincisi Ahiret Günün varlığına inanmaktır.İslam dinine göre  Ahiret Günün varlığını inkar eden kimse İslam Dininden çıkar.,kafir olur.

Ahiret hayatı bütün insanlar için kesinlikle vardır.Bu hayatı dünyada yaşamış bütün insanlar yaşayacaktır.Bu hayattan kurtuluş yoktur.İnsanlara düşen bu hayatı daha iyi yaşamak için dünyada iken Allah’ın emirlerine uygun bir hayat yaşamaktır.Allah’ın emirlerine uyduğumuz zaman ahire hayatı bizi korkutmaz.Rahatlıkla varacağımız ve yaşamayı arzu edeceğimiz bir hayat olur.

Ahiret hayatına hazırlanmak dinimizi güzelce öğrenmek ve fen bilimlerini de iyi öğrenip hayatımızda kullanmakla mümkündür.

2-Ahiret’e İnanmak:Üzerinde yaşadığımız ve bir gün yok olacak olan bu dünyadan başka sonsuz bir dünyanın varlığına inanmaya ahirete inanmak denir.

Ahirete inanmak çevremizdeki olayları iyi değerlendirmek ve akıllı olan herkesin yapabileceği iştir.Tıpkı İslam Dinini emirlerine uymak gibidir.İslam Dinini akıllı ve zeki olan insanlar kabul eder ve yaşar.

3-Kıyametin Kopması:Üzerinde yaşadığımız bu dünya hep böyle kalmayacaktır.Bir gün yok olacaktır.Dünya üzerinde aynı kalan hiçbir şey yoktur.Her gördüğümüz şeylerin bir başlangıcı vardır.Bir de başlangıç ile son arasında yaşadığı bir ömrü vardır.                                  .          Dünya üzerindeki her şeyin son bulma anına ;ölüm anı denir.İnsanlar için olsun ,diğer canlı ve cansız varlıklar için olsun ölüm anı değişmez .Ölüm anı her varlığın geçireceği inkarı mümkün olmayan bir andır. Üzerinde yaşadığımız dünyanın ve kainatın ölün anına Kıyametin kopması denir.Bu an İsrafil adlı meleğin Sur’a birinci def üflediği andır.

Dünyada ve Kainatta Allah’ın emir olmadan hiçbir şey olmaz.Var olduktan sonra da yok olmaz..Yok olması için Allah’ın emirlerine ihtiyaç vardır.Onların doğması büyümesi ve ölmesi hep Allah’ın izni ve iradesiyledir.Bütün canlı ve cansız varlıkların ömürleri ve varlıklarını devam ettirebilmeleri Allah’ın iznine bağlıdır.                                                             .         Canlı ve cansız varlıkların başlangıç ve son bulmaları arasında geçen zamana Ömür (Hayat) denir .Canlı varlıkların ömrünün belli bir zaman sonra Allah’ın emriyle sona ermesine Ecel denir.

4-Kıyamet :Allah’ın izniyle ömrü tamamlamış insanların canları Azrail tarafından alınır. Böylece ölüm dediğimiz olay ortaya çıkar.Dünya ve kainatın ölümü kıyametin kopmasına baplıdır.Zamanı gelince İsrafil adlı melek Allah’ın emriyle Sur’a üfleyecek ,Alemin düzeni bozulacak,taş üstünde taş kalmayacak ,her şey alt üst olacak ,bütün canlılar ölecek,dünya hayatı son bulacaktır.Buna Kıyamet denir.

5- Mahşer: Kıyamet koptuktan sonra Allah’ın dilediği kadar bir zaman geçecektir.Daha sonra Allah’ın emri ile İsrafil Sur’a ikinci defa üfleyecek ve Allah yeni bir alem yaratarak bütün ölüleri diriltecektir.Bütün insanlar ve  canlılar bir yerde toplanarak hesap görecektir.Amelleri Mizanda tartıldıktan sonra herkes yaptığının karşılığını eksiksiz alacaktır.İşte bu işlerin yapıldığı yere Mahşer denir.

6-Mizan:İnsanlar birbirleriyle çeşitli konularda alış veriş yaparlar.Genellikle alış verişlerinde terazi kullanırlar.Kullanılan teraziler insanların  andaki teknik ve kültür seviyelerine bağlıdır.İnsanların bilgisi ve teknik alandaki bilgileri arttıkça alış verişlerinde kullandıkları terazilerin hassaslığı da artmaktadır. Bun çevremize baktığımızda rahatlıkla görürüz.

Sınırlı bir zekaya sahip insan oğlu çok küçük ağırlıkları ölçecek terazi yapabilir.Hatta beynin ve kalbin çalışmalarını dahi rakamlar ve çizgilerle göstererek insanlara bu organların çalışmaları hakkında bilgi verir.Bu konuda örnekler çoğaltılabilir.Bu bakımdan sonsuz bir ilim ve iradeye sahip olan Allah’ın insanların sevap ve günahlarını tartacak bir terazi yaratması çok kolaydır.

İnsanların Mahşerde sevap ve günahlarının hesaplandığı bizce nasıl olduğu bilinmeyen şeye Mizan denir.Önemli olan mizanın(terazinin) nasıl olduğu değildir.Asıl önemli olan  bizim mizana(teraziye)inanmamızdır.O güne Allah’ın emirlerine uygun bir hayat yaşayarak hazırlanmamızdır.Allah bizden o güne sevap işleyerek hazırlıklı gelmemizi istemektedir.

7-Ahiret Günü: Kıyamet koptuktan sonra Sur’a İsrafil’in ,Allah’ın emriyle ikinci defa üflemesinden sonra ebedi (sonsuz) olarak devam edecek olan zamana Ahiret Günü denir.

Bu başlayan zamana Ahiret Günü denmesinin sebebi ;sonunun olmamasıdır.Ebedi olarak devam etmesidir.İmtihana tabi olan insanların yaptıklarının karşılığı olan ceza veya mükafatın sonsuz olmasıdır.

            8-Ahiret Alemi:Kıyamet koptuktan sonra Allah’ın emri ile Sur’a İsrafil ikinci defa üfleyecek ve Allah yeni bir alem yaratarak bütün ölüleri diriltecek ,hepsini mahşer denilen yerde toplayacaktır.Herkes yaptığının karşılığını görecektir.Bu yeni sonsuz aleme Ahiret Alemi denir.Bu aleme Öteki Dünya da denir.

Sonu elen üzerinde yaşadığımız şu dünyayı ve kainatı Allah yaratmıştır.Üzerinde insanların yaşamasını sağlamıştır.Diğer canlıları insana hizmet edecek şekilde yaratmıştır.Etrafımızda ortaya çıkan bütün olaylar ,hep bu alemin geçici olduğunu ispat eder yani açıklar.Bu geçici alemi yaratan Allah sonsuz bir alemi de kolaylıkla yaratır.Sonsuz Ahiret Aleminin yaratılacağına en güzel örnek üzerinde yaşadığımız dünyadır.

9-Ahiret Hayatı: Kıyamet koptuktan sonra Allah’ın emri ile İsrafil’in sur’a ikinci defa üflemesinden sonra yeniden dirilme il başlayıp sonsuza kadar sürüp gidecek hayata Ahiret Hayatı denir.

Ahiret Hayatı hem bedenle, hem ruhla yaşanan sonsuz bir hayattır.Ahiret hayatından kurtulmak mümkün değildir.Ahiret Günü, Ahiret Alemi ve Ahiret Hayatı birbirinden ayrılmaz .Bu üçü bir bütündür.

Bir hayatın olabilmesi için,o hayatın yaşanacağı güne ve aleme (dünyaya) ihtiyaç vardır.Yaşanan günün ve alemin özellikleri nasılsa hayatın özellikleri de aynıdır.Üçünün birbirine uyması gerekir.Biri veya ikisi sınırlı  olsa (geçici olsa) diğeri de geçici olur. Sonsuz olmaz.Aksi düşüncüler Allah’ın kanunlarına aykırıdır.

10-Ahiret Hayatı İçinde Şu Şeyler Olacaktır:İkinci Sur’a üflenecektir.Sonra bütün ölüler diriltilerek mezarlarından kalkacaklardır.Herkesin ruhu bedenini tanıyarak o ,bedene girecektir.Daha sonra Allah’ın emri ile Mahşer denen yerde bütün insanlar ve canlılar toplanacaktır.

İyilik yapan ve Allah’a ve Peygamberlerine inanan Müslümanların amel defterleri            sağ taraflarından verilecektir.Günahkar Müslümanların ve kafirlerin amel defterleri sol taraflarından verilecektir.***(Kafirlerin amel defterleri sol ellerine şöyle verilecektir: Kafirlerin sol elleri ,göğüslerine doğru bükülerek omuz başı ile göğüslerinin biraz yukarısından vücutlarının içinden,vücutlarının arka tarafına  geçirilecek ve arkalarına geçirilen bu sol ele amel defterleri verilecektir.)***.

            Herkesi amel defterinde yaptıklarının bütünüyle yazılı olduklarını görecektir.Bu defterlerde yaptığımız en ufacık şeyler dahi yazılı olacaktır.

Amel defterlerini alan insanlar kurulacak Mizanda(terazide)sevap ve günahlarının tartılmasını göreceklerdir.Herkes sevabının ve günahının ne kadar olduğunu  mizandan öğrenecektir.Bu dünyada insanların hakkını yiyenler Mizan karşısında zülüm ettikleri insanlara sevaplarını vereceklerdir.Sevapları yetmezse zülüm ettikleri kimselerin günahını alarak hesaplaşma işi yapılacaktır.

Böylece herkes hakkını almış olacaktır.Mizan karşısında ki bu hesaplaşmada hiçbir kimseye haksızlık yapılmaz.

H.z.Muhammed daha sonra ümmetinden bir miktar günahkar Müslüman’a şefaat ederek günahlarını bağışlatacaktır.Hesaplaşma işi bittikten sonra Allah’ın emri ile günahsız veya şefaatle günahı affedilmiş insanlar iman ettikleri peygamberin havuzlarından su içerek ferahlayacak.Daha sonra da  Sırat köprüsünden geçecekler .Günahsız Müslümanlar Sırat Köprüsünden geçerek cennete  girecekler.Günahkar Müslümanlar ve kafirler Sırat Köprüsünü geçemeyip Cehenneme düşecekler.

11-Ahirette Müslümanları Susadıkları Zaman İçecekleri Sular:

              a- Mahşer Meydanındaki Havuzlar:Mizandaki hesap görüldükten sonra ,Mahşer meydanında susayan günah işlememiş veya Peygamberimizin şefaatiyle af olunmuş Müslümanlar için Allah bir havuz yaratmıştır.Susuzluk çeken Müslümanlar bu havuzdan su içerek ferahlayacaklardır.

Mahşer Meydanındaki bu havuzların üstün meziyetleri vardır.Bu konuda sevgili Peygamberimiz: “Havuz bir aylık mesafe enlilik ve uzunluğundadır.Suyu sütten ak,kokusu miskten daha güzel olup kadehleri yıldızlar kadar parlaktır.Bundan içen bir daha susamaz.”buyurmuştur.

Ayrıca Mahşer meydanında her peygamberin bir havuzu da olacaktır.Ancak H.z.Muhammed’in havuzu bütün havuzlardan üstün özellikler (meziyetlere) sahip olacaktır.(Züptetül Buhari .Sayfa:1016-Rikka bahsi.).Bu havuzun suyu cennetteki Kevser nehrine gelir.Bu konuda sevgili Peygamberimiz: “Kevser nedir? Bilir misiniz?”(diye sorunca sahabeler; “Allah ve Resulü bilir.” Dediler.) “O,cennette bir nehirdir.Rabbimiz azze ve celle onu bana vaat etti.Onda büyük hayırlar vardır.Ayrıca onun toplandığı bir havuz vardır.Kıyamet günü ümmetim ona uğrar ve ondan içerler.Onun bardakları gök yıldızlarının sayısı kadardır.”buyurmuştur.Mahşer Meydanındaki bu havuzlara Havuzu Kevser (Kevser Havuzu) da denir.

b-Kevser:Cennette Müslümanların susayınca içecekleri bir nehirdir.Ondan içenler Müslümanlar susuzluk duymazlar.Suyu çok tatlı ve üstün meziyetlidir.Kokusu güzeldir.Su içilecek bardakları yıldızların sayısı kadardır.Bu konuda sevgili Peygamberimiz: “Ben Cennette yürürken bir nehir ile karşılaştım.Kıyıları içi delikli incilerden yapılmış kubbelerle dolu .

– Bu ne ?Ey Cibril,dedim

– Bu ,Rabbinin sana ihsan ettiği Kevser’dir.dedi.Bir de ne göreyim;çamuru bal,kokusu en güzel misktendi.” buyurmuştur.(Buhari,Ebu Davud,Tirmizi.).

Bu konuda yine “Kevser” Suresi diye bir sure vardır.Allah bu surede mealen: “Biz hakikaten Sana Kevser’i verdik.Sende Rabbin için namaz kıl, kurban kes.Doğrusu sana buğuz edendir(esas)ebter (olan).(Sonu gelmeyen ve nesli kesik olan asıl o, sana buğuz eden kimsedir . )  buyurmaktadır.

12-Sırat Köprüsünden Şöyle Geçilecektir:Sırat Köprüsü Cehennem üzerine             uzatılmış (Cehennem üzerine kurulmuştur.).O kıldan ince kılıçta keskindir.İnsanlar bu köprüden geçecektir.Müslümanların Sırat köprüsünden geçişleri derece derece olacaktır.Sırat Köprüsünde Müslümanların nasıl ve hangi derece ile geçeceğini ,bu dünyada yaşadıkları hayat belirler.Bu dünyada Allah’ın emir ve yasaklarına uygun bir hayat yaşamaları Müslümanlara Allah katında derece kazandırır.Her Müslüman Sırat Köprüsünden ,Allah katıdaki derecesine uygun bir süratle geçer.Allah katında Müslümanların kazandıkları üstü dereceler ,Sırat Köprüsünden çok büyük süratle geçmelerini sağlar.

Bu dünyada Allah’ın emir ve yasaklarına tam olarak uyan Müslümanlar Sırat Köprüsünden rüzgar gibi geçer.Allah’ın emirlerine uyarken bir takım hatalar yapmış ve hatası af olunmuş Müslümanlar rüzgardan daha aşağı bir derecede bir süratle Sırat Köprüsünden geçerler.

Yine günah işlemiş ama günahı af olunmuş Müslümanlar rüzgardan da daha aşağı bir derecedeki süratle yani çok yavaş bir şekilde Sırat Köprüsünden geçerler.

Dünya hayatında çok günah işlemiş ve günahı af olunmamış Müslümanlar Sırat Köprüsünden geçemez,Cehenneme düşerler.Kafirler Sırat Köprüsünden geçemez Cehenneme düşerler.

13-Cennet:Dünyada Allah’a inanıp onu emir ve yasaklarına uyan Müslümanların Ahirette çeşitli mükafatlar  içinde yaşayacakları yerdir.

Allah’ın sayısız nimetleri il dolu olan Cennet Kuran’da anlatıldığına göre ,gökleri ve yeri kaplayacak kadar geniştir.İçinden çeşitli ırmaklar akan,bahçeleri vardır.Dünyada yaşarken iyilik etmiş ,Allah’a inanmış onun emirlerine uygun bir ahlaka sahip olmuş Müslümanlar Cennetteki bu nimetler içinde sonsuza kadar yaşayacaklardır.

Allah Kuranda mealen: “Kim zerre ağırlığınca(yani çok küçük ölçüde) iyilik yapmışsa onun mükafatını bulur.”(Zilzal Suresi.Ayet:7) buyurmaktadır.

14-Cehennem:Dünyada Allah’a inanmayanların ve Müslüman olmayanların azap görecekleri ve içinde temli kalacakları,günahkar Müslümanların ise suçları kadar içinde kalacakları ve azap görecekleri yerdir.

Allah’a inanmayanlar ebedi olarak cehennemden hiç çıkmayacaklar.Allah’a inanan günah işleyip tövbe eden Müslümanlar eğer Allah’ın affına ve bağışlamasına nail olmazlarsa suçları kadar ceza çekmek için cehenneme girecekler.Cezalarını çektikten sonra hemen Cennet’e girip orada sonsuza kadar kalacaklar.Allah Kuran’da mealen: “Kim zerre ağırlığınca kötülük yapmışsa onun cezasını görür.”(Zilzal Suresi.Ayet: 8) buyurmaktadır.

A-Ahiret Gününe Niçin İnanırız?

Ahiret Gününe İslam Dininin emri olduğu için inanırız.Ahiret Gününe inanmak İslam Dininin iman esaslarının beşincisi olduğu için inanırız.Yine Ahire Gününü inkar etmenin imkansız olduğunu bildiğimiz için inanırız.Bir başka alem yaratmanın Allah için zor olmadığını bildiğimizden inanırız.

a-İnsanın Yaşamının Kısımları:

                   1-Ruhlar Alemindeki Hayat:İnsan oğlu bir bedenle dünyaya gelmeden önce vardı.Ama bu varlığı ruh şeklindeydi.Ruhlar aleminde yaşıyordu.Allah’ın iradesiyle kaderi belirlenmiş, hangi ana ve babadan dünyaya geleceği tayin edilmişti.İlahi iradenin ortaya çıkması (tecellisi) neticesinde zamanı gelince kaderi ortaya çıktı.Ana ve babasının bedeninden dünyaya gelerek ,dünya hayatına ruh ve beden olarak başladı.  Böylece kaderi Allah tarafından yaratılarak ortaya çıktı.Yani kazası gerçekleşti.

2-Dünya Hayatı:Dünya hayatı bit takım çağlardan meydana gelir.Bunların ilki çocukluk çağıdır.Bu çağ anamızdan doğduğumuzdan itibaren buluğ çağına gelinceye kadardır. İnsan çocukluk çağında hayata hazırlanır.Temel dini ve dünya ile ilgili bilgileri öğrenir.Kendini hayata hazırlar.

Buluğ çağından ölünceye kadar ise yaptığı her şeyden,hem dünyada ,hem ahirette hesap verir.İyi işler yapmışsa mükafat kazanır.Kötü işler yapmışsa ceza alır.

Dünya hayatı ölümle ruhun bedeni terk etmesiyle sona erer.Ölen kişinin ruhu ruhlar alemine giderek Kabir Hayatını yaşamaya başlar.

 

 

3-Kabir Hayatı.

a- Kabir Hayatı Nedir?: İnsan öldükten sonra yeniden dirilmeye kadar geçireceği zamana Kabir Hayatı denir.Ölen insanın Kabir Hayatını yaşaması için cesedinin kefenlenip mezara konmasına ihtiyaç yoktur. Ölenin cesedi mezara konmasa,çeşitli hayvanlar tarafından yenilse,parçalansa da Kabir Hayatı yaşanacaktır.

Yine yanıp kavrulup kül olsa,buhar veya gaz haline gelse de ölen kişi Kabir Hayatı yaşayacaktır.Dünya atmosferinden çıkarılıp uzay boşluğuna bırakılsa da ölen kişi Kabir Hayatı yaşayacaktır.

Çeşitli şekillerde ilaçlanıp çürütülmeden saklansa da ölen Kabir Hayatı yaşayacaktır.Yaşanan bu Kabir Hayatı manevi bir hayattır.

Bu manevi hayatı ruh ve beden birlikte yaşar.Bu hayat bizim dünya ölçülerimize uymaz.Kabir Hayatına Berzah Hayatı da denir.Bu hayat dünya hayatı ile Ahiret Hayatı arasında bir hayattır.Bütün insanlar Kabir Hayatını yaşayacaklardır.

Kabir Hayatı Ahiret Hayatına bir geçiştir.Kabir Hayatında kesinti olmaz.Hiçbir kimse ne şekilde olursa olsun bu hayattan kurtulup dünyaya uzun veya kısa bir süre dahi gelemez.Önünde manevi bir engel (berzah) vardır. Bu engel aşılamaz.Allah’ın yaşamamızı emrettiği kabir hayatını hiçbir kimse bir an dahi olsa durduramaz.Ara verdiremez.Dünya hayatı gibi başladı mı devam eder.Kabir Hayatı kıyamete kadar devam edecektir.

            b-Kabir Hayatının Başlaması:Ölen kimsenin ruhu cesetten (vücuttan)çıktıktan sonra ruhlar alemine gider.Daha sonra Allah’ın emri le manevi olarak cesedine (vücuduna)geri döner.Ruh bedenle birlikte manevi olarak Kabir Hayatına başlar.Bu dönüşle Kabir Hayatının ilk başlangıcı olan Münker ve Nekir adlı meleklerin kabir soruları ile karşılaşır.

-Meleklerin Rabbin kim ? sorusuna,  “Rabbim Allah..”.

-Meleklerin Dinin nedir? Sorusuna. “Dinim İslam”.

-Meleklerin Kitabın hangisidir? Sorusuna. “Kitabım Kuranı Kerim”.

-Meleklerin Peygamberin Kimdir? Sorusuna. “H.z.Muhammed (a.s.) ” .

-Kıblen neresi? Sorusuna “Kabe”.

Diye cevap verir.Allah’ın emir ve yasaklarına uyan Müslümanlar.O zaman ölen kişinin kabri genişler.Cennet bahçelerinden bir bahçe olur.Cennet nimetlerini tadar.

Dünya hayatında Allah’ın emirlerine uymadıkları için bir kısım Müslümanlar bu sorulara cevap veremezler.İşte o zaman bu Müslümanları kabirleri sıkıştırır.Kıyamete kadar Kabirlerinde Cehennem azabının bir çeşidini çekerler.

Kafirler Münker ve Nekir meleklerin bu sorularına hiç cevap veremezler.Kabirleri cehennem çukurlarından bir çukur olur.Kıyamete kadar azap görürler.

İnsanlara ; sabah ve akşam kabirlerinden açılan bir pencereden , Ahiretteki yeri cennetse cennetten, cehennemlikse cehennemden gösterilir.Ve kendisine gösterilen bu yerindeki hayatı kabrinde yaşar.Kıyamet Kopuncaya kadar ,kabrinde bu yaşayışına devam eder.Bu hayatta kesini ve ara verme olmaz.İnsan yaşayacağı kabir hayatından kurtulmak istese dahi kurtulamaz.Bu hayattan geri dönülmez.Kıyamete kadar aynen devam eder.

c-Ruh ve Beden İçin Kabir Hayatı Manevi Bir Hayattır: Kabir Hayatını ve Kabirde insanların yaşayacağı hayatı ,şu dünya ölçülerine göre anlatmak imkansızdır.Kabirde hem ruh ,hem bedene azap vardır.Dünya gözüyle göremeyiz.Mezarı açsak çürüyen beden görürüz.Dünya gözü ve dünya duygularıyla manevi hayatı görmek mümkün değildir.İnsanlar dünya hayatının dışındaki hayatları gözleri ve duygularıyla görecek şekilde yaratılmamıştır.Kabir hayatına inanılır.Sebebi de bu hayatın manevi bir hayat oluşudur.Ruh ve Beden Kabir Hayatını dünya ölçülerinin dışında manevi bir şekilde yaşar.Bu hayat dünya ölçülerine uymaz.

Allah daha değişik Kabir Hayatını hem ruha ,hem bedene rahatlıkla yaşatır ve yaratır.Bu hayatı yaratmak Allah için çok kolaydır.Her gün uyuduğumuzda gördüğümüz rüyalar bizim hem ruhla, hem bedenle yaşadığımız manevi bir hayattır.Bu rüyaları yaratan ve yaşanmasına izin veren Allah’tır.

Rüyalarımızda bazen vücudumuzun bazı yerleri yanar,kesilir,acır.Biz bazı canlıları öldürürüz.Bazen sevdiğimiz güzel şeyleri yeriz.Kısacası rüyamızda bedenimiz ve ruhumuz bazen acı duyar.Bazen lezzet duyar.Bunların hepsi manevi şeylerdir.Uykudan uyandıktan sonra, bu saydığımız şeylerden hiçbir eser göremeyiz.Çünkü bizler uykumuzda ;ruh ve beden olarak manevi bir hayat yaşamışızdır.

Kabir Hayatını öğrenirken rüyalar alemini unutmamalıyız.Böylece manevi olarak,hem ruh hem bedenle yaşanan Kabir Hayatını daha iyi kavrarız.

d-Kabir Hayatının Bitmesi:Zamanı gelince Allah’ın emri ile İsrafil’in Sur’a üflemesiyle Kıyamet Kopar.Daha sonra Allah’ın emri ile İsrafil’in Sur’ ikinci defa üflemesinden sonra Ahiret Alemi kurulur.Ve Ahiret Hayatı başlar.Böylece İsrafil’in         ikinci defa  sur’a üflemesinden sonra Kabir Hayatı sona ermiş olur.

Bu konuda Allah Kuran’da mealen: “Sur’a üflenince Allah’ın dilediği bir yana,gökteki olanlar yerde olanlar baygın düşer.Sonra Sur’a bir daha üflenince hemen hepsi ayağa kalkıp bakışır dururlar.”.(Zümer Suresi.Ayet:168) buyrulmaktadır.

e-Ahiret Gününe İnanmanın Faydaları:Ahiret Gününe inanan insanlar huzurludur.Bu insanlardan meydana gelen milletlerin kanun ve adalete uymaları eksiksizdir.Kimseye haksızlık yapılmaz.Herkes huzurlu ve mutludur.

Ahiret gününe inanmayan insanlar için bu dünya çekilmez duruma gelir.Bu  insanlardan meydana gelen milletler huzursuzdur.İnsanlar ufacık menfaatleri için her türlü rezilliği rahatlıkla yaparlar.Kanun hakimiyetini sağlamak imkansızdır.

Ssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssss

             6- Kaza ve Kader İman

             1- Kaza ve Kadere İmanın Önemi: Kaza ve Kadere İman ,dinimizin inanç esaslarının altıncısıdır.Kaza ve Kaderi inkar eden dinden çıkar ,kafir olur.

Allah ilim sıfatı ile her şeyi bilir.Kainatın başlangıcında olan şeyleri de ,sonsuza kadar olacak şeyleri de aynen bilir.Çünkü Allah’ın ilim sıfatı sonsuzdur.İlmi her şeyi kaplamıştır.Allah’ın ilim sıfatı her şeyi çepeçevre kuşatmıştır. O’nun ilminin haricinde hiçbir şey olmaz.

a-Zaman ve Mekan Kavramları.

Zaman:Unutmayalım ki ;zaman ve mekan Allah’ın yarattığı varlıklar için geçerlidir.Yine zaman Allah’ın yarattığı bir şeydir.İnsanlar içinde bulunduğu duruma göre zamanın akışı hızlanır veya yavaşlar.Aslında zamanın geçmesi hep aynı hızladır.Ancak insan içinde bulunduğu duruma göre zamanın geçtiğini fark etmez veya zamanın saniyelerini veyahut saliselerini bile sayar. İşte o zaman ,zamanın geçmesi insanın zoruna gelir.Zaman geçmiyor diye yakınır.Çok yorgun bir insan için sabah hemen olur.Uykuya doyamaz.Dişi ağrıyan bir kişi için sabah olmaz.Gece çok uzun gelir.

Mekan:Mekan yani Allah’ın yarattığı maddeler mahluktur.Sonradan yaratılmıştır.Bir mekan üzerinde durmak,insanlar veya Allah’ın yarattığı diğer varlıklar için geçerlidir.Allah için zaman ve mekan diye bir şey yoktur.Allah katında zaman ve mekan geçersizdir.

b-Kader:Allah’ın başlangıçtan sonsuza kadar olacak bütün her şeyi sonsuz ilmi ile bilip karar vermesine denir. *** (Kader=Takdir Etmek=Karar Vermek).***.

Allah;kulun hür iradesi ile neleri yapacağını ve neleri yapmayacağını bilir.Bu ilmi neticesinde kulun yapacağı her şeye karar verir.Allah’ın kulun yapacağı şeyleri kararlaştırmasında bir zorlama yoktur.Allah sadece sonsuz ilmi ile kulun yapacağı şeyleri bilir ve karar verir.

c-Kaza: Allah’ın karar verdiği şeylerin zamanı geldiğinde ,bu kararına (kadere) uygun olarak yaratarak ortaya çıkarmasına denir.

İman esaslarına göre Kaderin Allah tarafından yaratılarak zaman ve mekan içinde şekillenmesi Kaza olarak adlandırılır.Bu adlandırılışın anlamı; Allah’ın her şeyi kaplayan iradesi,her şeyi kaplayan kudreti ve her şeyi kaplayan yaratma(tekvin)sıfatlarının eserlerinin zama ve mekan içinde ortaya çıkmasıdır.Allah’ın , ezelde karar verdiği Kaderi ;bu kararına uygun olarak yaratmasıdır.Bu yaratılış Allah’ın bütün sıfatlarına imanı gerektirir.

2- Hayır ve Şer 

a- Hayır:İslam Dinine göre iyi şeylere,Allah’ın yaşamamızı istediği şeylere Hayır denir.

İnsanlar isterlerse hayır sayılan şeyleri yaparlar.İnsanların hayır yapmaları kendi istek ve iradelerine bağlıdır.Allah yapılan her hayırın karşılığını verir.Allah hayıra (iyiliklere) razıdır.Hayır şeyleri yani iyi şeyleri bizler  yapmak istediğimizde ,bu şeyleri Allah beğenerek, razı olarak yaratır.Yaptığımız her iyiliğin karşılığını da verir.

Allah  Kuranda mealen  : “Kim zerre ağırlığınca (yani şok küçük ölçüde )iyilik yapmışsa onun mükafatını bulur.” buyurmaktadır.(Zilzal Suresi.Ayet:7).

b-Şer:İslam Dinine göre kötü şeylere, Allah’ın yapmamızı istemediği şeylere Şer denir.

İnsanlar isterlerse şer(Kötü) sayılan şeyleri yaparlar.İnsanların şer sayılan  şeyleri yapmaları kendi istek ve iradelerine bağlıdır.Allah yapılan her şerrin cezasını verir.Şer şeyleri yani kötü şeyleri bizler yapmak istediğimizde, bu kötülükleri Allah beğenmeyerek ,razı olmayarak yaratır.Çünkü kul bir şeyi istediğinde  onun sonucuna da razı  demektir.Yaptığımız her şerrin karşılığını da Allah bize verir.

Bu konuda Allah Kuranda mealen: “Kim zerre ağırlığıca kötülük yapmışsa ,onun cezasını görür.”(Zilzal Suresi.Ayet:8 ).Buyurmaktadır.

3- Allah’ın İradesi.

Allah her şeyi kaplayan iradesi ile Kainattaki bütün şeyleri yaratmıştır. Allah’ın iradesinin dışına hiçbir şey çıkamaz.Allah’ın her şeyi kaplayan iradesine Külli İrade denir.

Allah her şeyi kaplayan iradesi ile bir şey yaratmak istediğinde , hemen ona “Ol” demesi yeter.O da hemen oluverir.Allah iradesi ile her şeyi dilediği gibi yaratır.Kimseye akıl danışmaz.Hiç bir varlık Allah’ın iradesine karşı gelemez.Allah’ın iradesini herhangi bir şekilde değiştirilemez.Çünkü Allah’ın gücü ve iradesi sonsuzdur.Her şeyi kuşatmıştır.

4-İnsanın İradesi.

Allah yarattığı bütün insanlara bir irade vermiştir.İnsanın iradesi Allah’ın iradesi ile kıyaslanamayacak  şekilde küçük ve sınırlıdır.Küçük ve sınırlı insanın iradesine Cüzü İrade denir.

İnsan Cüzi İradesini kullanmada serbesttir.Bu iradesi ile davranışlarını iyi veya kötü yönde şekillendirir.Yani iyi veya kötü davranışlardan birini seçer.Allah insanın hangi davranışının iyi veya kötü olduğunu gönderdiği peygamberler ve dinler vasıtasıyla bildirmiştir.İyi  ve kötü davranışlarının karşılığının ne olacağını  da bildirmiştir.İnsanoğlu hangi davranışının mükafat,hangi davranışının ceza getireceğini bilir.İradesini istediği gibi kullanıp yaptığının sonucuna katlanarak her şeyi yapar.

Dinden haberi olmayan insan topluluklar sadece iradelerini ; “Allah vardır.” Diyecek şekilde kullanırlarsa yaptıkları diğer kötü davranışlardan sorumlu (mesul) tutulmazlar.Çünkü Allah’ın dini onlara ulaşmamıştır.

Deliler ve hayvanlarda irade olmadığından davranışlarına sınır yoktur.Çünkü akıl sahibi değillerdir.

5-İyiye ve Doğruya Yönelme.

Allah insanın daima iyi işler yapmasını ister.İradesini iyi işler yapmak için kullanmasını ister.Çünkü insan seçme kabiliyetinde olan bir varlıktır.Biz irademizle iyi ve kötü davranışlardan birini seçeriz.Bu insan oluşumuzun  gereğidir.Hiç bir zaman kötü davranış yapıp  “Allah böyle istiyor .”diyemeyiz.

Biliyoruz ki iyi ve kötü davranışların karşılığı vardır.Allah bize kötü davranış yaptırıp sonra da ceza verse olmaz.Allah’ın şanına yakışmaz.Zalimlik ve zulüm yapmak Allah’dan uzaktır.Çünkü Allah adildir.

6-Tövbe Etmenin İyiye ve Doğruya Yönelme İle Olan İlişkisi.

İnsan bilerek veya bilmeyerek bir kötülük yaparsa ,bundan pişman olup tövbe etmelidir.Pişmanlığını diliyle ve kalbiyle söyleyerek Allah’tan affını istemelidir.Kötü yolda olan bir insan tövbe etmeden ölürse, Kabir Azabı ve Cehennem Azabı görür.Tövbe etmek yani yaptığımız kötülüklerden pişman olup bir daha yapmamaya karar vermek insanlığın gereğidir.

İnsanlar daima iyi şeyler yapıp diğer insanlara güzel örnek olmalıdır.Bu şekilde davrandığımız zaman hem yaptığımız iyi davranışlardan sevap kazanırız.Hem de bize bakıp aynı iyi davranışı yapan insanların kazandığı sevap kadar sevap kazanırız.

Unutmayalım ki ,iyi davranışlar önce insanların akıllarında,zihinlerinde yer eder.O insan iyi davranış yapmayı kendisine uygun bulur.Daha sonra düşündüğü bu iyi davranışları yapar.İnsanlar daima gördükleri ,bildikleri ve var olduğunu hissettikleri şeyleri önce zihinlerinde düşünürler .Daha sonra yapmaya karar verir ve yaparlar.

İnsanlarda var olan bu özelliği daima göz önünde bulundurmalıyız.Onlara her zaman iyi davranışlarımızla örnek olmalıyız.Yaptığımız bütün iyi ve güzel davranışlarımız insanları iyiye çağırır.Onları iyi şeyler yapmaya teşvik eder.

7-İyiliğe Kapı Açmak=İyi Davranışlar Nasıl İyiliğe Sebep Olur.

Bizlerden iyi davranışlar gören insanlar ,bizim gibi iyi şeyler yaparlar.Aynı zamanda da yaptıkları bu iyi davranışları daha çoğaltarak yeni yeni iyi ve güzel şeyler yaparlar.Unutmayalım ki her şey önce insanın zihninde(beyninde)var olur,üzerinde düşünür.Sonra düşündüğü şeyleri yapar.Eserini ortaya koyar.

8-Tövbenin Önemi

İnsanlar kötülük yapıp pişman olduktan sonra tövbe etmelidir.Ben kötülük yaptım,bundan kurtuluş yok deyip kötülüklere devam etmemelidir.

Allah ne kadar günahkar olursa olsun tövbe eden insanların tövbesini kabul eder ve bağışlar.Allah daima tövbe edip affını isteyen kimseleri sever,tövbesini kabul eder.Ancak kötülü yapmada ısrar edersek yaptığımız tövbenin anlamı kalmaz.

Tövbe toplumu kötülülerden koruyan çok büyük bir yoldur.

9-Tevekkül.

            Bir iş yapmadan önce o işle ilgi bütün tedbirleri alıp  ,daha sonra işin gerisini Allah’a bırakmaya Tevekkül denir.

Tevekkül Müslümanları ilim yapmaya ve çalışkanlığa teşvik eder.İşimizle ilgili imleri öğrenmeye yöneltir.Birbiriyle yardımlaşmaya yöneltir.Çalışkan olmayan Müslüman tevekkül edemez.Ben işimde tevekkül sahibiyim diyen tembel Müslüman yalan söylüyor demektir. Müslüman’a yalan yakışmaz.

Peygamberimizin yanına bir adam gelmişti .Bu adama Peygamberimiz sordu:

“ -Deveni ne yaptın?

-Dışarıda.

-Onu kime emanet ettin.

-Onu Allah’a havale ettim.(Onu Allah’a emanet ettim,tevekkül ettim.) ,diye cevap verdi adam.

Unun üzerine Peygamberimiz;

-Öyle olmaz  ,dedi.Deven önce sağlam bir kazığa bağla,sonra Allah’a tevekkül et.” Buyurdu.

İşte tevekkül için bizlere ölçü olacak davranış Peygamberimizin bu hadsinde gizlidir.(Bu hadis “Keşfü –l-Hafa, Cilt:1.Sahife:144 “ de yazılıdır.).

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: