Tag Archives: islam

Hadis

Bölüm:1                                                                                                                                                                                  

Kurana Göre  H.z.Muhammed

Kurana göre Hz.Muhammed’in;

a-Beşeri yönü.

b-Peygamberlik yönü vardır.

H.z.Muhammed’in insani ve peygamberlik yönün ayrı ayrı ele alınmasının sebebi ;İslam tarihi boyunca Müslümanların,H.z.Peygambere yükledikleri yanlış imaj ve misyonun daha iyi anlaşılmasını sağlamak içindir.

H.z.Muhammed’in Bir İnsan olduğunu Vurgulayan Ayet Mealleri

Allah ,Kuranda ;H.z.Muhammed’in bir insan oluşuna ;Müşrik Arapların zihnindeki yanlış peygamberlik anlayışını düzeltmek için vurgu yapmıştır. Araplarda ki yanlış peygamberlik anlayışı onlara Atalarından geçmiştir.

     1-Kuran’ın ,Peygamberlerin İnsan Olduklarını Yadırgayan Kavimlere Cevabı.

Daha önceki peygamberlerin birere insan olduklarını yadırgayan kavimlere peygamberlerin ağzından Allah şöyle cevap vermiştir.

İbrahim Suresinin  10-11. ayetlerinde Allah mealen:“……onlar dediler ki :siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz.siz bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize apacık bir delil getirin!peygamberleri onlara dediler ki:”(evet) biz de sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat allah nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allahın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkan yoktur…” .

Kef Suresi 110. ayetinde Allah mealen: “de ki: ben yalnızca sizin gibi bir beşerim.(şu var ki)bana ,ilahınızın ,sadece bir ilah olduğu vahiy olunuyor. ..” buyurmaktadır.

        2-H.z.Nuh’un Kura’da İnanmayanlara Cevabı.

Nuh kavmi ,peygamberleri yemeyen ,içmeyen, insan üstü bir varlık , adeta bir melek gibi tasavvur ettiklerinden ; onlara Allah, peygamberlerin ağzından şöyle cevap vermiştir.

Mümünun Suresi 24. ayet : “Bu da sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Size üstün gelmek istiyor. Eğer Allah (elçi göndermek )dileseydi melekleri indirirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey işitmedik.”

Müminun Suresi 33. ayet  : “Bu da sizin gibi insandan başka bir şey değildir. Sizin yediğinizden yiyor,içtiğinizden içiyor.”

Hut Suresi 31. ayet) :  “Nuh onlara şöyle cevap verdi: “ben size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum gaybı da bilmem ben meleğim de demiyorum.”.

Tegabun Suresi 6.ayet: “Kendi içlerinden bir insanın yol gösterici olması onlara ağır geliyordu:”onlara elçileri açık deliller getirirlerdi. Fakat onlar ,bir insan mı bize yol gösterecek deyip inkar ettiler. Ve yüz çevirdiler .”

         3-H.z. Muhammed’in Kura’da İnanmayanlara Cevabı.

H.z. Muhammed’in kendisinden çok fazla şey bekleyenlere karşı , peygamberinin ağzından Allah şöyle cevap vermiştir.

İsra suresi 90-95. ayetler: “Dediler ki: yerden bize bir göze (pınar)fışkırtmadıkça sana inanmayız. Yahut senin hurma ve üzüm bahçelerin olmalı, aralarından ırmaklar fışkırtmalısın. Yahut iddia ettiğin gibi üzerimize gökten parçalar düşürmelisin  veya Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmelisin, yahut altından bir evin olmalı ,ya da göğe çıkmalısın.ama sen üzerimize okuyacağımız bir kitap indirmedikçe senin sadece göğe çıkmana da inanmayız.dedi ki: rabbimin şanı yücedir. Ben sadece bir elçi olan insan değil miyim? Zaten kendilerine hidayet geldiği zaman insanları doğru yola gelmekten alı koyan şey, hep “Allah bir insanı mı elçi gönderdi?” demeleridir.de ki: eğer yer yüzünde yerleşip gezip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir meleği elçi olarak gönderirdik.”

      H.z. Muhammet in cevabı ;Enam suresinin 50. ayetinde. H.z. Nuh’un cevabı gibi oldu: “Ben size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum.gaybı da bilmem .size ben meleğimde demiyorum. Ben sadece bana vahiy olunana uyuyorum.”  

 

 Bölüm:2                                                                                                                                                                                             

Vahiy Alması Bakımından H.z.Muhammed

1-Peygamberleri diğer insanlardan ayıran en önemli özellik;Allah’tan vahiy almalarıdır.Bu durumu peygamberlerde insanlara açıklamalardır.

2-Peygamberlerin başlıca görevleri ;Aldıkları vahyi tebliğ etmek ve açıklamaktır.

3-Peygamberlerin ;Allah’ın buyruklarına muhatap olmaları bakımından diğer insanlarla bir ayrıcalıkları yoktur.

“Elbette kendilerine elçi gönderilenleri de gönderilen elçileri de sorguya çekeceğiz.” (Araf Suresi.6cı ayet.).Ayetinde bize; ahrette peygamberlerin ve onların ardından giden insanların sorguya çekileceği anlatılıyor.

       H.z.Muhammed Görevini Nasıl    Yapmıştır?Bu Görevin Kaynağı Nedir?

H.z.Muhammed ; Peygamberlerin sonuncusu olarak kendisine gönderilen vahyi olduğu gibi insanlara aktarmış ,gerektiği yerlerde açıklamalar yapmış ve İnsanlara bildirdiği emir ve yasakları eksiksiz yaşayarak ,onlara örnek olmuştur.Bu görevinin yetkisinin kaynağı kendisine itaati emreden ayetlerdir.

H.z.Muhammed.’e İtaati Emreden Ayetler

Nisa Suresini 80ci ayet meali: “Kim resule itaat ederse,Allah’a itaat etmiş olur.”

H.z.Muhammed’e İtaati Emreden Ayetlerdeki Ana Fikir.

a-Müslümanlar ;Allah’a , Peygamberine ve din bilginlerine itaate davet edilmektedir.

b- Müslümanlar ;Peygambere karşı gelmekten sakınmaya ve O’na uymaya çağrılmaktadır.

d- Müslümanlar ;Peygamberin hükümlerine ve ihtilaflı konularda Peygamberin verdiği hükümlere uymak zorundadır.

 H.z.Muhammed Vefat Ettikten Sonraki Müslümanlar Peygamberlerine Nasıl Uyacaklardır

Kuranda , Peygambere itaati emreden ayetlerden ; ilk bakışta Peygamberimiz döneminde

yaşayan müminlerin , ona itaat etmeleri gerektiği anlaşılmaktadır.Ancak , daha sonraki dönemlerde yaşayanların da , Müminler için örnek gösterilen H.z.Muhammed’e zaman ve mekan kaydı olmadan  itaat etmeleri dini bir zorunluluktur.

 

   Kıyamete Kadar  Bütün Müslümanlar Niçin H.z.Muhammed’e İtaat Edecekdir?

a- Peygamberimiz üstün bir ahlaka sahiptir.İslam Dini bütün insanlığa yol göstericidir.

b-Kuran hükümleri; Kıyamete kadar geçerlidir.Peygamberimiz;Kuran hükümlerini , bize tebliğ edip söz ve davranışlarıyla açıklamıştır.

Bu sebeplerden dolayı Müslümanlar H.z.Muhammed’e itaat etmek zorundadırlar.

İslam Dininin Tebliğcisi ve Açıklayıcısı Olması Bakımından H.z.Muhammed

1-H.z.Muhammed’in birinci görevi ;Allah’tan aldığı emirleri insanlara tebliğ etmektir.

Bu konuda Allah ; Ra’d Suresinin 40cı ayetinde : “Sana düşen sadece duyurmaktır. Hesap görmek bize düşer.”

2-H.z.Muhammed ; tebliğin yanı sıra, tebliğ ettiği ayetleri insanlara açıklamakla yükümlüdür.Bu konuda Allah ; Nahl Suresinin 44cü ayetinde mealen:“Biz (kendisine indirileni) açıklasın diye her peygamberi mutlaka kendi kavminin diliyle gönderdik…”.

Peygamberimizin Hadis ve Sünnetinin Asıl Görevi.

a-Peygamberimiz ; inen ayetleri gerekli gördüğü zamanda veya bir soru karşısında ; sözle, ya da bizzat uygulayarak açıklamış ve böylece herkes tarafından anlaşılmasını sağlamıştır.

b-Hadis ve sünnet ; Peygamberimizin, Kurana uygun bir hayat sürmesinin sözlü ve uygulamalı örneğidir.

Hadis ve sünnetle açıklanan ibadetler.

a-Namazın nasıl kılınacağı ve kaç rekat olacağı..

b-Haccın nasıl yapılacağı.

c-Zekatın miktarının belirtilmesi .

d-Kuranda yer alan “Namazlara ve orta namazlara devam edin .”ayetindeki orta namazının “İkindi Namazı” olduğu H.z.Peygamber  tarafından söylemiştir.

Bölüm:3                                                                                                                                                                                  

   Hadis İlminin Konusu Nedir?

1-H.z.Muhammed’in söylediği hadislerdir.Bu hadisler dinimizin ikinci kaynağı ve dinimizin temeli olan Kuran’ın açıklamasıdır.Bu bakımdan çok iyi korunması gerekir.

2- Uydurma hadisleri belirleyip dinimize zarar vermesini önlemektir.

Hadis ve Sünnet Kavramının Tarihi Gelişimi

1-Hadis ve sünnet Araplar arasında ;İslam gelmeden öncede bilinen ve sözlükteki değişik anlamlarıyla kullanılan kelimelerdi.

2-Hadis ve sünnet kelimeleri Araplar arasında bilindiği için bu kelimeleri  Kuran da  kullanmıştır.

3-Hadis ve sünnet kavramları İslam geldikten sonra kullanım anlamları değişerek bir süre sonra Muhammed’in sözlerini ,ve uygulamalarını ifade eden özel terimlere dönüştü.

 H.z.Muhammed’in Hadis ve Sünnet Kelimelerini Kullanışı.

Peygamberimiz ; Hadis ve sünnet kelimelerini hem sözlük hem konu anlamlarında kullanmıştır.

a-Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği ve bir hadiste geçen  “hadis kelimesi” “konu,mevzu” anlamına gelir.Bu konuda Sevgili peygamberimiz mealen: “ H.z.Peygambere kıyamet günü senin şefaatine nail olacak en mesut kişi kimdir ?diye sordum; Şöyle cevap verdi: “Senin hadise olan iştiyakını(arzunu)bildiğim için, bu hadis hakkında hiç kimsenin bana senden önce soru sormayacağını tahmin etmiştim.Kıyamet gününde şefaatimle en mutlu olacak kişi ,gönlünden gelerek samimiyetle La ilahe illallah diyen kişidir.” dedi.

b- Peygamberimizin sünnet kelimesini sözlük anlamına uygun olarak da kullanmıştır. Bir hadisinde mealen: “Haksızlıkla öldürülen her kimsenin kanından dolayı H.z.Ademin ilk oğluna bir günah yazılır.Çünkü öldürmeyi ilk defa ihdas eden(sünnet kılan ) o dur.” buyurmuştur.

Sünnetin Terimsel Anlamına Vurgu Yapan Hadisler Kime Aittir?

1-Sünnetin Kuran’dan sonra İslam’ın ikinci kaynağı olduğuna işaret eden ve kelimenin

terimsel anlamına vurgu yapan rivayetler peygamberimiz ait değildir.

2-Sünnet  kelimesi H.z Aişe  ,.İbni Abbas,.İbni Ömer gibi sahabeler vasıtası ile kavramlaşmış ve yaygınlaşmıştır.

3-Hadis ve sünnetin terimleşme süreci Peygamberimizin ölümümden sonra başlamıştır. Sünnet kelimesinin hadis ilminde ifade ettiği anlamda bir terim haline gelmesi Peygamberimizin vefatından yaklaşık 50yıl sonra olmuştur.

Bölüm:4                                                                                                                                                                                             

Hadis İlmi Kavramları

1-Hadis

Hadis kelimesinin sözlük anlamı :Arapça da “meydana geldi,vuku buldu,sonradan ortaya çıktı” anlamına gelir.

Sözlükte isim olarak kullanıldığında Hadis kelimesi :İster dini ,ister din dışı olsun ; hikaye, rivayet,anlamına geldiği gibi, uzak ve yakın geçmişte gerçekleşmiş olaylara dair tarihi bilgiler anlamına gelir.

Hadis kelimesinin ağırlık kazanan manaları :Söz ve haberdir.

Geniş anlamıyla Hadis :H.z. Peygamber ,sahabe ve tabiilere nispet edilen her türlü söz,fiil,takrir ve vasıfları içeren rivayetlerdir.

Bir ilim dalı olduktan sonra Hadis :H.z. Peygambere nispet edilen söz,fiil ve takrirlere hadis denir.

 

 

Kuranda “Hadis” Kelimesinin Kullanımı

Kuranda söz ve haber anlamına gelen hadis kelimesinin geçtiği Casiye Suresinin 6cı ayetinin mealini :“Artık Allah’a ve onun ayetlerinden sonra hangi söze inanılır”

Kuranda söz ve haber anlamına gelen hadis kelimesinin geçtiği  Taha Suresinin 9cu ayet meali :“Musa’nın haberi gelmedi mi?”

Hadis kelimesi genel sözlük anlamı dışında H.z. Peygamberin sözlerine tahsis edildiğinde “Allah’ın Resulünün sözü” veya “Peygamberin sözü” şeklinde isim tamlaması olarak  yer alır.

       Sahabe ve Tabiinin Sözlerinin Değerlendirilmesi.

Sahabe ve onu takip eden neslin görüşleri çoğu alimler tarafından ; bu kişilerin Peygamberimize yakınlıkları dolayısı ile bir çok fikir ve uygulamayı ondan almış olabilecekleri düşüncesiyle  hadis olarak adlandırmışlardır.

      2-Sünnet

Sünnet kelimesi sözlükte: Yol,yol güzergahı,hayat tarzı,davranış tarzı,adet,gidişat.

Fiil olarak “senne” kelimesinin anlamı : Bıçak bilemek,parlatmak,develeri gütmek,dişleri temizlemek,güzel ve süslü  konuşmak,yeni bir şekil vermek,çığır açmak,beyan etmek,

İslam öncesi Araplarda sünnet kelimesi :Onların atalarından aldıkları örf ve adetler anlamına geliyordu.

        Terim olarak sünnet :H.z. Peygamberin söz,fiil ve takrirleri olarak kullanılır.

Kuran’da “Sünnet” Kelimesinin Kullanılışı.

Kuran’ın 16 yerinde geçen sünnet kelimesi :Değişme göstermeyen sabit prensip,kanun ve hüküm anlamına gelir.Örnekler :

Ahzab Suresinin 62ci ayeti mealen :“Allah’ın önceden geçenlere uyguladığı yasası(adeti) budur. Allah’ın yasasında asla değişiklik olmaz.”

İsra Suresinin 77ci ayetinin meali : “Senden önce gönderdiğimiz elçilerimiz hakkındaki yasa da budur.Bizim yasamızda bir değişiklik bulamazsın.”

Peygamberimizin Sünnet Kelimesini  Kullanılışı

1-Peygamberimizin bazı kullanımlarında Sünnet kelimesi : Çığır açmak,öncülük yapmak anlamına gelir.

Peygamberimiz Bir hadisinde mealen: “Haksızlıkla öldürülen her kimsenin kanından dolayı H.z.Ademin ilk oğluna bir günah yazılır.Çünkü öldürmeyi ilk defa ihdas eden(sünnet kılan ) o dur.” buyurmuştur.

 

2-Sünnet kelimesi daha sonra özellikle ;H.z. Muhammed’in uygulamalarına isim olarak vermiştir.

3-Başkalarının uygulamalarından Peygamberimizin sünneti ayrılmak istendiğinde bu kelime ; Peygamberin Sünneti (Sünnetu Resulullah, Sunnetun-Nebiyy.) şeklinde kullanılır.

Sünnet kelimesi tek başına kullanıldığında ; H.z. Peygamberin sünneti kast edilir.

Sünnet Terimi İle Hadis Terimi Arasındaki Fark

Sünnet terimiyle ,Hadis terimi arasındaki fark :Sünnet terimi,bir fiili uygulamaya işaret eder.Hadis Terimi,bir sözü,bir fiil ve davranışı aktaran söz demektir.

Sünnet ; Hakkında sözlü bir rivayet olup olmadığına bakılmaksızın dini ve hukuki bir uygulamaya işaret eder.

Sünnet peygamberimizin ;Fiili uygulama ve davranışlarına işaret eder.

Namazın kılınışıyla ilgili hiçbir hadis olmasa günümüze nasıl gelecekti :Peygamberimizin namaz kılış şekli bu konuda hiçbir hadis olmasaydı bile,onu görenlerin sonrakilere,onlarında kendilerinden sonra gelenlere uygulayarak aktarmasıyla nesilden nesile intikal eden bir sünnet olarak gelecek,fakat bu konuda hiçbir hadis bulunmayacaktı.

Hadis genellikle peygamberimizin : Fiili uygulamaları içeren sözlü rivayetlerdir.

Hadis ve Sünnet Eş Anlamlı Kabul Edilirse.

Hadis ve Sünneti eş anlamlı  kabul edenler Peygamberimizin sünnetini:Kavli,Fiili Takriri sünnet olarak üçe ayırırlar

Kavli sünnet :Peygamberimizin sözlerine denir.

Fiili sünnet : Peygamberimizin davranış ve uygulamalarına denir.

Takriri sünnet : Peygamberimizin huzurunda yapılan ,söylenen veya kendisine iletilen söz ve davranışları reddetmeyip sessiz kalması , ya da onayladığını gösteren bir davranışta bulunmasıdır.

3-Eser

Eser sözlükte :Bir şeyden geriye kalan iz demektir.

Bazı alimler Eser terimini :Sahabe ve tabii’ne dayandırılan söz ve fiilleri ifade eden bir terim olarak kullanırlar.

Çoğu alimler :Eser terimini Haber terimi ile eş anlamlı olarak kullanmışlardır.

İlk Asırda  Hadis ve Eser

İlk asırda Eser ve Hadis terimi arasında bir ayrım yapılmamıştır ;Peygamberimizin,sahabe ve tabii’ne nispet edilen söz ve fiillerin hepsine birden Hadis denildiği gibi Eserde denilmiştir.

Ebu Hanife’nin talebeleri olan Ebu Yusuf  ve İmam Muhammed ; Sahabe ve tabii’ne ait rivayetleri topladıkları kitaplarına El-Asar adını vermişlerdir.

4-Haber

Sözlükte Haber :Bir şey hakkında bilgi vermek, duyurmak anlamına gelir.

Haber terimi Hadis terimi ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır.

Hadis terimi : Peygamberimizden gelen rivayetler için kullanılmıştır.

Haber terimi : Peygamberimizin dışında gelen rivayetler için kullanılmıştır.

Hadis ve fıkıh kitaplarında : Haber ,Hadis anlamında kullanılmıştır.“H.z. Peygamberden bize ulaşan bir habere göre” şeklinde ifadeler bu kitaplarda yer almıştır.

Hadis ve fıkıh kitaplarında Peygamberimizden gelen rivayetler için en çok ;Hadis terimini kullanmışlardır.

Hadis ve fıkıh kitaplarında Sahabe ve Tabiinden gelen rivayetler için en çok Haber ve Eser terimini kullanmışlardır.

   5-Senet=İsnad

Sözlükte senet:Dayanmak ,güvenmek,dayanılacak şey demektir.

Terim olarak senet : Hadisi ilk kaynağına götüren ravi zincirine verilen isimdir.

 

Hadis İçin Senedin Önemi

Bir hadisin doğruluğunu,yani Peygamberden duyulmuş olduğu şekliyle nakledildiğini anlamak için hadis alimleri ilk önce senede bakmışlardır.

Genellikle hadisin sahih kabul edilmesinin şartları :Senetteki raviler dürüst ve güvenilir kimseler is genellikle o hadis sahih kabul edilmiştir.

Senet Çeşitleri

a-Ali (yüksek) isnat:Eğer bir hadis senedinde kopukluk olmadan H.z.Peygambere daha az ravi aracılığıyla ulaşıyorsa bu isnat ali isnattır.

     b-Nazili (düşük) isnat:Eğer bir hadis senedinde kopukluk olmadan daha çok ravi ile rivayet edilmiş ise bu isnada nazili isnat denir.

    Ali ve Nazili İsnat Arasındaki Farklar.

Hadisin senedinde daha çok kişinin bulunması o rivayetin sıhhat açısından riskli sayılmasına neden olur.Ali isnat ,nazili isnada göre daha makbuldür.Çünkü senette az sayıra ravi vardır.

   6-Metin

Metin sözlükte :Sağlam yer,sert ve yüksek toprak parçası anlamına gelir.

Terim olarak metin :

a-Raviler zincirinin kendisinde son bulduğu, hadisin aslını oluşturan kısımdır.

b-H.z. Peygamberin söylediği ,yaptığı,onayladığı,ya da onaylamadığı şeylerin yer aldığı bölümdür.

Bir hadisin metini: Peygamberimize ait olabileceği gibi sahabe ve tabiinden birisine de ait alabilir.

   7-Ravi=Şeyh

Hadis terimi olarak Ravi : H.z.Peygamberin ya da sahabe veya tabiinin söz ve uygulamalarını rivayet eden yani başkasına aktaran kişidir.

Şeyh Arapçıda :Yaşlı kimse anlamına gelir.

Hadis ilminde özel bir ad olarak Şeyh : Kendisinden hadis rivayet edilenlere verilen özel bir addır.

  8- Rivayet=Mervi

Sözlükte Mervi :Ravinin rivayet ettiği hadis veya habere Mervi (rivayet olunan) denir.Çoğulu merviyyattır

Rivayet kelimesi isim olarak kullanıldığında : Ravinin rivayet ettiği hadis veya haber demektir.

Mastar olarak kullanıldığında : Hadis veya diğer haberlerin nakli ile bunları haber verenlere dayandırmak anlamına gelir.

    9- Tabaka=Tarik=Vech =Senet=İsnat

Arapçada tarik :Yol anlamına gelir.

Hadis ilminde tarik : Hadis metnini sonrakilere ulaştıran ravilerin isimlerinin tarihi sıra ile zikredildiği kısımdır.

Tarik kelimesi Senet =İsnat kelimesiyle bir arada kullanıldığında Tarik kelimesi  :Ana senedin tali (ikinci) bir kolunu ,dağılışını veya ana senedin bir raviden sonraki dağılışını , kollara ayrılışını ifade eder.

Bir hadis terimi olarak tabaka :Birbirlerine yaşça yakın olan ve rivayeti bakımından aynı dönemi paylaşan kimseler gurubuna verilen isimdir.Sahabe tabakası,Tabiin tabakası gibi.

Vecih

Vecih sözlükte :Yüz anlamına gelir.

Vecih terim olarak : Senedin ileri tabakalarında görülen dağılmalarından her birine verilen isimdir.

Vecih :Tarik kelimesi ile eş anlamlıdır.

Vecih ve tarik kelimeleri : aynı hadislerin farklı senetlerle rivayetlerinde,rivayetlerin güvenilirlik durumlarına göre “hadis ,şu tarikten sahih,şu tarikle zayıf” gibi değerlendirmelerde kullanılır.

Bölüm:5                                                                                                                                                                                             

H.z.Muhammed Dönemimde Hadis.

1-Peygamberin özellikle dinle ilgili söz ve fiilleri Müslümanlar tarafından dikkatle izlenmiş , öğrenilmiş,uygulanmış ve başkalarına da aktarılmaya çalışılmıştır.

2-Peygamberimizin dini yayma ve tebliğ etme çerçevesinde kendisinden duyulan tavsiyelerin ve uygulamaların başkalarına nakledilmesini teşvik etmesine rağmen ;Hayatı boyunca söz ve uygulamalarının yazıya geçirilmesi için bir istekte bulunmamış ,bu konuda bir talimat vermemiştir.

Vahiy ve Hadislerin Yazılması

Peygamberimiz;inen Kuran ayetlerini yazdırmak için katipler görevlendirmiştir.

Peygamberimiz isteseydi söz ve uygulamalarının kaydedilmesi içinde yanında katipte bulundurabilirdi. Ancak Kuranla karışır endişesiyle  sözlerinin yazılması için yanında katipler bulundurmamıştır.Peygamberimiz sözlerini daha kuvvetli bir ihtimalle bilerek ve isteyerek yazdırmamıştır.

İnsanların Anlayamadığı Vahiylerin Açıklanması

Özellikle Peygamberimiz inen vahiylerin açıklanması gereken yerlerini ;sorulan sorular üzerine veya gerekli gördüğü zaman açıklayarak bunların anlaşılıp öğrenilmesini yeteli görmüştür.

Peygamberimiz Döneminde Hadis Yazılımı

1-Peygamberimiz döneminde bazı sahabeler hadis sayfalarını ;Peygamberimizden izin alarak bu sayfalarını oluşturulmuştur.

Peygamberimizden hadis yazmak için izin isteyen iki sahabe ;Abdullah İbni Amr (İbni El As). Ve Yemenli sahabe Ebu Şah.

2-Ebu Şah ; Peygamberimizin Mekke fethinde okuduğu hutbenin kendisi için yazılmasını istemiştir.

3-H.z.Peygamber devrinde duyduğu hadisleri yazıya geçiren sahabelerin sayınsı 50 kadardır.

İlk Anayasa

Peygamberimiz Medine’ye hicret edince ,Mekke’den gelen Müslümanlarla,Medineli Müslümanlar,orada yaşayan Yahudiler ve diğer unsurlar arasında geçerli olmak üzere bir antlaşma metini hazırlattı.Hadis kaynaklarında yer alan ve elliden fazla maddesi olan bu antlaşma metini Müslüman olsun veya olmasın bütün tarafların haklarını  ve sorumluluklarını düzenleyen ve garanti altına alan bir antlaşmadır.

Dine Davet Mektupları

Peygamberimiz Medine’ye hicretinin 6cı yılında komşu ülkelerin yöneticilerine mektup göndermiş ve onları dine davet etmiştir.Bazılarının orijinal nüshaları günümüze kadar gelen bu mektuplar Bizans,İran,Mısır,Habeşistan hükümdarları olmak üzere diğer vali ve yöneticilere gönderilmiştir.

H.z.Peygamberin Hadis Yazmayı Yasakladığı Hakkındaki Rivayet

Peygamberimizin hadis yazmayı yasakladığı konusunda kitaplarda bir rivayet yer almaktadır.Yapılan bazı araştırmalarda bu rivayetin zayıf olduğu  veya  rivayet eden sahabenin görüşü olduğu halde yanlışlıkla Peygamberimize atfedildiği anlaşılmaktadır.Bu rivayete göre H.z.Peygamber Kuran karışır endişesiyle kendisinden bir şey yazılmamasını istemiştir.Yazılanlarında imhasını istemiştir.Bu tehlike geçtikten sora da hadis yazımına izin vermiştir.Hadisin içeriğinde yer alan bazı ifadeler bu rivayetin H.z.Peygamberin vefatından sonra ortaya çıktığı izlenimini vermektedir.

Sahabe Dönemi ve İlk Yazılı Belgeler

Hadis rivayeti açısından sahabe  dönemi ;İkiye ayrılır

a- H.z.Peygamber hayat olduğu dönem.

b-H.z.Peygamberin vefatından son sahabenin vefat tarihi kabul edilen 110 senesine kadar olan dönem .

        a- H.z.Peygamber hayat olduğu dönem

Peygamber hayattayken sahabe karşılaştığı problemleri ona soruyor ve çözümlerini öğreniyordu.

Sahabenin dini hükümleri öğrenme yolundaki arzuları ; Hadi ve sünnetin çoğalıp gelişmesini sağladı.

Gerçek ve saf şekliyle hadis ve sünnet ;Peygamberimizin sağlığında görülür.

Peygambere ait söz ve uygulamaların hepsi ölümüne kadar olan  devrede tamamlanıp sona ermiştir.

Peygamberimiz döneminde hadis uydurma faaliyetleri görülmemiştir.Peygamberimiz döneminde hadisler konusunda ortaya çıkan yanlış anlamalar Peygamberimiz tarafından düzeltilmiştir.

      b-H.z.Peygamberin vefatından son sahabenin vefat tarihi kabul edilen 110 senesine kadar olan dönem

Peygamberimizin vefatından sonraki dönemde siyasi ve sosyal çalkantıların başlaması ;İnanç ve fikir ayrılıklarının doğmasıyla beraber hızlı bir hadi uydurma faaliyeti görülmüştür.

Hızlı bir hadis uydurma faaliyetinin görülmesi ;mevcut hadis miktarı H.z.Peygamberin vefatından önceki döneme  önceki döneme oranla birkaç misli artmıştır.

 

Bölüm:6                                                                                                                                                                                             

Hadislere Olan İhtiyacın Artması

Hadislere olan ihtiyaç ;H.z.Peygamberin ölümünden sonra çoğaldı.Çünkü yeni fetih edilen İslam ülkeleri İslam dünyası devamlı gelişiyordu.Müslümanlar buralarda yeni  meselelerle karşılaşıyorlardı.Bunların çözümünde H.z.Peygamberin uygulaması önemli bir kaymak oluşturuyordu..

Hadislere duyulan ihtiyaçtan dolayı ;hadis öğrenme ve yazma faaliyeti artı.

H.z.Peygamberin vefatıyla birlikte başlatan ikinci dönemde sahabe ;hadis ve sünnet konusunda titiz davrandı.

İlk Yazılı Metinler

Hadis yazma faaliyetinin sonunda  ilik yazılı metinler görülmeye başladı.Günümüze kadar gelen ilk hadis mecmuasını ;Hemmam b. Münebbih’in hadis mecmuasıdır.

Yemen valisi Amr b. Hazm’ın nüshasında ; Peygamberimizin idari ve siyasi talimatlarını muhafaza etmiştir.Bunun yanında  diğer yirmi bir resmi belgeyi de bir araya getirmiştir.

Sahabe Cabir b.Abdullah hadis sayfasında ;Hacla ilgili bir kitap yazmıştır.Burada H.z.Peygamberin konuyla ilgili söz ve uygulamalarını kaydetmiştir.

Peygamberimizin vefatından sonra H.z.Aişe ; Bir çok hadis rivayet etmiş,bazı sahabeler onun rivayetlerini yazmıştır.

Dört Halife Döneminde Hadis

        Özellikle ilk dört halife ; ancak güvenilir şahitler eşliğinde ,H.z.Peygamberden nakledilen sözleri kabul etmişlerdir.

H.z.Ömer hadis yazma işinde ;Peygamberin söz ve uygulamalarının ehli olmayan kimselerce istismar edilmesini önlemek için geliş güzel hadis rivayet edilmemesini istiyordu.

Hadis Yazımının Bir İlim Haline Gelmesi

Hadis yazma işi ;H.z.Peygamberin hayatında onun izniyle başlayan hadis yazma iş , Sahabe devrinde önemli bir faaliyet haline geldi.

a-Binden fazla hadis rivayet eden sahabenin sayısı ;Ebu Hureyre ile birlikte yedidir.

b-Hadis rivayetiyle  Bin üç yüz sahabe (1300). sahabe meşgul olmuştur.

c-Hadis rivayet eden sahabelerin ; büyük bir kısmı bir veya iki hadis rivayet etmişlerdir.

d-Bugün elimizdeki hadislerin yüzde dosandan fazlası ;yüz civarında sahabeden gelmiştir.

Bölüm:7                                                                                                                                                                                             

 Tabiin Döneminde  Hadis

    Tabiin :H.z.Peygamberin arkadaşları olan sahabelerle görüşerek onlardan ilim alan ikinci nesil Müslümanlara İslam kültüründe Tabii adı verilmiştir.

Tabiin:Sahabe nesline tabi olan ,onların ardından gelen nesil demektir.

İslam ilimlerinin çoğu ;Tabiin döneminde ortaya çıkmıştır.

Tevbe Suresinin 100cü ayeti mealen: “ ( İslam dinine girme hususunda ) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlardan Allah razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuştur.Allah onlara,içinde ebedi kalacakları ,zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır.İşte bu, büyük kurtuluştur.”

Bu ayetinin etkisiyle sahabeden sonra gelen nesle TABİİN denmiştir.

Tabiilerden bazıları hadis yazma işine karşı çıktılar. Çünkü ;bunlar daha çok hafızayı esas alarak yazıya fazla güvenmeyenlerdir.Ayrıca H.z.Peygamberin hadisine insanların kendi görüşlerini katabilecekleri  endişesi taşıyorlardı.

Tabii döneminde yazı ve yazı malzemeleri gelişmediği için, ezber ilim elde etmenin ve korumanın en sağlam yolu olarak kabul edilmiştir.

 Tedvin ve Tasnif Faaliyetleri

Tedvin :Sözlü ve yazılı olarak nakledilen hadisleri bir araya toplama çabasıdır.

Hadis yazma işi hicri birinci ve ikinci yüzyıllarda yaygınlaşmıştır.

Emevi halifesi Ömer İbni Abdülaziz’in emriyle ilk hadis toplayan Tabii hadis bilgini ;İbni Şihabdır.

Hadis tedvininden sonra ,hadislerin tasnifi aşaması gelmiştir.(tasnifi =sınıflanması)

Temel Hadis Kaynaklarının Tasnifi

Hadislerin tasnif :Tasnif  daha önce karışık olarak bir araya getirilen hadislerin konularına veya ravilerine göre ayrılarak kitaplarda toplanmasıdır. (bir araya getirilen=tedvin edilen)

Müslümanların bir çok konularda H.z.Peygamberin söz ve davranışlarını öğrenmek için müracaat ettikleri kaynaklar ;hadis ve sünnettir.

Karışık olarak toplanan hadisler içinde ;aranılan konuyla ilgili hadisin bulunması zordu.

Kitaplarda karışık olarak bulunan hadis ve sünneti alimler konularına göre sınıflandırdılar. Bunun sonundan konularına göre hazırlanmış hadis kitapları ortaya çıktı.

Namazla ilgili hadisleri ;“Kitabu’s Salat” adı altında bir bölümde toplandı.

Oruçla ilgili hadisleri de “Kitabu’s Sıyam” başlığıyla bir başka bölümde yer aldı .

Hicri İkinci Asrın Ortalarına Doğru Oluşturulmuş Hadis Mecmuaları

Hicri ikici asrın ortaların doğru başlamış ve her bölgede konuların göre düzenlenmiş hadis mecmuaları oluşmuştur.

Günümüze ulaşan en eski hadis mecmuası ;Yemenli Ma’mer b.Reşid’in ;El Cami isimli eseridir.Konularına göre düzenlenmiş  bu kitapta ,H.z.Peygamberden sahabe ve tabiiden nakledilen bin altı yüz(16000)civarında rivayet vardır.

Maliki mezhebinin kurucusu olan Malik İbni Enes de bir hadis kitabı oluşturmuştur.Bu kitabın adı; MUVATTA dır..İçinde H.z.Peygamberden,sahabe ve tabiinden nakledilen bin yedi yüz(1700)civarında hadis vardır.

Kitabu’l Asar adlı iki hadis kitabını ; Hanefi Mezhebinin kurucusu olan Ebu Hanife’nin talebelerinden olan Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’dir.Bu eserle günümüze kadar ulaşmış iki kaynak eserdir.

Hicri İkinci Asrından Sonra  Oluşturulmuş Hadis Mecmuaları

Hicri ikinci asırdan sonra ;Büyük hacimli hadis koleksiyonları(mecmuaları) derlenmeye başladı.

Hadis kitaplarında rivayet sayısının gitgide çoğalmasının nedeni ;Çeşitli bölgelere dağılmış sahabe ve tabiiden gelen hadislerin toplanması.Değişik konu başlıkları altında bir çok rivayetlerin tekrar edilmesi.

Hadis Kitaplarına; Hadis ve Sünnetin Yanında Sahabe ve Tabiin Görüşlerinin Yazılması

Tabiin devrinde oluşturulan kitaplarda Peygamberimizin söz ve uygulamaları yanında ; bazı sahabe ve tabiin görüşleri de yer almıştır.

Yine bu devirde yazılan kitaplarda H.z.Peygamberin Sahabe ve Tabiinin görüşleri yanında ; Peygamberimize ait olmadığı halde sonradan ona dayandırılan bazı sözlerde bu kitaplara girmiştir.

Tabiin Dönemindeki Hadis Tasnifi Yöntemleri

Hadisler konularına  ve ilk ravilerine göre  tasnif edilmiştir.

Sahabe adlarına göre tasnif edilmiş en kapsamlı hadis kitabı ;Hanbeli Mezhebinin kurucusu Ahmet İbni Hanbel’dir.Kitabın adı MÜSNED’dir.İçinde 300000 e yakın hadis vardır.Böylece 3cü asrın başından itibaren büyük çağlı hadis koleksiyonları oluşturulmuştur.

Bölüm:8                                                                                                                                                                                             

 Hadis Usulünün Oluşumu

  Peygamberimiz Döneminde Hadis ve Sünnet Kuralları.

Peygamberimiz döneminden hicri birinci yüzyıla kadar hadis ve sünnetin bir sonraki nesillere aktarılmasında ; herhangi bir kural söz konusu değildi.Aslında buna da gerek yoktu.Çünkü menfaati için yalan söylemek yoktu.

Hicri Birinci Asrın Ortalarına Doğru Hadis ve Sünnet Aktarma Kuralları

1-Hicri birinci asrın ortalarına doğru İslam toplumunda görülen iç kavgalar ve iktidar mücadelesi insanların birbirine güvenlerini ortadan kaldırdı. İnsanlar kendilerini haklı göstermek için bazı durumlarda hadis uydurmaya başladı.

2-Bazı kötü niyetli kişiler de hadis uydurmaya başladı. Bu hadis uydurma faaliyeti karşısında ; hadis ve sünneti aktarılmasında kurallara gerek duyuldu.

3-Hicri birinci asrın sonlarına doğru her hadis için onu peygamberden itibaren rivayet eden kimselerin isimleri sorulmaya ve ona göre hadislerin sıhhati tespit edilmeye başlandı. Hadis rivayet eden kimseler güvenilirlik açısından soruşturuldu.Tanımadıkları kimselerin rivayet ettikleri hadisleri kabul etmedilmedi.

4-Hadislerin sıhhatlerini tespit çalışmaları ;senet ve metin incelemesi adı altında bir çok kural ortaya çıkardı.İnsanların bir hadisi alıp başkalarına aktarmalarında da bazı esaslar belirlendi.

   Hadis Usulü.

Hadis Usulü:Hadislerin senetlerinden ,senetteki kopukluktan , ravilerinin hallerinden, bahseden ve bu konulardaki kuralları sayıp döken ilme denir.

Hadis alimleri ; hadis ilimlerini a-Rivayet yönünden hadis ilimi.b-Dirayet yönünden hadis ilimi diye ikiye ayırırlar. (Dirayet =yetki)

Rivayet yönünden hadis ilmini :Peygambere atfedilen söz,eylem,ve davranışların belirlenmesini ,kaydedilmesini(zaptını)ve rivayetlerini konu edinir.Bu ilim yoğun olarak ilk asırda görüldü.

Dirayet yönünden hadis ilmini :Rivayetlerin şartların ,çeşitlerini,hükümlerini,ravilerin hal ve davranışlarını,rivayetlerin sınıflarını ve bunları içeren eser çeşitlerini araştıran bir ilim dalıdır.Bu ilime Hadis Usulü denir

Hadis usulünün amacı

        a-Peygamberimizden nakledilen söz ve uygulamaların doğru bir şekilde nakledilmesini sağlamak .

b- Peygamberimiz adına uydurulan haberleri ayıklamak İslam’ın temel kaynaklarından biri olan hadis ve sünneti her türlü şüpheden arındırmaktır.

Hadis usulü ilmi Peygamberimizin vefatından ;yaklaşık 30 sene sonra başlayan uydurma hadis tehlikesi karşısında ortaya çıkmıştır.

Hadis usulünün asırlara göre gelişimi :

       Hadis Usulünün kuralları;hicri 1ci asrın sonlarında ortaya çıkmış ,2ci asırda biraz daha gelişmiş, hicri 3cü asırda ; Hadis Usulü, Cerh ve Tadil kitapları,hadis alimlerinin biyografilerini içeren kitaplar,ahkam hadislerini toplayıp açıklayan kitaplar.Belli konularda ki hadisleri müstakil olarak toplayan hadis cüzleri gibi hadis eserleri ve ilimleri gelişmiş olarak ortaya çıkmıştır.Hicri 4cü asırlarda da artık her yönüyle bütün kuralları gelişmiş müstakil hadis kitapları yazılmıştır.

Bölüm:9                                                                                                                                                                                             

Hadiste Şerh ve Yorum Dönemi

Şerh :Bir şeyi açmak, açıklamak,genişletmek ve yorumlamak anlamına gelir.

Hadislerin şerhleri önceleri ;hadislerin içlerinde yer alan , garip kelimeleri açıklamak için başlamıştır.(Güncel dilde çok kullanılmayan,az kullanılan= garip)

Hicri üçüncü asırdan sonra şerhler ; en çok Kütübi Sitte adlı hadis kitapları için yapılmıştır Buhari’nin El Camiu’s-Sahihinin ;yüz(100)tane şerhi yapılmıştır.

Hicri 4 ve 5ci asırların hadis ilmi bakımından özellikleri

Bu asırlarda bazı müstakil hadis mecmuaları tasnif edilmiş olsa da sonraki asırlarda hadisle ilgili çalışmalar genellikle bu eserler üzerinde yoğunlaşmıştır.

Buhari ve Müslim’in Cami adındaki hadis kitapları.

Camiler(toplayan)olarak bilinen eserleri İslam dünyasında en çok tanınan kitaplardır.Camiler dini hayatın hemen her alanıyla ilgili rivayetleri konularına göre bir araya getirdikleri için bu isimi almışlardır.

Kütübi Sitte’nin derleyicileri ;Orta Asya’nın çeşitli bölgelerindendirler.

Buhari hadis kitabına  üç bin (3000) hadis almıştır.

Buhari ve Müslim’in hadis kitaplarının ikisine birden ;El-Camiu’s-Sahih ,adı verilir.

(El-Camiu’s-Sahih=Doğru Hadis Toplayan)

Sünen Olarak Bilinen Kütübi Sitte’nin Diğer Dört Hadis Kitabının Özellikleri

a-Sünen olarak bilinen Kütübi Sitte’nin diğer dört kitabı ise daha çok fıkıhla ilgili hadislerden oluşurlar. (ahkam=hüküm bildiren)

b-Ebu Davut’un kitabı ;En sağlam ahkam hadisleri toplamıştır.

Türkçe’ye Çevrilen Temel Hadis Kaynakları.

Kütübi Sitte ; Kurandan sonra İslam Dininin en  temel kaynağıdır. Kütübü Site olarak anılan hadis kitapları :

1-El Camius-Sahih   Yazarı         BUHARİ.

2-El Camius-Sahih   Yazarı         MÜSLİM.

3-Es Sünen              Yazarı         TİRMİZİ

4-Es Sünen              Yazarı         Ebu DAVUD.

5-Es Sünen              Yazarı         En  NESAİ.

6-Es Sünen              Yazarı         İbni MACE

Hicri 3cü asırdan sonra hadis ilmindeki çalışmalar Kütübi Sitte üzerinde yoğunlaşmıştır.Bir kısım alimler bu kitapları yorumlayarak açıklarken,bir kısmı da ravilerini tanıtıp değerlendirmişlerdir. Bazı alimler de altı kitaptaki hadislerin senetlerini çıkartarak tekrar etmek suretiyle  kitaplar yazmışlardır.

Bölüm:10                                                                                                                                                                                             

Kaynağına Göre Hadis Çeşitleri

1-Kutsi Hadisler

      Sözlükte kutsi:Kutsal olana mensup demektir.

     Terim olarak Kutsi Hadis :Manası Allah’a sözleri Peygamberimize ait olan hadislerdir.

Kutsi Hadis= İlahi ve Rabbani Hadis

Bir Hadisin Kutsi Hadis Olduğunu Nasıl Anlarız?

Bir hadisin kutsi olduğunu ;başlarındaki ifadeden anlarız.

Kutsi hadisler ; “Allah resulünün rivayet ettiğine göre Allah teala buyurdu ki…”  veya “Allah’ın resulü ,Rabb’inden  rivayetle buyurdu ki…”diye başlar.

Kutsi Hadis Ayrımı

Hicri 3cü asırdan sonra yapılmıştır.Kutsi Hadisin manası ilham yoluyla Allah’tan gelse de sözleri H.z.Peygambere  aittir.Bu özelliğinden dolayı Kurandan ayrılmıştır.Kuran’ın her şeyi Allah’a aittir.

Kutsi hadislerin konuları çoğunlukla Ahlakla ilgilidir.Kutsi hadislerin konuların bir çoğu Kuran’da öz olarak yer alır.

Kutsi hadisler rivayet açısından sağlam,zayıf ve uydurma olmak üzere üçe ayrılır.

2-Merfu Hadisler

Merfu kelimesi sözlükte ;Yükseltilmiş kaldırılmış anlamına gelir.

Terim olarak Merfu hadis ;H.z. Peygambere dayandırılan hadis demektir.

H.z.Peygamberin söylemiş olduğu sözler ,yapmış veya onaylamış olduğu eylemler  peygamberimize “H.z.Peygamber şöyle dedi veya  yaptı  ya da  tasvip etti.” diye terimler söylenerek  nispet edilir.

Merfu hadis senet ve metin durumuna göre ;sağlam veya zayıf olabilir.

Hükmen merfu hadis ; Sahabe ve tabiinden gelen bazı rivayetler doğrudan peygambere dayanmasa bile ,içeriği bakımından H.z.Peygambere ait olması kuvvetle muhtemel görüldüğü için bu tür habere Hükmen Merfu denir.

Hükmen merfu hadise örnek :Bir ibadetin uygulamasıyla ilgili açıklama bir sahabeden nakledilmişse bu açıklamanın o sahabeye değil,ancak H.z. Peygambere ait olabileceği kabul edilir.

3-Mevkuf Hadisler

Sözlükte mevkuf :Durdurulmuş anlamına gelir.

Terim olarak mevkuf :Sahabenin söz,eylem ve onaylarına (takrirlerine) verilen isimdir.

Sahabeden bize gelen haberin(hadislerin) senedi ; sahabede kalmakta Peygamberimize  ulaşmamaktadır.

Mevkuf hadislerdeki söz ve davranış ; H.z.Peygambere değil sahabelere aittir.

Mevkuf Hadislerin Hükmü:Sahabelerin söz ve uygulamaları dinin hükümlerinden , kaynaklarından sayılır.Bu kaynak Kuran ve sünnet gibi kesin olmadığından bağlayıcı sayılmamıştır.

4-Maktu Hadisler

Maktu sözlükte :Kesilmiş anlamına gelir.

Terim olarak maktu hadis :Tabiilerin (sahabeden sonraki neslin)söz ve fiillerine verilen isimdir.

Maktu hadisin senedi tabiin tabakasında kesilir.

Maktu Hadisin  Hükmü:Dini hükümlerin tespitinde tabiilerin söz ve eylemleri de dikkate alınmakla beraber bunlar hiçbir şekilde bağlayıcı kabul edilmemiştir.

Bölüm:11                                                                                                                                                                                             

Geliş Yollarına Göre Hadis Türleri

   1-Mütevatir Hadisler

Sözlükte Mütevatir : Kesintisiz olarak bir birini takip eden anlamına gelir.

Terim olarak Mütevatir : Senedin başından itibaren çok sayıda ravinin birbirlerine naklederek rivayet ettikleri hadisle Mütevatir hadis denir.

Mütevatir hadislerde ravilerin sayısının çok olması onların yalan üzerine birleşip asılsız bir haber uyduramayacakları bakımından önemlidir.

Bir birlerini tanımayan kimselerin naklettiği içeriği aynı hadislerin yalan olma ihtimali yok gibidir.

Kuran ve İbadetler

H.z. Peygamber zamanından  itibaren binlerce ,on binlerce kişinin yazarak,ezberleyerek günümüze ulaştırdıkları en önemli Mütevatir belge Kuranı Kerim dir.

Mütevatir sünnete en güzel örnek; Binlerce kişinin yaşayarak günümüze getirdikleri namaz,oruç gibi ibadetlerdir.

Mütevatir Hadis Konusunda İslam Bilginlerinin Görüşleri

a- Mütevatir hadis çok azdır.

b-Mütevatir hadis  sadece bir tanedir. Yetmiş (70 )sahabe tarafından rivayet edilen bu hadiste Peygamberimiz mealen : “ Kim benim adıma kasten yalan uydurursa , cehennemdeki yerini hazırlasın” buyurmuştur.  

 

  

 Mütevatir Terimini İlk Önce Fıkıhçılar Kullandı .

Mütevatir hadis terimi ; hicri 4cü asırda  ;Hadisçilerden önce fakihler ve kelamcılar tanımlamışlar ve kullanılmıştır.

Fakihlerin ve kelamcıların yaptıkları tanıma uyan bir haberin yalan , ya da asılsız olması mümkün değildir.Bu tanımına  uyan hiçbir hadis yoktur.

Daha Sonraki Asırlarda Mütevatir Hadis Tarifi.

Mütevatir Hadis :Her tabakada en az on kişinin rivayet ettiği hadislere  Mütevatir hadis demişlerdir.

Hicri 4cü asırdan önce bilinmeyen bu tanıma göre mütevatir hadislerin sayısı 300 kadardır.

       Bu duruma göre : H.z. Peygamberden bize gelen mütevatir hadis sayısı yok denecek kadar azdır.

Özellikle ibadetle ilgili uygulamaların temel esasları bize tevatüren ulaşmıştır.Örnek:Beş vakit namazı farzları,Cuma ve bayram namazları,ezan,oruç ve hac ibadeti gibi dini uygulamalar böyledir.

     2-Ahad Hadisler

Arapçada “Ahad” bir anlamına gelir. “ Ahad” birler anlamına gelir.

Ahad terim olarak ; mütevatir hadislerin dışında kalan bütün rivayet çeşitlerine verilen genel bir isimdir.

Ahad hadislere ;Haberi Vahid  ve Haberi Hassa adı da verilir.

İlk asırlardaki Haberi Ahad ; Tek kişilerin rivayet ettikleri haber olarak tanımlamışlardır.

Sonraki hadisçilere göre Ahad Haber :Her tabakada birden çok ravisi olsa bile mütevatir seviyesine ulaşmamış her rivayet Ahad Haberdir

     a-Meşhur Hadis

Meşhur hadisi :Her tabakada en az üç kişinin rivayet etmiş olduğu hadistir.

Meşhur hadisler senet  ve metin durumuna göre sağlam ve zayıf olabilirler.

     b-Aziz Hadis

Aziz hadis :Senedin başından sonuna kadar her tabakada ravileri ikiden az olmayan hadislere Aziz Hadis denir.

Aziz hadisler: Senetteki ravilerin durumuna göre sağlam veya zayıf olabilirler.

    c-Garib Hadis

Garib hadis :Tek kişi tarafından rivayet olunan veya senedin herhangi bir yerinde ravisi tek kalan hadise Garib Hadis denir.

Garib hadise =Fert hadis

Ferdi Mutlak:Tek kalan ravi sahabe tabakasında ise bu ad verilir.

Ferdi Nisbi:Tek kalan ravi sahabe tabakasından sonraki tabakalarda is bu ad verilir.

Senet yönünden olduğu gibi ,metin yönünden  tek kalan hadislere ;Garib hadis denir.

Senedi ve metini sağlam olan Garib hadis ;Makbul hadis sayılır.

Garip hadislerin hükmü:Garib hadislerin ,ravileri daha çok olan diğer Sağlam rivayetlerle çelişmesi durumunda Garib Hadisler terk edilir

Bölüm:12                                                                                                                                                                                             

Sıhhat Derecesine Göre Hadis Çeşitleri 

Sağlamlık bakımından hadisler önceleri : Sahih ve  Zayıf olarak ikiye ayrılıyordu..

(Sakim=Çürük = Zayıf)

Hicri üçüncü asırda Tirmizi hadisleri :Sahih, zayıf ve hasen olarak üçe ayırdı.

       1-Sahih Hadis ve Özellikleri

Senet ağırlıklı Sahih hadisin tarifi : Adalet ve zapt niteliklerine sahip ravilerin muttasıl bir isnatla rivayet ettikleri şaz ve muallel olmayan hadise Sahih Hadis denir.             .

(muttasıl =kopuksuz)  , (muallel =illetli)

Sahih hadis tarifi ilk defa ;Hicri yedinci asırda hadis alimi İbnüs Salah tarafından yapılmıştır.

Muttasıl İsnat (Senet) :Başından sonuna kadar senedinde kopukluk bulunmayan isnat demektir.

Şaz hadis :Güvenilir bir ravinin kendinden daha güvenilir diğer  ravilerin rivayetine aykırı olarak naklettiği hadistir.Bu hadis makbul değildir.

Muallel  hadis  :Senedinde veya metininde gizli bir kusuru bulunan hadistir.

Sahih hadisin hükmünü : Dini hükümle kaynaklık etme bakımından önemli bir yere sahiptirler.

     2-Hasen Hadis

Hasen kelimesinin sözlük anlamını :Güzel demektir.

Hasen hadisi terim olarak tarifi:Sahih ile zayıf arasında yer alan,fakat sahihe daha yakın olan hadis türüdür.

Daha sonraları yaygınlık kazanan Hasen Hadis tarifi: Diğer sıhhat şartları mevcut olmakla beraber ,zabt yönünden zayıf olan hadis çeşididir.

Hasen hadisin hükmü: Hasen hadisler genellikle sağlam kabul edilmişler ve dini uygulamalarda delil olarak kullanılmışlardır.

     3-Zayıf Hadisler ve Çeşitleri

Zayıf hadisin tarifi:Sahih ve hasen hadisin şartlarından birini veya bir kaçını taşımakla beraber ,uydurma(mevzu) olduğunda söylenemeyen hadislerdir.

Zayıf hadisin dini hükmünü :Bu hadisler dini konularda delil olarak kullanılmazlar.

Zayıf hadislerin delil olarak kullanılmadıkları dini konular:Zayıf hadisler helal ve haram gibi dini hükümlerde delil olarak kullanılmazlar.

Zayıf hadislerin yaralanıldığı konular : Amellerin faziletleri ve ahlaki konularda zayıf hadislerden yaralanılır.

Kuran ve H.z..Peygamberin sünnetine ters düşmeyen zayıf rivayetler kabul edilse bile bunların mutlaka Peygamber sözü olduğu iddia edilmez.

 Bölüm:13                                                                                                                                                                                             

  Senetteki Kopuklukla İlgili Olanlar

  1-Mürsel Hadis:

Mürsel Hadis:Tabii ravinin Sahabi raviyi atlayarak doğrudan Peygambere dayandırdığı hadistir.

Mürsel hadiste ravi zincirinin İlk halkası kopuktur.Çünkü ;Tabiilerin  H.z.Peygamberi görüp ondan hadis almaları ; mümkün değildir.Bu yüzden böyle bir hadis zayıf sayılmıştır.

Mürsel hadislerin dini hükümü :Bazı din bilginlerine göre Mürsel hadisler dinde delil olarak kullanılabilirler.

   2-Mudal Hadis

Mudal hadis :Senedin herhangi bir yerinde peş peşe iki veya daha çok ravisi düşen (eksik olan)hadistir.

Mudal hadisin hükmü : Mürsel hadisten daha zayıf olduğu için dinde delil olarak kullanılmazlar.

        3-Muallak Hadis

Muallak hadis :Hadisi son olarak nakleden raviden itibaren bir veya birkaç ravinin,ya da bütün ravilerin peş peşe düşmüş olduğu hadistir.

En çok muallak hadis hangi hadis ;Buhari’nin El Camiüs Sahih isimli eserinde vardır.Bu hadisler zayıf kabul edildiği için dinde delil olarak kabul edilmemişlerdir.

Buhari’nin El Camiüs Sahih isimli eserindeki  hadislerin senetlerindeki eksiklikler başka rivayet yollarıyla tamamlanarak dinde  delil olarak kullanılmıştır.

(Delil=Dini hüküm vermede ispat,kaynak esas)

Buhari’nin kitabındaki muallak türü hadislerin çoğu ,başka riayetlerle desteklenerek senetleri muttasıl hale getirilmiştir.

        4-Munkatı Hadis

Kelime olarak munkatı :Kopuk kesik demektir.

Munkatı hadis :Senedin ortasında bir veya peş peşe olmamak kaydıyla birden fazla ravisi düşmüş olan hadis türüdür.

Munkatı hadisin hükmü: Dinde delil olarak kullanılmazlar.

        5-Müdelles Hadis

Sözlükte müdelles :Bir şeyin ayıbını ve kusurunu gizlemek demektir.

Müdelles hadis :Ravinin şeyhinden işitmediği halde ,işitmiş  izlenimini uyandırarak naklettiği hadistir.

       Müdelles hadisin hükmü: Dinde delil olarak kullanılmazlar.

Ravi hadis aldığı gerçek kişiyi çeşitli nedenlerle gizleyerek insanları aldatmakta ve böylece naklettiği rivayetin kusurunu gizlemektedir.

Bölüm:14                                                                                                                                                                                             

Ravi Kusuru İle İlgili

         1-Münker Hadis

Münker hadis :Zayıf bir ravinin,güvenilir bir ravinin rivayetine aykırı olarak naklettiği hadistir.

Münker hadisin hükmü :Zayıf ravinin rivayeti terk edilir.Güvenilir ravinin hadisi tercih edilir.

       2-Metruk Hadis

Metruk hadis :Yalancılıkla itham edilen ravinin tek başına rivayet ettiği hadistir.

Metruk hadisin hükmü :Rivayet başka güvenilir ravilerin rivayetleri tarafından desteklenmediği için böyle bir ravinin tek başına naklettiği hadiste yalan söyleme ihtimali yüksektir.O yüzden rivayeti terk edilir

      3-Muallel Hadis

Muallel hadis :Görünürde sağlam olmakla beraber,gizli bir kusuru(illeti)olan hadislere denir.

     4-Müdrec Hadis

Müdrec hadis :İçine, bir kelimeyi açıklamak veya bir hükmü çıkarmak gibi amaçlarla ya da yanılarak başka insanların  sözlerinin karıştığı hadislerdir?

Müdrec hadisin hükmü : Sonradan eklenen kısım biliniyorsa ,sağlam olması halinde bu tür hadislerle amel edilebilir.

   5-Mevzu Hadis

Mevzu hadis :H.z.Peygamber adına uydurulmuş sözlere mevzu(uydurma)hadis denir.Bu tür sözlere hadis denilmesi mecazidir.

Hadis uyduran kimselere : a-Kezzab(Yalancı) .b- Vadda(Uydurucu)denir.

Bölüm:15                                                                                                                                                                                             

Uydurma Hadisler

Uydurma Hadisler:    Peygamberimizin adına ;Siyasi,sosyal,ekonomik,etnik çıkarlar için uydurulmuş hadislere denir.

Geçmiş asırlardan intikal eden güzel ve veciz sözlere  senet (isnat) eklenerek  de uydurma hadisler oluşturulmuştur.

1-Uydurma Hadislerin Ortaya çıkış Nedenleri

Peygamberimizin sağlığında hadis uydurulmamıştır.

Peygamberimizin ölümünden kısa bir süre sonra hadis uydurma işi  başlamıştır.

     Üçüncü halife H.z. Osman’ın şehit edilmesinden sonra ;Cahiliye devrinden beri süregelen Peygamberimizin sağlığında küllenen Kureyş Kabilesinin Emevi ve Haşimi kolları arasında çatışma başladı.

Emevi ve Haşimi oğulları arasındaki çatışmanın sonunda ;Taraftarların kendilerinin haklılığını kanıtlamak için H.z. Peygamberimizi araç yaptıkları görüldü.

Siyasi ve sosyal çatışmalar ,Hicri birinci asrın ortalarına doğru başladı.

Kendi Görüşlerini Desteklemek İçin Hadis Uyduran Gurupların Adları.

a-H.z.Ali ve soyunu destekleyen Şia fırkası.

b-Büyük günahın insan dinden çıkaracağını  ve H.z.Alinin dinden çıktığını iddia eden Hariciye.

c-Günahların insana zarar vermeyeceğini  ve kişinin dinden çıkmayacağını savunan Mürcie

d-İnsanın alın yazısının(kaderin)önceden Allah tarafında belirleneceğini savunan Kaderiye(Mutezile).

e- Her şeyin Allah tarafından belirleneceğini ,dolayısı ile insanın rüzgarın önündeki kuru bir yaprak gibi olduğunu iddia eden Cebriye.

f- Çıkarları için devlet yönetimine yaranmak ,yaklaşmak isteyenler .

İnsanların daha dindar olmalarını sağlamak ve dinin buyruklarını yerine getirmeye teşvik için de hadis uyduruldu.

İyiliğe teşvik etmek,kötülükten sakındırıp korkutmak için uydurulan hadisler karşısında bazı din bilginleri ;Yumuşak bir tavır takınmışlardır.Bu tavrın sonunda ,bu tür uydurma hadisler yaygınlaşmıştır.

Hadis Uydurmanın Dini Hükmü.

İnsanları iyiliğe teşvik için hadis uydurmak yani Peygamberi devreye sokarak onun adına hadis uydurmak hangi amaçla olursa olsun doğru değildir,günahtır.

    Uydurma Hadislerin Özellikleri

a-İnsanları nafile ibadete ve Kuran okumaya teşvik için uydurulan hadisler mükafatları  mükafatlar oldukça abartılıdır.

b-İnsanlar hadis uydururken kendi soylarını överler ,diğer soyları soyları , ulusları, dilleri,şehirleri,yerip küçük düşürmek amacındadırlar.Kuran iman ve ahlaki faziletler dışında bir üstünlük ölçüsü kabul etmez.

c-İslam dışındaki diğer din ve kültürlere mensup olup da İslam Dinin gelişmesinden rahatsız olan kişiler Dini ve onun Peygamberini, yeni Müslüman olanlara ya da olacaklara yanlış tanıtmak,dinin ilke ve kuralları hakkında insanları şüpheye düşürmek için hadis uydurmuşlardır.

d-İnsanlık kültürü ve tecrübesinin ürettiği bazı hikmetli sözler ,sanki Peygamberimiz söylemiş gibi ,ona isnat edilerek nakledilmiştir.

e-İslam tarihinin ilk asırlarında cereyan eden önemli siyasi,sosyal ve kültürel  gelişmeleri tasvir eden,yorumlayan ve sebeplerini açıklamaya çalışan Sahabe ve Tabiilerin görüşleri açıklamaları daha sonraki nesiller tarafından Peygamberimizin hadisi sayılmıştır.

      2-Uydurma(Mevzu) Hadisleri Tanıma Yolları

a-Hadis uyduranların itirafı.

b-Hadis bilginlerinin yalancılıklarını tespit ettikleri raviler.

c-Hadislerin lafzında ve manasındaki bozukluklar

d-Rivayetlerin,akıl,duygu ve gözleme aykırı olması.

e-Mükafat ve ceza için dengesizlik içermesi,küçük bir iyiliğe büyük mükafat vermesi

f-Rivayetin güvenilir hadis kitaplarında yer almaması

g-Rivayetin Kuran’a aykırı olması

h-Rivayetin sünnete aykırı olması

i-Geleceğe ait somut bilgiler içermesi

    

………………………………………………………………………………………………..

Bölüm:16                                                                                                                                                                                             

Hadislerin Tahlil ve Tenkidi

Hadis tenkidi ;Hadislerin sahih olup olmadığını belirtmek için yapılan bir eleştiri faaliyetidir.

Hadisler ;1-Senet. 2-Metin olarak iki kısımdan oluştuğu için ,hadislerin tenkidi Senet ve metinler üzerinde yapılır.

1-Senet Tenkidinde Ölçüler

      Senet tenkidi :Senet üzerinde yapılan inceleme ve bu incelene sonucunda raviye ve senet zincirine yönelik tenkitlere senet tenkidi denir. (Senet =isnat)

Şekli tenkidi :Senet üzerinde yapılan tenkide denir. (Şekli tenkit =dış tenkit)

Senet üzerinde yapılan incelemelerde ilk önce ,Ravi silsilesinde bir kopukluk olup olmadığına bakılır.

Senetlerinde kopukluk olan hadislere ;Zayıf hadis adı verilir.

Senedinde kopukluk olmayan hadislerin ;Ravi durumları ; tek tek ele alınıp incelenir.Cerh ve tadil kitaplarından durumları tespit edilir.

Cerh ve tadil kitaplarında ravilerin :

a-Hangi yörede yaşadıkları ,

b-Kimden hadis aldıkları.,

c-Kimlere rivayette bulundukları,

d-Hadis öğrenme için nelere gittikleri gibi durumları incelenir.Ve cerh ve tadil bilginlerinin onlar hakkındaki kanatları öğrenilir.

Cerh ve tadil bilginlerinin senetteki ravilerin hakkındaki görüşleri olumlu ise o takdirde  hadis Hadis sahih sayılır. Olumsuzsa  hadis zayıf sayılır.Yada uydurma olduğu söylenir.

Ravi incelemesi ve isnat tenkidi Hicri birinci asrın ikinci yarısından sonra başladı .

Ravi incelemesi ve isnat tenkidi çalışmaları sonunda 2ci asırdan itibaren Hadis uydurma faaliyetinde bulunanların büyük bir kısmı tespit edilmiştir.

Hicri Birinci Asırda Senet ve Metin Tenkidi Yapılmamasının Sonuçları.

     Uydurma Hadsilerin Ayıklanamaması

Hicri birinci asrın içinde üretilen ya da yanlışlıkla H.z.Peygambere dayandırılan bir çok hadislerin İsnat tenkidi ve metin tenkidi yoluyla ayıklanması yapılmamıştır.

Çünkü bu asırda hadislerin isnatlı olarak rivayeti tam olarak yerleşmediği için bilerek veya bilmeyerek doğrudan H.z.Peygambere dayandırılan rivayetler 2ci asra intikal etmiştir.

İkinci asırdan itibaren hadis kitapları son şeklini aldığı 3cü asra kadar devam eden bu aktarılmada senetteki boşluklar doldurulmuştur.Bunun sonucu ;Birinci asırda kötü niyetli kişilerin uydurdukları bazı haberler yanlışlıkla H.z.Peygambere atfedilen rivayetler senetleri sağlam olduğu düşüncesiyle sahih kabul edilmiştir.

Yanlışlıkla Hadis Kabul Edilen Haberler.

H.z.Peygamberden sonra ortaya çıkan siyasi ,sosyal,kültürel ve dini gelişmeleri yansıtan bir çok haber  ; meşhur hadis kitaplarına H.z.Peygamberin sözü olarak girmiştir.

H.z.Peygamberin vefatından sonra gelişen olaylarda  ; herhangi bir rolünün olması düşünülemez.

Senet tenkidinden amaçlanan sonucun en azından ; birinci asır için asır için tam olarak sağlanamamıştır. (rivayetin =hadislerin)   

a-Adalet  ve Zapt

Adalet niteliği : Hadis rivayet eden kimsenin güvenilir olma niteliğini ifade eder.

Adalet özelliği : Hadis rivayet eden kimsenin ,Allah ve resulünün emir ve yasaklarına eksiksiz uyduğunu gösteren bir özelliktir.

Adalet özelliğine sahip  bir ravi güvenilir sayıldığı için naklettiği hadis de sağlam kabul edilir.

Arapçada zapt : İyi bir şekilde korunmak anlamına gelir.

Hadis terimi olarak zapt : Ravilerin duyduğu hadisi başkasına rivayet edinceye kadar olduğu gibi korumasıdır.

Ravi rivayeti nasıl yazmış ve nasıl ezberlemiş olmalıdır?

a- Ravi rivayeti ezberinden rivayet ediyorsa iyi bir şekilde ezberlemiş olmalıdır.

b-Ravi rivayeti yazılı olarak rivayet diyorsa hiç değiştirmeden kaydetmiş olmalıdır.

Bir ravinin rivayetinin kabul edilmesi için ;Hem adalet hem de zapt yönünden kusursuz olması gerekir.

     b-Metaini Aşere(Ravilere Yönelik İthamlar)

Metaini Aşere :On suçlama noktası demektir.

On suçtan biri  veya bir kaçı ile suçlanan ravinin rivayet ettiği hadis  kabul edilmez.

A-Metaini aşerenin adalet sıfatı ile ilgili olan Tenkit Noktaları :

Kizbur ravi :Ravinin hem günlük hayatında ,hem de hadis rivayetinde yalan söylediğinin açığa çıkması ,yani yalancı olmasıdır.Yalancılık ravinin cerhinde(suçlanmasında)büyük suç sayılır.

İttihamur ravi bil kizb:Diğer konularda yalan söylediği bilinen bir ravinin hadis rivayetinde de yalan söyleyebileceğine ihtimal verilmesi ,ravinin yalanla itham edilmesidir.

Fıskur ravi :Ravinin dini buyruklara karşı duyarsız davranıp günah işlemekten sakınmaması demektir.

Bidatür ravi: Ravinin İslam dinine aykırı görüşler ileri sürmesi ,böyle görüşler benimseyen guruplar içinde yer almasıdır.

Cehaletür ravi :Ravinin tanınmaması,ve dolayısı ile cerh ve tadil yönünden durumunun bilinmemesidir.

B-Metaini Aşerenin zaptla sıfatı ile  ilgili OlanTenkit Noktaları  :

Fartul gaflet :Ravinin aşırı dalgınlık ve dikkatsizliği demektir.Bu özellikte olan ravi dalgınlık ve dikkatsizliği için cerh edilir ve rivayeti kabul edilmez.

Kesretul galat :Ravinin hadis alırken ve naklederken çok hata yapması anlamına gelir.Ve böyle bir ravi zapt yönünden çok cerh edilir.

Suul hıfz :Ravinin hadis rivayetinde hatası çok olacak derecede  hafızasının zayıf olması ,ezberlediklerini eksik veya fazla ezberlemesidir.

Vehm ne :Hadis rivayet eden ravinin senet ve metinlerde  karışıklığa yol açacak hataları sık sık yapmasıdır                                                                                                             .

Muhalefetüs sıkat :Eğer zayıf bir ravi ,güvenilir bir raviye ,güvenilir bir ravi de kendilerinden daha güvenilir bir raviye rivayetiyle aykırı düşerse buna Muhalefetüs sikat(Güvenilir olana muhalefet)adı verilir.

***Yalancı bir raviye Kezzab denir.

***Hadis uyduran raviye Vadda adı verilir

***Durumu bilinmeyen raviye Mechulül hal adı verilir.

***Rivayet ettiği hadis kabul edilmeyen raviye ; Metrukul hadis,daiful hadis gibi adlar verilir.

***Ravilere yönelik ithamlardan hiç birini taşımayan ravilere

2-Metin Tenkidinde Esas Alınacak Kriterler

    1-Kuran

Dinin diğer ana kaynaklarında ortaya çıkan sıhhat sorunları ;Kurana (ana kaynağa )baş vurularak çözülür.

H.z.Peygamberin söz ve davranışları Kuran gibi iyi korunamadığından içeriğinden şüphe edilen hadislerin kontrolü ; Kurana baş vurularak yapılır.

Kuran ayetlerinin açık hükümleriyle çelişir görülen rivayetlerin ;Peygambere ait olmadığı kabul edilir.

Hadisler Kuran hükümlerine göre değerlendirilirken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ; Hadisler değerlendirilirken Kuranda aldığı özel anlama göre değil ,Arap dili ve edebiyatının o günkü kullanımı ve anlamı çerçevesinde değerlendirme yapılmalıdır.

Kurana arz ;Hadis metinlerinde bir sorun olduğunda bu hadis metninin Kuran ayetlerine göre eleştirilmesine Kurana arz adı verilir.

H.z.Aişe’nin Kuran Işığında Hadis Metinlerini Tenkidi.

Duyduğu hadislerin metinlerinde bir sorun olduğunda bu sorunu Kuran ayetlerinin manalarına uygun eleştirerek çözen ilk sahabe ;H..z..Aişe dir.

Zinadan doğan çocuğun ana  ve babasından daha şerli olduğunu ifade eden ”Veledi zina üç kişinin en şerlisidir” .

Ebu Hureyre bu hadisi naklettiği zaman ona  H.z.Aişe  “Hiç kimse bir başkasının günahını  yüklenemez. ” Ayeti ile itiraz etmiştir.( Enam Suresi. 164cü Ayet).Çünkü   ona  göre; Kuran’a aykırı bu söz H.z.Peygambere ait olamaz.

 Kuran’a  Işığında Hadis Metinlerinin Tenkidi.

“Üç şeyden dolayı Arapları seviniz:Çünkü ben Arap’ım ,Kuran Arapça indirildi ve cennet ehlinin dili Arapça’dır” .Kuran ışığında bu hadisin uydurma olup olmaması bakımından değerlendirmesini şöyle yaparız.

Kuran ırk ve cinsiyet ayrımına yer vermemiştir,faziletler ve üstünlük ölçüsü takva olarak belirlenmiştir.Hucurat suresinnin13cü ayetinde “Allah katında en değerliniz ,ona karşı muttaki olanınızdır.” Burulmaktadır .  Kuran H.z.Peygamberin Arap kökenli oluşuna hiç vurgu yapmamıştır.Kuranın Arapça gönderilişini de nazil olduğu Arap toplumunun ilahi mesajı daha iyi anlamasıyla izah etmiştir.Dolayısı ile bu hadis uydurmadır.

(Takva  =Allah’a karşı saygı ve ahlaki kuralla uyma) . (En saygılı = muttaki)

 Kuran ve İnsanlık

Kuran’ın insanlara hitabı ,”Ey insanlar.” “Ey Adem oğulları” .gibi genel ifadelerdir. Kuranda  inanç faklılığını yansıtan ifadeler bulunmakla birlikte etnik faklılığa işaret eden hitaplar yoktur.

Irk ve cinsiyet ayrımı yapan hadisler şöyle değerlendirilir.Allah yarattığı insanlar arasında ırk,ve cinsiyet ayrımı yapmaz.Bu tür hadislerin senetleri sağlam olsa bile hadsin metni uydurmadır.Peygamberimize ait değildir.

Kuran’a Işığında Müslümanlar ve Kız Çocukları.

Ebu Davud’un Süneninde yer alan “Bu ümmetim rahmet olunmuş bir ümmettir.Ahirette azap görmeyecektir.Onların göreceği azap,dünyada iç karışıklıklar(fitne) deprem ve katliamdır.” Hadisini uydurma olup olmaması bakımından şöyle değerlendiririz.

Kuranda iyi amel işleyenin ahirete mükafat göreceği ,iman etmeyen veya iman edip de kötü amel işleyenlerin ahirette azap görecekleri Kuranda açıkça belirtilmiştir.Dolayısı ile Müslümanların ahirette azap görmeyeceklerini belirten hadis metinleri uydurmadır.

Bazı hadis kitaplarında yer alan “Kız çocukların defnedilmesi(gömülmesi)iyi şeydir.” Hadisini uydurma olup olmaması bakımından değerlendiririz.

Bu hadis metni kurana aykırıdır.Dolayısı ile bu metin uydurmadır.Bu düşünce İslam öncesi Arap düşüncesini ifade eder.

     2-Akıl

Hadis metinlerinin değerlendirilmesinde  akıl ikinci bir ölçüdür .Çünkü İslam dini sadece akılı bireylere hitap eder  ve onları sorumlu tutan bir dindir.

H.z.Muhammed içinde yaşadığı toplumda ahlakı gibi aklıyla ve zekasıyla da önde gelen birisiydi.Bu bakımdan Onun sözleri ve davranışları ortalama akıl ve zeka sahibi bir insanın söz ve davranışlarının gerisinde bulunamaz.

Peygamberimizin Akılcı Değerlendirmesine Bir Örnek.

Adadığı bir orucu tutmadan ölen bir kadının kızı bu durumu Peygamberimize sorduğunda ,Peygamberimiz “Ananın borcu olsa onu ödemez misin.?” Diye sormuş onun “Evet .”demesi üzerine ,”O halde onun yerine  oruç tut .”Buyurmuştur.

Akla ve muhakemeye önem veren ,kendisine yapılan makul önerileri kabul eden bir peygamberin sözlerinde;akılla çelişen unsurlar olması düşünülemez.

Bir kimse bir hadisi akıl  yönünden eleştirirken pek çok kimsenin de bu eleştiriye katılması ; Akılcı değerlendirmeler bazen birbirinden çok farklı oldukları için sadece bir kişinin eleştirdiği pek çok kişinin yuğun gördüğü bir rivayeti hemen ret etmemek gerekir.

 (makul=yuğun)

Aklın Işığında Hadis Metinlerinin Tenkidi.

“Kim Cuma gününde ölürse,ona şehit sevabı verilir ve kabir azabından korunur” hadisini uydurma olup olmaması bakımından şöyle eleştiririz.

Bu hadis Kuranın bir çok ilkesine aykırıdır.Çünkü bir kişinin ne zaman öleceğini Allah’tan başkası bilemez.Eğer bu söz doğru olsaydı Cuma gününden başka bir günde ölenlere Allah adaletli davranmamış olurdu.Bu yüzden bu hadisi peygamberimiz söylemiş olamaz.

Aklın Işığında Ehli Beyt Hadisinin Metinlerinin Tenkidi.

“Ehli Beytim Nuh’un gemisi gibidir.Ona binen kurtulur ”hadisini uydurma olup olmaması bakımından  şöyle değerlendiririz.

Bu hem Kurana hem aklın ilkelerine aykırıdır.Peygamberin hanımları ve diğer aile bireyleri için kullanılan Ehli Beyt kavramını kurtuluş kaynağı olamaz.Bunun hiçbir dini ve mantıki kaynağı yoktur.Dini açıdan kurtuluş Allah’a ve onun elçisine tabi olmakla mümkündür.Ehli Beytin kurtuluşu da buna bağlıdır.

Bu söz H.z.Ali ve onun neslinin yöneticiliğinin Allah tarafında tayin edildiğini ileri sürenlerin iddiasıdır.Siyasi bir hadistir.H.z.Peygamberin böyle bir akıl dışı söz söylemesi mümkün değildir.

(Ehli Beyt :Peygamberimizin Ev Halkından Olanlar.).

   3-H.z.Muhammed’in Sünneti

Bir hadisin H.z.Peygambere ait olup olmadığını tespitte en önemli ölçü H.z.Peygamberin sünnetidir.( kriter = ölçü).( sözlü nakillerden =hadislerden)( rivayetler =sözlü anlatımlar)

Peygamberin sünneti yani onun davranış ve uygulamaları hadislerden daha güvenilirdir .

Çünkü; Sünnet bir yandan sözlü anlatımlar yoluyla öte yandan pek çok kişinin gözlem ve tatbikatları yoluyla nesilden nesile aktarıldığından hadislerden daha güvenlidir.

Peygamberimizin 23 yıllık hayatı kitaplarda ayrıntısıyla yazılı olduğuna göre onun bu   dönemdeki yaşantısını aktarmayan ya da yanlış  aktaran hadisler ; ona ait olmadığı şeklinde değerlendirilir.

H.z.Aişe’nin Sünnet Işığında Hadis Metinlerini Tenkidi.

“Namaz kılan kimsenin önünden,kadın,eşek,ve köpek geçmesi halinde namazının bozulacağına” dair Peygamberimize atfedilen hadise ,  H.z Aişe karşı çıkmıştır.Bunun ; Enam Suresi. 164cü Ayetine de ters düştüğünü söylemiştir.Yine ;Peygamberimizin uygulamasına da ters düştüğünü söyleyerek :“Bizi eşeklere ve köpeklere mi benzettiniz?Allah’a yemin ederim ki ben Resulullah’ın önünde sedirin üzerinde yatarken onun namaz kıldığını gördüm.”Diyerek rivayeti hem alken hem de Peygamberin sünneti yönünden eleştirmiştir.

(sünneti =uygulaması)

Ramazan ayında cünüp olarak sabahlayan bir kimsenin oruç tutamayacağını söyleyen Ebu Hureyre’ye ;  H.z.Aişe itiraz etmiştir.Ve H.z.Peygamberin cinsel ilişkiden sonra gusletmeden sabahlamak zorunda kaldığı ramazan günlerinde oruç tuttuğunu bildirmiştir.

“Çocuğunuz yedi yaşına geldiği zaman ona namazı öğretiniz.On yaşına geldiğinde namaz kılmazsa dövünüz” hadisini uydurma olup olmaması bakımından şöyle değerlendiririz.

Bu hadis H.z.Peygamberin sünnetine ters düştüğü için eleştirilmiştir.Çünkü , Peygamberimiz çocukları dövmek bir yana bazı dini emirleri yerine getirmeyen ya da getiremeyen yetişkin kişileri bile azarlamamış ve tenkit etmemiştir.

Çocukluğundan beri H.z.Peygamberin yanında bulunan Enes ibni  Malik her zaman onun istediği gibi davranmadığı halde kendisinden bir kez bile azar işitmediğini söylemiştir.

Hoşgörü H.z.Peygamberin sünnetinin esasını teşkil ettiği  için buna ters düşen herhangi bir rivayetin H.z.Peygambere ait olmayacağı anlaşılır.

      4-Tarihi Veriler

H.z.Peygambere dayandırılan hadisler tarihi olaylarla  karşılaştırıldığı zaman bir uyumsuzluk söz konusu ise bu durumda o hadisin sahih olmadığı anlaşılır.

       Tarihi Olaylarla  Hadislerin  Karşılaştırılması.

Tarihi verilerle hadis kontrolü yapılırken nakledilen hadis ; H.z.Peygamber dönemindeki tarihi olaylarla karşılaştırıldığında  bir takım yanlışlıklar ve uyumsuzluklar söz konusu ise bu durumda kesin tarihi verilere ters düşen hadis ret edilir.

Hadis ; H.z.Peygamberin şahit olmadığı genellikle kendi döneminden sonrası olayları tasvir ederse ;bu durumda prensip olarak gaybı bilmeyen H.z.Peygamberin o konuda bir şey söylemiş olması makul görülmez. Ve hadis ret edilir.(gayb = beş duyu ile kavranabilenlerin dışında klan)

Tarihi verilere ters düşen “Mescide kandil takana yetmiş bin melek istiğfar eder .Hasır serene ise şu kadar sevap vardır” hadisini , hadis alimi Zehebi :“Bu hadisin batıl olduğunu anlıyoruz.Çünkü H.z.Peygamber zamanında mescitte kandil yakılmadı.Hasır serilmedi .Şayet ashabına böyle bir şey söyleseydi ,bu fazileti elde etmek için herkes koşuşurdu”.diyerek eleştirmiştir.Ve bu hadis ret edilmiştir.

       Hadis Bilgini Zehebi’nin Şam Yolculuğu Hadisini Eleştirisi.

Hadisçiler genellikle hadis metinlerini tarih verileriyle karşılaştırmadıkları için bazen yanılgılara düşmüştürler..Bu konuda Peygamberimizin ,amcası Ebu Taliple yaptığı Şam yolculuğu buna örnektir. :

Bu olay ;H.z.Peygamberin amcası Ebu Talip ile Şam yolculuğuna çıktığında rahip Bahire ile karşılaşmasıdır.Bahira’nın gördüğü bazı mucizevi olaylar sonucu,onun gelecekteki peygamber olduğunu anlayarak bunu amcası  ve yanındakilere bildirmesi ve çocuğa zarar gelmemesi için geri dönmesini istemesidir.

Yapılan araştırmalar sonunda içinde yer alan tarihi uyumsuzluk ve tutarsızlılar ile. H.z.Peygamberin  ve bu yolculuğa katılan diğer kişilerin ,bu olaydan hiç bahsetmemeleri üstelik olayı bu yolculuğa katılmamış bir ravinin nakletmesi sebebiyle bazı kaynaklarda yer alan bu haberin  asılsız olduğu anlaşılmıştır.Nitekim hadis alimi Zehebi bu rivayetin uydurma olduğunu açıklamıştır.

Kuran’a Göre Peygamberler Gaybı Bilemezler.

H.z.Peygamberin gaybı yani tanık olmadığı şeyleri bilmesinin mümkün olmayacağı Kuranı Kerimin bir çok ayetinde  açıkça bildirtmiştir.

Cenabı Hak istediği gaybı,dilediği peygambere vahiy etmiştir.Dolayısı ile H.z.Peygambere de gayb aleminin kapısını Kuranı Kerimle aralamıştır.

    Peygamberlerimizin Haber Verdiği İddia Edilen Gaybı Haberler.

Senet kriterleri dikkate alan hadisçiler metin eleştirisi yapmadıkları için çoğu  gaybı haberleri  yani H.z.Peygamber sonrası siyasal,sosyal,kültürel gelişmeleri ,özellikle fitne, melahim, eşratus-saa, fedail, menakib, züht ve rekaik haberlerini Peygamberin mucizesi olarak kabul edilmiştir.

Kıyamete kadar olacak bütün olayları haber verdiği iddia edilen haberler büyük ölçüde İslam’ın iki asrıyla (birinci ve ikinci asrıyla )ilgilidir.Bu konuyla ilgili olarak bazı örnekler şunlardır:

1-H.z.Ali ve H.z.Aişe arasında hicri 35yılında meydana gelen Cemel olayı.

2-H.z.Ali ve Muaviye arasında gerçekleşen Sıffin savaşı

3-Harre vakası.Halifeliğin 30yıl sürüp sonra saltanatın başlayacağı haberi.

4-Kaderiye ve Mürcie gibi fırkaların çıkacağı.

5-Arapların Türklerle savaşmadan kıyametin kopmayacağı.

6-İstanbul ve Romanın fetih edileceği.

7-Hilafet hakkının H.z.Ali ve onun neslinin olduğu.

Özellikle 1ci asırdaki siyasal ve sosyal pek çok gelişmeyi haber veren ,bu gelişmelerde rol alan ya da taraf olanları ya da olumsuz değerlendirilen bir çok hadisi ;hadis kitaplarında görmek mümkündür.

H.z.Muhammed ve Peygamberlik Görevinin Son Bulma Zamanı.

H.z.Peygamberin elçilik görevi ,Onun ölümüyle son bulmuştur.Kendisinden sonra ortaya çıkan gelişmeleri bilmesi de doğal olarak mümkün değildi. Çünkü ölmüştü.

Hadis kitaplarında H.z.Peygamber dönemi sonrasını yansıtan olayları  açıkça tasvir eden , kahramanları bildiren ,bazen tarih de veren  rivayetler H.z.Peygamber adına ya da kasten uydurulmuş ya da sahabe ve tabiin neslinin gözlemleri, yorumları veya değerlendirmeleri olduğu halde yanlışlıkla H.z.Peygambere isnat edilmiştir.

Hadisler ve İsrailiyat.

H.z.Peygamber öncesi tarihi dönemlerden bahis eden hadislerin önemli bir kısmı Müslüman olan Yahudi ve Hıristiyanlar yoluyla İslam kültürüne girmiştir.

Müslüman olan Yahudi ve Hıristiyanlar yoluyla İslam kültürüne giren olaylara ;İsrailiyyat ve mesihiyyt adı verilir.

 5-İfadelerdeki Tutarlılık ve Denge

Hadis metni ifade açısından tutarsızlık ve dengesizlik içeriyorsa bu hadisin Peygamberimize ait olmadığı anlaşılır.

Peygamberimiz ; az,öz ve düzgün (fasih) konuşması ve lüzumsuz beyanda bulunmaması ile tanındı

Bir hadis ifade açısından bozuk,anlam bakımından tuhafsa bu hadis uydurmadır.Ya da raviler elinde bozularak o hale gelmiştir.

Hadisçiler ifade ve anlam bozukluğu olan hadislerin uydurma olacağını kabul etmişlerdir.

     “Allah’ın Umara adında taştan bir meleği vardır.Her gün taştan bir merkep üzerinde iner ,fiyatları ayarlar ve göğe çıkar” hadisini uydurma olup olmaması bakımından  şöyle değerlendiriniz.

Allah’ın fiyatları ayarlamak için meleğe ihtiyacı yoktur.Fiyatların düşmesi ,yükselmesi doğal sebeplerin yanında insan unsuruna da dayanır.Rivayet fahiş fiyatlarla mal satan tüccarların yaptıklarına bir mazeret bulmak için uydurdukları bir söze benzemektedir.

“ Medine’de ölme imkanı olan orada ölsün.Çünkü ben orada ölene şefaat ederim” hadisini uydurma olup olmaması bakımından şöyle değerlendiriniz.

Bu rivayetin (hadisin)peygamberimize ait olması mümkün değildir.Çünkü İslam dininde belli bir yerde yaşayıp ölmenin insana bir fazilet kazandıracağına dair bir bilgi yoktur.Ayrıca İslam’ın evrensellik anlayışına da aykırı düşer.Medine’de öldü diye onun bir kişiye şefaat etmesi,Onun getirdiği dinin ilkelerine de terstir.Nitekim Medine’de Müslümanların bulunduğu dönemde münafıklar,Yahudiler  de bulunuyordu.Her yerde iyi insan bulunduğu gibi kötü inanda bulunur.Rivayette bu insanlar arasında bir ayrım yapılmamıştır.Üstelik Medine’de toplanmak mümkün olmayacağına göre Medine dışında ölenlerin suçu nedir?O Medine’ye göç etmiştir.Peygamberlik süreci tamamıyla doğal ve insani nitelikler çerçevesindedir.Peygamberin sözü dengelidir.Aşırılık ve abartıdan uzaktır.O yüzden bir hadis küçük bir iyiliğe çok büyük mükafatlar ,basit bir kabahate  de çok aşırı cezalar öngörüyorsa o rivayetin H.z.Peygambere ait olmayacağı öngörülmüştür.

Bazı hadislerde yer alan aşırı övgü ve yergiler H.z.Peygamberin usulüne uygun değildir.

Buna göre: “Kim aşure günü oruç tutarsa, Allah ona 60 yıllık ibadet sevabı yazar.” hadisini uydurma olup olmaması bakımından şöyle değerlendiriniz.

Bu rivayette normal insanın kabul edemeyeceği aşırlıklar vardır.Dolayısı ile bu Peygamberimize ait olmayan bir sözdür.

“Kim herhangi bir sebepten dolayı hiç ara vermeden duha (kuşluk)namazı kılarsa , ben ve o  cennette bir nur denizinde bir kayık içinde beraber alemlerin Rabb’ini ziyaret ederiz.”

hadisini uydurma olup olmaması bakımından şöyle değerlendiriniz.

Bu hadiste normal insanların kabul edemeyeceği aşırılıklar vardır.Dolayısı ile Peygamberimize ait değildir.

İnsanları İyi Amellere Teşvik İçin Uydurulmuş Hadisler.

Terğib ve terhib hadisleri olarak bilinen iyi amelleri teşvik,kötü amellerden sakındırmak amacına yönelik hadislerin içine , çok sayıda uydurma hadis girmiştir.Bu şöyle olmuştur :

İslam’ın ilk asırlarında insanlara vazu nasihat edip ,hikaye anlatmak bir meslekti.Kussas olarak bilinen bu şahıslar etraflarına daha çok insan toplayabilmek için;onların iğlisini çekecek garip hikayeler anlatıyorlar aslı olmayan hadisler uyduruyorlardı.

        Faydalı İşleri Anlatan Hadisler Karşısında Hadisçilerin Davranışları.

Hadisçilerin çoğu terğib , terhib ve amellerin fazileti gibi konuda gelen hadisleri fazla eleştirmiyorlar,senet ve metinleri zayıf da olsa bunların nakillerini caiz görüyorlardı.

Hadisçilerin senet ve metinleri zayıf olan hadislerin rivayetini caiz görmeleri sonunda yaygınlaşan  rivayetler (hadisler) daha sonra genellikle hadis kitaplarının;Fedail,menakib,züht ve rekaik gibi bölümlerinde yer almışlardır.

Karının Kocasına Secde Etmesinin Hadisinin Tenkidi.

Abartılı  anlatımla karı  koca arasındaki saygıyı dile getiren; “Bir kimsenin diğerine secde etmesini emretseydim ,kadının kocasına secde etmesini emrederdim .” hadisini uydurma olup olmaması bakımından  şöyle değerlendiriniz.

Bu rivayet kadın ve erkeğin Allah önünde eşitliğini ve karşılıklı haklarını  vurgulayan Kuran ayetlerine ters düşmektedir.Aile içinde kocanın yerini de aşırı şekilde abartmaktadır.Bu yüzden kadın  ve erkek arasındaki dengeyi bozmuştur.

Aşırı Övgü ve Yergi Hadislerinin Tenkidi.

Aşırı övgü ve yergi hadis metninin problemli olduğunu gösterir. “Allah kıyamet günü insanların hepsine genel olarak ,Ebubekir’e ise özel olarak tecelli eder.”hadisini uydurma olup olmaması bakımından şöyle değerlendiriniz.H.z.Ebu Bekir’i övmek için uydurulmuştur.

“Muaviye’yi minberimde görürseniz öldürünüz.”hadisini uydurma olup olmaması bakımından şöyle değerlendiriniz.H.z. Muaviye’nin muhaliflerince uydurulmuş bir hadistir.

 A-Metin Tenkidinin Önemi.

Senet tenkidinin bir hadisin sıhhatini tespitte yetersiz kaldığı durumda ;Hadislerin metinleri incelenerek hadislerin sıhhati tespit edilir.

Bazı hadis metinlerindeki ilk şüphe ve eleştiriler ; Sahabe dönemimde ortaya çıkmıştır.

Metin Tenkidinin Gözardı Edilmesinin Sonuçları.

Bazı sahabeler içeriğinden şüphelendikleri hadis metinlerini ;Çekinmeden eleştirmişlerdir.

Senet tatbiki ve tenkidinin ön plana çıkmasıyla hadisin ;Metin tenkidi göz ardı edilmiştir İçeriği ne olursa olsun bir hadisin senedindeki ravilerin güvenilir olması hadisin sağlamlığı (sıhhati) için yeterli sayılmıştır.

Din Bilginlerine Göre Hadis Metinlerinin Değerlendirmesi

Ebu Hanife’ye göre;Peygamberden Kurana aykırı hadis rivayet eden kimseyi ret ; Peygamberi ret veya yalanlama değildir.

Ebu Yusuf’a göre;Kurana aykırı olan hadis ,Peygamberden rivayet edilmiş olsa dahi ondan değildir.

Buhari’nin hadis hocalarından Muhammed  ibni İsa et Tabba’ya  göre : Güvenilir ve emin bir ravinin muttasıl bir senetle rivayet ettiği hadis:

a- Akıla aykırı olması.

b-Kuranın açık hükümlerine ve sünnete aykırı olması.

c-Çoğunluğun ittifakına aykırı olması gibi sebepten ret edilir

          ***(Kuranın nassına  =Kuran’ın açık hükümlerine yani ayetlerine.). (güvenilir=sika)***.

          (İcma = Çoğunluğun ittifakına).

Hanefi bilgini Ebu Bekr el Cassas’a göre : Ravi sayısı oldukça az olan hadislerin reddine yol açan sebeplerden biri ; Aklın hükümlerine aykırı düşmesidir.Çünkü akıl Allah’ın delilidir..Onun yol gösterdiği ve gerekli gördüğü  şeye muhalefet uygun değildir.Aklın deliline zıt her hadis bozuktur.Akla uygun her haber ise sabit ve doğrudur.

***(Haberi vahit =Ravi sayısı oldukça az olan hadis ). (delil = hüccet ).. (caiz = uygun) . (doğru = sahih ). (Kuranın muhkem =hükmü tartışılmaz) .(Malum = bilinen , yerleşmiş ) (kesin = kati) ***.

        Hatib Bağdadiye göre;Aklın,Kuranın hükmü tartışılmaz  ayetlerinin, bilinen , yerleşmiş sünnetin,sünnet yerine uygulana gelen tatbikatın ve her kesin delilin hükümlerine aykırı  hadisler kabul edilmez.

Gazali’ye göre;Aklın imkansız gördüğü konularda gelen hadislerin akla aykırı bir şey içermesi asla düşünülmez.

İbnul Cezvi’ye göre;Güvenilir ravilerin imkansız bir şeyleri haber vermeleri durumunda ne güvenilir ravilerin ne de verdikleri haberin hiçbir kıymeti olmaz.Çünkü onlar imkansız bir şeyi haber vermektedirler.O yüzden akla aykırı ,dinin temel ilkelerine ters düşen bir hadis görürsen bil ki uydurmadır.

İbni Teymiyye’ye göre ; Kurana ,mütevatir habere, İcmaya,akla ters düşen her haber uydurmadır.

Bölüm:17                                                                                                                                                                                             

Sünnet ve Hadisin Anlaşılmasını Konu Edinen Geleneksel Hadis İlimleri

Sünnet ve hadisin sıhhat sorunu dışında ;bir de hadis ve sünnetin anlaşılması sorunu vardır.

Bazı hadisler  senet ve metin olarak sağlıklı görünseler bile  ilk bakışta  anlatmak istedikleri şeyler kolayca anlaşılmaz .

Çünkü ; Peygamberimizin söz ve uygulaması ; 1400yıl önceki tarih ve toplumsal şartların izlerini taşır.O günden bu güne sosyal alışkanlıklar,kültürel unsurlar,siyasi ve ekonomik sistemler büyük ölçüde değişmiştir.

Bir hadiste o günün şartlarında geçerli olan fakat, bugün bilinmeyen bir konuyla iğlisini anlamak için ; bu hadisin ne maksatla söylendiğini ve o dönemin tarihi şartlarını iyi bilmek gerekir.

Zamanının savaş hukukunu ve adetlerini anlatan ; “Bir kimse savaşta birisini öldürse onun üzerindeki eşya öldürene aittir.” . Hadisi okuyan kimsenin o günkü toplumsal ve siyasal yapıyı özellikle savaş hukukunu bilmeden rivayetin anlam ve amacını bilmesi imkansızdır.

Hadis ve sünnet doğru anlamak için daha ;Garibul Hadis , Muhteliful Hadis ,  Fıkhul Hadis , Esbabı Vurudil Hadis gibi ilimleri bilmek gerekir.

   1-Garibul Hadis

Terim Olarak Garibul Hadis :Hadislerde az kullanıldığı için anlaşılması zor ve açıklamayı gerektiren kelimelere verilen isimdir.

Garibul Hadis İlmi :Hadislerde ki bilinmeyen kelimeleri açıklayan ilimdir.

Garibul hadis ilmi hicri ikinci  asırdan itibaren gelişerek , hicri  2ci ve 7ci  asırlar arasında gelişmesini tamamladı.

       Garibul Hadis Kitaplarının Hazırlanması.

Garibul hadis kitapları hazırlanırken ; Arapça sözlüklerin yöntemine uygun olarak kelime köklerinin alfabetik sırasına göre hazırlanmıştır.

Anlamı bilinmeyen kelimeler açıklanırken,kelimenin geçtiği hadisle birlikte Şiir ve diğer metinlere yer verilmiştir.

    2-Muhteliful Hadis

Muhteliful Hadis :Görünüşte içerikleri birbiriyle çelişen ,fakat dikkatle incelendiği zaman genelde bir çelişki olmadığı  anlaşılan hadislere denir.

Tevilu Muhteliful Hadis :Çelişkili hadislerin durumunu açıklayıp aralarını uzlaştırmaya çalışan ilim dalına denir.
Çelişkili Hadislerin Arasının Uzlaştırılması.

         A- Hadisler arasında birleştirme yapılır.

a-İki çelişkili hadisin arası uzlaştırılarak birleştirilmeye çalışılır.

b-Bu hadisler birleştiriliyorsa bileştirilir ve hadislerin sağlam olduğuna karar verilir.Böylece çelişki giderilir.

        B-Hadisler arasında birleştirme mümkün olmayınca Nesh olayına baş vurulur.

a-Söyleniş tarihlerine bakılır.Ve iki hadis arasında nesh uygulaması yapılır.

b-Nesh uygulamasına göre önce söylenmiş olan hadislerin hükmü kaldırılır.Böylece çelişki giderilir.

        C-Hadisler arasında uzlaştırma ve nesh yapılamazsa  şöyle davranılır.

a-Hadislerin söyleniş tarihleri tespit edilemezse senet ve metinleri incelenerek bazı tercih sebeplerine göre hadisin biri tespit edilir.

b-Hadislerin metin ve senetlerine göre de tespit yapılamazsa her iki hadis terk edilir.Böyle hadisle muzdarip  hadis denir (muzdarip=problemli=sorunlu)

                      H.z.Muhammed’in Farklı Uygulamaların Sebebi.

H.z.Peygamberin söz ve uygulamaları 23 yıllık peygamberlik devresinde  çeşitli olaylar karşısında farklılıklar göstermiştir.

H.z.Peygamber bulunduğu zaman ve ortama göre ;farklı hareket etmiş ,bazen kişilere onların durumlarına göre özel hükümler vermiş ,tavsiyelerde bulunmuştur.

.

Çelişkili Hadisler ve Uydurulmuş Hadisler

Bir biriyle çelişen hadislerin bir bölümü ,Peygambere ait olmaması da söz konusudur.

İki çelişkili hadisten birisi Kurana,,sünnete akıl,tarih gibi kriterlerin birine veya birkaçına ters düşerse ;bu ölçülere ters düşen ,hadis terk edilir.

Çelişkili hadisleri uzlaştırma faaliyeti ; hicri ikinci asırda başlamıştır.Bu konuda ilk kitabı İmam Şafi yazmıştır

Çelişkili Hadislerin Arasını Cem Etme Örnekleri. 

 Su İçme Cemi.                                                                                                                                             

Araları cem edilebilecek hadisle örnek olarak verilen  “Peygamberimizin ayakta su içmeyi yasakladığını nakleden ve bir başka hadiste  “H.z.Peygamberin ayakta su içtiğini” haber veren bu iki hadisin aralarını şöyle cem ederiz.

Bu iki hadise göre Peygamberimiz oturarak su içtiği gibi ,bazen da ayakta su içmeyi uygun görmüştür.Dolayısı ile bu iki hadis arasında çelişki yoktur.

Yolculukta Oruç Tutma Cemi

Yolculuk sırasında oruç tutma konusunda sorulan soruya Peygamberimiz “İstersen tut,istersen tutma. “demiştir.Bir başka zaman ise aynı soruya  “Yolculukta oruç tutmak ,mukim iken (yolcu değilken)oruç tutmak gibidir.”demiştir.Bu iki hadisin arasını şöyle cem ederiz.

Birinci hadiste yolculuk sırasında fazla sıkıntıyla karşılaşmayan kimsenin oruç tutabileceğini söylemiştir.İkinci hadiste ise zorlu bir yolculuk(örneğin;savaş yolculuğu)yapan kimsenin oruç tutmaması gerektiğini söylemiştir.Bu iki hadis arasında çelişki yoktur.Çünkü bu hadisle farklı durumlarda ve farklı ortamda söylenmiştir.

Peygamberimizin Ramazan Ayında ki Yolculuğunda Su İçmesi

Peygamberimizin ramazan ayında zorlu bir yolculuk (örneğin:savaş yolculuğu)yaptığı zaman davranışına örnek :

Ramazan ayında zorlu bir yolculuk yapan peygamberimiz herkesin gözü önünde su içmiştir.Buna rağmen oruçlarını bozmayanlar olduğunu öğrenince  “Onlar asidir” buyurmuştur.

Yolculukta oruç tutmama ruhsatı ; Allah tarafından Kuranda verilmiştir.Peygamberimizin uygulamaları da bu kapsamdadır.

Fıtrat Hadislerinin Cemi

Bir hadiste “H.z.Peygamber her doğan fıtrat(yaratılış özü) üzere doğar.Sonra anası,babası onu Yahudi,    Hıristiyan yapar.” Buyurmuştur.

Bir başka hadiste  “Allah Ademin sırtını sıvazlayıp neslinden bir avuç alarak cennetlik ,bir avuç daha alarak cehennemlik yaptığı.”nakledilmiştir.Bu iki hadisin arasını söyle cem ederiz.

Görünüşte bu iki hadis birbiriyle çelişmektedir.Birinci hadiste insanların telkin ve eğitim yoluyla çeşitli dinlere mensup olduğu,dolayısı ile iyi ve kötü olmanın eğitim,öğrenim ve yetişmeyle doğrudan ilişkili olduğu vurgulanmaktadır.

İkinci  hadiste ise insanların ana karnındayken, hatta Ademin zürriyetinde iken iyi veya kötü olarak Allah tarafından belirlendiği ifade edilmektedir.

İkinci hadis ; Allah’ın sonsuz ilmi ile her şeyi önceden bildiğini  anlatır.H.z.Adem’in zürriyetinde iken Allah’ın onların dünyada yaşayacakları hayatı bildiğini anlatır.Bu ilmine bağlı olarak da onların  kaderlerini takdir ettiğini anlatır.Yani kader konusunu işler.Çünkü Allah insanlara ; peygamberler ,ilahi kitaplar ve irade vermiştir.Akıllını kullanıp  istedikleri gibi davranır.Bile bile yaptıkları davranışların sonucuna da katlanırlar.Yani cennetlik olurlar veya cehennemlik olurlar.Bu durumu , kainatı sonsuz ilmi ile yaratan Allah’ın bilmesi kolaydır.Çünkü onun ilim  her şeyi çepe çevre kuşatmıştır.Dolayısı ile her iki hadis arasında bir çelişki yoktur.İnsanlar yaptıkları işlerde kesinlikle hürdürler.İnsanların hareketlerinin iyi ve kötü olmasında ; Allah’ın hiçbir zorlaması yoktur.

     3-Fıkhul Hadis

Terim Olarak Fıkhul Hadis:Hadis ve sünneti doğru anlamak , Peygamberimizin amacını iyi kavramaktır.

Daha dar anlamıyla Fıkhul Hadis :Hadislerden fıkhi hükümler çıkarmayı konu edinir.

Fıkhul Hadis ,Hicri birinci asırda ortaya çıkmıştır.

Hadislerden Hüküm Çıkarmak.

Hadis ve fıkıh bilginleri Fıkhul Hadise önem vermişler,ravilerin rivayetlerini azaltmaya ve rivayet ettikleri hadislerin üzerinde daha çok düşünmeye teşvik etmişlerdir.

Hadisçiler genelde hadisleri nakletme konusunda yoğunlaştıkları ve içeriğini fazla dikkate almadan sağlam senetli hadis rivayet etmeyi amaçladıkları için hadisleri anlama ve onlardan hüküm çıkarma  işiyle Fıkıh bilginleri uğraşmışlardır.

H.z.Peygambere çoğu zaman muhatabın anlayabileceği şekilde ,sadece ve doğrudan anlatımı tercih etmiştir.Ancak bunun yanında ;Mecaz, benzetme,temsili anlatım gibi dolaylı anlatım yollarına baş vurmuştur. (teşbih =benzetme)

H.z.Aişe’nin El Hudri Hadisini Açıklaması.

Ebu Said El Hudri ölüm hastalığında yeni elbise giymiş,sebebini soranlara “Çünkü Allah’ın resulü  ‘ölen kimse ,içinde öldüğü elbise ile diriltilecektir’ buyurdu .” demiştir.

Buradaki “siyab” kelimesini ; H.z.Aişe Peygamberimizin siyab(elbise) kelimesi ile  “ameli” kast ettiğini söylemiştir.Bu sözüyle de  “herkes dünyada işlediği amelle diriltilip haşr olunacaktır.”demiştir.

Peygamberimizin Yanlış Anlaşılan Sağ Tarafına Yatması.

H.z.Aişe naklediyor. “H.z.Peygamber ,gecenin sonunda Teheccüd namazına kalkar sabah ezanı okununca sabah namazının iki rekat sünnetini kılardı. Ben uyanıksam ,benimle sohbet eder ,değilsem ,sağ tarafına yatıp uzanırdı.”H.z.Aişe’nin aktardığı bu doğal durum bazı ravilerce  yanlış değerlendirmiştir.

Peygamberimizin bu davranışı onun bir tavsiyesi gibi nakledilmiş,bir çok alim sabah namazının sünnetinden sonra sağ yan üzerine yatmanın sünnet olduğunu ileri sürmüşlerdir. Burada Peygamberimizin doğal ve insani davranışını yanlış anlama ve onu dini bir uygulama sanma söz konusudur.

Elbise Etekleri Konusunda Peygamberimizin Yanlış Anlaşılması

Hadis ve sünnetin doğru anlaşılması günümüz içinde oldukça önemlidir.Örneğin ;bazı Arap ülkelerinde sünnete uyma iddiasındaki bazı kişiler ,elbiselerinin eteğini kısaltmayan erkleri uymaktadırlar.

Çünkü H.z.Peygamber erkeklerden elbiselerinin eteklerini kısaltmalarını istemiştir.

“Onlara göre bugünde bunu aynen uygulamak sünnete uymanın bir gereğidir. H.z.Peygamber yoksulluğun hakim olduğu kendi döneminde ,bazı varlıklı kişilerin övünmek amacıyla etekleri yerde sürünen uzun elbise giymelerini hoş karşılamamış  ve bu maksatla uyarıda bulunmuştur. Bugün her türlü lüks ve konfor ,hatta israf içinde  insanların eteklerini bir karış kısaltarak sünnete uyduklarını düşünmeleri ;H.z.Peygamberin sünnetini doğru ve amacına uygun anlamadıklarının bir göstermesidir.

H.z.Muhammed’e Saygı Nasıl Olmalıdır.

Bir hükümdara saygı onun oturduğu gibi sedire oturmak veya bağdaş kurduğu gibi  bağdaş kurmak değildir.Onun buyruklarına boyun eğmektir.

Hadis ve sünneti  amacına uygun olarak anlamak doğru anlamanın ilk şartıdır.Onun için bazı hadis alimleri ; bütün fiillerde H.z.Peygambere benzemeye çalışmanın sünnet olarak anlaşılmasının yanlış olduğunu açıklamışlardır.

Peygamberimize saygı duymak,onun gibi olmak ; onun Kuran’ın emirlerine uyduğu gibi Kuran’a uyup eksiksiz yaşamaktır.

.

    4-Esbabu Vurudil Hadis

Esbabu Vurudil Hadis : Peygamberimizin söz ve davranışlarının hangi sebeplere dayandığını araştıran ilimdir.

H.z.Peygamberin bir konuyla ilgili söz ve davranışının gerçek amacın anlayabilmek ;O hadisin söyleyiş sebebini bilmekle mümkündür.

Hadis ve sünnetin dayadığı sebebi bilmek ,o söz ve tatbikatın dini açıdan ne ifade ettiğini anlamamıza yardımcı olur.( vurud =söyleniş sebebi ).

       Ameller Niyete Göredir Hadisinin Söyleniş Sebebi.

Sahihi Buhari’nin Sahihinde ilk hadis olan “Ameller niyetlere göredir.”  hadisinin bir  söyleniş sebebi vardır.

Hadisin tamamı şöyledir. “Allah’ın Resulü şöyle dedi:Ameller (in değeri) niyetlere göredir.Herkesin niyeti ne ise ele geçecek odur.Kimin hicreti Allah ve Resulü için ise onun hicreti Allah ve Resulü içindir.Kim de bir dünyalık elde etmek veya bir kadınla nikahlanmak amacıyla hicret etmişse ,hicretini onlar için yapmış olur.”.

Bu hadisin söyleniş sebebi olarak şu olay nakledilir:Müslümanların Medine’ye hicretinden sonra Mekke’de bulunan bir şahıs,Ummu Kays isimli bir kadınla evlenmek ister.Ancak  kadın bu adamın Mekke’den Medine’ye hicret etmesi şartıyla onunla evleneceğini söyler.Adam bu şartı kabul ederek Medine’ye gider ve o kadınla evlenir.Bu olaydan sonra  bu şahıs Ummu Kays göçmeni olarak anılır.

Cuma Günü Guslediniz Hadisinin Söyleniş Sebebi.

Özellikle erkeklerin Cuma günü gusletmesi (yıkanması)ile ilgili birçok rivayet  hadis kitaplarında yer almaktadır.

Bu rivayetler İslam bilginleri arasında Cuma günü ,gusletmenin gerekli (farz) olup olmadığı konusunda tartışmalara yol açmıştır.Halbuki hadisin söyleniş  sebebi , bunun temizlik amacıyla bir önlem olarak tavsiye edildiğini göstermektedir.

Bu hadisin söyleniş sebebi olarak şu olay nakledilir : H.z.Aişe’nin bildirdiğine göre , insanlar Medine dışındaki köylerden Cuma namazı için geliyorlar toz ve ter içinde kaldıklarından kokuyorlardı.Bir gün Resulullah(s.a.v.)H.z. Aişe de yanında iken böyle biri gelince,”siz bu (Cuma)günleri için temizlenseniz ya ! ”dedi.

              Hadislerin Söyleniş Sebeplerinin Önemi.

Peygamberimizin bütün söz ve davranışlarında belirli bir amaç bulunur.Bununla birlikte hadislerin  söylenişlerinin sebepleri ; olmayabilir ,nakledilmemiş  veya  uydurma olabilir.

Hadislerin sahih söyleniş sebepleri ; hadislerin doğru anlaşılmasında  vazgeçilmez öneme sahiptir.

 

Hikmet Bilgisi:Allah’ın izni ile söylemek ve yapmak islediğimiz bir şey hakkında , söylenecek bütün sözlerin en öz  , en kısa sözünü söylemek ,ve yapmaktır. Hikmet bilgisi Allah’ın sevgili kullarına  verdiği bir nimetidir.

Hikmet bilgisi sayesinde verilen bir karar,söylenen bir söz veya yapılan bir şey adeta kutup yıldızı gibidir.Her şey onu etrafında dolanır.İnsanlar ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar hep hikmet bilgisi ile söylenmiş sözün ve yapılan işin çevresinde dolaşırlar.

Hikmet bilgisi verilen bir kimse ; bir konu hakkında karar vereceği ,konuşacağı ,söyleyeceği  veya bir iş  yapacağı zaman hemen o şeye bakması yeterlidir.O şeyi hakkında  en doğru kararı verir,  konuşur , söyler ve işi yapar.

(Kutup Yıldızı=Demir Kazık Yıldızı=Kuzey Yıldızı)

Bölüm:18                                                                                                                                                                                             

Hadis Tenkidi ve Hadis İnkarcılığı

Bazı hadislerin senetlerinde yer alan , bazı ravilerin itham edilmesi yüzünden zayıf sayılıp reddedilmeleri normal kabul edilirken ; eleştiri konusu yapılan metinleri  olunca ; hadisin metnini eleştirerek reddetmek genellikle hoş karşılanmamış ve bu sahih hadisin reddi gibi algılanmıştır. (içerikleri =metinleri)

        Hanefi Mezhebi ve Hadis Metinlerinin Tenkidi.

Ebu Hanife ve öğrencileri kurana ve akla aykırı buldukları bazı hadisleri eleştirmeleri yüzünden hadisçiler tarafından  sahih hadise muhalefetle suçlanmışlardır.Ebu Hanife ve talebelerinin hadisleri inkar ettigi düşünülemez.

  Sonraki Dönemlerde Hadis Metinlerinin Eleştirilmesi

Sonraki devirlerde hadislerin metinlerine yönelik eleştiriler özellikle fıkıhçılar ve kemancılar tarafından belli ölçülerde sürdürülmüştür. Günümüzde yapılan bilimsel araştırmalarda birçok Müslüman ve gayri Müslim bilim adamı bazı rivayetlerin içeriklerini araştırıp; bunların H.z.Peygambere ait olmayacağı sonucuna varmışlardır

Bölüm:19                                                                                                                                                                                             

Dinin Kaynağı Olması Bakımından Hadis ve Sünnetin Değeri.

Hadis ve sünnetle ilgili tartışmalar :

a- Hadislerin Peygamberimize ait olup olmadığı konusudur.

b- Hadisin bize ne anlattığıdır.

Hadis İnkarcılığı:

Bazı kimselerce hadis inkarı veya reddi şeklinde sık sık gündeme getirilen konular esas itibariyle ;İslam bilginlerinin hadislerle ilgili bazı problemleri tartışmalarından ve bazı hususları eleştirmelerinden kaynaklanan bir konudur.Bun konular;

   1-Sübut meselesi:Hadislerin H.z.Peygambere ait olup olmadığı konusu

2-Delalet meselesi : a-Hadisin bir konuyu anlatmasıdır.

b-H.z.Peygamber bir hadisi söylerken amacının ne olduğudur.Yani hadisin vurud(söyleniş) ortamının ne olduğunun binmesidir.

c-Hadisin söyleniş ortamındaki ilişkisiyle (nedeniyle)günümüze ulaşan mesajın ne olması gerektiğidir.

Bölüm:20                                                                                                                                                                                             

Haberi Vahid Tarifleri:

Hicri İlk Üç Asırda Haberi Vahid:Tek kişinin rivayet ettiği hadistir.

Hadis Usulcülerine Göre Haberi Vahid:Mütevatir hadis dışındaki bütün hadis çeşitleridir.

Haberi Vahid Dinde Bir Hüküm Kaynağı mıdır?

1-H.z.Peygamber döneminden ,özellikle ilk dört halife döneminin sonuna kadar tek kişilik haberi vahidler; güvenilir tek kişilerin hadisi  kabul edilmiş,delil olarak kullanılmıştır.Bazen raviye güvenilmezse ikinci ,üçüncü şahısların tanıklığına başvurulmuştur.

2-Hicri birinci asrın sonlarına doğru ortaya çıkan siyasi ve itikadi mezhepler sonucunda Haberi Vahid ;dini konularda delil olup olmayacağı konuşulmaya başlanmıştır.

a-Mutezile alimlerin göre Haberi Vahid :Zorunlu bilgi kaynağı olamaz.

b-Şafi alimlerin göre Haberi Vahid :Güvenilir kişilerin haberi vahidi zorunlu bilgi kaynağı olur.

c-Ebu Hanife,Maliki, ve Ahmet b.Hanbel’e göre Haberi Vahid :Güvenilir kişilerin haberi vahidi dinde delil olarak kabul etmişlerdir.

Ebu Hanife ve öğrencileri bilinen ve meşhur sünnet dedikleri çoğunluğun haberi karşısında , buna aykırı Haberi Vahidi ; kural dışı kabul edip ,ret etmişlerdir.Ve haberi vahidi delil kabul etmek için bazı şartlar ileri sürmüşlerdir. (Şaz =kural dışı)

d-Şafi mezhebinde de çoğunluğun haberine aykırı Haberi Vahid ;Delil olarak kabul etmemiştir.

Haberi Vahid , konusunda bilginlerin yaptıkları hadisler arasında en sağlam olanı seçme çabasıdır. (Haberi Vahid=tek kişinin rivayet ettiği hadis) (mutlak=kesin)

          İslam Bilginlerinin Haberi Vahid Karşısında Tutumları.

İslam bilginlerinin yaptığı kesin manada bir hadis inkarı veya Haberi Vahidin toptan reddi değildir.Söz konusu olan çeşitli mezheplerin ve bilginlerin kendi gerekçelerine  ve tercih sebeplerine bağlı olarak bazı hadisleri ; dini hüküm kaynağı olarak kabul edip diğerlerini kabul etmemektir. (Delil :Dini hüküm kaynağı ).

Bölüm:21                                                                                                                                                                                              Hadis ve Sünnetin Bağlayıcılığı.

Peygamberimizin söz ve eylemleri ;Dini ve dünyevi eylemleri olmak üzere ikiye ayrılır.

Peygamberimizin dinle ilgili söz ve eylem ve davranışları müminleri bağlayıcıdır.

Kuran Peygamberimizin Ahlakını Anlatır.

Kuranı  H.z.Muhammed’in fizik özelliklerine ,giyim ve kuşamına,yeme içmesine,dünyevi becerilerine temas etmemiştir.H.z.Muhammed’in üstün ahlaki kişiliğine ,insani erdemine temas etmiştir.

Kuranda H.z.Muhammed’in üstün ahlaki özelliklerine,insani erdemlerine temas eden ayet mealleri:  “Yüce bir ahlak sahibi olduğu”(Kalem Suresi.Ayet .4).

“Müminlere karşı merhametli olduğu”(Tevbe Suresi.Ayet.128)

“Utangaç olduğu”.(Ahzab Suresi.Ayet.53)

“Nazik ve yumuşak kalpli olduğu”.(Ali İmran .Suresi.Ayet.159)da ifade edilmiştir.

Peygamberimizin Söz ve Eylemlerinin Bağlayıcılık Yönü.

H.z.Muhammed’in söz ve eylemlerinin bağlayıcılık yönü :Onun Peygamberlik görevi ve ahlaki kişiliği ile sınırlıdır.

H.z.Peygamberin Allah’tan alıp insanlara tebliğ ettiği vahiy çerçevesinde açıklamak uygulamak,öğrenmek,şeklinde tezahür eden hadis ve sünnet bağlayıcıdır.

İbni Haldun’a göre; H.z.Peygamber bize dini öğretmek için gönderilmiştir.Bize tıbbı veya diğer dünyevi bilgileri öğretmek için görevlendirilmemiştir.

Kadı Abdulcebbar’a gör ;H.z.Peygamber kişisel tecrübelerine dayanarak yaptığı işlerin  toplum bağlayıcı hiçbir tarafı yoktur.

Şah Veliyyulah Dihlevi’ye göre;H.z.Peygamber’in beşer olarak yaptıkları ,örf ve adetten dolayı yaptıkları ve tecrübeye dayalı olarak yaptıkları eylemler ; Peygamberlik görevi dışında kalır ve bu tür fiiller bağlayıcı değildir.

Sünnet Doğru Anlaşılmadığı İçin Ayrıma Tutulur.

H.z.Peygamberin fiillerinin müminler için bağlayıcı olan ve olmayan şeklinde bir ayrıma tutulmasının nedeni ; H.z.Peygamberin sünnetinin yanlış anlaşılmasından kaynaklanan zorunlu bir durumdur.

H.z.Muhammed’in hadis ve  sünneti nasıl iyi bir tüccar ya da doktor olunacağı değil ;nasıl iyi bir  insan ve oğlun Müslüman olacağının göstergesidir.

H.z.Muhammed Allah’tan aldığı kutsal görevi eksiksiz yerine getirirken toplumun her kesimine ;ahlaki kişiliği ,ilkeli ,tutarlı,azimli,sabırlı vefakar tutumuyla toplumun her kesimine örnek olmuştur.

  Bağlayıcı Olmayan Sünnet.

H.z.Peygamberin bir beşer olarak kişisel zevk ve tecrübelerine göre ortaya koyduğu davranışlarıyla ,içinde yaşadığı toplumun örf ve adetlerine tabi olarak yaptığı eylemler ; bağlayıcı sünnet kapsamında yer almamıştır.

H.z.Muhammed’in bağlayıcı sünnet kapsamında yer almayan davranışları :

a-Tercih ettiği yiyecek ve giyecekler.

b-Giyim kuşam tarzı.

c-Yemeği yerde ve eliyle yemesi.

d-Diş temizliği için misvak kullanması ya kişisel tercihi veya içinde yaşadığı toplumun gelenekleriyle ilgilidir.

H.z.Muhammed bir defasında ,bazı arkadaşlarının yediği dabb (keler/:çölde yaşayan bir çeşit iguana)etini kendisi yememiş ,onların yemesine de engel olmamıştır.Burada önemli olan, H.z.Peygamberin, teklif edildiği halde alışkın olmadığı ya da hoşlanmadığı için yemek istemediği bir şeyi arkadaşlarının yemesinde bir sakınca görmemiş olmasıdır.Bu onların H.z.Peygamberi hangi yönlerinde veya nasıl örnek alacaklarını bildiklerini göstermektedir.

 Sağlıklı ve Doğru Sünnet Anlayışını Yansıtmayan Davranışlar.

a-H.z.Peygamberin sevdiği gerekçesiyle bazı yiyecekleri yemek.

b-H.z.Peygamber sevmedi diye bazı yiyecekleri kendisine yasak etmek.

c-Onun giydiği giymeye çalışmak.Bireysel bezende H.z.Muhammed’e duyulan sevginin tezahürü kabul edilse bile sağlıklı ve doğru bir sünnet anlayışını yansıtmaz.

Hadis ve Sünnetin Anlaşılmasında Bütünlüğün  Gözetilmesi.

    Dinin Kaynağı Olması Bakımından Hadis ve Sünnet

H.z.Muhammed Allah’tan aldığı bilgileri, bu dini insanlara ulaştırdıktan sonra  ; söz ve davranışlarıyla onu açıklayan,uygulayan H.z.Muhammed’dir.Bu yüzdende hadis ve sünnet İslam dininin kaynağı olması bakımından önemlidir.

   İslam bilginlerine göre hadis ve sünnet :

a-Kuran doğrultusunda hüküm getiren ve onun hükümlerini pekiştiren sünnet.

b-Kuranı açıklayan sünnet.

c-Yeni hükümler getiren sünnet.

Kuran Doğrultusunda Hüküm Getiren ve Onun Hükümlerini Pekiştiren Sünnet.

H.z.Muhammed’in sahabelerden ; Kuranda yer alan ilahi buyrukları ve ahlaki kuralları yerine getirmesini istemesi birinci gurup sünnettir.Örnek:

H.z.Peygamberin Kuranda bildirilen ibadetlerin yerine getirilmesini ashabına emretmesi, onları Allah’a ortak koşmaktan;yalancılıktan,ana babaya isyandan,haksız yere adam öldürmekten,içki ve kumardan men etmesi Kuran doğrultusunda hüküm getiren ve onun hükümlerini pekiştiren sünnete örnektir

H.z.Peygamberin çeşitli vesilelerle ashabına kendi ifadeleriyle yaptığı açıklamalar,Kuran metinlerinden farklıdır.Ancak bunlar,Kurana dayandıkları için,hüküm olarak aynen Kuran gibidirler.Örnek:Kuranda; “Ey iman edenler !Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin ayeti vardır. H.z.Peygamberde bu ayete uygun olarak kendi rızası olmadan bir kimsenin malının başkasına helal olmayacağını ifade etmiştir.

Peygamberimizin söz ve davranışlarının Kuran’a uygun ve onun doğrultusunda olduğu söylenmiştir.

Kuranı Açıklayan Sünnet.

Kuranı açıklayan sünnete ; dini dayanak olan; İbrahim Suresinin 4cü ayeti mealen : “(Kendilerine indirileni)açıklasın diye,biz her peygamberi mutlaka kendi kavminin diliyle gönderdik.”. buyrulmaktadır.

Sahabeler inen ayetlerden anlayamadıkları yerleri ;H.z.Peygambere sorarlar,O da ayetlerden ne kast edildiğini açıklardı. Yine ,Kuranda geçen bazı kelime ve tabirlerin ne anlama geldiğini bilemediklerinde  onlara bu durumu Peygamberimiz açıklardı.

Örnekler :

a-Kuran’da namazın farz olduğu bildirilmiş,ancak kaç rekat olduğu ve nasıl kılınacağı açıklanmamıştır.H.z.Peygamber bu konuda bilgi almak isteyen arkadaşlarına Beni namaz kılarken gördüğünüz gibi kılınız.” Buyurmuştur.Hac ve zekatın nasıl yerine getirileceğini açıklayan hadislerde böyledir.

b-Kuranda imsak vaktiyle ilgili olarak ,”….Fecirde beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye  kadar  yiyiniz ,içiniz…”(Bakara Suresi.Ayet187)ayetindeki “ip” kelimesini gerçek ip manasında anlayan sahabeden bazılarına Peygamberimiz,bunların gündüz aydınlığı ile gecenin karanlığına işaret ettiğini açıklamıştır.”

c-Muaz b. Cebel, “Ey iman edenler !Allah’a nasuh bir tövbe ile tövbe edin…”(Tahrim Suresi.Ayet 8).ayetinde geçen ’nasuh tevbe’nin anlamını H.z.Peygambere sormuş ,o da bunu şöyle açıklamıştır. ‘nasuh tevbe kulun işlediği günahtan pişman olup Allah’tan özür dilemesi ,sağılan sütün memeye dönmemesi gibi,o kişinin günaha tekrar dönmemesidir.

d-Bakara Suresinin 238ci ayetinde geçen  “Salatı Vusta” nın ne anlama geldiğini bilmeyen sahabe bunu Peygamberimize sormuştur.Peygamberimiz de sahabelere ;bu namazın ikindi namazı oluğunu açıklamıştır.

e- “Bakara suresinin 177ci ayetinde yer alan “Asıl iyilik…mala olan sevgisine rağmen kişinin malını akrabaya,yetimlere,yoksullara,yolda kalmışlara,isteyenlere ve boyunduruk altında bulunan köle ve esirlere vermesidir.” ifadesini Peygamberimiz sahabelere : “Sıhhatin yerinde ve mala karşı hırslı (düşkün) iken ,(uzun süre) yaşayacağını ümit eder ve fakirlikten korkarken verdiğin sadaka,sevap yönünden en üstün olanıdır.”şeklinde açıklamıştır.

              Yeni hükümler getiren sünnet.

H.z.Muhammed hem peygamberdi hem toplumun yöneticisiydi.Bu durum onu bazı problemlerin çözümünde bir tür içtihada yöneltmiştir.Bu hükümlerde aklını kullanmıştır. Diğer yandan toplumun örf ve adetini de dikkate almıştır.Örnek:

a-Hayber savaşı sırasında ehli eşek etinin yenmesini yasaklamıştır.

b-Yırtıcı hayvanların etinin yenmesini yasaklaması..

c-Kadınların özel hallerinde namaz ve oruç gibi ibadetlerini yerine getirmemeleri.

d-Ticari ilişkilerde içinde yaşayan toplumun örf ve adetlerini esas alması.

Peygamberimiz; kendisinden sonra gelen yönetici ve bilginlerin yaptığı gibi gerekli hallerde ; Kuranda yer almamış bazı konularda ,onunla ters düşmeyen hükümler vermiştir.

Evrensel bir din olan İslam’ın kıyamete kadar canlılığını sürdürmesi ;gelişen ve değişen şartlara göre yeni hükümler vermesiyle mümkündür.

 Hadiste Yerellik ve Evrensellik

Hadiste yerellik :H..z.Peygamberin söz ,davranış ve eylemlerine yansıyan kendi dönemine özgü tarihsel,bölgesel,sosyal,siyasal kültürel,ekonomik özellikler akla gelir.

Yerel özellik taşıyan hadisler vermek istedikleri mesaj  bakımından ;Evrensel nitelikler olabilir.

Kişilerin özel durumlarıyla ilgili ya da dünyevi bilgi beceri isteyen konularda söylenmiş hadislerin ;Herkese yönelik mesaj taşıması gerekmez.

Hadiste evrensellik :Hadiste evrensellikten kast dilen şey ; hadis ve sünnetin bütün insanlara yönelik bir mesaj içermesi ve uyulduğunda H.z.Peygamberin gözettiği amacın gerçekleşmesidir.

H.z..Muhammed’in sünnetinin evrenselliği ,Onun bütün insanlığa gönderilen bir peygamber oluşundan kaynaklanmaktadır.

   Sünnet ve Hadisin Bağlayıcılığı İle Bunları ;Yerel ve Evrensel Açıdan Değerlendirme     

Hadislerdeki yerel unsurları günümüze taşımak mümkün değildir.Ancak bağlayıcılık açısından bunların taşıdığı evrensel mesajları ön plana çıkarmak gerekir.Örnek:

Temizlik İslam dininin önem verdiği bir konudur.Günlük yaşamda ve bireysel ibadetlerde temiz olmak emredilmiştir . Abdest, gusül abdesti , ağız ve diş temizliği,cenazenin yıkanması gibi.Bu sayılan işlerde yerel unsurlar ( yani araç unsurlar) değiştiği halde evrensel unsurlar yani amaç değişmemektedir.Asıl amaç temizliktir.

Araçları zaman ,mekan ve imkanlar belirler.Bize düşen sünnet uygulamasının altında yatan asıl maksat günümüze taşımaktır.

Hadislerde amacın değişmemesiyle ilgili örnekler.

a-Bazı hadislerde köpeğin yaladığı bir kabın önce toprakla ovulup sonra yedi defa yıkanması , – bir başka rivayette ise; önce yedi defa yıkanıp sonra sekizincisinde toprakla ovulması tavsiye edilmektedir.Eski çağlarda toprağın temizlik aracı olarak kullanıldığı bilinmektedir H.z.Peygamber de kendi döneminde suyun yanı sıra kullanılan bu temizlik aracını ,pislenen kabı daha iyi temizlemek için tavsiye etmiştir.Bugün topraktan daha etkili temizlik araçları bulunduğuna göre ,hadisin amacını gerçekleştirmek için bu temizlik araçlarını kullanmak gerekir.

b-H.z..Peygamber ramazan orucunun başlangıç ve bitiş zamanlarını tespit için ramazan ve şevval aylarının hilallerinin görülmesini ,hava kapalı olursa ramazanın30güne tamamlanmasını istemiştir.

Kameri takvimin ay  başlarını  tespitte o gün bilinen en pratik yöntem bu idi.Ancak günümüzde astronomi biliminin gelişmesiyle ,Ay’ın Güneş’in ve diğer gök cisimlerinin hareketleri aylar ,yıllar öncesinden çok hassas bir biçimde bilinebildiği için,ramazan ayının başlangıç ve bitiminde ayın gözetlenmesinin artık pratik bir yararı kalmamıştır.Bu nedenle hadiste “Ay’ı görüp oruç tutan,Ay’ı görüp bayram yapın.” Burulmuştur diye gök yüzünde ay takibi yapmak,amacı bırakıp araçla oyalanmaktır.Sünnete şekilsel olarak yaklaşmaktır.

c-H.z.Peygamberin hastalıkları tedavi ile ilgili hadislerinde görülen ve kendi döneminin tıp bilgisi ve anlayışını yansıtan yerel unsurlar ,her zaman değişmeye açıkken onun tedavi olmayı emreden ve en iyi hekimlere gitmeyi öneren tutumu hiçbir zaman değişmeyen evrensel mesajlardır.

Bölüm:22                                                                                                                                                                                             

Örnek Alma

Örnek alma : Bilinçli bir faaliyettir.Örnek alacak kişi ,örnek alacağı  şeyi  niçin örnek aldığının bilinciyle hareket eder.

Sözlükte Örnek alma :Amacını,delilini ve kaynağını bilerek bir görüş veya davranışı izlemektir.

          Örnek Almanın Özellikleri:

1-Her zaman bilinçli ve isteyerek yapılır.

2-Örnek alınan şey  benimsenir ; davranış haline getirilir.

3-Örnek alma ;örnek alınacak şeyler olduğu sürece devam eder.

4-Örnek almak,insanın kişilik ve davranışlarında ciddi ve kalıcı değişimlere yol açar.

e-Taklit Etme

Taklit :Taklit genellikle bilinçsiz bir davranıştır.Kişi çoğu kez taklit ettiği kişiyi niçin taklit ettiğinin farkında değildir.Dilimizde buna  “Körü körüne taklit denir.”

Sözlükte Taklit: Delilini,kaynağını ve amacını araştırıp öğrenmeksizin bir görüş veya davranışı aynen tekrarlamaktır.

           Taklidin Özellikleri:

1-Bilinçsiz ve isteksizdir.

2-Davranışlarda sözde ve görünüşte bir değişim olur.

3-Taklit edilen şey ortadan kalkınca ,taklit işi sona erer.Veya körü körüne aynı davranışa devam edilir.

Peygamberimiz ve Örnekliği

a-Kuranı Kerim bizden H.z.Muhammedi taklit etmemizi değil ;örnek almamız istenir.

H.z.Peygamberin arkadaşları H.z.Muhammedi örnek almıştır.

b-H.z.Muhammed bir çok konuda sahabelerle danışarak, bundan çıkan sonuca göre hareket etmesi ;kendisinin körü körüne taklit edilmesini istemediğini ortaya koymaktadır.

Bedir Savaşı,Hendek Savaşındaki tutumu, ve hendek Savaşı sırasında Medine’nin hurmalarının yarısı karşılığında kuşatmayı kaldırmaları için Gatafan kabilesiyle anlaşma yapmak isteğine karşı çıkan ashabının(sahabenin)bu tutumuna saygı gösterip anlaşmadan vazgeçmesi birer örnektir.

Kuran ve Peygamberimiz Taklidi Hoş Karşılamaz.

Kuranın ve H.z.Peygamberin tatbikatından anlıyoruz ki dinde taklit hoş karşılanmamıştır. Bunun yerine ;bilerek anlayarak ,düşünerek,ibret alarak dini hükümlere uyulmasını istemiştir.

Dinde Taklit Ancak İbadetlerde Olur.

Taklit ancak ibadetlerin şekli boyutunda söz konusudur.Örneğin;namazın kılınışı,haccın yapılışı,ancak H.z.Peygamberin uygulaması izlenerek öğrenilir.Çünkü ; ibadetlerin şekli boyutu akılla mantıki çalışmalarla ,kıyasla tespit edilemeyeceği için bu konuda sınırlı bir taklit söz konusudur.

Günümüzde Peygamberimizin Örnekliğini Nasıl Canlı Tutarız ?

Peygamberimizin örnekliğini günümüzde geçerli hale getirmek ,sonraki nesillere canlı bir şekilde aktarabilmek için;

a- Onun söz ve davranışlarının arkasında yatan amaçları iyi tespit etmek gerekir.

b-Onu niçin örnek aldığımızın bilincinde olmamız gerekir.

    H.z.Muhammed’in Örnekliğinin Günümüzdeki  Önemi

a-Evrensel  bir dinin peygamberi olan H.z.Muhammed’in  mesajı da ;evrenseldir.

b-H.z.Ademle başlayan ve diğer peygamberlerle devam den ilahi vahyin temel ilkeleri bütün insanlığı muhatap alır.Bütün peygamberlerin ilk muhatapları kendi kavimleri oldugu halde getirdikleri inanç ,ibadet,ve ahlak ilkeleri bütün insanlığa yöneliktir.

c-Peygamberimizin örnekliği, içinden çıktığı toplumla sınırlı olmadığına göre , Bu örnekliğin (sünnetin) geçerliliğini sürekli kılmanın yolu ; Onu nasıl örnek alacağımızı bilmekten geçer.

        Hadislerin Güncelleştirilmesi

     a-Onları günümüz insanı için kolaylıkla anlaşılabilir ve uygulanabilir olmasını sağlamaktır.

b-Hadis ve sünneti olduğu gibi nakletmek yerine ondan elde edilen mesajı aktarmaktır.

c-Hadis külliyatı içerisinden güncel nitelikli  ve günümüz insanının dini problemlerine  doğrudan çözüm olabilecek rivayetlerin seçilmesidir.

d-Sıhhat yönünden pek çoğu tartışmalı rivayetler yerine , kişiyi; iman ve ibadet yönünden bilgilendirecek ahlaki yönden olgunlaştıracak tarihi açıdan ders ve ibret almalarını sağlayacak hadisler seçilmelidir.

    

oooooooooooooooooooooooooo   S    O  N    oooooooooooooooooooooooooooooooooo

Reklamlar

Fıkıh

İlk Yazılı Fıkıh Anlaşması

Ancak Mekke devri fıkıhla ilgili çalışmalara tamamıyla kapalı değildi.

Birinci Akabe Biatı (antlaşması=sözleşmesi)İslam Fıkhının ilk yazılı belgesidir.Bu antlaşmanın yedi maddesi vardır.

1-Yalnız bir Allah’a ibadet etmek.

2-Hırsızlık yapmamak.

3-Çocukları öldürmemek.

4-Zina etmemek.

5-Namuslu bir kadına zina iftirası etmemek.

6-Yalan söylememek.

7-İyilikte Ona(Allah’a)isyan etmemek hususunda Medineliler ,Nebi(a.s.)söz verdiler.Bunlar,Medineliler adına sözleşme yapan 12 kişi ilk Medine Müslümanlarıdır.

H.z.Muhammed Medine’ye hicret ettikten sonra fıkıhla (hukukla)ilgili ayetler geldi.İslam hukukunun tamamı gelen ,hüküm bildiren ayetlerle ortaya çıktı.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Medine’de İslam Hukukunun :                                                                                                      .     1-İbadet ve günlük hayata  ilgili bütün kanunları.(Muamelat)

2-Harp ve devlet hukuku ile ilgili esaslar.Fetih edilen yerlerin hukuki durumu. Ganimetlerin  dağıtılması ile ilgili konuları.

3-Aile düzeni,karı ve koca ilişkileri,hakları,boşanma ve müddeti,çocuk haklarıyla ilgili konuları.(Münekahat)

4-Miras hükümleri.

5-Suçlar ve cezaları(Ukubat).

6-Amir ile memur ilişkileri  ve bunlar arasındaki münasebetleri bildirildi..

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 1-Vahiy Devrinde Fıkıh

Peygamberimiz bir konuda ayet varsa ,o ayetin hükmüyle iş yapardı .Ancak bir konuda ayet yoksa o konu hakkında KENDİSİ KARAR VERİDİ.  Bu durum da dinin ikinci kaynağı olan SÜNNETİ ortaya çıkardı

H.z.Muhammed’in Sünneti iki  bölün halinde gelişti :

a-H.z.Muhammed’in lisanıyla ortaya konan Allah’ın vahyi.

b-H.z.Muhammed’in bir konu üzerinde içtihat yapması ile ortaya konan konular.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Peygamberimizin sağlığında İslam Hukukunun kaynağı Kuran ve Sünnetti. Fıkıhla ilgili ayetler:

a-Bazen meydana gelen bir olaydan hemen sonra vahiy ediliyordu.

b-Bazen de sorulan bir sorudan sonra o soruya cevap olarak vahiy ediliyordu.

Kısacası bu devir fıkhı vahiy fıkhıdır.Yine bu devirde Peygamberimiz sahabelerinin içtihatlar yapmalarına izin vermiştir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Rey:Bir fikir veya düşünceden sonra kalbin uygun gördüğü ,bir takım özelliklerin karşılaştırılmasından sonra ,en doğru olanı bulmak için araştırmada bulunmaktır.

Rey vermek ise ; kalbinde en doğru kabul ettiği düşünceyi elindeki vasıtalarla açıklamaktır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İslam Hukukunun    

Kaynakları

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

             “İslam Hukukunun Kaynakları İki Şekilde Sayılabilir.”

      A- 1-İslam Hukukunun Nassa Dayalı Kaynakları.

                   1-Kuran.2-Sünnet.

            2-İslam Hukukunun Diğer Kaynakları.

1-İcma.2-Kıyas.3-İstihsan.4-Maslahatı Mürsele.5-Seddi Zerai.6-Örf ve Adetler.

7-İstihsab. 8-İstislah..

…………………………………………………………………………………………………

B-1-İslam Hukukunun Asli Kaynakları.

1-Kuran.2-Sünnet.3-İcma.4-Kıyas.

2-İslam Hukukunun Feri Kaynakları.

1-İstihsan.2-Maslahatı Mürsele.3-Seddi Zerai.4-Örf ve Adetler.5-İstihsa.

6-İstislah.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

A-1-İslam Hukukunun Nassa Dayalı Kaynakları.

İslam Hukukunun en temel kaynakları; Kuran ve sünnettir.

1-Kuran:Kuran ayetlerinin iki temel özelliği şunlardır.

           a-Mekke döneminde inen ayetlerin özellikleri daha çok iman ve ahlakla ilgilidir.

b-Medine döneminde inen ayetlerin özellikleri ise daha ziyade İslam hukukuyla ilgilidir.

Nass: İslam Fıkıh’ının temel kaynaklarının her birine ait özel delillere,(ayet ve hadisle )denir.

Nass: İslam Fıkıh’ıyla ilgili ayet ve hadisler demektir.

Kuranda Yer Alan İlkelerin Özellikleri.

1-Kuranda yer alan ilke ve kurallar ,bütünüyle hayatı,bütün zamanları ve bütün mekanları kuşatacak özelliktedir.

2-Kuranda yer alan bazı düzenlemeler sünnet (elle tutulur,bilinir,görülür)kurallar şeklindedir. Bu Kurallar;a-Borçların ayrıntısıyla yazılması.

b-Hakların korunması için şahit tutulması,şahitlerin sayısı.

c-Miras hukuku.

d-Boşanma hukuku.

e-Terör (hırab)hukuku.

f-Diğer suç ve cezalar..

…………………………………………………………………………………………………

  2-Sünnet:Peygamberimiz Allah’tan aldığı dini emirleri hükümleri insanlara duyurur,açıklar ve yaşamasına denir.

Sünnet Karşısında Sahabenin Tutumu:Sahabe peygamberimizin kendilerine duyurduğu dini bilgileri aynen öğrenir ve yaşardı.

Bir hadisinde mealen peygamberimiz:“Kim benim sünnetimden yüz çevirirse .o benden değildir.”(Buhari)buyurmuştur.

Kaynak Olarak Sünnet:Peygamberimizin ,Kuran tebliğ (duyurma)açıklama,öğretme ve uygulama çabası sonucu ortaya koyduğu fiilleri ,sözleri , takrirleri ve tasvipleridir.(Takrir ve tasvip=Onama)   .

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Fıkha  Kaynak Olması Yönüyle Sünnet’in Bölümleri

1-Teyit Edici Sünnet:Kuranda yer alan konuları sünnet de ele alır.Onları teyit eder.(Doğrular,doğruluğunu pekiştirir)

Örnek :Kuran da ana ve baba haklarına önem verir.Sünnet de ana baba haklarına önem verir.

2-Açıklayıcı Sünnet:Kuranda kapalı olarak bulunan hükümleri açıklar.Örnek :Namaz .Haç,oruç,zekat.; Bu ibadetlerin nasıl yapılacağını peygamberimiz açıklayarak insanlara öğretmiştir.

3-Kuranın Kesin Hükümlerini Sınırlandırıcı Sünnet:Kuranda genel olarak hakkında hüküm bulunan bir konu hakkında sünnet sınırlama getirir.

Örnek:Ölü hayvan eti murdardır, yenmez.İstisna olarak Balığın ölüsü yenir. Kuranda vasiyetin yapılması emri genel olarak vardır.Sünnet bunu sınırlandırır.Varislere vasiyet yapılmayacağını belirtir.Kuranda  “mutlak “olarak emredilmiş olan hırsızın elinin kesilmesi hükmü ; sünnetle sınırlanarak  “ sağ eli bilekten kesme” şekline çevirmiştir

4-Kuranın Değinmediği konularda hükümler getiren sünnet:Sünnetle ; diyetin akıllı kişilere verileceği ,eşek…v.b. hayvanların yenmesinin haram olduğu ,köpek dişiyle avlanan hayvanların , pençeleriyle avlanan kuşların etlerinin haram olduğu sünnetle belirlenmiştir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Sünnetin Bağlayıcılığı.        

Peygamberimizin Kuranı açıklamaya yönelik çok sayıda sünneti vardır.Bu açıklamalar:

1-Kişinin ,Allah’a karşı sorumluluklarını ve insanlara karşı hak ve Sorumluluklarını açıklar.

2-Ahlaklı olmak için nasıl davranmak gerektiğini açıklar.

3-Peygamberimiz dünyadaki uzmanlık isteyen konularda sahabelerin görüşüne uymuştur.Bu durumu bizlere açıklar.

Bu  konularda gerçek bir Müslüman olabilmemiz için Peygamberimize benzemeye çalışmamız gerekir.Sünnetin bağlayıcı olan kısmı budur.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Sünnette Amaç ve Araç Ayrımı Yapılması

Sünnetle ilgili değerlendirmelerde:

1-Amaç önemlidir.

2-Araç önemli değildir.Çünkü araç ; yol göstericidir ,gerçekleştiricidir.

Örnek:Peygamberimiz her zaman misvak kullanırdı.Sahabelerin de misvak kullanmasını öğütlerdi..

1-Burada sünnet olan misvak kullanmak değil , ağız ve diş sağlığını korumak için temizlik yapmaktır.

2-O zaman misvak vardı.Bu gün diş fırçası ve diş macunu var.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

2-İslam Hukukunun Diğer Kaynakları.

      1-İcma.2-Kıyas.3-İstihsan.4-Maslahatı Mürsele.5-Seddi Zerai.6-Örf ve Adetler.7-İstihsab. 8-İstislah..

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

  1- İcma:

  İcma kelimesinin sözlük anlamı:Azmetmek,karar vermektir.

  Dini terim olarak İcma:Dini bir konuda H.z.Muhammed’in vefatından sonra belli bir asırda müctehidlerin görüş birliğine varmalarıdır.

İcma Ne Zaman ve Nasıl Olur

A-Hz.Muhammed Dönemi

H.z.Muhammed ,döneminde icmadan söz edilmez.Müslümanların karşılaştığı bütün sorunlar Peygamberimiz tarafından çözülüyordu.Yani ; o sorunla ilgili ya ayet geliyordu.Veya peygamberimiz Sünnetiyle o sorunu çözüyordu.

B-Sahabe ve Daha Sonraki Dönemler

1-İcma Peygamberimizin vefatından sonraki dönemler için geçerlidir. İcmanın olabilmesi için peygamberimizin vefatından sonraki dönemlerde; din bilginlerinin bir konuda görüş birliği içinde olmaları gerekir.

2-Halkın herhangi bir konuda fikir birliği etmesi, icmanın oluşması açısından bir önemli değildir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&İcmanın Dayanağı.

Kuran ve Sünnettir.Dini bir konuda icmanın oluşabilmesi için Kuran’a,sünnete veya Kuran ve sünnete dayalı kıyas ve içtihada dayanması gerekir..

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İcmanın Bağlayıcılığı.                  

         1-Allah Nisa Suresinin 115ci ayetinde mealen:”Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra ,peygambere muhalefet eder ,Müminlerin yolundan başkasına uyup giderse , onu döndüğü o yolda bırakırız.O ne kötü bir yerdir.”.

2-Peygamberimiz ;Müslümanlar topluluğunun bir yanlış,sapıklık üzerinde görüş birliği yapmayacaklarını bildirmiş ve : “Ümmetim sapıklıkta söz birliği yapmaz.”buyurmuştur.

      3-Müctehidlerin bir konuda ittifakları ;o konuya kesin olarak delil teşkil eden,dini bir delile dayandıklarını gösterir.

Çünkü kişilerin; keyif ve arzulara göre içtihat olmaz.Birden fazla din bilgininin bir konuda birleşmesi onların kesin bir dini delile dayandıklarını gösterir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İcmanın Kısımları.

        1-Sarih icma :Bütün fıkıh bilginlerinin bir konu üzerinde görüş bildirmeleri ve bu görüşlerin ittifakla sonuçlanmasıdır.Bu tür icmanın oluşması çok zordur.                                            

2-Sükuti İcma.:Din bilginlerince açıklanan  ortak bir görüşe ,diğer din bilginlerinin karşı çıkmamaları ve dolaylı yönden o görüşü kabul etmiş sayılmaları şeklinde olur.Bu icma yeterince güçlü değildir

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İcma İle Kesinleşen İbadetler.

1-Namaz(salat). 2-Oruç(sıyam).

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 İcmanın Birinci Görevi

İcma ; İslam’ın temel kaynakları arasındadır.Aynı zamanda temel kaynakların doğru anlaşılmasını da sağlar

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İcma Örnekleri.

a-  “Salat” kelimesinin sözcük anlamı  “Duadır”.Biz sözlük anlamına uygun anlarsak sadece dua ederiz.Bildiğimiz ,İslam’daki belli şekli ve özellikleri olan namaz ibadetini yerine getiremeyiz.

b- “Sıyam” sözlük anlamı sır tutmaktır.Bildiğimiz oruç ibadetinde icma olmuştur.

c- Kuran’ın bir kitap haline gelmesi icma iledir.

d- Müslüman kadınların gayri Müslim erkeklerle evlenme yasağı icma iledir..

e- Domuz etine kıyasla domuz yağının haramlığı da icma iledir….

f- Cuma günü okunan biri dış,diğeri iç ezanın okunması icma iledir.

g- Ninenin torununa 1/6 oranda pay alması icma iledir

h-Ne kadar yukarı çıkarsa çıksın dedelerle ve ninelerle evlenmek icma ile yasaklanmıştır. Ne kadar aşağı giderse gitsin ; erkek ve kız torunlarla evlenmek icma ile yasaklanmıştır.

Nisa Suresinin 23cü ayetinde: “Analarınız ve kızlarınız ile evlenmek size haram kılındı.”burulmaktadır.

           Arap dilinin özelliklerine göre :

             1-Bizden yukarıdaki nine ve dedelerimiz ana ve baba olarak adlandırılır.

             2-Bizden aşağıdaki torunlarımız da oğul ve kızlarımız olarak adlandırılır.

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

  2-Kıyas

         Kıyas kelimesinin sözlük anlamı:Bir tutmak ,eşitlik, karşılaştırma , ölçme ve değerlendirme demektir.

Dini terim olarak kıyas:

            Kuran ve sünnette hakkında hüküm bulunan şeyleri,

Kuran ve sünnette hakkında hüküm bulunmayan şeylerle,

Aralarındaki ortak sebebe dayanarak eşit kabul edip;

İkinci şeye de birinci şeyin hükmünü vermektir. Kısacası aynı hükümde eşitlemektir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Kıyasın Önemi

Kıyas İslam Dininde ;olaylar hakkında hüküm çıkarma yoludur.Bu yolla hakkında hükmü bilinenden hareket edilerek,hakkındaki hükmü bilinmeyen şey hakkında hüküm verilir.

Örnek:Şarabın haramlığına bakarak,diğer alkollü içkilerin de haramlığına hükmedilmiştir.Yakınını öldüren kimse ona mirasçı olamaz.Kendisine vasiyet yapılan kimse ; kendisine vasiyet yapan kişiyi öldürürse ;  kendisine yapılan vasiyetten yararlanarak ölen kişinin mirasından pay alamaz

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Kıyasın Şartları

    1-Asıl:Üzerine kıyas yapılan ayet veya hadis ile hakkındaki hüküm bilinen olay olacaktır.

2-Aslın Hükmü:Ayet veya hadis ile hakkındaki hüküm bildirilen olayın HÜKMÜ olacaktır.

    3-Fer:Hükmü hakkında ayet veya hadis bulunmayan OLAY olacaktır. Aslın hükmü bu fer’e verilmek istenecektir.(İllet=Sebep).

   4-İllet:Aslın hükmünün temel sebebidir.Bu temel SEBEP aynen fer’de de bulunacaktır.

Bu bulunuş dolayısı ile Aslın hükmü fer’e verilir.Böylece kıyas gerçekleşir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

3-İstihsan.

İstihsanın sözlük anlamı:Kişinin bir şeyi güzel bulmasıdır.

[***Terim olarak İstihsan:Bir konu hakkında iki kıyasdan birinin ,illeti daha etkili olduğundan diğer kıyası tercih etmekir.

Terim olarak İstihsan: Dinin genel bir kuralından  ,ayet veya hadis , icma , kıyas ,zaruret , maslahatı mürsele örf ve adetler gibi delille sebebiyle bazı konuları istisna etmektir.( ayırt etmektir.Özel bir hüküm uygulamaktır.)

              Terim olarak İstihsan:Açık kıyas ya da genel ve yerleşik kural sonucu akla ilk gelen çözümden özel gerekçelerle ayrılıp ,olayın özelliğine uygun özel çözümlere geçmektir.. İstihsanı en çok İmamı Azam Ebu Hanife ve Malikiler kullanmıştır.***]

Örnek:

      1-Satılan bir tarlanın veya arsanın satış anlaşmasında sadece satıştan söz edilse.Bu sözleşmeye göre bu mülkle  bağlı olarak ;su yolu ve mülkün yolu  gibi diğer  hakları da satır.

2- Bir kimse bir tarla vakfetse bu mülkle ilgili bütün haklarda o kişiye vakfedilmiş sayılır.

3- Sipariş sözleşmeleri de İstihsana göre geçerlidir.

      4-Mevcut olmayan bir malın daha sonra teslim edilmesi şartıyla satış sözleşmesinin yapılması İstihsana göre geçerlidir. “Buna para peşin mal veresiye.” denir.Fıkıh ilminde adı “Selem akdidir.”.

5-Yırtıcı kuşların artığı olan suların temiz olması.

6-İdrar sıçrıntıları değdiği yeri zaruret nedeniyle pis yapmaz.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

4-Maslahatı Mürsele.

    Sözlükte maslahat:Menfeat,yarar,elverişlilik,,yi yol gibi anlamlara gelir.

    Din terim olarak maslahat:Yararın sağlanması,zararın savılması demektir.

    Dini terim olarak Maslahatı Mürsele:Serbest bırakılmış ; yani hakkında Kuran ve Sünnetle yasaklanma veya serbest bırakılma gibi bir hüküm bulunmayan şeylerdir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İslam Dininde Haram ve Helallerinin Genel Amacı

1- İslam Dini;

Hakkında Kuran ve Sünnette hüküm bulunmayan şeylerin yapılmasına izin verilmesi

veya yasaklanması gerektiğinde,

İnsanların menfaati yönünde karar verir.

     2-İslam Dininin; en genel maksadı;dinin ,canın ,ırzın ,aklın ve malın korunması şeklinde belirlenmiştir.İslam Dininin bütün hükümleri bu şeyleri korumak içindir.

3- Kuran ve Sünnetin gözettiği asıl amaç insanların yararlarını korumaktır.Bütün dini hükümler bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.

Yarar ve zarar kişilere göre değişebilen bir kavramdır.Bu bakımdan zorunluluk olmadıkça, ,kesin ve genel olmadıkça dini bakımdan bir kıymet ifade etmez.Yarar ve zarar kişilere özel bazı şeyler için kullanılmaz.

Örnek:Sığara bana iyi geliyor.Yemekten sonra bir kadeh şarap içmek bana iyi geliyor,böbreklerime iyi geliyor,iyi araba kullanıyorum gibi şeyler dini bakımdan geçersiz şeylerdir.Çünkü bu iddialarla haram olan şeyleri helal saymanın imkanı yoktur.

Örnek:1-Kuranın toplanması ve bir kitap haline getirilmesi.Kuran meallerinin yazılması.

2-H.z.Ömer’in divanlar kurması,kayıtlar yaptırması.

3-Hapishaneler yaptırılması.

4-Sanatkarların başkalarına ait mallara zarar verdiklerinde,verdikleri zararı ödemeleri.

5-Devlet başkanını ihtiyaç duyduğunda zenginlerden yeni vergi almaları.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

5-Seddi Zerai

       Sözlükte zerai:Bir yere götüren sebep,yol demektir.

       Sed:Kapamak demektir.

Dini terim olarak Seddi Zerai:Kötülüğe götüren yolların kapanması demektir.

İnsanları yasak olamayan bir şey ,yasak olan şeye götürecekse o şey yasaklanır.

Örnek:

a-Uyuşturucu imalinde kullanılan her şeyin yasak edilmesi.

b-Suça teşvik etmesi bakımından silahlara ruhsat zorunluluğu getirilmesi.

c-Devlet idarecilerinin hediye kabul etmemeleri,

e-Dinimize hakaret edilmesine sebep olmamak için sapık dinlerin değer verdiği şeylere hakaret etmemek gibi.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

6-Örf ve Adetler.

     Sözlükte Örf:İnsanlar arasında güzel görülen devamlı yapılan şeylerdir.

     [***Dini Terim Olarak Örf:Toplum vicdanında yapılması iyi olan şeylerdir.Bir şeyin örf olabilmesi için dinin ve ortak aklın ,o alışkanlıkları iyi bulması  gerekir.

 Dini Terim Olarak Örf:Aklın ve dinin güzel gördüğü ,sağlıklı akla sahip olan kişilerce kabul edilebilen söz ve işlerdir.***].

Örnek:

        a-Mal sözcüğü hayvancılıkla uğraşan kimselerde değişik anlama gelir.Ticaretle uğraşan kimseler arasına daha başka anlama gelir.Burada belirleyici olan dil örfüdür.

b-Tahıl alışverişinde , tahıl satan çiftçi  vermesi gereken ölçüde tahıl verdikten sonra bir ölçüde fazladan tahıl vermesi güzel bir örf dür.(Ölçüyü doldurma  konusunda kesin bir hüküm yoktur. Çiftçi o andaki isteğine göre istediği kadar tahıl doldurur..).

c- Allah Hac Suresinin 34cü ayetinde : “Evcil hayvanlardan kurban kesin. ” buyuruyor. Ancak Arap dilini bilenler bu sözün içine tavuk ,hindi, v.b.kanatlı hayvanların girmediğini bilirler.Bundan dolayı bizler kurbanlarımızı bilinen şekilde ve özellikteki hayvanlardan keseriz.

d-Nafaka yükümlülükleri ; yani yiyecek ,giyecek ,v.b. miktarlarının belirlenmesi  Bakara Suresinin 233cü ayetine göre o bölgede yaşanan örfe göre yapılır.

e- Nisa Suresinin 19cu ayetine göre; boşanma sebepleri arasında geçimsizlik de bir boşanma sebebidir ve öre olarak sayılır.

…………………………………………………………………………………………………

Adet:Alışkanlıkla ilgilidir.Adetler her zaman iyi olmayabilir.Sığara içme alışkanlığı gibi.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Örf ve Adetlerin Dini Hükmü.

Örf ve adetlerin İslam Dinine göre geçerli olabilmesi için Kurana ve Sünnete aykırı olmaması gerekir.Peygamberimiz bu konuda:”Müslümanların güzel gördükleri şey Allah nazarında da güzeldir.”buyurmuştur.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

7-İstishab. 

Sözlükte İstishab::Birini kendisine yakın bulmak,.Onun dostluğunu istemek demektir.

Terim olarak İstishab: Aksine bir delil bulunmadıkça; önceden varlığı bilinen durumun varlığını koruduğuna hükmetmektir.

Terim olarak İstishab:Kazanılmış hakların korunmasıdır.Veya bir şeyin bilindiği hal üzere kalmasıdır.

Örnek:

             a-Evli bir erkek kaybolsa ,öldüğüne dair bir işaret yoksa ,bu kişinin yaşadığına hükmedilir.Karısı boş (nikahsız)sayılmaz.

b-Malı varsa mirasçıları arasında paylaşılmaz.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İstishab’a Genellikle Hangi Durumlarda Baş Vurulur

a-Daha ziyade ;savaş ,deprem ,sel gibi felaketlerde kayıp insanların haklarını korumayı amaçlar.Kişilerin ölüm haberi alınıncaya kadar veya mahkeme bu kişinin ölümüne karar verinceye kadar bu kimseler yaşıyor sayılır.

b-Ancak bu kişiler yeni haklar elde edemezler.Kayıp tarihinden itibaren ölen bir yakınına mirasçı  olamazlar.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

  İstishabla İlgili Olan Bazı İlkeler.

        1-Eşyada asıl olan mubahlıktır.Yani hakkında haramlığı kesin olarak belirtilmemiş her şeyden insanların yararlanmalarında ne sevap vardır.Ne günah .(Bu  şeyden yararlanmak mubahtır.).İslam dininde bir şeyin haramlığı hakkında dindi hüküm aranır.Helalliği hakkında dini bir hüküm aranmaz.

2-Berati zimmet asıldır.Yani bir kimse doğduğu zaman borçsuz ve günahsız olarak doğar.

Allah İsra Suresinin 17ci ayetinde mealen: “Hiçbir kimse başkasının yükünü taşımaz.”buyurmaktadır.

Bu ayete göre:

a- Kan davası İslam’a aykırıdır.Putperest adetidir.Kan davası sonucu işlenen cinayetlerde suçsuz insanlar cezalandırılmaktadır. .

b-Kişini borçsuzluğu  asıldır.Yani bir kimsenin ,bir başka kimse üzerinde kendisine borçlu olduğu iddiasında bulunursa bu iddia geçersizdir.Kendisine karşısındaki kişinin borçlu olduğunu ispat etmesi gerekir.

c-Bir kişinin suçu olduğu ispat edilinceye kadar bu kişi suçsuzdur.Suçu sabit olmadan hiçbir kimseye suçlu gibi davranılamaz.

3-Şek ile yakin (kesin bilgi) zail olmaz. Şüphe ile kesin olarak bildiğimiz şeyler  yok sayılmaz..

Şek=Şüphe.  Yakin=Kesin Bilgi.   Zail=Yok Sayılmak.

Örnekler:

a-Abdest aldığını kesin olarak bilen bir kimse daha sonra;  abdestinin bozulup bozulmadığından şüpheye düşse bu kimsenin abdestli olduğuna karar verir.

b-Bir şeyin sahibi olan kimse ; o şeyi herhangi bir şekilde bir başkasına vermedikçe ; o kişinin mal üzerindeki mülkiyeti devam eder.Bu yüzden kaybolmuş malı bulanlar ,buldukları malın sahibi olamazlar.O mal asıl sahibine aittir.kişi malını gördüğü yerde hemen alır.

c-Bir zamanlar hayatta olduğu bilinen bir kimse öldüğü ispatlanıncaya kadar yaşadığına hükmedilir.

d-Bir kimsenin herhangi bir kadınla evliliği sabitse , evliliğin sona erdiğine dair bir delil getirilinceye  kadar bu kadının evli olduğuna hükmedilir..Kadına nikahlı kadın gibi davranılır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İstishab’ın Hükmü

İstishab İslam Din Alimlerinin en son başvuracakları kaynaktır.

İslam Dininin diğer kaynaklarında bir şey bulamayan Fıkıh bilginleri ;bir şeyin dini hükmünü bildirmek isterlerse en son İstishab’a başvururlar.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

8-İstislah

Sözlükte İstislah:Düzeltme ,iyileştirme , menfaate uygun olanı araştırma demektir.

Maslahata =Menfaat

[*** Fıkhı Terim olarak İstislah:İslam hukukunda ;Kuran ve sünnette onaylandığına veya reddedildiğine dair bir hüküm bulunmayan İslam’a uygun  şeyler hakkında kişilerin menfaatlerine uygun hüküm vermektir.

         Fıkıhı Terim olarak İstislah:Hakkında ayet ,hadis , icma ve kıyas gibi İslam hukukunun asli kaynaklarında bir hüküm bulunmayan  ,ancak İslam’ın maksat ve ruhuna uygun olan kişi veya toplum menfaatleri hakkında ,insanların yararına olacak şekilde müçtehidin hüküm vermesidir.***].

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İstislah Uygulamasına Örnekler:

1-Kocası tarafından mirasından pay almaması için haksız yere boşanmış kadına ;kocası öldükten sonra ; bu kocanın mirasından boşanmamış gibi mirastaki payı verilir.

2- Bir kişiyi haksız olarak öldürenler,birden çok olsalar da ;bu öldürme olayına katılanların hepsi ;bu kişi için kısas olarak öldürülürler.

3-Malikiler; Maslahat esasına göre şu hükümleri vermişlerdir:

a-Müctehid yoksa,müctehid olmayanların en uygunu imam (başkan)olarak tayin edilir.(İmam=Başkan=Devlet Başkanı).

b-Bir adam kendisinden daha layık birileri olduğu halde ,devlet başkanlığına getirilebilir

4-Şafiiler;  Maslahat esasına göre şu hükümleri vermişlerdir:

Savaşta düşmanın yenilmesi, atların öldürülmesini,ağaçların kesilmesini gerektiriyorsa bu şeyler yapılır.

5-Hanefiler;  Maslahat esasına göre şu hükümleri vermişlerdir:

       Müslümanlar savaştan elde ettikleri ganimetleri beraberlerinde götüremezlerse ,bunlardan düşmanlar yararlanmasın diye ,hayvanlar kesilir.Daha sonra ganimet mallarla birlikte etler yakılır.Böylece onlardan düşmanların yararlanmaları önlenir.

6-Hanbeliler  Maslahat esasına göre şu hükümleri vermişlerdir:

         Bozgunculuk ve fesad çıkaranlar ,şerlerinden halkı korumak için bir başka yere sürgün edilebilirler..

Hanbeli mezhebine göre ; milletin ihtiyacı olduğu durumlarda ,halka aşırı fiyatlarla pahalı mal satanların mallarına devlet idarecileri tarafından el konur.Ve bu el konan mallar gerçek değerleri üzerinden halka satılır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İslam  Dininin Özellikleri.

1-Yükümlülüklerde Kolaylık

Fıkıh ilminin en temel özelliğinden biri de insanların yükümlülüklerinde kolaylık esasını sağlamasıdır. İslam Hukuku insanların her türlü menfaatlerini korur.İnsanları her türlü zarardan ve kötülüklerden uzak tutar.İnsanlar ; Allah’a ve içinde yaşadıkları topluma karşı , güçlerinin yettiği kadar faydalı şeyler yapmaları gerekir.Yani yükümlüdürler.İnsanlardan güçlerinin üzerinde işler yapmaları istenmez.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Yükümlülüklerde Kolaylık Hakkındaki Ayetlerden Örnekler

1-“Allah ,sizin için kolaylık ister,zorluk istemez.”.(Bakara suresi Ayet:185).

2-“Allah, hiç kimseye güçlük kılmak istemezç” (Bakara Suresi.Ayet:286).

3-“Allah, üzerinize güçlük kılmak istemez.”.(Maide Suresi.Ayet:6).

4-“Allah,dininde size bir güçlük kılmamıştır.”.(Hac Suresi.Ayet:78).

 Yükümlülüklerde Kolaylık Hakkındaki Hadislerden Örnekler

1-H.z.Aişe ,bu konuda: “ (Peygamberimiz) İki şeyden birisini seçmek durumunda olsa ,  mutlaka onların en kolay olanını alırdı.”.demiştir.(Buhari.).

2-Peygamberimiz bir başka hadisinde de mealen:”Kolaylaştırınız ,zorlaştırmayınız ; sevdiriniz , nefret ettirmeyiniz.”buyurmuştur.(Buhari.)

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İslam Dini Kolaylık Dinidir

İslam Dininin özünde zorlaştırma yoktur.Daima kolaylık vardır.Dinimizde olmadığı halde  ,dini yaşantılarını zorlaştırmaya çalışanlara Peygamberimiz , “ Her şeyin en hayırlısının itidal ( orta yol ) olduğunu” bildirmiştir.Konu ile ilgili olarak onları uyarmıştır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Azimet ve Ruhsat

Dinimizde Azimet hükümlerinin yanı sıra Ruhsat hükümleri de yer alır.Hiçbir yükümlülükte katılık yoktur.Hükümlerde alabildiğince esneklik vardır.

Kolaylık ilkesinin gereği olarak zaruret durumuna da yer verilir. Zaruret olan yerde haramlar ihtiyaç ölçüsünde helal olur.Çünkü zaruret hali geçici bir durumdur.Olaylara geçici çözümler üretir.

       [*** Azimet:Normal şartlarda (uygun şartlarda )Allah’ın bir emrinin herkes için geçerli olması  yani uygulama ,yerine getirme zorunluluğunun olmasıdır.

               Azimet:Normal şartlarda bir hükmün herkes için geçerli olmasıdır.***].

Örnek : Namaz kılmak,oruç tutmak ,alkollü içkileri içmemek , helal olan yiyeceklerden yemek , hacca gitmek ,namaz abdesti almak ,boy abdesti almak.,mest üzerine mesh yapmak.. v.b. gibi.

[*** Ruhsat:Zorunlu bir durum (mazeret)  karşısında özel veya geçici hükümler,izinler demektir.

             Ruhsat:Özel durumlarda geçici olarak bir hükmün konmasıdır.***].

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Azimet ve Ruhsat Durumlarına Örnekler:

1- Bazı zorluklar sebebiyle Abdest veya gusül abdesti  alamayan kimse Teyemmüm abdesti ile namaz kılar.

2 -.Zamanında namazını kılamayan daha sonra kılamadıkları namazlarını kaza eder.

3-On beş günden az kalmak niyetiyle 98 k.m.den uzak bir yere yolculu eden bir kimse ; Yolculuk sırasında dört  rekatlık farz namazları iki rekat olarak kılar.Sabah  ve akşam namazlarının farzlarında bir değişiklik yapmadan kılar.Üç rekatlık vitir namazını üç rekat olarak kılar.Zor durumda değilse; sünnet namazlarını kısaltma yapmadan olduğu gibi kılar.

4-Yolcu olmayanlar 24 saat süreyle Abdest aldıktan sonra giydikleri mestlerin üzerine mesh ederek namazlarını kılarlar.Yolcularda ise bu süre 72 saattir.

5-Dağda , tarlada,ve bağda giyilen çizmelere ; bunları giyenler isterlerse; mest gibi mesh ederek bu giyecekleri çıkarılmadan Abdest alır namaz kılınır.

6-Askerler postallarını çıkarmadan , postallarına mest gibi  mesh ederek ,  abdest alırlar ve postallarını çıkarmadan namazlarını kılarlar.

7-Yolculuk ettiği vasıta içinde namaz kılıyorsa kıble şartı aranmadan namazını kılar.İçinde bulunduğu aracın yön değiştirmesi namazına engel değildir.

8- Hasta olan bir kimse ,beş vakit namaz kılmak zorundadır.Ancak o kişi vücudunun  ve hastalığının yaptırabildiği ölçüde namazını kılar.Ayakta namaz kılacak gücü olmayan oturarak veya vücudunun yapabildiği kadar ölçüde namaz kılar.

9-Hacca gidecek mali gücü olanlar yeterli ölçüde sağlıklı olmazlarsa yerlerine bir başkasını hacca gönderebilirler.Hac yollarında güvensizlik varsa o yıl Müslümanlar hacca gitmezler.

10- Oruç tutmaya gücü yetmeyen tutamadığı her oruç için bir fidye verir. istenmez Yolculuk yaparken isterse orucunu tutmaz.Daha sonra orucunu tutar.(98 k.m. uzağa giderse ; bulunduğu yerleşim bölgesinden ayrıldıktan sonra oruçlu ise;orucunu isterse bozar.Veya o gün için oruca niyetlenmez .

11-Yara üzerine sarılan sargıya mesh edilme suretinde abdest alınır.

12-Kanmalı hastalar bu durumları ile abdest alır namazlarını kılarlar.Sadece her vakit için ayrı ayrı abdest alırlar.

13-Emzikli kadınlar,zor işlerde çalışan işçiler bu özel durumlarına dayanarak oruç tutmazlar.

14-Zaruret , haram olan şey yapıldığında  kişinin hayatının tehlikeye gireceği özel bir durumdur.Açlıktan ölmek durumunda olan bir kimse , haram olan bir yiyeceği (Domuz eti, alkollü içecekleri v.b.) ,murdar eti  ölmeyecek kadar yiyebilir veya içebilir.Ölmeyecek kadar ölçüden fazları yenirse veya içilirse bu şeyler yine haram olur.

15-Karşılanması zorunlu olan kamusal ya da özel ihtiyaçlar  “zaruret durumu” gibi değerlendirilir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 2-Yükümlülerin Azlığı.

a-Eşyada asıl olan mübahlıktır.Haramlar sınırlıdır.Helaller sınırsızdır.Bir şeyin helal olduğu ispata muhtaç değildir

Mübah:İslam Dinince yapılmasında sakınca olmayan , yapılması günah ya da sevap olmayan  şeyler demektir.. Çünkü kainattaki her şey insan için yaratılmıştır.Her şey insanlar için bir nimettir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Yükümlülüklerin Azlığına Örnekler

a-Namaz bir günde en fazla 60 dakikamızı alır.

b-Abdest ve diğer temizlikler çok az yer tutar.

c-Cuma namazı ,öğlen namazı yerine kılınır.Hutbede devletin ve milletin her durumuyla ilgili bilgi verilir.

d-Ramazan ayında oruç tutulur.Gücü yetmeyenlere kolaylık vardır.

e-Zekat 40da bir verilir.

f-Hac şartlarıyla yapılabilir.

Peygamberimiz bir hadisinde mealen: “Yüce Allah farzları teker teker belirlemiştir, onları zayi etmeyiniz.Sınırları tespit edilmiştir, Onları aşmayınız.Bazı şeyleri de yasaklamıştır,onları da yapmayınız.Bazı şeyler hakkında ise (unuttuğundan değil) size olan esirgeyiciliğinden sukut etmiştir.Onları da eşelemeyiniz.”buyurmuştur.

Bu hadis göre ; insan zeka , tecrübe  ve bilgisine bırakılan bir alan vardır.Bu alan Mübahlardır. Bu alanda Müslümanların; İslam Dinine göre davranmaları gerekir.Bu sırada olduğunca kolaylıkları seçmeleri gerekir.Çünkü bu durum  Müslümanlar için bir rahmettir.

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

3-Yasamada Tedricilik

Mekke’de vahy edilen ayetler; iman yani; Allah’a ,peygambere ve ahirete imanla iliğidir.Bu üç konu insanların aklına ve gönlüne yerleştirildikten sonra emir ve yasaklar kolayca kabul edilmiştir.

[***Mekki Ayetler:Hicretten önce,Mekke’de ; H.z.Muhammed’e vahy edilen ayetler demektir.

        Medeni Ayetler:Hicretten sonra ,Mekke’de H.z.Muhammed’e vahy edilen ayetler demektir.***]

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Yasamada Tedriciliğe Örnek Ayetler

“Nahl Suresi .Ayet:67. “Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümden hem içki hem de güzel bir rızk edinirsiniz.”

Bakara Suresi.Ayet:219. “Sana içkiyi ve kumarı sorarlar.De ki : Onlarda hem büyük günah ,hem de insanlar için (bazı görünüşte)yararlar vardır.Ama günahları yararlarından büyüktür.”

Bu ayelerde içki , genel olarak yasak olan “günah” kavramının içine sokulmuş ve zararının daha büyük olduğuna dikkat çekilmiştir.

Nisa Suresi.Ayet:43. “Ey iman edenler ! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayı!”.

      Bu ayetle sarhoşluğun Müslümanlarca son derece önemli olan ibadetlerle bir arada bulunmayacağına dikkat çekilmiştir.

Maide Suresi .Ayet:90-91. “Ey iman edenler ! (aklı örten) içki (ve benzeri şeyler) ,kumar ,dikili taşlar ve fal okları ancak , şeytan işi birer pisliktir.Onlardan kaçın ki kurtuluşa eresiniz Şeytan ,içki ve kumarla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak ; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister.Artık vazgeçiyor musunuz?”

Bu ayetle içki kesinlikle yasaklanmıştır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Yasamada Tedricilikle İbadetler Şöyle Günlük Hayata Sokulmuştur

1-Yine faiz yasağı da birkaç aşamada gelmiştir.

2- Namaz ibadeti , önceleri sabah ve akşam olmak üzere iki vakitte ikişer rekat olarak kılınırdı.Miraç gecesi beş vakte çıkarıldı.Ve rekat sayıları artırıldı.

3-Oruç , Medine döneminde farz kılındı.

4-Zekat ,Mekke döneminde ahlaki boyutu ile ele alınmıştır.Medine’de kurumsal hale geldi.

5- Hac , Mekke fethedildikten sonra farz oldu.

Yasaklardaki tedricilik ,insanların bu yasakları daha kolay benimsemesini sağlamıştır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

4-Kamu Yararının Gözetilmesi

a-Dini hükümler insanın hem dünyada hem ahirette mutlu olması içindir.

b-Her zaman kişiye ait çıkarlar,toplumun çıkarlarından sonraya atılır.

c-Kamu yararı gözetilirken kişiler zarar görüyorsa ,kişilerin zararları telafi edilir.

Örnek:İstimlak bedelleri ödenir.

d-Kamu zararı ile  yararı çakışırsa ;öncelikle kamu yararı gözetilir.

 Örnek:Devlet başkanının toplumun hakkında alacağı kararlar ,onların çıkarları doğrultusunda olmak zorundadır.

      5-Adaletin Gerçekleştirilmesi.

Adalet:Hakkı sahibine vermektir.

Adalet hukuk içinde kalınarak gerçekleştirilir.

Nahl Suresi.Ayet:90. “Şüphesiz Allah , adaleti ,iyilik yapmayı ,akrabaya bakmayı emreder.”.buyrulmaktadır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 İçtihat(Yorum).

         Sözlükte İçtihat:  Çalışmak ,çabalamak ,elden gelen gayreti göstermek demektir.

        Dini terim olarak İçtihat:

          İmana ait olmayan şeylerde ; hakkında ayet ve hadislerle kesin hüküm bulunmayan şeylerde,

Müçtehidin hakkında hüküm bulunan bir şeye dayanarak , bir karar vermek için , çalışmasıdır.

        Dini terim olarak İçtihat:Fakihin tafsili delillerden ,zanni olan şeri hükümleri çıkarmak için olanca gücüyle çalışmasıdır.

        [***Tafsili Delil:Hakkında ayet ve hadislerle kesin hüküm bulunan şey demektir.

Zanni  olan şeri hüküm:İnanca ait olmayan, hakkında ayet ve hadislerle kesin bir hüküm bulunmayan dini konular demektir. Kısacası feri demektir.

              Feri:Hakkında dini hüküm bulunmayan fıkıhla ilgili şey (konu)demektir.

              İstinbat etmek:Çıkarmak Demektir.

              Zan :Şüphe,bilinmeyeni ifade eden demektir.***].

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

H.z.Muhammed’in İçtihada Verdiği Önem

     Peygamberimiz bizzat kendisi;huzurunda eğitim için ashabına kendi reyleri ile hükmetmelerini istemiştir.

Örnek:H.z.Muhammed’in huzuruna iki davacı kişi gelmiştir.

Davacılar aralarındaki davanın peygamberimiz tarafından bir karara bağlanmasını istemişlerdir.Bunun üzerine peygamberimiz yanında bulunan Ukabe’ye ;

“Ukabe ! Aralarındaki davayı sen hükme bağla.”buyurdu.Ukabe, “Siz burada iken nasıl hükmederim , Allah’ın  peygamberi ! “deyince  H.z.Muhammed , “Sen aralarında hükmet ; isabet edersen sana on sevap ,hata edersen bir sevap vardır.”buyurdu.

Bu örnekte peygamberimiz içtihada izin vermekle kalmamış ,aynı zamanda onu teşvik etmiştir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Sahabe  İçtihadından Örnekler

       Hendek savaşı sırasından sonra Peygamberimiz; “Kurayza Oğulları yurduna varmadan hiçbir kimse ikindi namazını kılmasın.” buyurmuştur.Ve bu emir üzerine askerler yürüyüşe geçmiştir.Ordu yolda iken ikindi vakti namazı  kılınması süresi  daralmıştır.Güneşin batması yaklaşmıştır.Bu durumda askerler (sabe) iki kısma ayrılmıştır.Bir kısmı; “Bu sözden maksat oraya bir an önce yetişmemizdir; yoksa ikindi namazının vaktinde kılınmaması değildir.” Diyerek sözün amacını göz önüne alarak yorum yapmışlar.Ve ikindi namazını vaktinde kılmışlardır.

İkinci gurup asker ise sözün zahirine bakarak ; “Oraya varmadan ikindi namazının kılınmamasına emredildi,ikinidi vakti geçse bile(çıksa bile) biz yolda kılmayız.”demişler ve ona göre hareket etmişlerdir.

Daha sonra bu durum peygamberimize bildirildi.Ve peygamberimiz ;her iki tarafın da değerlendirmesini uygun karşıladı.

        Bu olaydan çıkarılacak sonuç:

a-Her zaman içtihada gerek duyulacaktır.

b-İnsanların değişik yaratılışta olmalarından dolayı farklı sonuçların ortaya çıkması insan yaratılışının gereğidir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

H.z.Ömer İçtihadından Örnekler.

1-Kıtlık yıllarında hırsıza el kesme cezasın verilmemesi.

2-Kalpleri İslam’a ısındırılacak kimselere zekat parasında verilen payın kesilmesi.. “Bu parayı alan kişiler H.z.Ömer’den aynı parayı istediler.O da : “H.z.Peygamber ,Müslümanlar az iken sizin gönlünüzü almaya çalışıyordu.Allah , İslam’ı size muhtaç olmaktan kurtardı.Haydi gidip işinize bakın!”diye kovdu.

3-Teravih namazının cemaatle kılınmasına karar verildi.Daha önce teravih namazını insanlar istedikleri yerde kılarlardı.

4-H.z.Ömer bir Yahudi kadınla evlenen komutanın ,Yahudi kadından hemen boşanmasını emretti.Çünkü bu durum Müslümanlar arasında adet haline gelmesinden korkmuştur.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İçtihadın Gerekliliği

a-  Bilindiği gibi Kuran ve Sünnet  sınırlıdır.Olaylar sınırsızdır.Bizden öncekilerin olaylar karşısında ortaya koyduğu çözümlerin geçerliliğinin sonsuza dek sürdürülmesi imkansızdır. Bundan dolayı fıkhın da gelişmesini sürdürmesi gerekmektedir. (Nass =Kuran ve Sünnet)

b-Mezhep imamlarının izinde olmak onları körü körüne taklit değildir.Sürekli tekrar değildir.Onlara uyarak , onların tuttuğu yolu tutup , onların yaptıkları gibi yapmaya çalışmaktır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İçtihadın Şartları

1Müçtehit  Müslüman olmalı ve hayatın gerçeklerini bilmelidir                                                                                

2- Müçtehit , dinin temel kaynakları olan Kuran ve Sünneti ve Kuran ve sünnette kullanılan Arapça’nın bütün dil özelliklerini iyi bilmelidir.

3- Müçtehit , Fıkıh ilmi tarihini bütün yönleriyle çok iyi bilmelidir.Daha önce oluşan icmaları ve yapılan içtihatları bilmelidir. Kısacası; Müçtehit her türlü fıkıh ilmini bilmelidir.

 4- Müçtehit hakkında icma ve ihtilaf olan konuları ve  içtihat da bulunacağı konuyu çok iyi bilmelidir. bilmelidir.İçtihadın ; içtihat edilebilecek konularda yapılması gerekir.İçtihat yapılabilecek konular iki tanedir:

a-Hakkında ayet ve hadis bulunmayan meseleler.

b-Subutu ve delaleti zanni olan ayet ve hadislerin  (nassların) hükümleri..

5-Kuranı bütünü ; kelime ve  dini anlamlarıyla ,hüküm çıkarılan ayetleri de ayrıntılı bir şekilde bilmelidir.

6-Nasih  ve mensuh ayetleri bilmelidir.Ayetlerin nüzul sebebini bilmelidir.Sadece ahkam ayetleri denen hukuki ayetleri bilmesi yeterli değildir.

7- Müçtehit , İslam Fıkhını anlayacak kabiliyet , zeka  ve melekeye sahip  gerekir.

(kısacası zeki olmalıdır.)

8-Müçtehit İslam Dininin insanlığı ulaştırtmak istediği şerefli yeri iyi bilmeli ve sadece

Allah rızası için içtihat yapmaya çalışması gerekir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İçtihat ve Toplum Hayatının Gerçekleri

             a- Toplum hayatında değişme bir  zorunluluktur.

             b- İslam Dininde haramlar sınırlıdır. Helaller sınırsızdır.Bunu unutmamak gerekir.            c-Sonradan ortaya çıkmış yeni kurumları iyi değerlendirmek gerekir.Sözgelimi sigorta anlaşması böyledir.O bir kumar değildir.Aksine bir güvence anlaşmasıdır.

d- Alkol ve alkollü maddeler içeren ürünlerin gıda olarak ,zevk verici madde olarak(uyuşturucu olarak) kullanılması yasaktır.Bunun haricinde ki yerlerde kullanılmasında bir sakınca yoktur.

e- İçtihat ,Müslümanların vazgeçemeyeceği bir dini kurumdur.Müslüman toplumların her devirde rahat bir hayat yaşamalarını sağlar.İslam Dininin bütün insanlığa anlatılması ve onların bu dini kabulünü  sağlar.

f- Müslümanların ,Kuran’a uygun yaşayabilmeleri için içtihada her zaman ihtiyaç vardır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Sahabe ve Tabiin İçtihadının  En Belirgin Özelliği.

Şura (meclis) içtihadı olmasıdır.Fıkıhta bilgi sahibi Sahabiler bir araya geliyorlar ve bir konuda konuşup  , görüş bildirip bir sonuca ulaşıyorlardı.Ve ulaşılan sonucu günlük hayatta uyguluyorlardı.Bu durum sahabeden sonra gelen 150-200 yıllık bir sürede gelen nesillerce sürdürülmüştür.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İçtihat Taklit ve Taassubu Önler

Taklit:Dini konularda bir başkasına bilinçsiz bir şekilde bağlanmaktır.Bu bağlılığın bağnazlığa dönüşmesi ise TAASSUPTUR.

Günümüzde Müslümanlar İçtihat yapacak bilginler yetiştirdikten sonra şartlarına uygun içtihat yapılabilir.Çünkü peygamberimize yeri geldiğinde sahabe itiraz etmiş ve işin olması gerekenini söylemişlerdir.Peygamberimiz de ona umuştur.Bedir savaşında bu durum açıkça görülmektedir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Kuran ve Sünneti Anlam

Dini hükümler ; Kuran ve Sünnetten çıkarılır.Bu bakımdan Kuran ve Sünnette geçen kelimeler  hakkında bir takım Arap dili ile ilgili bilgilere dikkat etmek zorundayız.Bu bilgiler sayesinde Kuran ve Sünnet hükümleri ve bu hükümlerin inceliklerini öğreniriz .Müçtehit , dini sorunlara çözümler bulmak için önce Kuran ve Sünnete başvurur.

Müçtehit , Kuran ve Sünnetten dini hükümleri çıkarırken ;bu iki kaynağı doğru anlaması, yorumlaması ve ondan sonra dini hükümleri çıkarması  gerekir.

Ancak Kuran ve Sünnette dini hükümlerin bazıları açıkça ortaya konmamıştır.Kuran ve Sünnetteki kelimelerin hukuki ve dini kıymetini açık bir şekilde tayin için bu kelimeleri , anlam ve ifade ettikleri hükümlere göre incelemek zorunluluğu vardır.

Bu inceleme işine Kuran ve Sünnet arasında ; “Müşterek Bahis.”de denir.Çünkü ; Sünnet de İslam dinin bir kaynağıdır.Onun kelimelerinin de çeşitli yönlerden incelenmesi gereklidir.

  ( İstinbat : Çıkarmak)

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Dini Metinleri Anlama ve Yorumlama Yöntemleri

        1-Lafzi Yorum (Söz –Anlam ve Hüküm İlişkisi).

2-Amaçsal yorum (Ta’lil).

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

1-Lafzi Yorum (Söz –Anlam ve Hüküm İlişkisi).

       A-Yorum:Herhangi bir yazının veya sözün anlamını  ; bilgi ve zekamıza göre açıklama, anlama  demektir.

B- Lafzi Yorum :Herhangi bir yazının veya sözün anlamını ; bilgi ve zekamıza göre sadece dil kuralları bakımından açıklama , anlama  demektir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Lafzi Yorum Nasıl Yapılır:

A-Lafzi Yorum yapılacak metin önce dil özellikleri bakımından incelenir.

1-Sözlük anlamı incelenir.

2-Cümle içinde kazandığı yeni anlam tespit edilir.

3-Sözlük anlamı ile cümle içinde kazandığı yeni anlam arasındaki ilişki kurulur.

4- Cümle içinde kazandığı yeni anlamın çağrıştırdığı , diğer anlamlar dikkate alınır.

5-Kuran ve Sünneti doğru yorumlamak için her zaman Lafzi Yorum yeterli olmayabilir. Kuran ve Sünnet ;hem kelime anlamıyla hem de insanları ulaştırmak istediği hedef bakımında değerlendirilerek  dini hükümler o şekilde çıkarılmalıdır.(Ruhu= Ulaştırmak istediği hedefi.).

(Cümle içindeki Yeni anlamı=Terim anlamı).(Lafız=Kelime=Sözcük).

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Lafzi Yorum  Çeşitleri.

1-Konulduğu Anlam Açısından Sözcükler.

A-Özel Anlamlı Sözcükler.

B-Genel Anlamlı Sözcükler.

C- Ortak Anlamlı Sözcükler olmak üzere üçe ayrılı

2-Anlam Açıklığı Açısından Sözcükler.

A-Zahir Sözcükler.

B-Nass Sözcükler.

C-Müfesser Sözcükler.

D-Muhkem  Sözcükler.

3-Anlamın Kapalılığı Açısından Sözcükler.

A-Hafi Sözcükler.

B-Müşkil Sözcükler.

C-Mücmel Sözcükler.

D-Müteşabih Sözcükler

4-Kullanıldığı Anlam Bakımından Sözcükler

A-Hakikat Sözcükler.

B-Mecaz Sözcükler.

C-Sarih Sözcükler.

D-Kinaye Sözcükler.

5-Anlamın Delaleti Biçimi Açısından Söz ve İfadeler olmak üzere beşe ayrılır.

A-Nassın İbaresi.

B- Nassın İşareti.

C- Nassın Delaleti.

D- Nassın İktizası.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

1-Konulduğu Anlam Açısından Sözcükler :

     A-Özel Anlamlı Sözcükler.

     B-Genel Anlamlı Sözcükler.

     C- Ortak Anlamlı Sözcükler olmak üzere üçe ayrılır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

    A-Özel  Anlamlı Sözcükler.

   Özel :Özel bir anlama ait sözcüklerdir. (Özel=Has).Örnek:İnsan ,erkek, kadın ,Ahmet , Mehmet ,sayı isimleri (bir ,iki,üç…….gibi.).

Özel Anlamlı Sözcüklerin Hükmü.

Özel anlamlı sözcüklerin konulmuş oldukları anlamlar kesindir.Bu sözcüklere aksine bir delil bulunmadıkça başka anlamlar verilmez.

Örnek :

      Peygamberimiz bir hadisinde mealen , “Her kırk koyundan bir koyun zekat verilir.”buyurmuştur.

Bu hadisi Lafzi bakımdan Şöyle Yorumlarız.

      1-Bu hadisteki “Kırk ve “koyun”  kelimeleri özel anlamlı sözcüklerdir.Bize anlattıkları anlamlar kesindir.Bu durumda otuz dokuz koyundan zekat verilmez.

2- “Keçi”nin de koyun kapsamına alınmasının sebebi ; “ŞAT” kelimesi aslında  “davar” anlamını ifade eder. “Davar” kelimesinin anlamının içine  ise koyun ve keçi  cinsi girer.

Özel Anlamlı Sözcüklerin Dini Bir Delil Olmaları Durumunda Yorumlanması.

1-Fakirler için daha yararlı olmaları durumunda zekat verilecek şeylerin kendisi yerine kıymeti de verilebilir.Bu kolaylık aynı zamanda zekat verecek kişi için de geçerlidir.Bu kolaylığa bizler yorum sayesinde kavuşuruz.(Özel=Has)

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Özel Anlamlı Sözcük Çeşitlerin Kullanılma Şekilleri.

1- “Mutlak” anlamda kullanılan Özel Anlamlı Sözcükler

2- “Mukayyet” anlamda kullanılan Özel Anlamlı Sözcükler

3- “Emir” anlamda kullanılan Özel Anlamlı Sözcükler.

4- “Nehiy” anlamda kullanılan Özel Anlamlı Sözcükler.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

1- “Mutlak” anlamda kullanılan Özel Anlamlı Sözcükler.

Mutlak:Herhangi bir kayıt (özellik) içermeyen (bağlanmamış) sözcüklerdir.Fert veya fertleri belirlemeden her birini,ayrı ayrı ifade edecek şekilde konulmuş sözcüklerdir.

Örnekler:

     “Adam”;sözcüğü ayrı ayrı herkesi ifade eder.Yani Sadece “bir adam”ı ifade eder.Mutlak sözcükler ; tekil olabileceği gibi çoğul da olabilirler. Kitap,Adam , Adamlar , Kitaplar ..v.b.

Fıkıh öğretmeninin  , “Çocuklar yanınızda defter bulunsun” demesi  “mutlak”a örnektir.Çünkü buradaki “defter” sözcüğü  “mutlak” bir kelimedir.Hiçbir özellik taşımamaktadır.Sadece defter getirilmesi ile öğretmenin isteği yerine getirilmiş olmaktadır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

  2- “Mukayyet” anlamda kullanılan Özel Anlamlı Sözcükler.

Mukayyet:Herhangi bir özelliğe bağlanmış (kayıtlanmış) sözcüklerdir.

Örnekler:

“Uzun adam” dediğimizde ; kayıtlanmış ve sadece  “uzun” olması halinde “bir adam”ı  ifade eder.Matematik öğretmeninin “büyük boy kareli defter” istemesi ,

Müzik öğretmeninin  “müzik defteri” istemesi ,

Resim öğretmeninin “resim defteri” istemesi mukayyete örnektir.

Dini Metinlerde Geçen Mutlak ve Mukayyet  Kelimelerin Hükmü.

Dini Metinlerde Geçen Mutlak ve Mukayyet  Kelimeler bulundukları hal üzere bırakılır. Ve hükümleri olduğu gibi uygulanır.

Örnekler:

a-Allah Kuranda zıhar kefareti olmak üzere … “bir köle azadı gerekir.” ( Mücadele suresi ayet :3 )   buyurmuştur .Burada geçen  “köle” sözcüğü mutlaktır.Azat edilecek köleyle ilgili hiçbir özellik belirtilmemiştir. Yani “mümin”  olmak gibi özellik söylenmemiştir. Öyleyse herhangi bir köle azadı ile bu hüküm yerine getirilmiş olur.

b- “Kim hasta ya da yolcu olursa tutamadığı gün sayısınca başka günler kaza etsin.”(Bakara suresi.Ayet:185) ayetinde “başka günlerde” sözcüğü mutlaktır.Yani “peşi peşine gibi bir kayıt taşımamaktadır.”.Öyleyse kaza orucu tutacak kişiler ,kaza oruçlarını peşi peşine tutabilecekleri gibi,ara vererek de tutabilirler..Ve bu davranışları ile kaza orucunu tutmuş sayılırlar.Kuranın bu hükmünü de yerine getirmiş olurlar.

c-Kefaret orucu tutan kimsenin altmış gün “peşi peşine tutması” kaydı vardır.Burada geçen “peşi peşine” kelimeleri mukayyet kelimelerdir.Oruç tutma bir kayda (şarta=özelliğe) bağlanmıştır.O da peşi peşine olması özelliği vardır.Buna uymak zorundayız.Aksi davranış yaparsak kefaret orucu tutmamış sayılırız.

d- “Orucu , gece vaktine kadar tamamlayın.”(Bakara Suresi.Ayet:187).Burada geçen “gece vaktine kadar” kelimeleri” mukayyet kelimelerdir.Orucu gece vaktinin başlaması ile sınırlamıştır.Orucun özelliği gece vaktine kadar tutulmasıdır.Öyleyse akşam olunca (akşam ezanı okununca ) oruç bozulur.Ayrıca birbirine ulanarak  yani iftar yapmadan sahur yemegi yemeden tutulan “visal” orucu caiz değildir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Mutlak ve Mukayyet Kelimelerle İlgili Özel Durumlar.

         a- Hükümler ve Sebepler Aynı İse:

Bazı hallerde Kuranda aynı hüküm bir yer “mutlak” bir yerde “mukayyet” olarak söylenmiş olabilir.Böyle durumlarda hüküm ve sebep aynı olduğu için “mutlak” kelimenin hükmü “mukayyet” kelimenin hükmü gibi değerlendirilir(yorumlanır).

Örnek:

Haram şeyler sayılırken bir yerde “leş,kan,domuz eti…size haram kılındı.” . (Maide Suresi.Ayet:3)  ayetinde geçen “kan” kelimesi ; mutlak anlamlı bir kelime olarak geçmektedir.Bu kelime ; Enam Suresinin 145ci ayetinde ise “akıtılmış kan” şeklinde mukayyet anlamlı bir kelime olarak geçmektedir.

Bu tür durumlarda hüküm aynı olduğu için “mutlak” kelimenin hükmü “mukayyet” kelimenin hükmü gibi değerlendirilir.Ve her türlü   “kanı” gıda olarak yemek insanlara haram sayılır.

        b- Hükümler ve Sebepler Farklı İse:

Bazı hallerde Kuranda aynı hüküm bir yer “mutlak” bir yerde “mukayyet” olarak söylenmiş olabilir.Böyle durumlarda hüküm Hükümler ve Sebepler Farklı olduğu için“mutlak” kelimenin hükmü hiçbir zaman“mukayyet” kelimenin hükmü gibi değerlendirilmez (yorumlanmaz).

       Örnek:

Hırsızın eli kesilmesini emreden ayette Allah: “Erkek hırsızla kadın hırsızın yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah’tan insanlara ibret verici bir ders olmak üzere (sağ) ellerini kesin.Allah mutlak galiptir , yegane hüküm  ve hikmet sahibidir.”(Maide Suresi.Ayet:38)buyurmaktadır.Bu ayette ellerin kesilmesi Mukayyet olarak emredilmektedir. Ancak hangi el olduğu belirtilmemiştir.Yani Mukayyet değildir. Kuranda  “mutlak” olarak emredilmiş olan hırsızın ellerinin kesilmesi hükmü ; sünnetle sınırlanarak    “ sağ eli bilekten kesme” şekline çevirmiştir.

Örnek:

Abdest alınmasını emreden ayette Allah: “Ey inanalar! Namaza kalktığınız zaman yüzünüzü ve ellerinizi (dirsekler dahil) yıkayınız ,başınızı mesh edin (ıslak elle sıvazlayın)  ve ayaklarınızı da (topuklarla beraber) yıkayınız. Eğer cünüpseniz temizlenin (boy abdesti alın). Şayet hasta veya yolculukta iseniz veya ayak yolundan (heladan )gelmişseniz veya kadınlara yaklaşmışsanız ve su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin , yüzlerinizi , ellerinizi,onunla (o toprakla )mesh edin. Allah sizi zorlamak istemez.Fakat şükrederseniz diye tertemiz olmanızı ve size verdiği nimeti tamamlamayı diler..(Maide Suresi.Ayet:6).

a-Bu ayette  abdest alırken “ve ellerinizi (dirsekler dahil) yıkayınız” diye emredilmektedir.Ancak  elin ne kadarlık bir bölümünün yıkanacağı belirtilmemiştir.Yani Mukayyet değildir. Kuranda  “mutlak” olarak  “ellerin yıkanması” hükmü emredilmiştir ; sünnetle sınırlanarak .“dirseklere kadar ellerin yıkanması” şekline çevrilmiştir.

         b-Bu ayette  abdest alırken  “başın mesh edin”  diye emredilmektedir.Ancak  başın ne kadarlık bir bölümünün mesh edileceği belirtilmemiştir.Yani Mukayyet değildir. Kuranda  “mutlak” olarak  “ellerin yıkanması” hükmü emredilmiştir ; sünnetle sınırlanarak .“başın ıslak elle sıvazlanması” şekline çevrilmiştir.

   c-Bu ayette  abdest alırken  “ayaklarınızı da yıkayın”  diye emredilmektedir.Ancak ayakların ne kadarlık bir bölümünün yıkanacağı belirtilmemiştir.Yani Mukayyet değildir. Kuranda  “mutlak” olarak  “ayakların yıkanması” hükmü emredilmiştir ; sünnetle sınırlanarak .“ayakların topuklarla beraber yıkanması” şekline çevrilmiştir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

      3- “Emir” anlamda kullanılan Özel Anlamlı Sözcükler.

Sözlükte emir:Bir işin yapılmasını buyurmak demektir.

Terim olarak emir:Bir üst makamın , bir fiilin işlenmesini istemesi demektir.

Emir Değişik Şekilde İfade Edilebilir

a-Bir işin yapılması emredilirken;.en yaygın olarak  “emir kipi” şeklinde ifade edilir. Emir kiplerinin asıl anlamı gereklilik bildirmesidir.Bu yüzden emir kipi ,engelleyici bir işaret olmadıkça gereklilik bildirir. (İşaret=karine=emare). (vücub=gereklilik).

      Gereklilik Bildiren Emir Kipine Örnek:

      “Namaz kılın ,zekat verin!(Bakara Suresi .Ayet:43)

      “İçinizden kim ramazan ayına erişirse ,orucu tutsun!”.(Bakara Suresi .Ayet:185)

      “Boşanmış kadınlar,kendilerine üç adet miktarı(iddet)beklerler.(Bakara Suresi. Ayet:228)                

b- Bir işin yapılması emredilirken ;emir kipi bazen haber verme şeklinde de ifade edilir.Yani tavsiye şeklindedir.

Tavsiye Bildiren Emir Kipine Örnek:

“Analar,çocuklarını iki yıl emzirirler”.(Bakara Suresi.Ayet:233)

a-Yasaklık hükmünden sonra gelen emir kipleri “mübahlık” bildirir.

   Nehiy Bildiren Emir Kipine Örnek:

          “İhramdan çıkınca avlanın”(Maide Suresi.Ayet:2).Bu ayette “avlanma” emri bir yasaklama sonunda gelmiştir.Çünkü ihramlı iken avlanmak yasaktır.Bu duruma göre “avlanma” emri gereklilik bildirmeyecektir.

Cuma namazı vaktinde, Cuma namazı kılmakla yükümlü kimselerin alış veriş yapmaları yasaktır.Bu ayetin emrine göre “Namaz kılınca yeryüzüne dağılın!”.(Cuma Suresi.Ayet:10). Ayetindeki , “dağılın” emri gereklilik değil mubahlık bildirir.

Kısacası bu örnekte olduğu gibi yasaklık hükmünden sonra gelen emir kipi ; yasak hükmünü  ortadan kaldırır.İçinde bulunduğumuz durumu eski haline döndürür.Cuma namazı kılan Müslümanlar yeryüzüne dağılır her türlü işlerini yaparlar.Yasak durumu sadece Cuma namazı vaktiyle geçerlidir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

      4- “Nehiy” anlamda kullanılan Özel Anlamlı Sözcükler.(Nehiy=Yasak).

Sözlükte Nehiy:Yasaklama demektir.

Terim olarak Nehiy:Bir üst makamın ,bir fiilin terkini istemesidir.

Yasaklar :a- Açık yasak.b-Dolaylı yasaklar olmak üzere iki şekilde olur.

         Nehiyin Hükmü.

a-      Nehiy kelimesi ,yasaklanan bir fiilin haram kılındığını gösterir. Örnek:   

Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın.!”.(İsra Suresi.Ayet:33)

            “Mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin!”.(Bakara Suresi.Ayet:188).

            “Cuma esnasında alış verişten el çekin !”.(Cuma Suresi.Ayet:9).

            “Allah , çirkin işleri , fenalık ve azgınlığı yasaklar.”.(Nahl Suresi.Ayet:90).

“Analarınız , kızlarınız…size haram kılındı.”.(Nisa Suresi.Ayet:23).

b-      Nehiy kelimesi bazen bir başka anlam taşır. Nehiy kelimesinin bir başka anlam taşıyabilmesi için bu durumu destekleyen bir işaretin olması gerekir. (İşaret=emare=karine)

 

 

Örnek:

     “Birtakım şeyleri sorup durmayın ! Ola ki açıklanır da sizi üzer.” (Maide Suresi.Ayet:121). Ayetinde Nehiy kelimesinin, “irşat edici” özellikte olduğu açıklanır. (Kelime=Kip).(İrşad=Aydınlatma=Bilgilendirme).

c-Nehiy kelimesi mekruhluk ifade edebilir.Yukarı ki ayette lüzumsuz sorular sormanın yasaklanışı , mekruhluğu göstermek içindir. (Mekruh=Kerahet) .

d- Nehiy kelimesi dua anlamına da gelir.

Örnek:

“Rabb’imiz ! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme !”(Ali İmran Suresi.Ayet:8).Ayetinde  “Eğriltme!” kelimesi her ne kadar Nehiy şeklinde ise de kuldan Allah’a doğru olduğu için “dua” anlamına gelmektedir.

e-Nehiy ,yasaklanan şeyin derhal terkini ve ondan sürekli olarak el çekme hükmünü de anlatır.

Örnek:

        “Zinaya yaklaşmayın!”. (İsra Suresi .Ayet 32).ayetindeki zina yasağı ,hemen ve devamlı olarak haram fiilden uzak durmayı emreder.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

B-Genel Anlamlı Sözcükler ( Kelimeler.)

Genel:Bir bütünün parçalarını olduğu gibi kapsayan kelimelerdir.Örnek:Tahıl , kuş , bitki , taşıt , giysi..v.b. (Genel=Amm=Umumi).(Sözcük=Kelime).

Genel Anlamlı Sözcükler.

1-“Her , hepsi ,bütün , tüm” gibi anlamlara gelen kelimelerle yapılan terkipler.

     Örnek:

    “De ki: Herkes doğasına uygun iş yapar.”(İsra Suresi.Ayet:84).

“Hepinizin varacağı yer Allah’tır.”(Maide Suresi.Ayet:48).

“De ki: Ey insanlar ! Ben hepinize gönderilen Allah’ın elçisiyim.”.(Araf Suresi.Ayet:158).

2-Öncesine belirtilik takısı gelen (marife) , çoğul isimler.Yani ;el Müminun , el muhsinun  , emvalükum(mallarınız) , evladüküm (çocuklarız)  gibi.

Örnek:

      “Müminler kurtuluşa ermişlerdir.”.(Müminun Suresi.Ayet:1)).

“Mallarından , onları arındırıp paklayacak bir sadaka al !”.(Tevbe Suresi Ayet:103).

3-Öncesine belirtilik takısı gelen (marife) , tekil isimler. Yani el İnsan , el Bey , er Riba gibi.

Örnek:

   “Vel’asri inne’l insan ele fi husrin…=(Asra ant olsun ki insan gerçekten ziyandadır.”(Asr Suresi.Ayet:1 , 2 ).Bu ayette geçen  “ el İnsane” sözcüğü  , her ne kadar tekil olsa da  “insanlık” anlamındadır.Ve bütün insanları kapsayacak genelliktedir.

 “ Ahallallahu’l bey’a ve harrame’r riba.=(Allah alışverişi helal , ribayı haram kılmıştır.”).(Bakara Suresi.Ayet:275).Bu ayette geçen  “el Bey”  ve “er Riba” sözcükleri tekil oldukları halde bir cinsi anlattıkları için genel anlamlı sözcüklerdir.

(sözcük = Kelime ). (İşaret=emare=karine)

         Genel Anlamlı Sözcüklerin Hükmü.

a- Genel Anlamlı Sözcükler ;  bir delil ile tahsis edilebilir.

b- Genel Anlamlı Sözcükler ;  bir İşaret ile tahsis edilebilir.

c- Genel Anlamlı Sözcüklerden olup da tahsis görmemiş sözler nadiren bulunur.

Tahsis:Sözcüğün bazı fertleri , bir delil ve işaret ile kapsam dışında bırakmasıdır.

          Kapsam : Sözcüklerin ; bizlere anlattığı olaydan etkilenen , varlıkların dışında kalan aynı cins varlıklar . Veya bu varlıklar topluluğu.

 

       Örnek:

      “Ramazan ayı , insanlara doğru yolu bildiren ve hidayet delillerini ortaya koyan Kuran’ın indirildiği aydır. Sizden (her) kim o aya erişirse oruç tutsun. Hasta ve yolculuk sebebiyle oruç tutamayanlar iyileştiklerinde ve yolculuk sona erdiğinde tutmadıkları günler sayısınca oruç tutarlar.Allah sizin için kolaylık isteyicidir. Güçlüğe düşmenizi istemez. Bu da eksikliği tamamlamanız , Allah’ın size doğru yolu göstermesinden dolayı ona karşı şükranınızı eda etmeniz içindir.”(Bakara suresi . Ayet:185 .)

Bu ayette geçen “ (her) kim” sözcüğü genel anlamlı bir sözcük olmakla birlikte , burada kast edilen “Müslüman , akıllı ve ergen” kişilerdir.Bu kişilerde oruç tutmaları istenmektedir.Ayrıca ayetin devamındaki “. “ Hasta ve yolculuk sebebiyle oruç tutamayanlar...”.şeklindeki ifadede sözü edilen kimselerin ayetin genel hükmünden kapsam dışı tutulduğunu göstermektedir.

İslam Dininin emirlerine göre boğazlanmadan ölen hayvanların haramlığı genel hükmünden , balıklar istisna edilmiştir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

C- Ortak Anlamlı Sözcükler.(Müşterek=Ortak)

      Her biri birden fazla anlama gelen kelimelerdir.Örnek:Arapça’da “ayn” kelimesi ; göz , pınar , casus , altın , eşya gibi anlamlara gelir.Bu kelimelerin hepsi birden aynı anlamı ifade etmek için konulmuş değillerdir.Tarihi seyir içinde aynı dili konuşan  kabile veya topluluklar tarafından ayrı ayrı  manalar için kullanılmış ve daha sonra kelimenin bütün anlamları o millet tarafından orak kullanılır olmuştur.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

2-Anlam Açıklığı Açısından Sözcükler.

A-Zahir Sözcükler.

B-Nass Sözcükler.

C-Müfesser Sözcükler.

      D-Muhkem  Sözcükler.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

A-Zahir Sözcükler.

   Sözlükte Zahir:Ortaya çıkan ,görünen ,açık demektir.

    Dini Terim Olarak Zahir:İşitildiğinde manası hemen anlaşılan sözcüklerdir.Ancak bu sözcüklerin söyleniş sebebi ifade ettiği manayı açıklamak değildir.Yeri gelmişken yapılan bir açıklamadır.

    Dini Terim Olarak Zahir:Kendisiyle ne anlatılmak istendiği düşünülmeye ihtiyaç göstermeyen sözcüklerdir. Ancak bu sözcüklerin söyleniş sebebi ifade ettiği manayı açıklamak değildir.Yeri gelmişken yapılan bir açıklamadır.

    Dini Terim Olarak Zahir:İşitildiğinde manası hemen anlaşılan ayet ve hadislerdir . Ancak bu ayet ve hadislerin söyleniş sebebi ifade ettiği manayı açıklamak değildir.Yeri gelmişken yapılan bir açıklamadır.

        Örnek:

       “ Riba yiyenler , kabirlerinden tıpkı şeytan çarpmış gibi kalkarlar.Bu onların ‘alışveriş de riba gibidir” demelerinden ötürüdür.Oysa Allah alışverişi helal , ribayı haram kılmıştır.”(Bakara Suresi.Ayet:275). Ayetindeki  “Allah alışverişi helal , ribayı haram kılmıştır.”cümlesi ,alışverişin helal ,ribanın haram olduğuna delaleti bakımından zahirdir.

Ancak ayetin asıl ifade amacı bu ikisinin bir olmadığını ortaya koymaktır. Bunların helal ve haram olduklarının beyanı yeri gelmişken yapılmış bir açıklamadır.

          Örnek:

Deniz suyu ile abdest alınıp alınmayacağı sorusuna Peygamberimiz; “Denizin suyu temiz ,ölüsü helaldir.”.buyurmuştur.(Ebu Davut.Taharet;41).

Bu hadisteki “ölüsü helaldir” cümlesi ,manaya delaleti açısından zahirdir.Çünkü bu cümle , esasen bu hükmü bildirmek için ifade edilmiş değildir.

    Zahir Sözcüklerin Hükmü:1-Zahir sözcüklerin gerektirdiği gibi hüküm verilir.

2-Dini bir delil olmadıkça zahiri almam terk edilmez.

Zahir Sözcüklerin Hükmümde özel durumlar:

           1- Zahir sözcükler Mutlak ise Mukayyede yorumlanabilir.

2-Zahir sözcükler Genel Anlamı ise Tahsis Görme gibi bir yolla tevil edilebilir

Örnek:

“Allah  , alışverişi helal kılmıştır.”cümlesi zahir ve genel anlamlı olduğu için hükmü geneldir, her türlü alışverişi kapsar.

Bununla birlikte şarap , domuz gibi haram olan şeylerin satımı , bu genel hükmün dışındadır ve helal değildir.Buna göre burada zahir, tahsis görmüş olur.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

B-Nass Sözcükler.

        Sözlükte Nass:Bir şeyi açıklamak ,sınırlamak , belirtmek gibi anlamlara gelir.

        Dini Terim Olarak Nass:İşitildiğinde manası hemen anlaşılan sözcüklerdir.Ancak bu sözcüklerin söyleniş sebebi ifade ettiği manayı açıklamaktır

       Dini Terim Olarak Nass :Kendisiyle ne anlatılmak istendiği düşünülmeye ihtiyaç göstermeyen sözcüklerdir. Ancak bu sözcüklerin söyleniş sebebi ifade ettiği manayı açıklamaktır.

       Dini Terim Olarak Nass :Kendisiyle ne anlatılmak istendiği düşünülmeye ihtiyaç göstermeyen ayet ve hadislerdir. Ancak bu ayet ve hadislerin söyleniş sebebi ifade ettiği manayı açıklamaktır.

        Genellikle Dini Terim Olarak Nass :Kesin bir hüküm bildiren ayet ve hadislerdir.

Örnek:

“Allah alışverişi helal , ribayı haram kılmıştır.”(Bakara Suresi.Ayet:275). Ayeti ile riba ile alışverişin aynı olmadığını belirtmek amacıyla ifade edilmiştir.Öyleyse bu ayet , bu anlam delaleti açısından  “nass” olmaktadır.

         Örnek:

“Allah’ın peygamberine , fethedilen (kafir) memleketlerin halkından verdiği ganimet , Allah )(Kabe ve diğer mescitlerin onarılması için) peygamber ,ona yakın akrabalar , yetimler , fakirler ve yolda kalmış kimseler içindir. Yeter ki , o mal içinizdeki zenginler arasında elden ele dolaşan bir servet olmasın.(Bundan fakirler faydalansın). Peygamber size neyi verirse onu alın , neyi yasaklarsa ondan kaçının.”(Haşr Suresi .Ayet:7 ).ayeti özellikle ganimet taksiminde H.z.Peygambere itaat edilmesi için indirilmiştir.Bu anlamı ile nasstır.Aynı ayetin , her konuda H.z.Peygambere itaate delalet etmesi ise zahirdir.

                Delalet:Yol göstermek , yol göstererek anlatmak , anlatmak , belirtmek demektir.

        Nass Sözcüklerin Hükmü:

      1-Nassın anlama delaleti , zahirin anlama delaletinden daha açıktır.Aksine dini bir hüküm olmadıkça gereği gibi hükmedilir.Yani amel edilir.

       Zahir Sözcüklerin Hükmümde özel durumlar:

1-Zahir sözcükler (ayet ve hadisler ) peygamberimiz döneminde nesh edilmiştir. (Peygamberliğin bir hikmeti olarak).

        2-Nass olarak adlandırılan sözcükler(ayet ve hadisler)zahir kadar  olmasa da bazen tevil edilebilir.

Zahir İle Nassın Çelişmesi.

          1-Nassın hükümlerinin , zahirin hükümleri ile çelişmesi halinde nassın hükmüne uyulur.   

           [1-Kesin hüküm bildiren ayet ve hadislerin hükmü ile ; yeri gelmişken açıklama yapmak için söylenen ayet ve hadislerin  hükümlerinin çelişmesi halinde , Kesin hüküm bildiren ayet ve hadislerin  hükmüne uyulur.].

          [  Nass: Kesin hüküm bildirmek için söylenen ayet ve hadisler.].

          [ Zahir: ; Yeri gelmişken kesin hüküm açıklamak için söylenen  ayet ve hadisler.].

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Tevil(Yorum):Zahir ve nassın kelime anlamları;bazı şartların bulunması halinde terk edilip bir başka anlam verilmesidir.

        Tevilin  Genel Şartları:

            1-Dinin genel bütünlüğüne ve dinin maksatlarına uygun düşmesidir.

Örnek:

Abdest alınmasını emreden ayette Allah: Ey inanalar! Namaza kalktığınız zaman yüzünüzü ve ellerinizi (dirsekler dahil) yıkayınız ,başınızı mesh edin (ıslak elle sıvazlayın)  ve ayaklarınızı da (topuklarla beraber) yıkayınız. Eğer cünüpseniz temizlenin (boy abdesti alın). Şayet hasta veya yolculukta iseniz veya ayak yolundan (heladan )gelmişseniz veya kadınlara yaklaşmışsanız ve su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin , yüzlerinizi , ellerinizi,onunla (o toprakla )mesh edin. Allah sizi zorlamak istemez.Fakat şükrederseniz diye tertemiz olmanızı ve size verdiği nimeti tamamlamayı diler.”.(Maide Suresi.Ayet:6) . Anlamındaki ayette “kalkmak” fiilinin zahir anlamı ,”doğrulmak , “dikilmek”tir.Ancak bu kelime,tevil yoluyla “namaz kılmak istediğinizde” şeklinde anlaşılır.

Örnek:

Fitreden bahseden hadislerde geçen “buğday” , “arpa”  ,“koyun”…v.b.şeylerin yerine yorumla bedellerinin para olarak verilmesi mümkün olur.

 [Şer’i:Dine dayalı , dinin kanunlarına uygun, yasal.].

           Tevil Çeşitleri:

1-Sahih ve makbul tevil.

           2-Sahih ve makbul olmayan tevil.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

C-Müfesser Sözcükler.

     Sözlükte Müfesser:Tefsir edilmiş , açıklanmış demektir.

      Dini Terim Olarak Müfesser:Bir Hükmü kesinlikle açık olarak belirten ; tevil ve tahsise kapalı sözcüklerdir.

      Dini Terim Olarak Müfesser:Bir Hükmü kesinlikle açık olarak belirten ; tevil ve tahsise kapalı ayet ve hadislerdir.

Örnek:

Gerçekten ayların sayısı Allah yanında , Allah’ın kitabında , gökleri ve yeri yarattığından beri on iki aydır.Onlardan dördü (Zilkade , Zilhicce , Muharrem , Recep) haram olanlardır.İşte en doğru hesaptır.O halde bilhassa bu haram aylarda nefislerinize zulmetmeyin.Bununla beraber, Müşrikler sizinle toptan savaştıkları gibi , siz de onlarla toptan savaşın .Bilin ki Allah , fenalıktan sakınanlarla beraberdir.”(Tevbe Suresi Ayet:36). ayetinde “Müşrikler” sözcüğü , anlamı açık ve genel bir sözcüktür.Bu haliyle tahsis ve tevil edilme ihtimali vardır.Fakat “toptan” kelimesi bu ihtimali ortan kaldırmaktadır.Ve “Müşrikler” sözcüğünü  açıklamaktadır.

Örnek:

Salat , oruç , zekat  kelimeleri; kapalı “Mücmel” kelimelerdir.

        1-Ne anlama geldiğini insanlar düşünerek bulamaz. .

        2-Peygamberimiz bu kelimelerin ne anlama geldiklerini en ince ayrıntısına kadar açıklayarak ortaya koymuştur.

        3-Bu açıklamadan sonra bu kelimelerin anlamları açıklanmıştır.Yani “Müfesser” olmuştur.

4-“Peygamberimiz: “Beni namaz kılarken nasıl görüyorsanız öyle (namazı) eda ediniz.” .buyurmuştur.Böylece “Salat” kelimesi “namaz” kelimesi ile açıklanmıştır. (tefsir edilmiştir=müfesser olmuştur).

          Mücmel:Sözü söyleyen kimse tarafından açıklama yapılmazsa ; anlaşılmayacak kadar kapalı sözcüklerdir.(anlamı açık=zahir) (Genel=Amm=Umumi).(Sözcük=Kelime)

      Müfesser Sözcüklerin Hükmü:

         1-Açıklık bakımından zahir ve nasstan daha kuvvetlidirler.

2-Tevil ve tahsise ihtimaline kapalıdır.

3- Peygamberimiz hayattayken , neshe açıktır..

4-Peygamberimizin vefatından sonra Müfesser sözcükler muhkem olmuşlardır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

D-Muhkem  Sözcükler.

Sözlükte Muhkem:Sağlamlaştırılmış demektir.

  Dini Terim Olarak Muhkem:Söylediği manayı kesin olarak bildiren , başka bir yöne çekilmeyen sözcüklerdir.

Dini Terim Olarak Muhkem:Söylediği manayı kesin olarak bildiren , başka bir yöne çekilmeyen ayet ve hadislerdir.

   Örnek:

Allah’ın Resulünü üzmeniz ve kendinden sonra hanımları ile evlenmeniz sonsuza dek caiz değildir.”.(Ahzab Suresi Ayet:53).

Bu örnekte “sonsuza dek” anlamına gelen sözcükler,bu ayetin kesin hükmünü , ortaya kor.Hiç bir şey bu hükmü ortadan kaldıramaz .(nesh edemez).

[[“Ey iman edenler ,bundan sonra peygamberi evlerine , yemeğe davet olunmaksızın vaktini de gözetmeksizin girmeyin.Fakat çağrıldığınız zaman girin yemeği yediğinizde de (hemen)dağılın.Söz dinlemek veya sohbette bulunmak ,ç,n de (izinsiz)girmeyin.Çünkü bu peygambere eza veriyor(reddetmek için de  )sizden utanıyor.Fakat Allah gerçeği açıklamaktan çekinmez.Bir de (peygamberin)zevcelerine bir şey soracağınız vakit de , perde arkasından sorun.Böyle yapmanız hem sizin  kalpleriniz , hem de onların kalpleri için daha temizdir.Sizin Allah’ın resulüne eza vermeniz doğru olmadığı gibi ,arkasından (vefatından sonra )zevcelerini nikah etmeniz de hiçbir zaman cazi olmaz.Bu Allah katında çok büyük bir günahtır.”]]. (Ahzab Suresi Ayet:53).   

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Muhkem Sözcüklerin Hükmü:

1-Muhkem ayet ve hadislerin gerektirdiği gibi amel edilir.

2-Muhkem ayet ve hadisler hiçbir şekilde;tevil edilmez.

3-Muhkem ayet ve hadisler hiçbir şekilde; Tahsis edilmez.

4- Muhkem ayet ve hadislerin hiçbir şekilde; nesh olunduğu iddiasında bulunulamaz.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

3-Anlamın Kapalılığı Açısından Sözcükler.

A-Hafi Sözcükler.

         B-Müşkil Sözcükler.

         C-Mücmel Sözcükler.

D-Müteşabih Sözcükler

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

            A-Hafi Sözcükler.

             Sözlükte Hafi:Gizli ,kapalı demektir.

Dini Terim Olarak Hafi:Aslında anlamı açık olan bir kelimenin , bir engel sebebiyle kapsamı konusunda kapalı kalmadı durumuna denir.

            Dini Terim Olarak Hafi:İşaret ettiği mana (şey) kendisinde olmayan bir sebeple kapalı bulunan sözcüklerdir.

Örnek:

        “Erkek hırsızla kadın hırsızların yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah’tan insanlara ibret verici bir ders olmak üzere (sağ)ellerini kesin.Allah mutlaka galiptir, yegane hüküm ve  hikmet sahibidir.”(Maide Suresi.Ayet:38).

a-Bu ayette geçen “es Sarik” kelimesi “hırsız” anlamındadır ve anlamı açıktır.

b-Hırsız kelimesinin Kefen Soyucu ve Yankesiciyi kapsayıp kapsamadığı konusunda bir kapalılık vardır.

          c-Kefen Soyucu ve Yankesici için bir hüküm yoktur.Ve bu hüküm Kefen Soyucu ve Yankesici için hafi (kapalı)dır.

b-Kefen soyguncu ve yankesici ; hırsızla aynı işi yaptıkları halde bunlara ayrı isim verilmiştir.

c-Ayrı isimlerle adlandırılmaları ,bu sözcüğün (hırsız sözcüğünün)  ,onları da kapsayıp kapsamadığı konusunda kapalı hale getirmiştir.Ve bu yüzden bu “es Sarik ”   kelimesine “hafi” yani  “kapalı” denmiştir.

Hırsız (Sarik): Belirli (muayyen) bir malı muhafaza altındayken sahibinden izinsiz bir şekilde alan kimsedir.

Hırsız (Sarik): Belirli (muayyen) bir malı muhafaza altındayken alan kimsedir.

           Kefen Soyucu=Mezar Soyucu

Yankesiciliğin Hırsızlıkla İlişkisi:

1-Yankesicilik hırsızlık işini ustaca yapan kimsedir.

2-Hırsızla aynı işi yaptığı için hırsızlıkla ilgili hüküm aynen yankesiciye de uygulanır.

            Kefen Soyuculuğun Hırsızlıkla İlişkisi:

1-Hırsızlık ve yankesicilik hakkında uygulanan el kesme cezası Kefen Soyucusu için uygulanmaz.Çünkü mezar muhafaza altında değildir.(Bu konuda değişik görüşler vardır).

Hafi Sözcüklerin Hükmü:

1-Hafi sözcüklerin anlamlarının neye delalet ettiği iyice belirtilmeden hükümleri uygulanmaz.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

            B-Müşkil Sözcükler.

           Sözlükte Müşkil:Sonun ,sorunlu demektir.

Dini Terin Olarak Müşkil:Hafiden daha kapalı  olan ,ancak bir ip ucu ,bir işaret yardımıyla üzerinde düşünüldükten sonra anlaşılabilen sözcüklerdir.

           Dini Terin Olarak Müşkil: Hafiden daha kapalı  olan , ancak karine ve emareler üzerinde çalışma yaparak anlaşılabilen sözcüklerdir.

Dini Terin Olarak Müşkil:Birkaç manaya gelmesi dolayısıyla ,kendisiyle anlatılmak istenen mana biraz düşünme veya ayet ve hadisler yardımıyla anlaşılan çok kapalı sözcükledir.

           Karine:Karışık bir iş veya sorunun anlaşılmasına , çözümüne yarayan durum , ip ucu , belirti , benzerlik.

         Emare:İşaret , belirti.

Örnek:

Müşterek sözcükler Müşkil için örnektir.Bu sözcüklerin hangi anlama geldiklerini , mutlaka başka kelimelerden bilgilerden hareket edilerek belirlenme zorunluluğu vardır.

Kocası ölen bir Müslüman kadının beklemesi gereken süre , “dört ay on gün”dür.(Bakara Suresi Ayet:234).Ancak bu ayette geçen “ay”dan maksat nedir?

 [[“Sizden ölenlerin geride bıraktıkları dul kadınlar kendi kendilerine dört ay  on gün beklerler, bu müddeti geçirdikten sonra meşru bir surette (evlenmek için) başlarında süs takmalarında sizin için bir suç yoktur.Allah yaptıklarınız şeylerden haberdardır.]]. (Bakara Suresi Ayet:234).

a-Her biri otuz gün olan ay mı?

b-Biri otuz , diğeri otuz bir gün çeken güneş takvimi ayı mı ?

c-Biri yirmi dokuz ,diğeri otuz gün çeken ay takvimi ayı mı?

Bu sorular ; Müşkil sorulardır.Bu Müşkillik durumu “ay” kelimesinin tahlili ile çözülemez.Kesinlikle bir başka delile ihtiyaç vardır.

Bu Müşkil Durumdan Şöyle Kurtuluruz:

a-İslam Dininin diğer yükümlülükleri yerine getirilirken “ay takvimi” esas alınır.

Bu konuda da “ay takvimi”nin geçerli olması gerekir.Böylece Müşkil sorunumuzu çözmüş oluruz.Kadınların bekleme süresi; ay takvimine göre  “dört ay on gün” olarak belirlenir.Böylece “ay” sözcüğü Müşkil olmaktan çıkar.

(Müşterek=sesteş)

İddet: Kocası ölen bir Müslüman kadının ,bir başka Müslüman erkekle nikahlanarak evlenmek için beklemesi gereken süre .

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

          C-Mücmel Sözcükler.

           Sözlükte Mücmel:Derlenip toplanıp bir araya getirilen demektir. 

           Dini Terim Olarak Mücmel:Sözü söyleyen kimse tarafından açıklama yapılmazsa ; anlaşılmayacak kadar kapalı sözcüklerdir.

Dini Terim Olarak Mücmel:Bir kaç manaya gelmesi dolayısıyla ,sözcüğü söyleyen açıklamadıkça düşünmekle manası iyice anlaşılmayan sözcüklerdir.

Örnek:

        Namaz,oruç , zekat ,gibi sözcükler Mücmeldir.Bunların insanlar tarafından anlaşılması ve gereğinin yerine getirilmesi imkansızdır. “Salat” sözcüğünün “dua” yoksa , “belli şartları ve rükünleri olan bir ibadet” mi olduğunu anlamak imkansızdır.Peygamberimiz bu ibadetleri gerektiğinde uygulayarak veya sözle açıklayarak insanlara öğretmiştir.Bu sözcüklerin neleri kast ettiklerini ve hükümlerinin nasıl yerine getirilmesini açıklamıştır.Kapalılığı böylece gidermiştir.Bu sözcükleri mücmellikten çıkararak Müfesser haline getirmiştir.   ( Müfesser:Tefsir edilmiş , açıklanmış demektir. )

Mücmelin Özellikleri:

1-Çok sayıda ihtimale açıktırlar

2- Açıklandığı zaman Müfesser olurlar.

3-Mücmelle ilgili olarak yapılan açıklamalar onu her zaman Müfesser haline getirmez.Biraz açıklık kazansa da yine de kapalı kalmaya devam eder.

4-Bir derece açıklık kazanması sonucu “Müşkil” halini alır.

Örnek:

Kuranda yer alan ve haram olan  “riba”yı peygamberimiz açıklamıştır.Ama yine de ribanın ne olduğu konusu fıkıh bilginleri için kapalı kalmıştır.Ve fıkıh bilginleri için çözülmesi gereken sorun haline gelmiştir.Günümüzde de hala ribanın ne olduğu konusu kesin olarak ortaya konmuş değildir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

            D-Müteşabih Sözcükler.

Sözlükte Müteşabih:Benzerlik arz eden ,birbirine benzeyen demektir.

Dini Terim Olarak Müteşabih:Dini metinlerde yer alan , ancak anlamı hiçbir zaman anlaşılmayacak derecede kapalı olan sözcüklerdir.

Müteşabihleri Kimler Anlar:İlimde derinleşenlerin (rüsuh sahibi olanların) bile bileceği ifade edilmiştir. (Ali İmran Suresi.Ayet:7)

[[“Sana Kuranı indiren , O’dur . Kuranın esasını teşkil eden bir kısım ayetler açık ve kesindir. Diğer bir kısmı ise mecazi manalar taşır.(Manalarını anlayamazlar) Kalbinde eğrilik olanlar , fitne çıkarmak için , o mecazlı ayetleri tevil ederler.Halbuki onların gerçek anlamlarını ancak Allah bilir.İlme vakıf olmuş idrak sahibi kimseler “Biz ona inanırız.Açık ve kapalı ayetlerin hepsi Allah’tan gelmiştir. ” derler . Bunları ancak tam akıl sahipleri düşünürler.]].(Ali İmran Suresi.Ayet : 7 )

           Müteşabih Sözcüklerin Hükmü:

1-Kurandaki bazı surelerin başında bulunan harflerin ne anlama geldiklerini kimse bilemez.

2-“Allah’ın eli”nden , “ arşa kurulması”ndan maksadın gerçekte ne olduğunu kimse açıklayamaz.

3-Müteşabihler tam manasıyla anlaşılmadığı için yükümlülük konusu da olmaz.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

     4-Kullanıldığı Anlam Bakımından Sözcükler.

        A-Hakikat Sözcükler.

        B-Mecaz Sözcükler.

        C-Sarih Sözcükler.

        D-Kinaye Sözcükler.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

          A-Hakikat Sözcükler.

           Sözlükte Hakikat:Bir söz kendi anlamında kullanılmasıdır.

           Sözlükte Hakikat:Konulduğu ve ayrıldığı(tahsis edildiği )manada kullanılan sözcüklerdir. (Gerçek anlamıyla kullanılan sözcüklerdir.).

            Hakikat Çeşitleri:

             1-Dilde Hakikat:Yıldız , güneş , ay ….gibi. sözcüklerdir.

2-Din Dilinde Hakikat:Din dilinde terim halini almış ve dini bir hakikati ifade etmek için kullanılan sözcüklerdir.Salat , hac , oruç , nikah… gibi sözcüklerdir.

3-Örfi Hakikat:Halkın kullandığı dilde bir anlam ifade eden sözcüklerdir.Otomobil için ;araba ,esnafın geçim kaynağı olan şeyler için mal , hayvancılıkla uğraşanların sahip oldukları büyük ve küçük baş hayvanlara mal demesi gibi…sözcüklerdir.

Hakikatin Hükmü:

           1-Hakikat sözcükler,için ifade ettikleri anlam geçerlidir.Dini hükümler buna göre verilir.

2-Sözde asıl olan hakikat anlamıdır.Söze hakikat anlamı vermek imkansız olmadıkça mecaz anlamına göre hükmedilmez.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

         B-Mecaz Sözcükler.

          Sözlükte Mecaz :Kullanıldığı anlamdan ;aradaki bir başka benzerlik dolayısı ile ,bir başka anlamda kullanılan sözcüklerdir.

Sözlükte Mecaz :Bir alaka veya bir benzerlik sebebiyle , konulduğu anlam dışında bir başka mana ifade etmek için kullanılan sözcüklerdir.

           Mecazın Hükmü:

        1-Mecaz sözcükler,için ifade ettikleri anlam geçerlidir.Dini hükümler buna göre verilir.

2-Sözde asıl olan hakikat anlamıdır.Söze hakikat anlamı vermek imkansız olmadıkça mecaz anlamına göre hükmedilmez.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

          C-Sarih Sözcükler.

           Sözlükte Sarih:Açık demektir.

           Sözlükte Sarih:Çok kullanılan bir  sözcük olduğu için onu duyan kimselerin hemen anladığı sözcüklerdir.

           Dini Terim Olarak Sarih:İster hakikat oldun , ister mecaz olsun , bir sözcüğün çok kullanılması sebebiyle hangi manaya geldiği açıkça anlaşılan sözcüklerdir.

Örnek:

1-“Sen boşsun !” sözü , İslam Fıkhına göre bir hakikati ifade eder.Karı ile koca arasındaki nikah anlaşmasının bozulduğunu anlatan “sarih” bir sözcüktür.

2-“Köye sor!” sözü ise  “Köy halkına sor.”anlamındadır.Mecaz bir kelime olmasına rağmen yine de anlam bakımından sarih bir sözcüktür.

3-Alışverişte aldın ve karşılığında sattım diyen kişiler için mal satımı gerçekleşmiştir. Bu kişilerin niyetine bakılmaz.

           Sarihin Hükmü:

          1-Dini konularda sarih sözcüklerin gereği ,niyete gerek duyulmadan gerçekleşir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

          D-Kinaye Sözcükler.

            Sözlükte Kinaye:Dolaylı anlatım demektir.

            Sözlükte Kinaye:Ne anlama anlaşılması için yardımcı bilgilere gerek duyulan kapalı sözlerdir.

           Dini Terim Olarak Kinaye:Bir sözü , gerçek anlamının anlaşılmasına engel  bulunmadığı bir durumda başka anlamda kullanılmasıdır.

Örnek:

Toplumca Ayıp Sayılan Şeylerin Kinayeyle Anlatımı:

            Toplumca ayıp sayılan şeylerin anlatımı genellikle kinaye yoluyla yapılır.Sözgelimi tuvalet ihtiyacımızı gidermenin Kuranda; “Ayak yolundan gelme”(Nisa Suresi Ayet : 43 ) şeklinde ifadesi bir kinayedir.

        [[“Ey iman edenler ,sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar , cünüp iken de yolcu olmanız hali müstesna gusül yapıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta iseniz veya biriniz ayak yolundan gelirse yahut da kadınlara dokunup da su bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin.Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcı ve affedicidir.”]].

(Nisa Suresi Ayet : 43 )

Örnek:

Satıcının pazarlık yaptıktan sonra müşterisine ;”haydi hayırını gör!” demesi ,kinaye yoluyla müşterisine malını sattığını gösterir.Satış için başka bir söze ihtiyaç duyulmaz.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Kinayenin Hükmü:

1-Kinaye sözcüklerinin , hüküm ifade edebilmesi için niyetle ya da onun anlamını belirlemeye yarayacak işaretlerle açıklık kazanması gerekir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

5-Anlamın Delaleti Biçimi Açısından Söz ve İfadeler.

          Delalet:Yol göstermek , yol göstererek anlatmak , anlatmak , belirtmek demektir.

İbare: Asıl yazıldığı şekliyle , görüldüğü gibi , olduğu gibi demektir.

A-Nassın İbaresi.

B- Nassın İşareti.

            C- Nassın Delaleti.

         D- Nassın İktizası.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

A-Nassın İbaresi.

          Nassın İbaresi :Söylenen sözcüklerin doğrudan kendisinden anlaşılan anlamı belirtme biçimine denir.

Nassın İbaresi:Koşanın asıl maksadını olduğu gibi anlatan sözcüklerin bu anlamı anlatışıdır.

           ( İbaresiyle=Sözüyle).(İbare=Söz.).

           Örnek:

           “Namazı dosdoğru kılınız.”(Bakara  Suresi.Ayet:43).

           [[“(Müslümanlar gibi) namaz kılın , zekat verin ve Müminlerle birlikte rüku edin.(Cemaate katılın)”]].  (Bakara  Suresi.Ayet:43).

“Oruç sizden öncekilere yazıldığı gibi size de yazıldı.”(Bakara Suresi.Ayet:183).

[[“Ey Müminler! Fenalıktan sakınasınız diye sizden evvelkilere olduğu gibi size de oruç farz kılındı.”]] (Bakara Suresi.Ayet:183).

           Bu iki ayet namaz ve orucun Müslümanlara farz olduğunu anlatır.Buradaki anlarım olduğu gibi ayetlerin anlatımıdır.Bir başka söze gerek yoktur.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

B- Nassın İşareti.

            Nassın İşareti : Ayetlerin (Nassın) temel anlamı olmamakla birlikte , temel anlamın gerekli kıldığı anlamı yol göstererek anlatım biçimine denir.

            Nassın İşareti:Konuşanca kast edilmeyen (istenmeyen) bir manayı işaret yoluyla anlatan söz ve ifadelerdir.

Örnek:

“Ey iman edenler! Birbirinize ,belli bir süreye dek borçlandığınız zaman onu    yazın!”(Bakara Suresi.Ayet:282)

1-Bu ayet doğrudan doğruya bize borçların yazılmasını söylemek suretiyle güvence altına alınmasını emretmektedir.

2-Aynı ayet , sözüyle değil ama işaretiyle “yazılı belgelerin delil olacağına” da kesinlikle belirtmektedir.

          [[“ Ey iman edenler , belli bir müddet için birbirinize borçlandığınızda bunu yazı ile tespit edin.Adil bir katip Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan çekinmesin , söylenenleri doğru olarak yazsın.Üzerinde başkasının hakkı olan kimse borcunu söyleyerek , yazdırsın. (Yazdırırken)Allah’tan korksun ve borcundan bir şeyi noksan yazdırmasın.

        Eğer borçlu ,(akılsızlık , bunamışlık veya bunlar gibi herhangi bir sebepten dolayı) yazdırmağa gücü yetmezse velisi doğru olarak söyleyip yazdırsın. Adamlarınızdan iki erkeği bu muameleye şahit tutun.İki erkek olmazsa birinin unuttuğunu öbürü hatırlasın diye münasip kimselerden bir erkek iki kadın tanık olsun.

        Şahitliğe çağrılanlar kaçmasınlar .Az olsun çok olsun belli bir müddet için verilen borcu yazmayı ihmal etmeyin.Bu hareket Allah katında adalete daha uygundur. Ve şahitlik için daha sağlam olan , şüpheye düşmemesine yarayan bir şeydir.Alış verişini elden ele hemen devrederek  yapıyorsanız yazmamakta bir beis yoktur.Ama alış verişinizde şahitler bulundurun.Yazana da , şahitlik edene de zarar verilmesin.Eğer zarar verirseniz haksızlık etmiş olursuz.

         Allah’dan korkun , Allah size ilim öğretiyor.O , her şeyi kemaliyle bilendir.”]]. (Bakara Suresi.Ayet:282)     

               Örnek:

              “Eğer bilmiyorsanız , bilgi sahiplerine sorun.”(Nahl Suresi.Ayet:43)

            [[“Ey Muhammed! Senden önce de kendilerine vahiyde bulunduğumuz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik.Bunu bilmiyorsanız , bilgi sahiplerine sorun.”]]. (Nahl Suresi.Ayet:43).

Ayeti , doğrudan anlaşılan anlamıyla (ibaresiyle) ,bilgi sahibi olmadığımız bir konu hakkında , o konuyu en iyi bilen kişilere başvurmamızı emretmektedir.Yine bu ayet , bu emrinin yerine getirilebilmesi için yeterli ölçüde her konuda ; “ yetiştiği konuyu en iyi bilen kişilerin (uzman) yetiştirilmesinin gerekliliğine” de işaret etmektedir.

Örnek:

            “Çocuğun ana karnında taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır.”( Ahkaf Suresi.Ayet:15).

            [[“Biz insana ,ana babasına karşı iyi davranmasını tavsiye ettik.Zira anası onu karnında zahmetle taşımış , onu güçlükle doğurmuştur. Ana karnında taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer.Nihayet insan erginlik çağına gelince ve kırk yaşına varınca şöyle demesi gerekir: “Rabbim , benim ana ve babama verdiğinnimete şükretmemi ve hoşnud olacagın hayırlı iş yapmamı sağla.Soyum hakkında da benim için salah hali nasib eyle.Doğrusu ben tevbe edip sana döndüm ve sana teslim olanlardanım.”]]. .”( Ahkaf Suresi.Ayet:15).bir başka ayette ise;

               “Sütten kesilme iki yıldır.”(Lokman Suresi.Ayet:14)

               [[“Biz insana , ana ve babanın( onlara iyi davranmasını) tavsiye ettik. Anası onu (karnında) zahmet üstüne zahmete uğrayarak taşımıştır.Sütten kesilmesi de iki yıl sürer.( İnsana : “Bana ve ana ve babana şükret , dönüşün ancak banadır.”dedik.”]]. (Lokman Suresi.Ayet:14) denilmektedir.Bazı fıkıh bilginleri bu iki ayette bize verilen bilgilerden olması gereken gebelik süresinin ; dokuz ay olduğunu ancak bazı durumlarda ; “bu gebelik süresinin altı ay da olabileceği.” bilgisini “ayetin işareti” sonunda öğrenmişlerdir.

  (İbare=doğrudan anlaşılan anlamı=Sözü).;(İşaret=Gösterme)

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

C- Nassın Delaleti.

          Nassın Delaleti:Nassın temel anlamının , aralarındaki illet benzerliği sebebiyle nassta belirtilmeyen durum hakkında da öncelikli olarak sabit olmasına “Nassın delaleti “denir.

          Nassın Delaleti:Gerekli gördüğümüz devamlı anlamı , aralarındaki sebep(neden , illet) benzerliğinden dolayı belirten söz ve ifadelere denir.

Örnek:

Allah Kuranda Ana ve Baba hakkı konusunda: “Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlılık çağına ulaşırsa ,onlara “öf” bile deme! Onları azarlama.Onlara güzel söz söyle!”(İsra Suresi.Ayet:23).

    [[“  Rabbin kesin olarak ; kendisinden başkasına tapmanızı ve anaya ,babaya iyilik etmenizi emretmiştir.Eğer ana ( ile) babandan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlayacak olursa ;sakın onlara “of” deme, onları azarlama .Onlara güzel ve tatlı sözler söyle.”]].(İsra Suresi.Ayet:23). buyurmaktadır.

Bu ayette , “onları dövme” den bahsedilmemektedir.Ancak ayetten anlaşılan anlam, aynı temel anlamı dövme için de sabit hale getirmektedir.

Çünkü dövmenin vereceği ıstırap ,”öf” demenin vereceği ıstıraptan daha büyük olacaktır.

Aralarında ki bu sebep birliği ,aynı hükmün dövme için de geçerli olduğunu kesinlikle göstermektedir.Hem bu ayetten bu hükmün çıkarılması için içtihada gerek yoktur.Bu , tamamen dil özellikleri içinde kalınarak çıkarılan bir anlamdır.

Örnek:

            “Haksız yere yetim malı yiyenler  , karınlarına ancak ateş tıkınmaktadırlar ve onlar çılgın bir ateşe gireceklerdir.”(Nisa Suresi Ayet:10).

            [[“Yetim mallarını haksızlıkla  yiyenler  ,ancak ateş yerler.(O mallar karınlarında adeta ateş gibidir) Ve  onlar alev alev yanan cehennem ateşine atılacaklardır. “]].(Nisa Suresi Ayet:10).

Bu ayet  doğrudan anlaşılan anlamıyla haksız yere yetim malının yenmesinin haram olduğunu açıklar.Arap dilini iyi bilenler ,herhangi bir kıyas işlemine gerek duymadan ,bu ayetin açıklaması ile “yetim mallarını yakmanın , kendi zimmetine geçirmenin, dağıtmanın da yanı şekilde haram olacağını” ortaya koyduğunu anlarlar.

Çünkü yetim için önemli olanın haksız yere mallarının elinden alınmasıdır ; yenilerek veyahut bir başka şekilde elinden alınması arasında ,yetim için bir fark yoktur.

(illet=sebep=neden)

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

D- Nassın İktizası.

           Delalet:Yol göstermek , yol göstererek anlatmak , anlatmak , belirtmek demektir.

İbare: Asıl yazıldığı şekliyle , görüldüğü gibi , olduğu gibi demektir.

Nass :Dini hüküm bildiren ayet ve hadisler demektir.

İktiza: Gerektirdiği , gerekliliği ,olmadığı halde gerektirdiği, olmadığı halde gerekliliği,işaret ettiği,olmadığı halde anlaşılan,

          Nassın İktizası:Anlattığı manayı değil de istek yoluyla gerekli gördüğümüz manayı (anlamı) işaret eden (gösteren) sözcüğün belirtmesine denir.

Nassın İktizası:Bazı hallerde sözün dini yönden doğru ve sağlıklı anlaşılması , Nassın ibaresinde yer almayan bir anlamın da zihinlerde anlaşılmasını gerektirebilir. Sözcüklerin işte bu anlama delalet biçimine Nassın iktizası denir.

Örnek:

Bir odada bulunanlardan  biri diğerine esprili bir şekilde; “Kapıyı dışarıdan!” kapat dediğini düşünelim. Bu sözün gereğinin yerine getirilebilmesi için  o kişinin ayağa kalkıp kapıya doğru gitmesi ,sonra da kapıdan dışarıya çıkıp kapıyı kapaması gerekir.Tabi olarak kapıyı dışarıdan kapadığı için kendisi odanın dışında kalacaktır.Ve arkadaşlarından ayrılmış olacaktır.Böylece sözün asıl anlamı gerçekleşmiş olacaktır.Yani: “Kapı dışarıdan kapanmış.” olacaktır.

Bu durumda dışarıda kalan kişi arkadaşı tarafından kibarca kovulmuş sayılır.Ancak kapıyı kapatacak kişi odadan çıkmadan da kapıyı kapatabilir.Veya espri olsun diye kapıyı dışarıdan kapattıktan sonra yeniden kapıyı açarak odadan içeriye sanki o topluluğa ilk defa katılıyormuş gibi selam vererek odaya girer ve kapıyı da odanın içinden kapatabilir.Bu durum kapıyı kapatacak kişinin anlayışına kalmıştır.Veya arkadaşlarının kendisine hakaret ettiğini düşüneren kapıyı kaptıktan sonra bir daha odaya girmez .Bir başka yere gider.

Örnek:

         “Eşek haramdır.” Denildiği zaman ,bu sözün doğru anlaşılabilmesi için cümleye bir kelime ilavesi gerekir.Çünkü biz biliyoruz ki eşeğe binmek  , yük yüklemek dinen helaldir.Öyle ise bu sözden maksat , “Eşek etinin haram olması”dır.

         “Fatiha olmadan namaz yoktur ”(Tirmizi , Mevakit,69).hadisi bu haliyle, Fatiha’sız kılınan namaz gerçeğini (olgusunu) yok saymamız gerekir.Ancak biliyoruz ki ortada kılınmış ve adına namaz denen bir olgu bulunmaktadır.Bu takdirde bu hadisin doğru bir anlam ifade edebilmesi için “namaz yoktur”u , “Namazın dinen geçerliliği yoktur.” Şeklinde bir takdirle anlamamız gerekecektir.

Örnek:

          “Şüphesiz Allah ,ümmetimden yanılma ,unutma ve tehdit altında yapmak zorunda kaldıkları şeyleri kaldırılmıştır.” (İbni Mace,Talak,16) hadisi ile asıl anlatılmak istenen şey ;“Hata , unutma ve zorlamanın bizden kalkması.”değildir. Çünkü bunlar kalkmaz. Fakat asıl kast edilen şey ; “Hata ,unutma ve zorlama ile yaptırılan şeylerin sorumluluğunun bizden kalkmasıdır.”.

Ancak ; bütün Müslümanlar için ;”Unutma ,hata etme ve tehditle karşılaşma gibi şeyler her zaman var olmaya devam edecektir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

2-Amaçsal yorum (Ta’lil).

Amaçsal yorum (Ta’lil) :Dini metinlerin  , şeri hüküm belirten ayet ve hadislerin (nassların) bir amaç bakımından ele alınıp yorumlanmasına denir.

         Amaçsal yorum (Ta’lil) :Ayet ve hadislerin ; yorumlayan kişinin varmak  istediği bir amaca uygun olarak yorumlanmasına denir.

Mükellefin fiillerine ilişkin dini hükümlerin bütününde , bu hükümleri koyan Allah’ın gerçekleştirmek istediği bir gayesi vardır.

       Çünkü Allah hikmet sahibidir,her şeyi yerli yerince yaratır.Allah anlamsız ve amaçsız şeylerle uğraşması düşünülemez.

Bu bakımdan şu dünya hayatı amaçsız değildir.Dünya hayatında insanların uymaları gereken kuralların da bir amacı vardır.

İslam bilginleri Tümevarım yöntemiyle Allah’ın koyduğu hükümlerin genel maksadını tespit etmişlerdir.Bu konu ile uğraşan bir bilim kurmuşlardır.Ve adına da Maksadı Şeri’a (Dini Hükümlerin Amacı ) denir.

Dini hükümlerin ; hayatın gerçeklerine uygun olması için Amaçsal yorum (Ta’lil) önemlidir.

Ancak dinin bozulmadan korunması için Lafzi Yoruma bağlı kalmak da önemlidir. Amaçsal ve Lafzi yorum’un dengeli yapılması gerekir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 Muamelat(Kişiler Arasında Geçerli Olan İlişkileri Düzenleyen Kurallar)

 

Milletlerin ,Muamelatla İlgili Hükümlerinin Özellikleri

   Muamelatla ilgili hükümler ,insanların aklına ve tecrübelerine dayanır.Örf ve adetlere göre şekillenir.Bundan dolayı milletlerin muamelatla ilmili hükümleri birbirine yakındır.

Örnek:Alım satım antlaşması(akdi) ,battı ticaret hukuku ile İslam Ticaret hukukunda aşağı yukarı birbirine benzer.

Muamelat:İnsanların gündelik hayalarında yaptıkları  ve birbirlerine karşı  geçekleştirdikleri hukuki işlerdir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Muamelatla İlgili Konular Şunlardır

1-Aile hukuku(Evlenmek ve Boşanmak)

2-Ticaret anlaşmaları yani Akitler.

3- Miras  ve Vasiyyett(Ölüme Bağlı Olan Tasarruflar).

4-Diğer Hukuki İlişkiler.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

    İslam Dininin Ticaret Hukukuyla İlgilenmesinin Nedeni.

Ticaret işlerinin iman ve ahlak emeli üzerinde yürütülmek istenmesindendir.Bu temelde yürütülmeyen ticari ilişkilerden bütün insanlar zarar görür.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

1-Aile hukuku(Evlenmek ve Boşanmak)

İslam Fıkhında evlilik hukuku, kişilerin yapacağı ibadetlerden hemen sonra yer alır. Bunun sebebi ise bütün dilerde olduğu gibi İslam dininde de evlilik çok önemlidir. Korunması ve özenle üzerinde durulması gereken bir konudur. İslam Dininde evlilik “Büyük Anlaşma” olarak tarif edilir. İslam Hukukunda, evlilik kurumu en ince ayrıntısına kadar incelenir ve düzenlenir. Aile yapısının son derece sağlam temeller üzerinde kurulması ve korunması sağlamaya çalışır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İslam Dininde Kadın ve Erkek Değerlendirmesi

1-Kadın ve erkek yaratılış özellikleri bakımından eşittir.

2-Kadın ve erkek dini sorumluluk bakımından eşittirler.

3-Kadın ve erkek arasında üstünlük ölçüsü sadece takvadır(Allah’ın emirlerini içten gelen bir bağlılıkla yapmadır.).

4-Aile içinde kadın ve erkek görevleri bakımından eşittir.Her ikisinin de bedeni özelliklerine göre ayrı ayrı görevleri vardır.Bu görevler her zaman ailenin sağlamlığı ve çocukların her bakımdan sağlıklı yetişmesine yöneliktir.Aile içinde kadın erkeğin yapması gereken bazı işlerini yaparsa(bazı işlerde çalışır ailenin geçimine yardımcı olursa) yaptığı iş kadar aile içinde yetki sahibi olur.Çünkü ne kadar iş yükü varsa o kadar da hak olur.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İslam Dininde Kuran ve Sünnete Göre Evlilik Kuralları

1-Dinimiz evlilikler kurulurken zorluk istenmez kolaylık istenir.

      Allah Nur Suresi Ayet 32 de maalen: “İçinizdeki bekarları…evlendirin.Eğer onlar fakir iseler ,Allah onları fazlı kereminden zenginleştirir.”buyurmaktadır.

Peygamberimiz bir hadisinde maalen: “Gençler ! Evlenmeye gücü yeteniniz hemen evlensin.Çünkü evlilik gözü ve ırzı haramdan korur.buyurmuştur.”(Buhari.Nikah)

       Peygamberimiz bir hadisinde maalen: “Nikah benim sünnetimdir. Kim sünnetimden yüz çevirirse ,o benden değildir.” buyurmuştur.(Buhari.Nikah)

2- Dinimize göre  aile kurulmasındaki ana sebep hayatın yükünü paylaşmaktır.

      Allah Rum Suresi Ayet 21 de maalen:İçinizden kendileriyle hayattı paylaşıp huzura kavuşacağınız eşler yaratıp, aranızda sevgi ve rahmet var etmesi , Allah’ın varlığının belgesidir.” Buyurmaktadır.

3-Mutlu bir evliliğin şartı eşlerin birbirlerine her bakımdan denk olmalarıdır.

Evlilikte denklik;

a-Dindarlıkta ve güzel ahlakta olmalıdır.

b-Evlenecek kişilerin ailelerinin zenginlik ve kültür  ve eğitim seviyelerinde olmalıdır.Bu şartlar uygun kurulan evliliklerde  eşlerin birbirine uyum sağlamaları  daha kolaydır .

4-Eşler arasında merhamet, sevgi ve saygı en temel özelliktir. Bu üç özellikten vazgeçilmez.

       Bu üç temel özelliğin eşler arasında sürekli geçerli olması için ;

a-Evlenilecek kişiyi seçmede;  güzel ahlak ve dindarlık  seçilecek eşin dikkat edilecek birinci özelliği olmalıdır.

b-Daha sonra güzel görünün ve ailesinin toplum içinde saygı değer olması gibi diğer özelliklere de dikkat edilmelidir.

5- Aile ,eşlerin  ve çocukların aile içinde sorumlulukları esasına göre varlığını devam ettirir.Çocuklar ana ve babalarına saygılı olmalıdır.Ana ve babalar da çocukların eğitim ve öğretimine önem vermeli onları her konuda gözetilmelidir. Milletin temeli olan kültürün korunması ve yaşatılmasını aile sağlar .Bütün dini ve milli duygular aile içinde ana ve babanın çocuklara verebileceği en önemli duygulardır

   Allah İsra Suresi Ayet 23 de maalen: “Rabb’in, sadece kendisine kulluk etmenizi ,ana babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti.Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırlarsa , kendilerine “Of” bile deme; onları azarlama;ikisine de güzel sözler söyle” buyurmaktadır.

     Peygamberimiz bir hadisinde maalen: “Hepiniz çobansınız ve her biriniz güttüğünüzden sorumludur…Evin erkeği bir çobandır ve ailesinden sorumludur.Evin hanımı, evin içinde bir çobandır ve güttüğünden sorumludur…”buyurmaktadır.(Buhari.Cuma)

6-Evlilik sonucu ortaya çıkan akrabalıklarda akrabaların birbirlerine karşı sorumlulukları vardır.

Allah Nahl Suresi Ayet 90 da maalen: “Kuşkusuz Allah adaleti,iyilik yapmayı ve akrabaya bakmayı emreder.”buyurmaktadır.

7-Aile içinde iş bölümü vardır.Bu iş bölümü aile içinde maddi bakımdan büyük tasarrufların yapılmasına neden olur.Aile Üretin ve tüketim faaliyetlerinde daha dengeli olur.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Aile Kurumunun Kurulma Basamakları

   1-Nişanlanma

        Sözlükte Nişanan: İşaret ,belirleme demektir.

        Örf ve Adetlerde Nişan: Şartları bir birine uyan bir erkek ve kadının evlenmeye söz vermeleridir. Evlilik vaadidir.

Nişan hiçbir zaman nikâh değildir. Tarafları evliliğe hazırlamak ve birbirini tanımak için taraflar arasında uyulan bir evliliğe hazırlık dönemidir. Bu dönemin sonunda evlilik olur veya taraflar birbirleriyle yaşayamayacaklarını anlayarak nişanı bozabilirler. Sudan sebeplerle taraflardan birinin nişanı bozması ayıptır.

Peygamberimiz nişanlı bir kıza dünürlük yapılmasını hoş karşılamamıştır. Nişanlı bir kıza dünürlük yapmak Müslüman’a yakışmaz.

       Bu konuda sevgili peygamberimiz malan: “Sizden biriniz, kardeşinin söz kesim aşamasındaki dünürlüğü üzerine dünürlük yapmazın.”buyurmuştur.

Nişanlanan kız ve erkek arasında düğünden önce “imam nikâhı” yaparak aile mahremiyeti kurmak yanlış bir uygulamadır. Bu uygulama düğün öncesinde kız ve ailesini bazı durumlarda çok güç hallerde bırakabilir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

    2- Evlenme

        a-Nikah antlaşması(akdi):

Sözlükte Nikâh: Bir araya getirmek, toplamak, birbirine katmak anlamına gelir.

Dini Terim Olarak Nikâh(Evlenmek):İslam Dininin ileri sürdüğü şartlara uygun olarak bir erkek ve bir kadın arasında , evlilik anlaşması (akdi)sonunda meydana gelen birleşme ve bir araya gelmeye denir.

Aralarında İslam Dinine göre evlenme engeli bulunmayan bir erkek ve kadının “belli şartlarda ki bir anlaşma ile” bir aile kurmaları ve birbirlerine helal olmalarına denir.Buna halkımız “nikah kıyma” adı  da verir.

Nikah kıyma işlemi herkese duyurulur.Örf ve adetlerimize ve dinimizin esaslarına aykırı olmayacak eğlenceler (düğünler) düzenlenir.Gerek imam tarafından , gerek belediye memuru tarafından  , erkek ve kadının hür iradesi açıkça duyulmadan  nikah kıyılmaz.Nikah kıyılırken , nikah şahitleri de orada hazır bulunur.Hür iradeleri ile bu olaya şahitlik ederler.

Günümüzde nikah kıyma işlemi belediyelerin görevlendirdiği bir memur tarafından yapılır.Bu işlem davetlilerin ve iki şahidin gözetiminde gerçekleştirilip nikah defterine işlenir Nüfus kütüklerine işlenir, evlenme cüzdanı evlenen kadın veya erkeğe verilir.Bütün nikah işlemleri evlenen erkek ve kadının ve şahitlerin baskı altında kalmadan hür bir şekilde atıkları imzaları ile inkar edilmeyecek şekilde belgelendirilir.Bu şekilde nikah kıyılmasının nedeni ;evlilik sonunda kadının veya erkeğin veyahut çocukların hukukunu korumaktır.

Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre kadının hakkını güvence altına almak için önce belediye memuru tarafından nikah kıyılır.Bu işlem deftere geçilerek kayıt altına alınır.Evlenme cüzdanı düzenlenir.Daha sonra bu evlenme cüzdanı imama gösterilerek imam tarafından da “imam nikahı” denen ikinci bir nikah kıyma işlemi yapılır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

    c-Müslüman Erkek ve Kadınların Evlenmelerine Engel Haller

Müslüman erkek ve kadının evlenmesine engel durumlar iki çeşittir.Bunlar:

1-Sürekli Evlenme Engelleri

      Kuranda bu engeller Nisa Suresinin 22-24cü ayetlerinde maalen: “Size şu kadınlarla evlenmek haram kılındı.Ananız,kızlarınız,kız kardeşleriniz, halalarınız , teyzeleriniz,erkek kardeş kızları,kız kardeş kızları,sizi emziren süt analarınız,süt kız kardeşleriniz,karılarınızın anaları,kendileriyle zifafa girdiğiniz kadınlarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız,- eğer anaları ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur.- öz oğullarınızın karıları,iki kız kardeşi (nikah altında)bir araya getirtmeniz….size haram kılındı..”  buyrularak açıklanmıştır.

       Kuranda bu engeller Bakara Suresinin 221ci ayetinde maalen: “İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin…İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle evlenmeyin.”buyrulmaktadır.

    Kuranda bu engeller Mümehine Suresinin 10cu ayetinde maalen: “…Müslüman hanımlar kafirlere helal dekgillerdir.Kafirler de Müslüman hanımlara helal olamazlar…” buyrulmaktadır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

  2-Geçici Evlenme Engelleri

1-Müslüman kadının gayrimüslim bir erkekle evlenmek istemesi .Erkek Müslüman olursa bu engel oradan kalkar.

2-Kadının bir başka erkekle evli olması.

3-Kadının kocasından boşanmış olsa bile iddet beklemesi (bekleme süresi içinde olması).

4-Evlenmek isteyen kimsede akıl hastalığı, zührevi hastalıklar olması ve günümüz için tedavisinin imkansız olan  AİDS adı verilen bir hasalığının olması

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

   Birden Fazla Kadınla Evlenme Şartı

İslam Evlenme Hukukuna göre bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesine bir engel yoktur. Ancak bu evlenme şekli ağırlaştırılmış evlenme şartlarına bağlanmıştır.

Bu durum Kuranda bu engeller Nisa Suresinin 3cu ayetinde maalen: “Eğer (o kadınlar arasında) adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız o takdirde bir tane alın.” Buyrulmaktadır.Allah’ın ileri sürdüğü adaletli davranma şartı bir Müslüman için ağırlaştırılmış bir şarttır.Aksi durumda eşleri arasında adaletsiz davranan kimse bir ömür boyu bu ayetin hükümlerine aykırı bir hayat yaşamış sayılır ki buna razı olmak imkansızdır.

Şunu da unutmayalım ki insanın yaratılışına en uygun evlilik şekli ek kadınla evlenmektir.Çünkü İlk atamız H.z.Adem tek eşliydi. Onun tek eşinin adı bildiğimiz gibi H.z.Havva idi. Allah iseydi H.z.Adem’e çok sayıda eş yaratırdı.Bu durum bize tek eşliliğin insan yaratılışına daha uygun olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

Ancak Allah özel şartlarda birden fazla kadınla evlenmeye izin vermiştir ki bunun hikmetini Allah bilir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Nikah Anlaşmasının(Akdinin)Unsurları

1-     Taraflar

    Evlenme yeterliliğine (ehliyetine)sahip erkek ve kadın, nikah anlaşmasının taraflarıdır.Evlenme yerliliğine sahip olmayanlar gerekli hallerde hakimin izin vermesi sonucu  velileri tarafından evlendirilebilirler.

Bir Nikahın Kıyılabilmesi için;evlenecek kadın ve erkeğin ,nikahı kıyacak kişinin ve iki şahidin nikah kıyılacak yerde aynı zamanda hazır bulunması gerekir.

İmam nikahında nikahı kıyılacak kişilerden onların hür iradeleri ile vekaletlerini almış olan iki vekilin de hazır bulunması nikah kıyma için yeterlidir.

Evlenme Yeterliliği (Ehliyeti)

1-Akıllı ve erginlik çağına girmiş bulunmak.Hanefi mezhebine göre evlilik yaşı erkekler için 18, kadınlar için17 dir.Diğer mezheplere göre kadın ek başına evliliğe karar veremez Kesinlikle nikah kıyılabilmesi için velisinin izni olmalıdır.

2-Evlilik için yapılan nikah kıyma işinde vekalet geçerlidir.Taraflar uygun gördükleri birine vekaletlerini vererek nikahlarını kıydırabilirler.Bu vekalet verme işi sadece imam nikahı kıyılırken geçerlidir. Kanunlarımıza göre ,blediye nikahında vekalet verme iş geçerli sayılmaz

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

2- İrade Beyanı(Açıklaması)

Evlenme anlaşmasın(nikahın, akdinin) ikinci şartı evlenecek erkek ve kadının ,bu evliliği istediklerini ; kendi istek ve hür iradeleriyle şahitlerin huzurunda açıklamalarıdır.

Erkeğin kadına; “Benimle evlenir misin?”demesine icap, kadının da bu isteğe ;” Evet” demesine kabul adı verilir. Yine kadında erkeğe ; “benimle evlenir misin?”diyebilir.

Yine belediye evlendirme dairesinde görevli memurun ilk soru sorduğu kişinin “Evet” demesi ve ikinci soru sorduğu kişinin de “Evet” demesi de yeterlidir. Bu durumda birinci soru sorulan kişinin verdiği cevap “İcap” ,ikinci soru sorulan kişinin verdiği cevap “Kabul “yerine geçer.Ve nikah şahitlerin şahadetiyle kıyılmış olur.Aldığı cevapların sonucu olan nikahın kıyıldığını evlilik işleminin geçekleştiğini nikah memur açık bir şekilde ilan eder.

Aynı şekilde imam da evlenecek kişilere sorduğu sorulardan sonra veya vekillerine sorduğu sorudan sonra nikâhın kıyıldığını açıkça ilan eder. Şahitler de düğün yapılmayacaksa bu durumu herkese söylerler. Evlenen tarafların hısım ve akrabaları da bu durumu herkese söylerler.

Evlenme antlaşması (akidi) örf ve adetlere uygun kelimelerle de kıyılır.Yani Evlenmek,eşi olmak,eşi olmayı kabul emek, nikahlanmak gibi.

Nikaha; zorlama,baskı sonucu yani cebir ve şiddet sonucu taraflar biri veya ikisi razı edilirse bu nikah geçersizdir.Ortaya çıkan günah bu zorlamayı yapanlara ait olur.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Nikâh Anlaşmasının  (Akdinin) Sıhhatinin Şartları

       1-İcap: Evlilik anlaşması yapılırken(nikah kıyılırken),erkek veya kadının karşısındaki evleneceği kişiye, kendisiyle evlenmemesi için ;

a- Geçmiş zamana veya gelecek zamana delalet eden bir söz söyleyip bu sözün karşılığını vermesini istemesidir.

Geçmiş zamana delalet eden söz: “Beni koca veya karılığa aldın mı? ”.

Gelecek zamana delalet eden söz: “Beni koca veya karılığa al ”.

   2- Kabul: Erkek ve kadının; kendisinden istenen cevabı, Geçmiş zamana veya gelecek zamana delalet eden  ; “Seni karılığa aldım” veya  “Seni Kocalığa aldım” sözleri ile iki şahidin, nikâhı kıyan belediye memuru veya imamın duyulabileceği bir sesle vermesidir.

Nikahı kıyan kişinin de “Ben de sizi karı koca ilan ediyorum” diye icap ve kabulün sonucunu şahitlerin ve davetlilerin duyabileceği bir sesle açıklaması veya ilan etmesi gerekir.

 

Bu sözler yerine kendine sorulan soruya tarafların “ evet” diye cevap vermeleri de yerlidir. Bu soruları evlenecek taraflara nikâh kıyacak kişi, iman veya belediye evlendirme memuru da sorup cevabını “evet” olarak şahitler huzurunda alırsa nikâh kıyma işlemi eksiksiz yerine getirilmiş olur.

Nikah kıyan kişi soru soracağı zaman taraflara ; “Karılığa kabul ediyor musun?” veya “Kocalığa kabul ediyor musun? ” diye sorar Taraflar da “Evet” diye cevap verirlerse nikahın şartları için gereken İcap ve Kabul işlemi şahitler huzurunda geçekleşmiş olur.Bu sorular bölge halkının örfüne uygun sorular da olur.Soruların cevabı da örfe uygun olur.Yeter ki evlenecek kişiler nikah ve evlilik isteklerini hür iradeleri ile ve isteyerek oraya koysunlar.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Şahitlerin Özellikleri ve Cinsi Yeti

  Müslümanların nikâh şahitleri;

a- Müslüman olmalıdır.

b- Hür olmalıdır.

c-İki ama erkek de nikah şahidi olur.

d-Nikâh kıyılırken, iki erkek şahit hazır bulunur veya bir erkek iki kadın şahit hazır bulunur.

e- Nikah şahitlerinin adil yani her bakımdan dürüst kişiler olmasına gerek yoktur.

     3-Nikahın Duyurulması ve Bilinmesi: Nikah anlaşmasının herkese duyurulması ve herkes tarafından bilinmesi gerekir. Bu aleniyet kazandırma için evlilik kütüklerine işleme(tescil) ve herkese duyurma yoluyla yapılır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Nikâh Anlaşması ve Kadına Verilen Mehir

       Mehir:Evlenmeden önce erkeğin kadına vermeye söz verdiği para ,altın veya herhangi bir şeydir.

1- Nikahın sıhhatinin şartı için Mehirin önceden belirlenmiş olması şartı yoktur.

2-Nikah kıyılmadan önce Mehir belirlenmemiş olsa bile evlilik gerçekleştikten sonra kadına mehir verilmesi şarttır.Daha önceden belirlenmiş bir mehir yoksa yaşanılan çevrede geçerli olan ölçüde mehir verilir.Yine kadının razı olacağı ; az da olsa kıymet ifade eden her şey mehir olarak verilebilir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Nikâh Anlaşmasının  (Akdinin) Sonuçları

İslam Dininde aile ve bu aileye yakın akrabaların hak ve yükümlülükleri ayetlerle belirlenmiştir.Bu ayetlerden çıkarılan sonuçlar kısaca şu şekilde sayılabilir.

1-Nikah kıyma işi gerçekleştikten sonra eşler birbirine helal olurlar.

2-Doğan çocukların nesebi sahih olur.

3-Eşlerin birbiriyle iyi geçinmeleri ve üzerlerine düşen aile görevlerini yerine getirmeleri gerekir.

4-Eşler arasında  karşılıklı hak ve görevler ortaya çıkar.Herkes üzerine düşen görevi eksiksiz yerine getirmek zorundadır.Bu konuda toplumun örf ve adetleri büyük ölçüde belirleyicidir.

5- Evin geçimini sağlama görevi erkeğin üzerine düşer.Erkek evin geçimini sağlamak ekmeğini kazanmak zorundadır.

6- Çocukların emzirilmesi ve büyütülmesi ananın sorumluluğundadır.

7- Yerine göre aile yakın akrabalarının geçimlerine de yardım emek zorundadır.

       Akit:Hukuki sonuçlar doğuracak şekilde iki  veyahut çok sayıda kişinin bir konu üzerinde birbirlerinin kabul edebileceği şekilde iradelerini açıklamalarıdır.Evlenme,mal alım satımı,bir şey kiralama,bir şeyi rehin verme,bir konuda kefil olma, bir şey konusunda kendisi adına birini vekil tayin eme veya birisine vekil olma gibi hukuki işlemler hep akitle (sözleşme) ile olur.

Nikah ,İslam Hukukunda bir sözleşme (akit)olduğu için hep akitler konusunda yer alır. Bir Müslüman ,bir Müslüman kadınla üç anlaşma (akit=sözleşme) hakkı ile nikahlanarak karı koca ilan edilirler.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Konu İle İlgili Bazı Ayet Mealleri

Allah Nahl Suresi Ayet 90 da maalen: “Kuşkusuz Allah adaleti,iyilik yapmayı ve akrabaya bakmayı emreder.”buyurmaktadır.

Allah Bakara Suresi Ayet 233 de maalen: “Analar çocuklarını ik yıl emzirirler.” buyurmaktadır.

Allah Nisa Suresi Ayet 34 de maalen: “Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler,kadınlara karşı sorumlu ve yetkilidirler.”buyrulmaktadır.

Allah Bakara Suresi Ayet 228 de maalen: “Kadınların vazifeleri kadar da hakları vardır.”buyrulmaktadır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Evliliğin Sona Ermesi (Boşanma)

Dini Terim Olarak Boşanma: Evlilik bağını (akdini) çözerek karı ile kocayı birbirinden ayırmaktır. Boşanma iki şekilde olur:1- Boşanma.2-Fesih.

İslam Dini evliliği her zaman teşvik eder. Boşanmayı hoş karşılamaz. Birbiriyle geçinemeyen karı ve koca boşanabilir. Çünkü yanlış verilmiş bir karar her iki tarafın hayatını zehir eder. Bu da insanlık tabiatına uygun değildir. Ancak İslam Dini hiçbir zaman boşanmayı teşvik etmez.

Boşanma Türleri

        Fesih(Tefrik): Evliliğin varlığına engel devamlı bir durum karşısında mahkemenin evliliğe hemen son vermesidir.

Boşanma(Talak):

a- Kocanın şartlarına uygun şekilde karısını talakla boşamasıdır. Evliliğini sona erdirmesidir.

b- Evlilik akdi(anlaşması)sırasında veya daha sonra kocanın karısına; kendi kendini (bir,iki ,üç) talakla boşama hakkı tanımasıdır.

  Bu konuda peygamberimiz bir hadisinde mealen: “Allah katında en sevimsiz helal boşanmadır.” buyurmuştur.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Öncelikle Boşanma Hakkının Kocaya Verilmesinin Bazı Sebepleri  

Evlilik kurumunu yürütmeden erkek sorumludur. Ailenin bütün yükü erkeğin omuzlarındadır. Boşanma olayı gerçekleştikten sonra dul kalarak hayatı yaşamak erkek için zordur. Yeni bir evlilik yapmasının ortaya çıkaracağı maddi yükü karşılamak da başka bir zorluktur. İkinci evliliğin de mutlulukla sonuçlanacağının kesinliği yoktur. Yine çocuklar var ise bu çocukların bakımı ve babanın, çocuklara analarının verebileceği sevgiyi verememesi de başka bir zorluktur.

Dul erkeğin yaşadığı mahallede sokakta veya çok katlı binalarda aileler içinde karşılaşabileceği daha nice zorluklar vardır.

Bu saydığımız şeyler erkeğin her zaman evliliği devam ettirme taraftarı olasını zorunlu kılar. Erkek kolaylıkla boşanma taraftarı olmaz bu bakımdan sabırlı davranır. Ailesinin dağılmamasına çalışır.

Bu sonuçlara göre erkek boşanma yönünde karar verirse bunun ciddi nedenleri vardır. Bu bakımdan erkeğin verdiği boşanma kararı önemlidir. Bu karar düşüncede olmalıdır. Düşünceyi uygulamaya geçirmek için talak sözleri kesinlikle söylenmemelidir. Boşanma kararından sonra mahkemeye başvurulmalıdır. Mahkemelerde hâkimin vereceği hükme göre davranılması gerekir.

Boşanmalarda öncelikle “bir talak” hakkı kullanılarak boşanmanın olması gerekir. Daha sonra “ikinci talakla” boşanılır.Üçüncü talakla evlendikten sonra da yine boşanma olursa bu kişilerin bir defa daha özel şartlar oluşmadan nikahlanarak evlenmelerine izin verilmez.Bu kişilerin evlenmeleri haramdır.

Dinimize göre en uygun yol, önce bir talakla boşanma hakkını erkeklerin kullanmasıdır. Çünkü boşanma aileyi oluşturan herkese bir takım sorumluluklar ve sıkıntılar getirir. Kadının haklarının korunması boşanmalarda öne çıkar yine çocukların durumu ise daha başka sorunlar ortaya çıkarır. Bu bakımdan boşanma ya izin verecek kurum devletin mahkemeleridir. Her aklına gelen kendi kendine boşanma kararı veremez.

İslam Dini hak ve kanunlar dinidir. Evlenirken nasıl şahitler ve evliliğin başladığını (nikâhın kıyıldığını ) ilan eden biri varsa, aynı şekilde evliliğin sona erdirilmesinde de tarafları dinleyip ve evliliğin sona erdirildiğini açıklayacak biri olmalıdır. Yoksa karıyı şu kadar talakla boşadım demek İslam Dinini anlamamaktır. Kuranı ve peygamberimizin sünnetini anlamamaktır.

Unutmayalım ki kendi kendine, iki şahit ve evliliğin başladığını (nikâhın kıyıldığını) açıklayan bir olmadan evlenme ancak muta nikâhında olur. Muta nikâhıyla evlenenler yine kendi kendilerine boşanırlar. Şahitlere ve evliliğin sona erdiğini ilan eden birine (hâkime) ihtiyaç duymazlar.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

İslam Hukukunda Boşanma İki şekilde adlandırılır.

1-Talak

İslam Öncesinde Cahiliye Araplarında Talak: Cahiliye Arapları karıları ile kendilerinin arasın ayırmaya(karılarından boşanmaya) talak derlerdi. Daha sonraki dönemde İslam Dini de bu  kelimeyi bazı anlam değişiklikleriyle aynı anlamda kullanmaya devam etti.

Talak Kelimesinin Sözlük Anlamı: Bağı çözmek demektir. İki çeşit bağ vardır.

       A- Duyu organlarıyla duyulan, kavranan bağ. Atın bağını çözmek, devenin bağını çözmek bir eşya üzerine bağlanmış ipin bağını çözmek. Koyunun bağını çözmek keçinin bağını çözmek gibidir.

B- Duyu organlarıyla duyulamayan, kavranamayan bağ. Nikâh bağı, karı koca arasındaki sevgi bağı, arkadaşlar arasında olan arkadaşlık bağı, komşuluk bağı gibidir.

Sözlükte Talak: Karısıyla arasındaki nikâh bağının herhangi bir sebepten dolayı kocanın kendi isteğiyle çözmesi demektir.

       a-Dini Terim Olarak Talak: Erkeğin karısını tek taraflı olarak boşanma davası açma yetkisinde olmasına ve karısının kusurlarını mahkemede şahitler önünde ispat ettikten sonra hakimin kararı sonunda (bir, iki veya üç talakla) boşamasına denir.

b-  Dini Terim Olarak Talak:Kocanın bazı sebepler dolayısı ile nikahın helalliğini eksiltmesidir.

Nikâhın Helalliğinin Eksilmesi: Nikâh anlaşmasının (akdinin ) sayısını azaltmasıdır.

Bir erkek, bir kadınla üç evlilik anlaşmasıyla (akdiyle) nikâhlanarak birbirine helal olur.

Yani karı koca olurlar, kısacası evlenirler. Erkek bir veya iki talakla karısını boşarsa, kadının bekleme (iddet)süresi bitmeden(sona ermeden), geriye kalan bir talakla karısına döner evliliğini devam ettirir.

           Karısına Dönmek: Erkeğin; karısının iddet süresi bitmesinde (sona ermesinden) önce evliliğini geriye kalan talakla devam ettireceğini karısına açıkça söylemesi veya bazı (karı koca’ya ait özel ) davranışları yaparak açıkça belli etmesidir.

Bu bekleme (iddet)süresi içinde erkek evlilik anlaşmasını devam ettireceğini karısına söylemez veya davranışlarıyla açıkça belli etmezse, nikâh anlaşması (akdi ) kesinlikle sona erer kadın kocasından boşanmış sayılır.

Kadın bir başka bir erkekle evlenme hakkını elde eder. Ancak kadının bekleme süresi sonunda bir ömür boyu yaşamak kastıyla bir erkekle evlenir. Daha sonra ikinci kocası ölürse veya herhangi bir sebepten bu kocasından boşanırsa, bekleme süresi sonunda boşandığı ilk kocası ile yeniden üç talakla evlenme hakkını elde eder. İsterse ilk kocasıyla yeniden evlenir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

  2-Tefrik

       Tefrik:Kadının evliliğin sürmesi halinde büyük zararlara uğrayacağı durumlarda kocasından boşanmak için mahkemeye baş vurarak boşanma davası açmasına denir.

Kadının Boşanma Davası (Tefrik) Açmasının Nedenleri

1- Nikah Şartlarından Bazılarının Ortadan Kalkması:Kocasının hasta veya kusurlu olması.Evlenme anlaşması (nikah kıyılması)sırasında kendisinde bulunan kusuru saklayıp ,razı olmayacağını bildiği için kadına haber vermemesidir.Bu kusurlar ,akıl hasalığı ,bel soğukluğu ,cüzam,frengi,bel gevşekliği, akarca, ağız kokusu,ileri derecede horlama,uyur gezerlik ….gibi. Bu durumda kadın mahkemeye başvurur ve hâkim gereken kararı verir.

2- Karı ve Kocanın Geçimsizliği :Kötü muamele(davranışlar)ve aşırı geçimsizlik durumunda  her iki taraftan sağlıklı düşünen iki kişi hakem olur. Durumu mahkemede hâkime tarafların şahidi olarak açıklarlar. Bu durumda kadın mahkemeye başvurur ve hâkim gereken kararı verir.

Allah Nisa Suresi Ayet 35 de maalen: “Eğer karı ile kocanın aralarının açılmasından endişelenirseniz o zaman kendilerine erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar barışmak isterlerse Allah, aralarındaki dargınlık yerine uyuşma lütfeder.”buyurmaktadır.

3- Evinin Geçimini Sağlamamak: Kocanın görevi karısının ve çocuklarının geçimini (nafakasını) temindir. Bundan kaçan kocadan kadın boşanma hakkına sahiptir. Hakim gereken kararı verir.

       4-Evi Terk: Kocanın herhangi bir şekilde kaybolması veya evini terk emesi. Bu durumda kadın mahkemeye başvurur ve hâkim gereken kararı verir.

5- Lian(Lanetleşme):Kocanın karısına zina iddiasında bulunması ve bu iddiasında ısrar etmesi. Bu iddiayı karının ret demesidir. Mahkemede yeminleştikten sonra hâkim karı ve kocayı birbirinden boşar.

  6- Evliliğin Sona Erdirilmesi(Fesih):Nikâhın şartlarından biri oradan kalkarsa hâkim evliliği fesh eder. Kocanın bir başka dine geçmesi gibi. Bu durumda kadın mahkemeye başvurur ve hâkim gereken kararı verir.

       7-Ölüm: Kocanın ölmesi ise evliliği kendiliğinden sona erdirir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Kocanın Karısını Boşama Şekilleri

 1-Rici Talak (Dönülebilir Boşanma ):Kocanın; karısını boşamayı; daha sonra evliliklerini sürdürecek şekilde yapmasına denir. Bu çeşit boşamalarda; boşanma iddet bitimine kadar kesinleşmez. Ancak boşanma iddet bitiminde kesinleşir, nikâh bağı iddet bitimi ile sona erer. Kadın nikâh bakımından hür olur. Hayatına istediği gibi devam eder.

     Rici Talak(Dönülebilir Boşanma ): Karı koca arasında ki nikah anlaşmasını kaldırmayan,sadece kocanın evliliğe devam edecegini söz ve davranışlarıyla karısına bildirmesi ile nikahı devam ettirten boşanmaya denir.

a-İddet süresi sona ermeden koca isterse karısına döner. Bu durumda koca karısına geri dönerken yeni bir nikâh anlaşmasına ve mehir tayinine gerek yoktur. Kocanın, karısına döndüğünü, evliliğini devam ettirmek istediğini, sözle veya davranışlarıyla bildirmesi; geriye kalan bir veya iki talakla evliliğin devam etmesi için yerlidir.

[***Ek Bilgi: Bu boşanma şekli karının kocasından memnun olduğu durumda olur. Şöyle ki; karı davranışlarıyla kocayı bıktırmıştır. Koca karısına bir ders vermek ister. Veya koca bazı şeylere kızmıştır. Yanlış düşünmüştür. Yaptığı işin sonucunu iyi düşünmemiş, karısını bir veya iki talakla boşamıştır.

Kısacası bu tür boşanmada karı kocasından memnundur. Bekleme süresi içinde karı davranışlarını düzeltir. Veya koca hatasını anlar ve bu hatadan pişman olur. İddet süresi bitmeden de karısına dönerek, hatasını  ortadan kaldırır ailesinin devamını sağlar..Karısına döndüğünü söz ve davranışlarıyla açıkça gösterir.

Böylece aile;  yeni bir nikâh anlaşması yapmadan, mehir belirlemeden geriye kalan bir veya iki talakla varlığını devam ettirir

Koca; karısına iddet süresi içinde döndüğünü komşu ve akrabalarına da bildirir. Bu davranış ailesinin halk içindeki durumu için daha uygun olur.

Koca bakar ki bekleme süresinde de karısının davranışlarında bir değişme yok. Karısına geri dönmez. Herkes hayatını istediği gibi devam ettirir. Yani boşanma kesinleşir.***].

b-Bu çeşit boşamalarda; koca iddet bitiminden sonra da isterse, karısına dönmek isteyebilir. Bu durumda evliliğin olması ve nikâhın geriye kalan bir veya iki talakla kıyılması kadının istek ve iradesine, yeni bir mehire ve nikâh anlaşmasına bağlıdır. Bu durumda koca karısını bir talakla boşamışsa geriye kalan iki talakla nikâh kıyılır. İki talakla boşamışsa geriye kalan bir talakla nikâh kıyılır.

Kadın; kocasının kendisiyle evliliğini devam ettirme isteğini, sözle veya davranışlarıyla bildirmesine karşılık, ben artık seninle evlenmeyeceğim diye söz veya davranışlarıyla karşılık verirse, yani onu ret ederse; nikâh geriye kalan bir veya iki talakla kıyılmaz. Kısacası kadın isterse kocasıyla yeniden nikâhlanarak evlenmez. Hayatını bir başkasıyla evlenerek geçirir.

Rici=Rucu=Ricat=Dönmek: Dönülebilir boşama ile karısını boşayan bir kocanın; iddet süresi içinde hala devam eden nikâhı, kalan talaklarla uzatmak istediğini karısına karşı; söz ve davranışlarıyla ortaya koyarak, açıkça bildirmesi demektir.

 [Dönülebilir Boşanma= Dönüşü Mümkün Olan Boşanma]

a-Bir Veya İki Talakla Olan “Dönülebilir Boşanma”  

1-Müslüman kadınlar üç talakla kocalarıyla nikâhlanarak evlenirler. Bir geçimsizlik durumunda erkek karısını boşamak ister ve boşarsa. Bu durumda karısını boşayan  erkeğin  pişman olma durumunu da göz önüne alarak öncelikle bir talakla  karısını boşayabilirler. Bir pişmanlık durumunda geriye kalan iki talakla iddet süresi bitmeden karısına döner  .Bu dönüşünü sözle açıkça söyler.Veya davranışıyla açıkça gösterir.  Bu durumda evliliklerini bir ömür boyu devam ettirebilirlerse ettirirler. Dinimize göre bu durumun bir sakıncası yoktur.

Boşanma bekleme (iddet)süresince kesin değildir. İddet bitiminde boşanma kesinleşir. Karı, kocasına yeni bir nikah olmadan haram olur. Bundan sonraki nikâhlanacağı erkeği seçmesi kadının istek ve rızasına bağlıdır. Kadın istediği erkekle evlenebilir. Bu konuda bütünüyle hürdür isterse  bir başkasıyla evlenir.

2-Daha sonra bir geçimsizlik durumu olur ve koca yeniden bir talakla karısını boşarsa; yeniden pişmanlık durumunda iddet süresi bitmeden, geriye kalan bir talakla karısına döner. Bu dönüşünü sözle açıkça söyler. Veya davranışıyla açıkça gösterir.

Bu durumda evliliklerini bir ömür boyu devam ettirebilirlerse ettirirler. Dinimize göre bu durumun bir sakıncası yoktur.

Boşanma bekleme (iddet)süresince kesin değildir. İddet süresi bitiminde boşanma kesinleşir. Karı, kocasına yeni bir nikâh olmadan haram olur. Bundan sonraki nikâhlanacağı erkeği seçmesi kadının istek ve rızasına bağlıdır. Kadın istediği erkekle evlenebilir. Bu konuda bütünüyle hürdür isterse bir başkasıyla evlenir.

3-Ancak yine bir geçimsizlik durumu ortaya çıkarsa ve koca yeniden bir talakla karısını boşarsa; bekleme süresi sonunda Karı, kocasına haram olur. Çünkü erkek üç talakla da karısını boşamış demektir.

4-Ancak kadının bekleme süresi sonunda bir ömür boyu yaşamak kastıyla bir erkekle evlenir ve karı koca olduktan sonra bu evlilik de herhangi bir sebepten boşanma veya ölüm ile sonuçlanırsa bekleme süresi sonunda, kadın isterse ilk kocası ile anlaşarak yeniden üç talakla nikâhlanarak evlenebilir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

2- Bain Talak (Dönüşü Mümkün Olmayan Boşanma): Kocanın, boşanmayı kesin olarak yapması demektir. Kocanın karısına seni bir talakla “Dönüşü Mümkün Olmayan Boşama” (Bain Talakla) ile boşuyorum demesidir. Bu durumda, bir talakla boşanma karı ve koca için kesin olarak ortaya çıkmış demektir. Karı ve kocanın yeniden evlenmeleri,bekleme süresi sonunda, her iki tarafın rızası ve geriye kalan bir veya iki talakla ile yeni bir evlilik anlaşması (nikah)  ve mehir anlaşması  yapılması ile mümkündür.

        Bain Talak (Dönüşü Mümkün Olmayan Boşanma): Nikah anlaşmasını  karı  ve koca için kesinlikle kaldıran ; ancak iddet süresi sonunda her iki tarafın istek ve hür iradesi ile yeniden mehir konusunda anlaşılıp , yeni bir nikah anlaşması   ile geriye kalan talaklarla evliliğe izin veren boşanmadır.

Talak sayısı üçe ulaşırsa kadın kocasıyla bir daha nikâhlanamaz. Ancak kadın evlenme kasıyla bir başka erkekle evlenirse ve geçinemeyip yeniden boşanırsa veya kocası ölürse bekleme süresinin sonunda ilk evlendiği kişiyle yeniden üç talakla evlenebilir.

(Bain=Beyan=Beyan eden=Açıklayan)

b- Bir Veya İki Talakla Olan “Dönüşü Mümkün Olmayan Boşanma”

1-Koca boşanmada kesin kararlıdır. Karısını , “Dönüşü Mümkün Olmayan Boşama” ile boşayabilir bu durumda iddet süresi bitiminde karısı ile hiçbir bağı kalmaz boşanma kesin olarak gerçekleşir.

2-Ancak bekleme süresi bitmeden veya bekleme süresi sonunda; kadın ve erkek isterlerse yeni bir nikâh anlaşması ve mehir anlaşması ile yeniden geriye kalan (Geriye kalan iki talakla veya bir talakla) talakla nikâhlanarak evlenebilirler.

3-Daha sonra bir geçimsizlik durumu olur. Eşler yeniden ,“Dönüşü Mümkün Olmayan Boşama” ile bir talakla daha boşanırlar. Bir pişmanlık durumunda geriye kalan bir talakla bekleme süresi bitmeden veya bekleme süresi sonunda; kadın ve erkek isterlerse evlenebilirler. Bu evlilik yeni bir nikâh anlaşması ve mehir anlaşması ile yeniden geriye kalan bir talakla nikâhlanarak olur. Bu durumda evliliklerini bir ömür boyu devam ettirebilirlerse ettirirler. Dinimize göre bu durumun bir sakıncası yoktur.

4-Yine bir geçimsizlik durumu ortaya çıkarsa ve eşler üçüncü defa boşanırlarsa bekleme süresi sonunda bir daha nikâhlanarak evlenemezler.

5-Ancak kadının bekleme süresi sonunda bir ömür boyu yaşamak kastıyla bir erkekle evlenir ve karı koca olduktan sonra bu evlilik de herhangi bir sebepten boşanma veya ölüm ile sonuçlanırsa bekleme süresi sonunda, kadın isterse ilk kocası ile anlaşarak yeniden üç talakla nikâhlanarak evlenebilir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

       Bid’at Üzere Boşanma:Tek bir defa konuşma ile kadını erkeğin üç veya iki talakla boşaması demektir.Bu tür kadını boşama geçerli olmakla birlikte ,bu şekilde boşama yapan kimse günahkar olur.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Üç Talak Uygulamasının İslam Hukukundaki Uygulaması

Üç talakla bir anda erkeğin karısını boşaması uygulaması tartışmalıdır.

a-Peygamberimiz (s.a.s.) , H.z.Ebubekir ve H.z.Osman döneminde ve H.z.Ömer’in halifeliğinin ilk üç yılında bir erkeğin karısını üç talakla boşaması bir talak gibi sayılmıştır. Kadın bekleme süresi sonunda isterse kocasıyla geriye kalan iki talakla nikâhlanarak evlenmiştir.

Bu konuda Allah Bakara Suresi Ayet 229 da maalen: “Boşanma iki defadır. Bundan sonrası ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salıvermektir.”buyrulmaktadır.

İyilikle tutmaktan maksat , güzellikle geçinip ömrünün sonuna kadar karısıyla yaşamak demektir.Güzellikle salıvermekten maksat ise baktın ki karınla geçinemiyorsunuz işi daha uzatmadan ve sıkıntıya girmeden güzellikle karından boşanıp üzerine dininin yüklediği yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmektir.

b-H.z.Ömer’in halifeliğinin ilk iki yılının sonunda halkın karılarıyla geçim durumlarını yeniden değerlendirmiş ve düşünüp taşınmadan en ufacık şeylerden karı boşadıklarını görünce ; “Bu insanlar düşünüp taşınarak yapmaları gereken boşanma gibi önemli bir işi aceleye getirtir oldular.Şu  bir anda üç talakla karı boşama işini, sözün görünüşüne uygun olarak üç talak saysak (da günlerini görseler,akıllarını başlarına almayı öğrenseler) dedi ve (aynı andan üç talakla boşanan karıyı aralıklarla üç defa karı boşamış gibi kabul ederek) uyguladı.(Müslim,Talak,15,17).

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Karının Kendisini Boşaması ve Boşatması

A-Kadının Kendisini Boşaması

a- Boşanma İslam Dininde erkeğe verilmiş bir haktır.

b-Nikâh anlaşması sırasında, kadın gerekli gördüğü durumlarda kocasından kendisini boşayabilme hakkını ister. Ve kocası da bunu kabul ederse anlaşılan (bir, iki, üç ) talak kadar kadın gerekli gördüğü zaman kendisini boşar.

c- Evlilik sürerken de koca karısına (bir, iki, üç) talakla kendi kendini boşama hakkını verebilir. Bu hakkı kadın istediği zaman kullanır.

Ancak kadının kendisini boşama hakkı alması kocasının karısını üç talak hakkı olduğu halde birinci, ikinci, üçüncü talakla boşama hakkını ortadan kaldırmaz.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

B-Karının Kendisini Boşatması (Muhale)

       Sözlükte Muhale:Karı tarafından verilen mal karşılığında nikah bağının oradan kaldırılmasıdır.

Sözlükte “Hul” Kelimesi: Sökmek çıkarmak, gidermek,izale emek demektir.

Muhale ( Kadının Kocasından Mal Karşılığı Boşanması): Kadın, kocasının kendisini boşaması için kocasına mal veya herhangi bir şey verir. Ve koca da bu aldığı şeyler karşılığında karısını boşar.

(Kocayı boşanmaya razı edecek şeyleri; kadın veya kadının isteği ile kadının ailesi verir.)

Bu mehir hakkından vaz geçmek, kocadan aldığı şeyleri geri vermek, nafaka istememek, ona belirli ölçüde para vermek gibi şeyler karşılığında olur.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Kocanın ;Kefareti veya Bir Talak Boşanmayı Gerektiren Sözleri

         1-İla(Karı Koca İlişkisini Kesme) :Kocanın karısıyla karı koca ilişkisi kurmayacağına (karısına yanaşmamaya) yemin emesi ve bu yemininden dört aylık bir süre içinde vazgeçmemesidir. Bu süre dolmadan karısına yaklaşırsa yeminini bozduğundan yemin kefareti ödemesi gerekir. Dört aylık sürede erkek karısına yaklaşmazsa karısı bir bain talak ile boş olur.

    İla Kefareti:Yemin kefaretti gibidir.Birincisi bir köle azadıdır.O yoksa sabah ve akşam bir fakiri doyurmaktır. Veya on fakiri sabah akşam bir gün doyurmaktır. Hakim kocayı yeminini bozmaya veya kefaret ödemeye zorlar.Çoğu din bilginlerine göre bu durumda kadın kocasından boşanmak için dava açar ve bu davranış boşanma sebebidir.

     2-Zıhar(Karısını Benzetme ):Bir erkeğin ,karısının bütün bedenini veya bedeninin bütünü yerine geçen (baş,yüz kollar bacaklar gibi)belirli bir uzvunu veya bir uzvun belirli bir bölümünü kendisine nikahlanması ebedi olarak haram olan kendisine nikah düşmeyen bir kadının uzvuna benzetmesine denir.

       Zıhar Kefaretinin Sonuçları:Zıhar yapan kişi, Zıhar kefaretti verinceye kadar karısına yaklaşması haramdır.Cinsi temasta bulunacak hareketlerde bulunması haramdır.Kadın bu tür bir benzetme yapan kocasını kendisinden uzak tutar.Kefaretini vermesini ister.Hakimde kadının hakkını korumak için erkeğe kefaretini ödemeye zorlar.

Zıhar Kefareti : Bir köle azadıdır.O yoksa içinde teşrik günleri,bayram günleri bulunmayan günlerde iki ay birbiri ardınca oruç tutar.Kefaret orucunu bitirmeden karısına yaklaşamaz.Yaklaşırsa iki ay süren  kefaret oruçlarını tutmaya yeniden başlar. yeniden başlar.Oruç tutmaya gücü yetmiyorsa altmış fakiri sabah akşam doyurur.Veya altmış fakiri sabah akşam doyuracak parayı bu fakirlere verir.Veyahut bir fakiri altmış gün sabah akşam doyurur.Yemek verirken karısıyla cinsi münasebette bulunmak yemek vermeye yeniden başlamayı gerektirmez.

(Karısını Benzetme=Karısını Kendisine Ebedi Haram Bir Kadına Benzetme)

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Boşanma Olayı Sonunda Oraya Çıkan Hukuki Sonuçlar

Boşanan kadınlar bir başkasıyla evlenebilmek için iddet adı verilen bir süre beklerler.

Sözlükte İddet: Sayı adet demektir.

Dini Terim Olarak İddet: Boşanmadan veya kocasının ölümünden sonra kadının bir başka erkekle evlenmeden önce beklemesi gereken zamana (süreye)denir.

Dini Terim Olarak İddet: Boşanan bir kadın hamile değilse üç hayız (aybaşı) geçmedikçe bir başka kocaya varamaz. İşte bu bekleyişe iddet denir.

1-Boşanmış kadınlar kocalarının evinde iddet beklerler. Yeniden koca ile nikâhlanmadan evlenmeye imkân tanıyan(dönülebilir) boşanmalarda, kocanın evinde iddet beklemenin, bu kişilerin yeniden evlenmelerine yardımı olur. Dönülebilir boşanma ile kocasından boşanan kadın; kocası isterse, iddet bitmeden yeniden kocasıyla nikâhlanmadan evlenebilir. İddet bitiminde ise tarafların rızası ile kalan talaklarla yeni bir nikâh ve yeni bir mehir ile nikâhlanarak evlenebilirler.

2- İddet bekleyen kadının her türlü masrafı (nafakası)kocasına aittir.

3-İddet bekleyen kadın; iddeti bitmeden, bir başka erkekle evlenemez, nişanlanamaz.

4- Çocukların nafakası her zaman kocaya aittir.

5-Boşanma sonunda bakıma muhtaç çocuklar varsa, bu çocuklar; öncelikle analarına verilir. Ana, çocuğa bakmak istemiyorsa veya bakacak gücü yoksa çocuğa bakma hakkı sırasıyla anneanneye, babaanneye, öz kız kardeşe; babaya, dedeye, erkek kardeşe geçer. Çocuğun her türlü ihtiyacı (nafakası) ise babası tarafından karşılanır.

6- Dönülebilir boşanma ile boşanan kadın iddet süresi beklerken kocası ölürse ona mirasçı olur.   ( Dönülebilir Boşanma=Rici Talak)

7- Dönüşü mümkün olmayan bir boşanma ile boşanan kadın iddet süresi beklerken kocası ölürse ona mirasçı olamaz. (Dönüşü mümkün olmayan boşanma=Bain Talak)

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Kadınların Durumlarına Göre İddet Süreleri

1- Cinsi birleşme olduktan (karı  koca olduktan) sonra; yapılan boşanmalarda, hür kadınlar üç hayız süresi iddet beklerler.

2- Kocası ölen ;hayız gören hür bir kadın; bir başka erkekle evlenmek için dört ay on gün iddet bekler.

3-Hayızdan kesilmiş yaşlı kadınlar boşanırlarsa veya kocaları ölürse; bir başka erkekle evlenmek için üç ay iddet beklerler.

4- Hamile olan bütün kadınların iddetti doğum yapmalarından sonra sona erer.

5- Cinsi birleşme olmadan (karı  koca olmadan) ,nikah kıyıldıktan sonra yapılan boşanmalarda, iddet bekleme yoktur.

      Hayız(Adet,Aybaşı):İslam Hukukunda doğum sebebiyle olmaksızın sağlıklı bir kadının belirli vakitlerde rahminden akıp gelen koyu bir kandır Bu kanın gelme süresi ortalama on gün sürer.Bu sürenin sonunda kan kesilir.Bu kan kesildikten sonra kadının  iki ezan arası bir sürede boy (gusül) abdesti alması gerekir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Boşanma Peygamberimizin Sünnetine Uygun Olup Olmaması Bakımından İkiye Ayrılır.

Sünni Boşanma (Sünnete Uygun Boşama)

Sünni Boşanma (Sünnete Uygun Boşama):Kadın ,hayız ve nifastan  temizlendikten  sonra, kocanın; karısıyla cinsi münasebet kurmayarak ;  bir  “rici” talak ile  boşamadır.

Sünnete uygun boşama ; 1-Güzel Boşama, 2-Daha Güzel Boşama diye ikiye ayrılır.

  1-Güzel Boşama: Karıya ve kocaya eziyet çektirmeden, onların hatalarını anlayacak ve bu hatadan dönme imkanı verecek şekilde düşünme fırsatları vererek yapılan boşamaya denir.

”Güzel Boşama” ve “Daha Güzel Boşama” uygulanırken izlenen yöntem, kocanın karısını ;“Dönüşü Olan(Rici) Talakla”, “bir” defa boşamasıdır.  Bu şekilde her iki taraf hatalarını ve yanlışlarını anlama fırsatı bulurlar.

Bu dinimizin bizlere sunduğu bir kolaylıktır. Bütün boşanmaların hakim karşısında olması her zaman insanların yararına olur.Onların büyük yanlış yapmalarını veya ailelerinin dağılmasını önler.Tabi bu mahkemeler sırasında şahitler dinlenir.

Koca karısının her türlü ihtiyacını ve nafakasını zorluk çıkarmadan karşılar.Aslında kadın iddet süresi içinde kocasının evinde kalır  ve cinsi münasebet haricinde her türlü şeylerinde karşılıklı saygı ve güven duyguları içinde yürütülür.

Bu iddet süresi içinde, isterlerse ayrılık davasını sona erdirip evliliklerine devam kararı alırlar.Bu konu ayrıntısıyla yukarıda işlendi.Süresi içinde üç talakla boşanma işlemi tamamlandıktan sonra hiçbir pişmanlığın fayda etmediğini gözden kaçırmamak gerekir.

Koca karısını “Dönüşü Olan(Rici) Talakla”, “bir” defa boşadıktan sonra mahkemeye başvurur ve ayrılık davası seyri içinde sonuçlanır.

Bu sırada her türlü kırıcı davranıştan karı kocanın ve her iki taraf  yakın ve uzak akraba  fertlerinin kaçınması gerekir.Mümkün olduğunca karı kocayı bir araya getirici davranışlarda bulunmaları gerekir.

(Talak = Boşama  ) (Hasen =Güzel )

 Güzel  Boşama Şarları

1- Koca, karısını ;hayız ve nifas olduğu günlerde boşayamaz.

2-Kadın hayızdan ve nifastan temizlendikten sonra (her türlü ibadetini yapar olduğu günlerde)karısıyla cinsi münasebet kurmadan  boşamasıdır.

((****Kadın uyurken , bir başka erkek kadının uyku sırasındaki durumundan yararlanır ve kadınla cinsi münasebet kurarsa ,durum öğrenildikten sonra kocası kadını hemen boşamaz. Kadının hamile olup olmadığını öğrenmek için  bir adet görmesini bekler. Hamilelik durumu öğrenildikten sonra kadını isterse boşar.İsterse nikahı altında tutar.Uyanık olduğu halde ; tecavüze uğramış kadınlar da bu hükümdedir.(Bu bölümü bir daha araştırt.****))

3-Koca, karısını ;

a-(“1”ve “2ci” maddelerinde anlatıldığı şekilde davranarak),“Dönüşü Olan(Rici) Talakla”, “bir” defa boşaması,

b-Sonra kadının bir hayızdan temizlendikten sonra yine ikinci kere  “Dönüşü

Olan (Rici) Talakla” , “bir” defa boşaması,

c- Daha sonra kadının bir hayızdan temizlendikten sonra yine üçüncü kere “Dönüşü

Olan (Rici) Talakla”,  “bir” defa boşamasıdır.

Bu şekilde üçüncü boşamadan sonra karı ve koca arasındaki nikâh bağı ortadan kalkar. Herkes istediği gibi biriyle evlenir.

Karısını; adetten sonra temizlendiği günlerde(her türlü ibadetini yapar olduğu günlerde) iki talakla boşarsa veya üç talakla boşarsa kocanın bu talakı Bidat boşanma olur. Bu tür boşama Dinimizce hoş karşılanmamıştır.

4-Kadın hayız görürken kocası onunla cinsi münasebet kurarsa; bu münasebetten sonra, kadının temizlendiği günlerde (her türlü ibadetini yapar olduğu günlerde),kadını boşaması haramdır.

Bu durumda koca bekler kadın bir hayız görür. Daha sonra temizlenir ve kocası bu temizlik günleri içinde karısıyla cinsi münasebet kurmaz ve “Dönüşü Olan (Rici) Talakla”, “bir” defa boşamasıdır.

Bu şartlar yerine getirilerek yapılan boşamalara “Güzel Boşama” adı verilir.

(***Bu tür cinsi münasebetler haramdır. Ve Günahtır. Ancak kişi böyle bir günahı işlerse; dinimizin verdiği cezayı yerine getirir.***)

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

2-Daha Güzel Boşama: Aslında ;“Daha Güzel Boşama”  ; “Güzel Boşamanın” aynıdır. Kocanın, karısını bu şekilde boşaması ile “Güzel Boşama”,arasında çok az bir fark vardır.

Bu fark da; koca, karısını temiz olduğu günlerde, cinsi münasebet kurmadan; “Dönüşü Olan (Rici) Talakla”,  “bir” defa boşar. Daha sonra karıyı terk eder. Hiçbir surette kadının yanına gelip evliliğini devam ettireceğini çağrıştıran davranışlarda bulunmaz.

Ve karısını iddet beklediği bu sürede ikinci kez boşamaz. Kadın iddet bitiminde; “Bain Talak (Dönüşü Mümkün Olmayan Boşanma)” ile boşanmış olur.Taraflar bir araya gelmezlerse evlilik sona erer.Herkes istediği bir şekilde hayatını devam ettirir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Bıd’i (Bidat)Boşanma:

           Bıd’i (Bidat)Boşanma: Belirli bir zamanı ve belirli bir adedi (sayısı) olmadan bir anda üç talak ile karının boşanmasıdır. Karının aybaşı olduğu, doğum yapmış (loğusa) olduğu veya bir anda üç talak ile boşama yapıldığı zamanki boşamalar Bu adla adlandırılır.

1- Kocanın, karısını hayız ve nifas günlerinde  (her türlü ibadetini yapamaz olduğu günlerde) boşamasıdır. Bu tür kadın boşama haramdır.

2-Kadın hayızdan ve nifastan temizlendikten sonra (her türlü ibadetini yapar olduğu günlerde)karısıyla cinsi münasebet kurduktan sonra karısını boşamasıdır. Bu tür karı boşama haramdır.

3-Kadın hayız görürken kocası onunla cinsi münasebet kurarsa; bu münasebetten sonra, kadının temizlendiği günlerde (her türlü ibadetini yapar olduğu günlerde),kadını boşamasıdır. Bu tür kadın boşama haramdır.

          Loğusa(Nifas): Kadın doğum yaptıktan sonra geçen 40 günlük süreye lohusalık adı verilir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Erkeğin Karısından Boşanma Durumlarının Adlandırılması

       1-Vacib Boşama: Koca ;karısının nafakasını (geçimini) temin etmediği zaman hakim tarafından hapis cezası verilir ve hapis edilir.Karısının geçimini sağlamayan koca , bu zorlama sonunda ya karısının geçimini sağlasın evine yiyecek getirsin ve diğer ihtiyaçlarını sağlasın veya karısından boşansın.Yine koca herhangi bir sebepten erkekliğini kaybederse bu durumda olan koca karısını boşar.Çünkü evlilik erkek ile kadın arasında olur.Bu durumda koca erkeklik vasıflarını kaybetmiştir.Dolayısı ile karısından boşanmalıdır.Erkekliğini kaybeden kocadan mahkemeye baş vurarak, boşanma isteme hakkı her zaman kadının vazgeçilmez hakkıdır.Bu hakkı kullanmak kadının iffetini ve namusunu koruma hakkıdır. Bu boşanmaya vacip boşanma adı verilir.

      2-Haram Boşanma:

           a- Boşanma sonunda; kocanın zina etme ihtimali olduğu zaman yapılan boşanma haram olan boşanmadır.

b-Boşanmanın kadına zarar verme veya kadına zulüm olsun diye yapıldığı durumlardaki boşanma haram boşanmadır.

3-Mehruh Boşanma:Sebepsiz yere karıyı boşama mekrun boşamadır.

4-Mendub Boşanma:Karının ahlakı bozuk(zina ediyorsa,namaz,oruç ve benzeri farzları terk ediyor) ise o karıyı boşamak mendub boşamadır.

5-Caiz Boşanma:Karı ve koca arasında aşırı geçimsizlik olursa bu arabulucularla ve hakimin verdiği kararlarla giderilemezse bu durumda yapılan boşamaya caiz boşama adı verilir.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Bir Kadınla Evlenmenin Farz, Sünnet, Mekruh Olduğu Durumlar

1-Kadınlara karşı aşırı bir sevgi ve şehvet duyan erkeklerin evlenmesi Farzdır.

2-Normal şartlarda kadınlara karşı aşırı bir sevgi duymayan erkeklerin evlenmesi Müekked Sünnettir.

3-Evlendiği zaman karısının ve çocuklarının geçimini(nafakasını) sağlayamayacak durumda olanların ve karısına karşı kocalık hakkını yerine getiremeyecek veya getirtmede zorlanacak kimselerin evlenmesi Mekruhtur.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Anlaşmaların(Akidlerin) Temel Unsur

Anlaşmaların temeli insanın o anlaşmayı yapmak için bir irade sahibi olmasıdır. Yani hür iradesini kullanarak o anlaşmayı yapmak istemesidir.

İnsan bir anlaşmayı yapmak istediğinde bu duygu önce kalbinde(veya aklında) ortaya çıkar. Yapacağı anlaşmayı kendi menfaatine veya vicdanına uygun bulur. Daha sonra da anlaşmayı yapmak ister. Ancak insanın içindeki bu durum dışarıya vurulmazsa insanlar karşıdakinin niyetinin ne olduğunu bilemezler. İşe bir antlaşmanın olması için insanın içindeki antlaşma yapmak isteğinin baskı altında kalmadan hür bir şekilde dışarıya çıkması ve diğer insanlara bildirilmesi, açıklanması gerekir. Nikâh konusunda bu irade beyanlarına icap ve kabul adı verilir.

İcap: Bir erkek veya kadının, kendisiyle nikâhlanarak evlenmesi için karşısındaki kişiye şahitler önünde cevaplandırması şartıyla bir soru sormasıdır.

       Kabul: Bu evlilik sorusu sorulan kişinin de kendisine sorulan bu soruya olumlu veya olumsuz bir cevap vermesidir.

Sorulan soruya olumlu cevap verilirse nikâh şahitler önünde kıyılır. Ve evlilik antlaşması kesin olarak yapılır. Bir aile kurulur. Eşler birbirlerine helal olurlar.

Sorulan soruya olumsuz cevap verilirse evlilik anlaşması yapılmaz. Nikâh işlemi gerçekleşmez Aile kurulmaz. Karı koca hukuku diye bir şey ortaya çıkmaz. Erkek ve kadın birbirlerine haram olmaya devam eder.

 

               İç İradeyi Ortaya Koymayan Davranışlar.

Bazen insanlarda söz veya söz yerine geçen davranışlar ortaya çıkar. Bu davranışlar insanın iç iradesine uymaz. Bu davranışlar geçerli irade beyanı sayılmaz. Böyle bir durumda ortaya çıkan söz iç iradeyi yansıtmaz. Bu davranışların sonunda bir anlaşma meydana gelmez veya bir anlaşma sonlandırılmaz. İç iradeye uymayan davranışlar şunlardır.

1-İç iradeye uymayan söz kasıtsız söylenmişse; bu söylenen sözün sonunda bir anlaşma ortaya çıkmaz. Örnek: Uyuyan bir kimsenin, delinin, kendisini idare edecek olgunluğa ulaşmamış çocuğun söylediği sözler bir antlaşma ortaya çıkarmaz. Çünkü bu kimselerin hiç birinde her şeyi ayrıntısıyla düşünüp karar verecek bir irade yoktur. Çünkü bu kimselerde niyet olmaz derler Bu kimselerin söylediği sözler kendiliğinden söylenmiş hukuki kıymeti olmayan sözler sayılır.

Sarhoşun irade açıklaması yani bir antlaşma yapması konusunda görüş birliği yoktur. Bu konudaki görüşler şunlardır:

A-Kişinin sarhoşluk veren şeyi; bilmeyerek, zorla veya zaruret sonucu içmişse veya herhangi bir şekilde vücuduna almışsa bu kişinin sarhoşken yaptığı antlaşmalar verdiği sözler geçersizdir.

B- Kişinin sarhoşluk veren şeyi; bilerek, isteyerek, iradesini sarhoşluk veren şeyi vücuduna herhangi bir şekilde almak yönünde kullanırsa ortaya çıkan sarhoşluk sonunda verdiği sözlerin, yaptığı antlaşmaların geçerliliği konusunda din bilginleri arasında görüş birliği yoktur. Bu konuda:

a-Bazı bilginler isteyerek sarhoş olan kimsenin verdiği sözler, yaptığı anlaşmalar geçerlidir derler. Bu düşüncenin sebebi ise; insanları sarhoşluk veren alışkanlıklarından vaz geçirmek ve onlara bir ceza verilmesi düşüncesidir.

b- Bazı bilginler isteyerek sarhoş olan kimsenin verdiği sözler, yaptığı anlaşmalar geçersizdir derler. Çünkü sarhoşta her şeyi ayrıntısıyla düşünüp karar verecek bir irade yoktur. Kısacası sarhoşta niyet olmaz derler. Sarhoşun söylediği sözler boş sözlerdir derler.(İslam bilginleri arasında çoğunlukla benimsenen görüş bu görüştür.)

2- Bilmediği bir dilde, ne söylediğini bilinmeyen bir kimsenin, konuşmak kastıyla konuşması sonucunda, karışışındaki kişi ile bir anlaşma yapan sözler söylemesi sonucunda, bir antlaşma oraya çıkmaz. Örnek yabancı bir Türkiye’ye gelir ve buradaki bir kimse ile konuşmak isterken, Türkçede ki “aldın mı?”, “anlaştık mı?” derde ve karşısındaki Türkçeyi çok iyi bilen kimse de  “aldın veya anlaştık” derse bu durumda bir antlaşma ortaya çıkmaz. Çünkü antlaşma yapacak irade ortada yoktur. Konuşulan sözler boş sözlerdir.

3-Hata sonucu istemeden bazı şeyleri söylemek, bir antlaşma meydana getirmez veya bir antlaşmayı bozmaz. Örnek bir kişinin eşine sen karımsın diyecekken hata sonu seni boşadım demesi gibi. Bu konuşma karı koca arasındaki nikâh anlaşmasını bozmaz. Çünkü kocanın bu konuşmasında bir iç irade yani kasıt yoktur. Hata ile söylenmiş boş sözlerdir. Bu konuda peygamberimiz malen: “Ümmetimden; hata, unutma, zorlanarak bir şeyin yaptırılması kaldırıldı(affolundu)buyurmuştur.

4-Bir eğlence şeklinde, antlaşma yapmak kastı olmadan; bir antlaşma bozacak veya ortaya koyacak şeyler söylemedir. Bu tür konuşmalar bir antlaşma ortaya çıkarmaz.Çünkü irade satış için açıklanmaz.Sadece ortada eğlence için baz şeyleri söylemek kastı vardır.

Bu tür konuşmalarda şaka yapan söylediği sözlerin ortaya çıkaracağı sonuçları düşünmeden ve kas etmeden, söylediği sözlerin manasını bilerek kendi isteğiyle konuşur. Bu konuşmalar sonunda bir antlaşma ortaya çıkmaz Bir antlaşma bozulmaz.(Din bilginlerinin çoğunun desteklediği  görüş budur.)

Şaka yapanın söylediği sözler sonucunda bir anlaşmanın olacağı veya bozulacağı konusunda din bilginlerinin farklı görüşleri vardır. Anca şakan yapılmayacak bazı şeyler vardır. Bu şeyler hakkında söylenen sözlerin şakası da ciddisi de birdir. Her ikisi de hukuki sonuçlar ortaya çıkarır. Üzerinde şaka olmayan şeyler şunlardır:

a-Bir kadının bir erkekle nikahlanması. Bu konuda şaka yapılmaz bir erkek veya kadın şaka ile diğerine; “Benimle evlenir misin?” dese. Karşısında ki de; “Evet seninle evlenirim” dese. Yanlarında iki erkek veya bir erkek iki kadın şahit olsa bu kadın ve erkek arasında geçerli bir nikâh kıyılmış olur.

b-Karı ve kocanın şaka ile boşanması(Talakı). Bu konuda şaka yapılmaz bir koca veya karı şaka ile diğerine; “Seni şu kadar talak ile boşadım.” dese. Bu karı ve koca arasında söylenen talak kadar boşanma gerçekleşir. Karının kocasını boşaması için nikâh sırasında veya nikâh sonrasında kocasından belirli talak kadar kocasını boşama hakkı alması gerekir.

c-Boşanmaktan vaz geçme(ricat).

1-Karısını dönülebilir boşanma ile boşayan erkek şaka ile karısına ; “Seni boşamaktan vaz geçim veya sana döndüm dese veya şaka ile karısına döndüğünü bildirecek davranışlar yapsa” bu erkek karısına dönmüş sayılır.

2-Dönülmez bir veya iki talakla karısını boşayan koca; iddet süresi bitiminde karısına döndüğünü söyleyen koca, kalan talaklarla nikâh antlaşması yaparak karısıyla nikâhlanmış olur. Bu durumda şakanın yapıldığı yerde nikâh şahitlerinin olması gerekir.

d-Köle azadı. Bir kimse sahibi olduğu kölesine şaka ile ; “Seni azad ettim dese.” O köle azad edilmiş sayılır. O köleden hürriyetini kimse geri alamaz.

Bu sayılan dört şeyin şakası da ciddisi de birdir. Kesinleşmiş hukuki sonuçlar ortaya çıkarır.

Bu konuda peygamberimiz malen: “Üç şeyin ciddisi de ciddi,şakası da ciddidir: nikah, talak, ricat.(Bir başka rivayette de bu üç şeye ilaveten “köle azadı.)dır”.buyurmuştur.

[Bu hadisin geçtiği hadis kitapları:(Ebu Davud, Sünen, Talak. Bab; 9).(İbni Mace, Sünen, Mukaddime. Bab;7.Talak, Bab;13). Tirmizi. Sünen, Talak, Bab;9.)].

Bu sayılan dört şey haricinde; yapılan antlaşmalar ve söylenen sözler; şaka veya eğlence kastıyla söylenen sözlerle bozulmaz. Kısacası bir hukuki sonuç ortaya çıkarmaz. Yine şaka veya eğlence kastıyla söylenen sözler ile bir anlaşma yapılmaz. Kısacası şakacının sözleri bir anlaşma oraya çıkarmaz.

Bu Saydığımız Dört Konudan Başka Şaka Yapılamayan Konular.

1-Küfür kelimelerin söylemek.(Allah’a şirk koşmayı açıklayan kelimeler.).Çünkü insan Allah ile alay edemez. Yine insanlar, Allah’ın gönderdiği Kuran ayetleriyle alay edemez.

 

 

5-Zoraki bir şeyi kabul ettirme. Bu durumda zoraki yaptırılan şeyler hakkında bir hukuki sonuç ortaya çıkmaz. Şaka ile veya eğlence kastıyla söylenen sözler ile Çünkü zoraki yaptırılan bir işte zorlanan kişinin hür iradesi ve o işi yapmak için bir düşüncesi, niyeti yoktur. O sade sıkıntıdan kurtulmak için öyle davranmıştır.

“Şakası da ciddisi de ciddi olan davranışlarda” ise Hanefi Mezhebi Bilginleri; “zoraki bu konularda söyletilen sözlerin” kesin hukuki sonuçlar ortaya çıkaracağını söylerler.

Ancak “Din Bilginlerinin Büyük Çoğunluğu” zoraki yaptırılan bu işlerin hukuki ve dini bir sonuç oraya çıkmayacağı yönündedir. Hanefi Din Bilginleri bu konuda azınlıkta kalırlar. Hanefi mezhebine uyanlar arasında ki uygulama çoğunluğun görüşüne göredir.

6-Adamın biri; antlaşma yapmak için bir kimseye bir söz söylerse ve bu sözüyle bir başka antlaşmanın ortaya çıkmasını kast ederse,

Bu adamın kast ettiği şeye ait kesin işaret(delil) de bulunursa,

Bu durumda söz söyleyen kişinin söylediği söz sonunda ortaya çıkan antlaşma teklifi kesindir.

Antlaşma yapılmak istenen kimse de, bu teklifi kabul ederse antlaşma ortaya çıkar. Hukuki sonuçlar kesinleşir. Tarafları yapılan antlaşmaya uymak zorundadırlar. Çünkü insanın içindeki irade malını satmak için açıklanmıştır.

Örnek: Bir kişi “Sana şu binek arabamı beş bin liraya bağışladım” derse, karşısındaki kişi de ; “Senin binek arabanı beş bin liraya aldım.”derse satış antlaşması gerçekleşmiş olur. Ortaya çıkan durum bir bağış değil satış antlaşmasıdır.

7-Antlaşma yapmak kastıyla söylenen ve yapılan anlaşmayı açıklayan, ancak hukuk açısından meşru sayılmayan bir amacın yerine getirilmesi kastıyla, irademizle yapılan antlaşmanın geçerli olup olmadığı konusunda din bilginleri arasında görüş ayrılığı vardır.

Şarap imal edenlere şarap satmak, yol kesen haydutlara silah satmak, günümüzde devletine isyan edenlere ve teröristlere silah ve yiyecek sarmak gibi.

Bu Konudaki Görüşleri Şunlardır:

a-Din bilginleri arasında dış iradeyi yani karşımızdaki kişinin açıklamasına göre davranacağımızı savunanların görüşleri şöyle özetlenebilir.

Antlaşmanın bütün şatları ortaya çıkmışsa yapılan antlaşma geçerlidir. Çünkü dünyada hükümler insanların açıkladıkları bilgilere göre verilir. Biz karşımızdakinin niyetinin ne olduğunu bilemeyiz. İnsanlar karşısındakinin sözlerinin dış görünüşlerine yani anlamlarına bakarak bir karara varır. İnsanların içlerinde nelerin olduğunu ancak Allah’ın bileceğini söylerler.

Örnek: Şarap yapıp satan kişiye şarap yapması için üzüm satmam. Ancak bu kişiye gıda ve İslam Dinine uygun işleri için üzüm satarım.

Özellikle, yapılan antlaşmada taraflardan biri kötü niyetli olduklarını açıklarlarsa yapılan antlaşma bozulur. Çünkü Kuran; Müslümanların kötülükte yardımlaşmasını yasaklamıştır.

b- Din bilginleri arasında iç iradeyi yani karşımızdaki kişinin içinde sakladığı niyetlerinde antlaşma yapımı sırasında önemli olduğunu savunanların görüşleri şöyle özetlenebilir.

Bir kişi kötü niyetini belli ederek bizden bir şey satın almaya kalkarsa bu kişi ile antlaşma yapmamak gerekir. Bu kişilerle yapılan anlaşmalar geçersizdir. Çünkü Müslümanlar kötülükte yardımlaşamazlar. Bu tür yardımlaşmalar Kuran’da yasaklanmıştır.

Örnek: Şarap yapıp satan kişiye şarap yapması için üzüm satmam. Ancak bu kişi benden gıda için veya İslam Dinine uygun işleri için üzüm satın almak ister. Ben buna razı olurum. Ama bu antlaşma yapımı sırasında davranışlarından ve şüpheli konuşmalarından benden alacağı üzümlerle şarap yapıp satacağını anlarsam, bu kişiye üzüm satmam. Bu konuda yaptığım anlaşmayı bozarım.

 

Sonuç olarak diyebiliriz ki bir şey satmak için yapılan anlaşmalarda dış görünüş ve niyet önemlidir. Hiç bir zaman kötülüğe yardımcı olacak bir antlaşmamak gerekir.

S  O  N

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&